“Kıbrıslılar olarak anlatacak hikâyelerimiz var”

Yayıncı Haris Ioannides, YENİDÜZEN'e konuştu; "Kıbrıslılar olarak anlatacak hikâyelerimiz var" ifadelerini kullandı.

Simge ÇERKEZOĞLU

Yayıncı Haris Ioannides ile, 1995 yılında hayata geçirdiği Armida Yayınevi üzerinden Kıbrıs edebiyatına bakışını ve bu alandaki üretimlerini konuşuyoruz. Armida, kurulduğu günden bu yana yalnızca kitap yayımlayan bir yapı olmanın ötesinde, Kıbrıs’tan çıkan hikâyeleri daha geniş okur kitleleriyle buluşturmayı kendine şiar edinmiş. Üstelik yayınevinin adı da tesadüf değil. Torquato Tasso’nun Gerusalemme Liberata adlı epik şiirindeki bir karakterden geliyor. Bu tercih, Armida’nın edebiyatı yalnızca üretilecek bir içerik olarak değil, anlam kuran, farklı dünyalar arasında bağ kurabilen bir zemin olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ioannides ile, edebiyatla kurduğu kişisel bağdan yola çıkarak Kıbrıs’tan dünyaya açılmanın imkânlarını, çeviri pratiklerini ve edebiyatın toplumlar arasında nasıl bir diyalog kurabildiğini konuşuyoruz.

“Babamın tutkusunu yayınevi kurarak sürdürmek istedim”

Haris Ioannides’in en dikkat çeken yönlerinden biri, ünlü Kıbrıslı yazar Panos Ioannides’in oğlu olması. Yıllar içinde edebiyatla kurduğu ilişkinin izini sürerken, bunun kaçınılmaz bir miras mı yoksa bilinçli bir tercih mi olduğunu merak ediyorum.

“Çocukluğumda her yerde kitaplar vardı. Babam edebiyatı derinden seven biriydi. Çok okur, daktilosunun başında saatlerce yazı yazardı. Asıl işi ise Kıbrıs Radyo Televizyon Kurumu’nda çalışmaktı. Televizyonda programlardan sorumlu müdürdü ve uzun saatler çalışırdı. Annem de yazardı. 1980’li yılların başında birlikte bir yayınevi kurdular. Çocukken babamla oraya gider, kitapların nasıl basıldığını izlerdim. Bu benim için büyüleyiciydi. Böyle bir ortamda büyüyüp de edebiyatı sevmemek mümkün değildi. Yine de kendimi yazarak ifade etmeyi hiç düşünmedim. Kendime farklı bir yol çizdim. Amerika’da gazetecilik eğitimi aldım, bir süre orada bir gazetede çalıştım. Geri döndüğümde ise, 1995 yılında, yeniden bir yayınevi kurarak babamın tutkusunu sürdürmek istedim.”

“Kıbrıslılar olarak anlatacak hikâyelerimiz vardı”

Armida’nın yayın çizgisi, kültür, tarih ve kimlik ekseninde Kıbrıs’a odaklanıyor. Bu yaklaşım, hem Kıbrıs edebiyatına güçlü bir zemin sunma hem de onu dünya ile buluşturma arzusunu taşıyor.

“Yayınevi ilk kurulduğundan bu yana, Kıbrıs kitaplarını deniz aşırıya taşımayı hedefledik. Amacımız, Kıbrıslı yazarları uluslararası alanda tanınır ve görünür kılmaktı. İlk yıllarda internet bugünkü gibi değildi, e-kitaplar yoktu. Dünyaya açılmak bugüne kıyasla çok daha zordu. Ama söyleyecek sözümüz, Kıbrıslılar olarak, hangi dilde olursa olsun, ister Yunanca ister Türkçe, anlatacak hikâyelerimiz vardı. Bunun için de bir yol bulmak zorundaydık.” 

“Kariyerimi uluslararası fırsatların bulunmasına adadım”

Haris Ioannides, edebiyat dünyasında asıl belirleyici unsurun yetenek olduğunu vurguluyor. Ona göre gerçekten iyi yazan bir yazarın, nereden geldiğinden bağımsız olarak dünyada karşılık bulması mümkün.

“Eğer gerçekten iyi yazıyorsanız, dikkat çekici ve güçlü teklifler almanız her zaman mümkündür. Bunun tanınmış olmakla doğrudan bir ilgisi yok. Küçük bir yerden geliyor olsanız da, çok bilinen bir yazar olmasanız da bu ihtimal her zaman vardır. Elbette uluslararası alanda var olmak ve kitap yayımlamak zor. Bu politik bir mesele değil, daha çok bir kaynak meselesi. Ama inanıyorum ki fırsatlar arttıkça bu adadan çok güçlü yazarlar çıkacaktır. Aslında ben kariyerimi, Kıbrıs’tan yola çıkarak yazın dünyasında uluslararası fırsatların nasıl bulunabileceği sorusuna adadım. En iyi çeviri olanaklarını araştırmak, farklı kitap fuarlarına katılmak, sesimizi deniz aşırıya ulaştırmanın yollarını aramak… Hep bunun için çalıştım. Kıbrıs’ın kendine özgü bir tarihi var ve bence insanların bunu öğrenmesi gerekiyor. Burada politik bir şeyden söz etmiyorum; adanın eşsiz ve özgün yapısından bahsediyorum. Bu yapı, aynı zamanda insan hikâyelerini de barındırıyor.”

“En temel iletişim yöntemlerinden biri kelimeler”

Armida yayınevi Kıbrıslı Türk yazarların kitaplarını İngilizce ve Yunanca’ya çevirerek farklı okur kitlelerine ulaşmasını sağlıyor. Aslında bu yönüyle de bir anlamda adadaki ayrılığa, bölünmeye meydan okuyor. Kıbrıs’ı edebiyatla birleştiriyor. 

“Edebiyat, toplumlar arasında bir diyalog yaratmak adına önemli bir kaynak. En temel iletişim yöntemlerinden biri kelimeler. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar olarak konuşmaya başladığımız anda birbirimizi de anlamaya başlıyoruz. Dolayısıyla okumaya başladığımızda da birbirimizi daha iyi anlıyoruz. Birbirimizi anlamak, tanımak; ilişkilerimizi daha ileriye taşımak, daha çok yol almak anlamına geliyor. Keşke Türkçe konuşabilseydim diyorum ama mümkün değil. O nedenle ben de bunu, çevirdiğim kitaplarla yapmaya çalışıyorum. Kitapları özenle seçiyorum, sonra da o kitapları okurla buluşturmaya çalışıyorum. İnanıyorum ki birbirimizi anlamak için edebiyat en güçlü yöntem. Kitap basmak, hikâyelerimizi paylaşmak çok değerli. Hatta ilişkilerimizi ileri taşımanın yegâne yolu.”

“Kıbrıslı Türk yazarların kitapları konusunda başarılıyız” 

Kıbrıslı Rum okurların, Kıbrıslı Türk yazarların eserlerine gösterdiği ilgiyi de sohbetimizin odağına alıyoruz. Onun, gerçek okurun her şeyi okuyabilme potansiyeline sahip olduğu yönündeki görüşüne ben de katılıyorum; bunu kendi okuma deneyimimden de biliyorum.

“Yunanca okurlar, Kıbrıslı Türk yazarların kitaplarına oldukça ilgi duyuyor. Dürüst olmak gerekirse, bence okurlar aslında yazarın kim olduğunu çok önemsemiyor; tabii çok ünlü bir isim değilse. Okumayı seven insan, herkesi ve her şeyi okuyabilir. Daha çok içeriğe bakar. Dolayısıyla bugüne kadar bu konuda hiçbir başarısızlık yaşamadım, olumsuz bir geri dönüş de almadım. Kıbrıslı Türk yazarların kitapları konusunda başarılı olduğumuza inanıyorum ve bunu sürdürmeye devam ediyoruz. Bunun için de belli bir bütçe ayırıyoruz.”

“Ortak bir dil oluşturduğumuzu söylemek zor”

Bir yayıncı olarak yayımlanacak kitapların tamamını okuyup değerlendirdiğini biliyorum. Bu noktada Kıbrıs edebiyatının ortak bir anlatım dili oluşturup oluşturamadığını, yoksa daha çok ayrışan anlatılar mı barındırdığını merak ediyorum.

“Üzülerek belirtmeliyim ki Kıbrıs edebiyatında, Kıbrıslı Türk ve Rum yazarlar arasında farklı anlatım dilleri var. Ortak bir dil oluşturabildiğimizi söylemek zor. Bunun nedenlerine bakacak olursak, ortak bir anlatı yaratmak için yeterince çaba gösterilmediğini söyleyebilirim. Hatta bunun yerine daha ayrılıkçı anlatılar gelişti. Ancak bana göre barış, birleşme ve ortaklaşma üzerine kurulu bir dilin sesi yükselmeli. Bu sesin çok daha güçlü çıkması gerekiyor.”

“Dünyada yayıncılık birkaç büyük şirketin elinde”

Günümüzde yayıncılık, yalnızca kitap basmaktan ibaret değil; dijitalleşme, küresel rekabet ve değişen okur alışkanlıklarıyla sürekli yeniden şekillenen bir alan. Bu dönüşüm içinde bir yayınevinin nasıl ayakta kaldığını, nasıl yön bulduğunu konuşuyoruz.

“Yayıncılık elbette çok değişime uğradı. Biz de yayınevi olarak doğru zamanda bu değişime adapte olduğumuzu düşünüyorum. Şu anda sesli kitaplarımız ve e-kitap formatında dijital yayınlarımız var. Amazon’da satılıyorlar. Sesli kitaplarımız şu an sadece İngilizce, çünkü Amazon Yunanca sesli kitaplara izin vermiyor. Sanırım henüz böyle bir piyasa yok. Günümüzde yayıncılık ciddi rekabetin olduğu bir alan. Bu nedenle kendinizi yenilemezseniz yok olmanız kaçınılmaz. Dünyada yayıncılık büyük ölçüde birkaç büyük şirketin elinde. Zaten kitap okuma oranı da giderek azalıyor; insanların ellerinde kitap görmek zorlaşıyor. Bu yüzden nasıl ayakta kalacağımız üzerine ciddi şekilde düşünüyoruz. İyi ve nitelikli kitaplar yayımlayarak okurlarımızı kaybetmemeye çalışıyoruz. Doğu Akdeniz edebiyatından çeviriler yapıyoruz. Yayın hakları satın alıp çeviriler gerçekleştiriyoruz. Sonuçta bize yakın bir coğrafya; oradaki okurları buraya çekmek de daha kolay. Arapça yazan, Libya ve Suriye’den yayımladığımız yazarlar da var; üstelik tanınmış isimler. Tabii başka ülkelere de bakıyorum. Türkiye’den de anlaşma imzaladığımız, Kıbrıs’ı da içeren akademik bir tarih kitabı var. Yerel yazarlarımıza dünyada bir yer açmaya çalışırken, aynı zamanda bölgeye dair tamamlayıcı sesleri, yazarları ve anlatıları, seçip onları kendi kitaplarımızın yanına konumlandırmak istiyorum.”

Kültür & Sanat Haberleri