Kıbrıslı şair kadınların köklerine yolculuk ve vefa dolu bir kayıp mirasın hatırla(t)ması

Neşe Yaşın, Cemay Onalt Müezzin ve Demetra Socratous ile bir araya geldik ve üç kuşağa yayılan ortak çalışmaları konuştuk.

Murat OBENLER

Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği ile Kıbrıs Edebiyatçılar Birliği’nin iş birliğiyle düzenlenen “Kayıp Şair Kızkardeşlerimiz - Χαμένες Αδελφές - Lost Poet Sisters” etkinliği sonrasında, her iki örgütten etkinliği organize eden kadın şairler Neşe Yaşın, Cemay Onalt Müezzin ve Demetra Socratous ile bir araya geldik ve üç kuşağa yayılan ortak çalışmaları konuştuk.


“Bizim ilk iş birliğimize 1990’da Aziz Nesin vesile oldu. Geçişlerin başlamasıyla bu ivme arttı.”

Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği ile Kıbrıs Edebiyatçılar Birliği’nin iş birliklerinin nasıl başladığından bahsederek sohbetimize giriş yapmak isterim.

Neşe Yaşın: Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği (KSYB) ile Kıbrıs Edebiyatçılar Birliği’nin (KEB) ilk buluşması 1990 yılında Aziz Nesin’in Kıbrıs’a gelmesiyle oldu. Aziz Nesin, Kıbrıs’a Larnaka’dan geleceğini duyurunca Kıbrıs Türk gazeteleri ona saldırmaya başladı. Denktaş’a bir mektup yazan Nesin, güneyden davet aldığını belirtti ve kuzeye de geçmek istediğini ifade etti. Sıfır iletişim günlerinden geçilen o dönemde, güneyde gazeteler “Aziz Nesin padişah gibi karşılandı” başlıkları attı. Aziz Nesin, Kıbrıslı Rum yazarları alıp kuzeye geçirmeyi başardı ve bizleri de güneye geçirdi. Bu bizim ilk iş birliğimizdi ve buna Aziz Nesin vesile oldu.

Daha sonra iş birliğimiz sürdü ama geçiş kapılarının açılmasıyla bu ivme arttı. Yıl içerisinde yaptığımız geleneksel etkinlikler oluştu. Gençler için ilk olarak bir şiir ve öykü yarışması düzenledik. Sonra ilk kitap yarışması olsun istedik. Dosyası hazır olan ama ilk kitabını çıkarmamış gençler bu yarışmalara katıldı ve her yıl bir K/T ve bir K/R gence ödül verdik. İki dile çevrilen bu ürünler ortak kitap olarak basılıyor. Her yıl iki etkinlik daha yapıyoruz: biri 8 Mart’ta yaptığımız şair kadınlar etkinliği, diğeri ise 21 Mart Dünya Şiir Günü etkinliği.

Önceleri kadın şair etkinliği, iki kuzeyden ve iki güneyden olmak üzere dört şair kadının katılımıyla yapılıyordu. Ancak erkeklerin organize ettiği, erkek başkanların konuştuğu ve kadın şairlerin sadece şiirlerini okuduğu bir etkinlikti. Biz dört yıl önce bunun kadınlar tarafından organize edilmesi gerektiğinden hareketle ortak bir komite kurduk. Maria Siakalli, ben ve Emel Kaya vardı. Biraz tartışmalı bir süreç oldu. Hacıpapas başkan olarak mutlaka konuşmak istedi ama biz, kadınlarla ilgili bir etkinlikte buna hayır dedik ve bu alanı tamamen kadınların organize ettiği, konuştuğu, şiir okuduğu ve şarkı söylediği bir etkinliğe dönüştürdük.

Etkinliğin başlığı “Yinekadın” idi. Rumca “Γυναίκα (Yineka)” ve Türkçe “Kadın”ı birleştirdik. Bir tahta ağaç koyarak katılımcılardan şair kadınlara ait dizeler asmalarını istedik. Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” makalesinden hareketle buna “Kendine Ait Bir Ağaç” dedik. Odayı, yaşam alanı bulamayan kadın şairlerin fotoğraflarını çamaşır ipine mandallarla asarak dekore ettik. Türkçe ve Rumca şiirleri buluşturan bir ağacımız ve onu çevreleyen kayıp kızkardeşlerimiz olmuştu.


“Bu etkinlik değerlerimizle, cinsiyetimizle, birbirimizle ilgili bağlantılar üzerine düşünmemizi sağladı.”

İki toplumlu çalışmalar bu iki dernek için ne kadar önem taşıyor?

Demetra Socratous: Ben henüz şiir kitabını çıkarmamış genç bir kadın şairim. Çocuklar için şiir kitapları yayımladım. Bu etkinlik bana özellikle K/T şairlerle deneyim paylaşımı ve kendi şiirlerimi paylaşma imkânı verdi. Bu tamamen bir kadın etkinliği ve bunu diğer şair kadın arkadaşlarla birlikte organize etmemiz çok değerli.

Bu etkinlik; değerlerimiz, cinsiyetimiz ve birbirimizle kurduğumuz bağlar üzerine düşünmemizi sağladı. Şiiri kendimizi ifade etmenin bir aracı olarak kullanarak ortak yollar geliştirmemize katkı sundu. Çok güçlü ve ilham verici bir etkinlikti. Şiir yoluyla kadınların güçlendirilmesini de sağlıyor.

20 yıldır iki toplumlu etkinliklere katılıyorum. Association of Historical Dialogue and Research yönetim kurulu üyesiyim ve atölyeler yapıyorum. İki toplumlu Kültürel Miras Komitesi’nde de yer alıyorum. Bu etkinliğin tüm Kıbrıs’ta yaşayan toplumları kapsayacak bir vizyonla yapılması çok değerli. Kayıp ve saklı kalmış değerleri keşfetmemizi sağladı.

Cemay Onalt Müezzin: Bu etkinlikle üç kuşak kadın şairi bir araya getiriyoruz. Kuşaklararası bir buluşma olması çok önemli. Bizler hep Neşe Yaşın’dan ilham aldık.

Neşe Yaşın: Bizler Kıbrıs’ın birleşmesi için çalışan ve tüm kuşaklardan şairleri bir araya getiren iki örgütüz. Elbette maddi destek konusunda sıkıntılar yaşıyoruz ama bunlara takılmadan etkinliklerimizi özgürce yapıyoruz. Güneyde çok güçlü bağlantılarımız ve dostlarımız var; onlar her zaman yanımızda.


“Ortak düşünceyi birlikte üretiyoruz.”

Birbirini tanıyan, destekleyen ve dayanışma içinde olan güçlü bir topluluk resmi ortaya çıkıyor.

Neşe Yaşın: Bölünmüş bir adada yaşamanın getirdiği sorunlar zaman zaman ortaya çıkıyor ama biz tüm talepleri dengeleyerek ortak düşünceyi üretiyoruz. Üç etkinlik geleneksel hale geldi ve birlikte devam ediyoruz.


“Pandemide 8 saatlik şiir maratonu yaptık.”

Pandemi döneminde neler yaptınız?

Neşe Yaşın: 8 saatlik kesintisiz bir online şiir maratonu yaptık. Dünyanın birçok yerinden şair katıldı. Çok başarılıydı.


“Mitokondriyal Havva’dan ilham aldık.”

Pandemi sonrası dönemde neler yaptınız?

Neşe Yaşın: 2024’te “Anne, Mitokondrilerin İçin Teşekkür Ederiz!” temalı bir etkinlik yaptık. Mitokondriyal Havva kavramından yola çıktık. Odayı annelerimizin ve büyükannelerimizin fotoğraflarıyla donattık ve şiirlerimizi okuduk.

2025’te ise “Bir kızkardeşe mektup” etkinliğini yaptık.


“Şair kadın olmak cesaret ister.”

Kayıp Şair Kızkardeşler temasını nasıl oluşturdunuz?

Neşe Yaşın: Bu bir seri olarak başladı. Sonra iki toplumlu hale getirerek tüm Kıbrıs’a yaydık. Toplamda 19 kayıp şair belirledik.

Cemay Onalt Müezzin: “Kayıp” kavramı sadece ölümü değil, görünmezliği de içeriyor.

Neşe Yaşın: Kadınlar kamusal alana geç girdi. Şair kadın olmak çok cesaret ister çünkü özeli kamusala taşırsınız. Birçok kadın takma isim kullanmak zorunda kaldı.


“Daha güçlüyüz ama mücadele sürüyor.”

Toplumsal cinsiyetin etkisi var mı?

Neşe Yaşın: Evet, çok fazla. Emily Dickinson bunun en bilinen örneklerinden biridir. Virginia Woolf da bunu vurgular.

Demetra Socratous: Geçmişte kadınların imkânları sınırlıydı. Bugün daha güçlüyüz ama mücadele sürüyor.


“Ortak bir kadın belleği yaratmalıyız.”

Bu etkinliklerin görünürlüğü yeterli mi?

Neşe Yaşın: Kadınların hikâyelerinden oluşan ortak bir bellek yaratmalıyız.

Cemay Onalt Müezzin: Eğitim sisteminde de ciddi eksiklikler var. Gençleri teşvik eden yapı yok denecek kadar az.

Demetra Socratous: Daha fazla insanı bu etkinliklere dahil etmeliyiz.


“Bir vefayı yerine getirdik.”

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Cemay Onalt Müezzin: Kayıp kadın şairlerin izini sürdük ve onları bugüne taşıdık.

Neşe Yaşın: Bir vefayı yerine getirdik. Hiç kimseyi unutmamaya çalıştık. Farklı kuşakları buluşturduk.

Kültür & Sanat Haberleri