‘Karma evlilikler ve yurttaşlık BM’nin gündeminde’

3 Kıbrıslı Türk ilk kez, Cenevre’de Birleşmiş Milletler’in (BM) Evrensel Periyodik İnceleme oturumunda Kıbrıslı Türklerin yaşadığı insan hak ihlalleri ile ilgili sunum yaptı ve önerilerde bulundu.

Serap ŞAHİN

3 Kıbrıslı Türk ilk kez, Cenevre’de Birleşmiş Milletler’in (BM) Evrensel Periyodik İnceleme oturumunda Kıbrıslı Türklerin yaşadığı insan hak ihlalleri ile ilgili sunum yaptı ve önerilerde bulundu.

Evrensel Periyodik İnceleme adı altında Birleşmiş Milletler’e üye her devletin 4,5 yıl aralıklarla geçmesi gerektiği bir süreç olan değerlendirmede, insan hakları alanındaki sorumluluklarına dair raporlar değerlendiriliyor. Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki haklarıyla ilgili yaşanan hak ihlalleri raporda öne çıkarıldı.

YENİDÜZEN’e söz konusu rapor ile ilgili bilgi veren İnsan Hakları Platformu’ndan 3 örgüt de söz konusu sürece rapor sundu ve kendi tematik alanlarına dikkat çekti.

Söz konusu sunuma İnsan Ticareti ile Mücadele ve Mülteci Hakları Program Koordinatörü Fezile Osum, Demokratik Haklar Program Koordinatörü Didem Eroğlu ve LGBTİ+ Hakları Program Koordinatörü Erman Dolmacı katıldı.

BM’ye; insan ticareti, mülteci hakları, karma evlilikler ile ilgili Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı hakkı, bilgiye erişim ve örgütlenme özgürlüğü ve LGBTİ+ların uğradıkları hak ihlallerini öne çıkaran 3 Kıbrıslı Türk, ilk defa Kıbrıs Türk toplumundan örgütlerin Cenevre’de böyle bir sunum gerçekleştirdiğine dikkat çekti; Kıbrıs Cumhuriyeti değerlendirilirken Kıbrıslı Türklerin bakış açısından insan haklarının ne durumda olduğunun hiçbir zaman ele alınmadığını, bunun bir ilk olduğunu belirtti. 

İnsan Ticareti ile Mücadele ve Mülteci Hakları Program Koordinatörü Fezile Osum:

“İki Toplumlu Suç ve Suça İlişkin Konular Teknik Komitesi, insan ticaretiyle mücadele konusunda daha iyi çalışabilir”

Kıbrıs’taki bölünmüşlük ve kuzeydeki kontrolsüz ve denetimsiz nüfus, insan ticareti ile ilgili olarak denetim olmaması ve bunun ada genelindeki mağduriyetlerini nasıl arttırdığına yönelik çalışmalar yapan İnsan Ticareti ile Mücadele ve Mülteci Hakları Program Koordinatörü Fezile Osum, Cenevre’deki sunumunda öne çıkardığı başlıkları YENİDÜZEN’e anlattı.

Özellikle üniversitelerde öğrenci vizesinin çok kolay alınması ve bunun denetimsiz bir sistem olarak ada geneline olan yankılarından bahsettiğini belirten Osum, sunumda diğer öne çıkardığı konunun ise mültecilerle ilgili olduğunu kaydetti. Mültecilerle ilgili kuzey ve güneyin rakamlarının birbirini desteklediğini belirten Osum, mülteci gelişlerinde özellikle 2018 yılı ve sonrasında artış görüldüğüne dikkat çekti. Kuzey ve güneyin bu konuda iş birliği içinde olmamasının mültecilere olan olumsuz etkisini de ele aldığını kaydeden Osum, daha çok Kıbrıs sorunu ve bunun göç politikalarına etkisini ve yol açtığı mağduriyetlerin ele aldığını belirtti.  Osum, özellikle insan ticareti ile ilgili olarak iki tarafın liderleri altında, BM’nin himayesinde yürütülen İki Toplumlu Suç ve Suça İlişkin Konular   Teknik Komite’nin olduğunu, komitenin insan ticaretine karşı daha iyi çalışabileceğini ve daha fazla işbirliği yapılması önerilerinde bulunduğunu belirtti, ayrıca sum “Komite aracılığıyla iki tarafın polisleri işbirliği yapabiliyorlar” dedi.

“Güneydeki mültecilerin % 60’ı kuzey üzerinden geliyor”

Sunumda, güneydeki mültecilerin konaklamalarını sağlayan kabul merkezlerinin olumsuz koşullarından da bahsettiğinin altını çizen Osum, konunun sadece kuzey ile kısıtlı olmadığını kaydetti.

Osum, güneyde bulunan verilerde, güneye giden mültecilerin yaklaşık yüzde 60’ının kuzey üzerinden geldiğini söyledi.


Demokratik Haklar Program Koordinatörü Didem Eroğlu:

“Karma evlilikler bağlamında Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı konusunda da önerilerde bulunduk”

Birleşmiş Milletler’e sunulan raporda Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yaşadıkları ayrımcılıklara ve sıkıntılara dikkat çektiğini belirten Demokratik Haklar Program Koordinatörü Didem Eroğlu, özellikle 3 konuyu öne çıkardığını kaydetti. Karma evlilikler ve Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alma ile ilgili eşitsizlik ve adaletsizlikle ilgili detaylı bilgi ve önerilerde bulunduğunu belirten Eroğlu, bunların yanında bilgiye erişim konusunun da çok önemli olduğunu ve bunu da raporunda sunduğunu kaydetti.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dillerinden birinin Türkçe olduğunu ancak bu konuda Kıbrıslı Türklerin sıkıntı yaşadığına dikkat çeken Eroğlu; örneğin eğitim, sağlık gibi temel haklara erişimde ve ilgili yasalara erişimde, dolayısı ile de ne tür haklara sahip olunduğuna dair bilgi eksikliğinden kaynaklanan sıkıntılar yaşandığını söyledi. Eroğlu, “Bunlar Türkçe olarak sunulmuyor. Bu yüzden de büyük sıkıntılar yaşanıyor” ifadelerini kullandı. Eroğlu, güneyde yaşayan veya çalışan Kıbrıslı Türklerin sayısının arttığını ve bu gibi sıkıntıların günlük hayatlarını zorlaştırdığını kaydetti. Eroğlu, “Örneğin banka hesabı açma sıkıntısı. Adres gösteremediğimiz için banka hesabı da açamıyoruz. Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından öne çıkarılan, Avrupa Birliği yasaları çerçevesinde kara para aklama ve antiterörizm konusunda bankalar önlem alıyor. Güneydeki sivil toplum örgütleri de banka hesabı açmada sıkıntı yaşıyorlar. Yüksek risk kategorisinde sayılıyorlar. Kıbrıslı Türkler de aynı şekilde yüksek risk kategorisinde sayılıyorlar. ” şeklinde konuştu. Konuyla ilgili Merkez Bankası’nın mektup yayınlamasına rağmen, güneydeki bankaların hala çekimser olduklarına dikkat çeken Eroğlu, “Bunların kolaylaştırılması ile ilgili önerilerde bulunduk” dedi.

“1963’ten sonra geçen hiçbir yasa artık Türkçeye çevrilmedi”

Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti dahilinde demokratik haklara erişiminin aslında sürdürülebilir barış için elzem olduğunu belirten Eroğlu, “Bu haklar, yaşanan hak ihlallerinin giderilmesi için aslında başlangıç noktasıdır” ifadelerini kullandı. Raporu hazırlarken enteresan verilere ulaşıldığına işaret eden Eroğlu, 1964 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi’nde Mustafa İbrahim ve diğerlerine karşı görülen bir dava olduğunu ve söz konusu davanın 1963-1964 olaylarıyla ilgili olarak açıldığını ifade etti.  Davada ‘Yaşanan bu çatışmalardan dolayı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki toplumluluk özelliği askıya alınmıştır’ ifadeleri olduğunu belirten Eroğlu, “1963’ten sonra geçen hiçbir yasa artık Türkçeye çevrilmedi. Bu bir dönüm noktası olmuş. Biz de yaptığımız öneride, günümüzde bu kararın geçersiz olduğunu, sıcak bir çatışma olmadığını, güneyde birçok Kıbrıslı Türkün çalıştığı, yaşadığı veya seyahat ettiği, birçok hakkı olduğu ve bu haklara erişimde sıkıntılar yaşandığı için aslında bu kararın günümüzde geçersiz olarak hak ihlaline yol açtığını ve bu sebeple de kaldırılması gerektiği önerilerinde bulunduk” dedi.

Karma evliliklerle ilgili olarak da 2007 yılındaki güneyde alınan bakanlar kurulu kararının aslında sıkıntılı bir karar olduğunu ve birçok ayrımcılığa yol açtığına dikkat çeken Eroğlu, bunun düzenlenmesi gerektiğiyle ilgili de önerilerde bulunduklarını söyledi.


LGBTİ+ Hakları Program Koordinatörü Erman Dolmacı:

“En çok hak ihlaline uğrayanlar; translar ve ikili cinsiyet sistemi dışında olan kişiler”

BM’ye sunulan raporda LGBTİ+ haklarına yer verdiklerini belirten LGBTİ+ Hakları Program Koordinatörü Erman Dolmacı; LGBTİ+’ların adanın iki tarafında da cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi temelli eğitim, sağlık, barınma gibi çeşitli alanlarda ayrımcılığa uğradıklarını ve hakların ihlal edildiğini kaydetti. Raporda kuzeyde olan hak ihlallerinden de bahsedildiğine dikkat çeken Dolmacı, buna örnek olarak karma evlilik meselesinde Kıbrıs’ın güneyinde 2015 yılında Sivil Birliktelik Yasası geçtiğini ve hemcins partnerlerin sivil birliktelik yapabildiklerini ancak vatandaşlığa veya ikamet izinleri alma konusunda sıkıntı yaşandığını vurguladı.

En çok hak ihlaline uğrayanların translar ve ikili cinsiyet sistemi dışında olan kişiler olduğuna dikkat çeken Dolmacı, yaşanan hak ihlallerinin de kişilerin kendi tanımladıkları cinsiyette hukuki olarak tanınmamalarından dolayı olduğunu söyledi. Geçtiğimiz yıllarda güneyde meclise bu konuda öneri sunulduğuna dikkat çeken Dolmacı, “Bu yasanın geçmesi ve ikili cinsiyet sistemi dışında olan veya transların cinsiyetinin hukuken tanınmasını talep ettik. Bu olmadığı zaman kişi kendine ait hissetmediği bir cinsiyette kimliğe sahip olur ve çeşitli alanlarda özellikle özel hayatın gizliliği ihlal edilir. Birinci önerimiz buydu” şeklinde konuştu.

“Hemcins partnerlere evlat edinme veya taşıyıcı annelik hakkı verilmiyor”

Sivil Birliktelik Yasası’nın 2015 yılında geçmiş olmasına rağmen, hemcins partnerlere evlat edinme veya taşıyıcı annelik gibi hakların verilmediğini belirten Dolmacı, “Bu hakkın verilmemesi bunun olmadığı anlamına gelmez. Birçok hemcins partnerin ya daha önceki evliliklerinden ya da yurtdışında evlat edinmiş olmalarından dolayı çocukları var. Bu hak verilmediği için hem çocuğun hakları hem de aile hakları birçok bağlamda ihlal ediliyor. Bu yüzden bu hakkın genişletilmesi ve hemcins partnerlere de verilmesini talep ettik” ifadelerini kullandı.

“Hem kuzeyde hem güneyde LGBTİ+lara nefret söylemleri arttı”

Raporda yer verilen bir diğer noktanın nefret söylemi ve nefret suçları olduğunu vurgulayan Dolmacı,

Kıbrıs’ın güneyinde, nefret suçu ve nefret söylemi, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği temelinde ağırlaştırıcı bir faktör olarak tanımlandığını kaydetti, yasal olarak tanımlandığından suç olduğunu ifade etti. Hem kuzeyde hem güneyde son zamanlarda özellikle sosyal medyada LGBTİ+lara nefret söylemlerinin arttığına dikkat çeken Dolmacı, “Polisin bunlarla ilgili etkin bir soruşturma yürütmesi gerektiğiyle ilgili bir öneride bulunduk. Bunun da yapılabilmesi için polis içinde bir departman oluşturulması ve bu kişilerin bu konuda eğitim almaları aksi takdirde önüne geçilmesi mümkün olmayacağı konusundaydı” şeklinde konuştu. Dolmacı sözlerine şöyle devam etti:

“Son nokta da barış sürecine dair söylediğimiz şuydu: 2 toplumlu teknik komite toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında da var. Fakat LGBTİ+’lar bu sürece dahil edilmiyorlar. Komitede daha çok kadın odaklı gidiliyor. LGBTİ+’lar da aslında bu çözümsüzlükten etkileniyorlar.”


İnsan Hakları Platformu neler yapıyor?

Birçok farklı sivil toplum örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu bir platform olan İnsan Hakları Platformu, hak ihlallerini izlemek, raporlamak ve uluslararası alanda insan hakları konusunda savunuculuk yapmak amacıyla kuruldu ve çeşitli projelere imza atıyor. Projelerden bazıları teknik komiteler barış süreci ile ilgilenirken, İnsan Hakları Projesi hak savunuculuğu ve onlarla ilgili çalışmalar yapıyor. İnsan Hakları Platformu tarafından alınan tüm projeleri Avrupa Birliği finanse ediyor. Platform kurulurken esas amaç, “insan haklarının ihlallerini izlemek ve raporlamak” olarak belirlendi.


Evrensel Periyodik İnceleme Nedir? Nasıl Çalışır?

Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ), her BM Üye Devletinin 4,5 yılda bir insan hakları kayıtlarının diğer ülkelerin değerlendirmesinden geçmesini öngören BM İnsan Hakları Konseyi’nin bir mekanizmasıdır. Bu mekanizma içerisinde her devlet ülkelerindeki insan hakları durumlarını iyileştirmek ve insan haklarından yararlanmanın önündeki zorlukları aşmak için attıkları adımlar hakkında rapor verir; ve sürekli bir iyileşme sağlamak için BM Üye Devletlerinden, sivil toplum örgütlerinden tavsiyeler alır ve bu tavsiyelerin yerine getirilmesi ve atılan iyileştirme adımları ile ilgili BM tarafından inceleme altına alınır.

Özel Haber Haberleri