İçimizdeki Şeytan

"İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu..."

 

Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 261
Baskı Yılı: 1998

Özgül Saygun  o.saygun@hotmail.com

Sabahattin Ali bu muhteşem eserinde toplumsal olayların kişiler üzerindeki etkisi ve kişilerin aldığı kararları bize her zamanki akıcı dili ve mükemmel hikaye anlatma yeteneğiyle anlatıyor. İyi ve kötü ayrımını tam yapamadan, karakterlerin karar ve hareketlerinin sonuçlarını ve karakterler üzerindeki psikolojik etkisini anlatıyor bizlere Sabahattin Ali.

Roman üniversite öğrencisi Ömer ve Nihat vapurda giderken Ömer'in ön tarafta oturan güzel bir genç kadına görür görmez aşık olmasıyla başlar. Peşinden koşup onu takip ettiğinde güzel kızın yanındaki yaşlı kadının Ömer'in uzaktan bir akrabası olduğunu, genç kadınınsa adının Macide olduğunu ve Balıkesir'den İstanbul'a konservatuar bölümünde okumak için geldiğini, Ömer'in teyzesinin evinde kaldığını öğreniriz. Bu tanışıklıktan hemen sonra roman bizi Macide ve Ömer'in kısa ve hızlı aşklarının içine sürükler. Bir yandan iki gencin birbirlerine olan aşklarını anlatan roman, bir yandan da bu çiftin karşılaştığı zorlukları bize tüm gerçekliğiyle gösterir. Bu nedenle de usta yazarın bu romanına basit bir aşk romanı diyemeyiz. Roman sadece bir aşkı değil her insanın günlük yaşamında kendiyle ya da bir başkasıyla yaptığı iç hesaplaşmaları gözler önüne seriyor.

Hikaye boyunca Ömer sevdiği kadın için güçlü ve becerikli bir eş olmaya ve sevgisini kanıtlamaya çalışır. Bu çaba Ömer'i sürekli kendini sorgulamaya ve yaptığı her şeye şüpheyle yaklaşmasına sebep olur. Ayrıca, "içimdeki şeytan" olarak tanımladığı, kendinin de kontrol edemediği bir güç olduğunu ve bu gücün ona istemediği şeyler yaptırdığını düşünür. Ömer içindeki şeytanı suçlayarak belki de bir insanın gerçekten arka arkaya yapmayacağı bir çok hatayı yapar. Öte yandan Macide'yse Ömer için yeterli olmadığını düşünür ve sürekli kendini sorgular. Geçmişinden çıkagelen birini tekrar hayatına alır ve hikaye boyunca Macide'nin kendisiyle yüzleşmesini izleriz.

Hikayenin en can alıcı yanıysa gerçeğe yakınlığıdır. Usta yazar Sabahattin Ali sadece bir aşk hikayesi anlatmaz. İnsanların günlük yaşamlarında kendileriyle ya da başkalarıyla ilgili düşüncelerini, toplumsal sorunlar karşısında yaşadıkları zorlukları ve başaçıkma yollarını olabildiğince gerçeğe yakın bir şekilde anlatır. Kitap boyunca bir çok kez Ömer'in ya da Macide'nin düşüncelerinde kendinizi bulabilirsiniz. Bu gerçekliğe gerçeklik katan ikinci bir unsursa hikayenin bizimle başlayıp bizimle bitmemesi, okur sanki Macide ve Ömer'in hayatının sadece bir bölümüne tanık oluyor gibi. Ömer'in hayatı devam ederken vapurda Ömer ile karşılaşıyor ve hayatının bir anını birlikte yaşıyor gibiyiz. Bu yaşadıklarından ders alan Ömer'in ise bizden ayrılmadan aldığı dersi Sabahattin Ali romanında şöyle anlatıyor;

"İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."

Sabahattin Ali'nin muhteşem insan tahlilleri ve mükemmel hikaye anlatışı benim gibi uzun süredir roman okumayanları bile hemen içine çekecek türden. Elinizden bırakmadan bitireceğiniz bu mükemmel romanda Sabahattin Ali'nin dili de sizi mutlaka büyüleyecektir.

 

Dergiler Haberleri