Hükümet için sonun başlangıcı…

“Atama" yöntemiyle göreve getirilen Ünal Üstel başkanlığındaki UBP-DP-YDP hükümeti, kuruluşundaki meşruiyet ve irade krizini aşamadı...

Serap KARAMAN

Faiz Sucuoğlu dönemindeki Ankara kaynaklı siyasi müdahale krizlerin ardından Mayıs 2022’de, yine Ankara kaynaklı ‘atama’ yöntemiyle, “istikrar” iddiasıyla kurulan UBP-DP-YDP koalisyon hükümeti, geçen süreçte yalnızca muhalefetin değil, kendi içindeki isimlerin de sert eleştirileriyle karşı karşıya kaldı. Hükümet ortakları ve iktidar milletvekilleri zaman zaman doğrudan kendi yönetim anlayışlarını hedef aldı; “iletişimsizlik”, “hukuksuzluk”, “tek adam anlayışı”, “meşruiyet sorunu” ve “değerlerden uzaklaşma” gibi ağır ifadeler kullandı.

UBP Milletvekili İzlem Gürçağ Altuğra’nın, partisinin kurucu değerlerinden ve devlet anlayışından uzaklaştığını söyleyerek istifa etmesi, hükümet ve iktidar partisi içerisindeki daha önce yaşanan krizleri yeniden akıllara getirdi. Altuğra’nın “temiz ve dürüst siyaset yapabilme zemini ortadan kalktı” sözleri, son yıllarda hem UBP içinde hem de koalisyon ortaklarında yükselen rahatsızlıkların son halkası olarak değerlendirildi.

Altuğra’nın istifasının ardından gözler, daha önce parti yönetimine yönelik sert çıkışlar yapan UBP Milletvekili Hasan Taçoy’a çevrildi. Taçoy, son iki yılda parti yönetimini “hukuk dışılık”, “tüzük ihlali” ve “iletişimsizlik” ile suçlamış, yönetimin partinin meşruiyetine zarar verdiğini söylemişti. Meclis’e sunulan yasa tasarılarından dahi haberdar edilmediklerini açıklayan Taçoy, bazı kongrelerin mahkeme kararıyla iptal edilmesini “utanç verici” olarak nitelendirmişti.

Koalisyon ortağı Demokrat Parti’de yaşananlar da yeniden gündeme geldi. DP’den istifa eden Hasan Tosunoğlu, partisinin halktan uzaklaştığını ve “tek kişinin kontrolüne girdiğini” savunmuştu. DP Genel Sekreteri Serhat Akpınar ise hükümet içinde birçok karardan haberleri olmadığını, yeterli istişare yapılmadığını ve itiraz ettikleri için “uyumsuz” ilan edildiklerini açıklamıştı. Akpınar’ın, “Bizi Türkiye’ye şikâyet ediyorlar” sözleri de hükümet içindeki gerilimin boyutunu ortaya koymuştu.

Koalisyonun küçük ortağı YDP’nin hemen her siyasi kriz döneminde gündeme getirdiği “hükümetten çekilme” restleri de, hükümet ortakları arasındaki uyumsuzluk tartışmalarını büyütmüştü. Genel Başkan Erhan Arıklı’nın zaman zaman hükümet ortaklarını hedef alan açıklamaları ve “çekiliriz” mesajları dikkat çekmiş, ancak her defasında koalisyona devam kararı alınmıştı.

Tüm bu gelişmeler, hükümetin yalnızca muhalefetle değil, kendi içinde de ciddi bir güven ve yönetim krizi yaşadığı yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. İstifalar, restler, “haberimiz olmuyor” çıkışları ve “meşruiyet” eleştirileri, koalisyon içerisindeki çatlakların uzun süredir derinleştiğine işaret etti.

İzlem Gürçağ Altuğra UBP'den istifa etti, HP'ye geçme kararı aldı

UBP Milletvekili İzlem Gürçağ Altuğra, partisinin kurucu değerlerinden ve devlet anlayışından ciddi şekilde uzaklaştığını belirterek Ulusal Birlik Partisi’nden istifa ettiğini açıkladı. Altuğra, “Temiz ve dürüst siyaset yapabilme zemini tümüyle ortadan kalkmıştır” dedi.

Altuğra, uzun süredir UBP’nin kendi değerlerine dair umut olup olmadığını sorguladığını ifade etti. Yaşananlar ve ortaya çıkan tabloyu gördüğünde, partinin kurucu değerlerinden ve devlet anlayışından ciddi biçimde uzaklaştığını düşündüğünü belirten Altuğra, temiz ve dürüst siyaset yapabilme zemininin tümüyle ortadan kalktığını söyledi.

Partinin kendi içinde toparlanacağına dair herhangi bir umut kalmadığını kaydeden Altuğra, “Bu nedenle uzun yıllardır mensubu olmaktan onur duyduğum UBP’den istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

Altuğra, genel seçime kadar Meclis'te bağımsız milletvekili olarak görevini sürdüreceğini, siyaseti bırakmayacağını belirterek, yoluna Halkın Partisi'nde devam edeceğini duyurdu.

Taçoy, mevcut yönetimin partiye zarar verdiğini söylemişti

UBP Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, son iki yılda parti yönetimine yönelik sert eleştirileriyle dikkat çekti. “Tüzük ihlali”, “iletişimsizlik” ve “hukuk dışılık” vurgusu yapan Taçoy, mevcut yönetimin partiye zarar verdiğini söylemişti.

Taçoy, 2026 yılının ilk aylarında yaptığı açıklamalarda, UBP Meclis Grubu’nda daha önce benzeri görülmemiş bir “bilgi saklama” ve “iletişimsizlik” yaşandığını belirtmişti. Meclis’e sunulan yasa tasarılarından dahi haberdar edilmediklerini belirten Taçoy, yönetimin meclis grubunu devre dışı bıraktığını iddia etmişti.

Parti içi seçimler ve üye listelerinin tüzüğe aykırı olduğunu söyleyen Taçoy, süreci yargıya taşımış ve UBP yönetimiyle mahkemelik olmuştu. Bazı kongrelerin mahkeme kararıyla iptal edilmesini değerlendiren Taçoy, “UBP’nin hukuk dışı işlerle anılması utanç vericidir” diyerek mevcut yönetimi partinin meşruiyetine zarar vermekle suçlamıştı.

Reçete yolsuzluğu ve diploma skandalı gibi konularda da sessiz kalmayan Taçoy, yaşananların “buzdağının görünen kısmı” olduğunu ifade etmişti. Parti yönetiminin yolsuzluklarla mücadele etmek yerine iddiaların üzerini örtmeye çalıştığı imasında bulunan Taçoy, bu yaklaşımın UBP’nin halk nezdindeki itibarını zedelediğini kaydetmişti.

Taçoy’un Mart 2026 itibarıyla Meclis komitelerindeki görevlerinden alınması da parti içindeki muhalefetiyle ilişkilendirilmişti.

Tosunoğlu’nun DP’den istifası: Halkın sorunlarından uzaklaşıldı, parti tek kişinin kontrolüne girdi

Hasan Tosunoğlu’nun uzun yıllardır üyesi olduğu hükümet ortağı Demokrat Parti'den (DP) sert bir açıklamayla istifa etmesiyle başladı. Mevcut yönetim anlayışını eleştiren Tosunoğlu, partisinin halkın sorunlarından uzaklaştığını ve "tek kişinin kontrolüne" girdiğini savunarak yoluna bağımsız milletvekili olarak devam edeceğini duyurmuştu.

Bağımsız vekil olarak görev yaptığı dönemde, geçmişte Kooperatif Merkez Bankası Yönetim Kurulu Başkanı olduğu döneme dair Başsavcılık tarafından bir soruşturma dosyası hazırlandı. Bu kapsamda savcılık, iddiaları araştırmak için Tosunoğlu’nun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını talep eden yazıyı Cumhuriyet Meclisi’ne gönderdi.

Dokunulmazlığının kaldırılması tartışmaları sürerken Tosunoğlu, şaşırtıcı bir hamle yaparak 7 Nisan 2025'te milletvekilliği görevinden de istifa ettiğini açıkladı. İstifasını sunarken şu mesajı verdi:

"Benim en büyük zırhım masumiyetimdir. Dokunulmazlık zırhının arkasına sığınacak biri değilim, sığınacağım yer hukuktur."

Tosunoğlu’nun, Kooperatif Merkez Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı dönemine ait "zimmet, rüşvet ve görevi kötüye kullanma" iddiaları üzerine başlatılan dokunulmazlık süreci, Meclis Komitesi’nin kararıyla yeni bir boyut kazandı. Tosunoğlu'nun dokunulmazlığının kaldırılmaması kararı, Meclis bünyesinde kurulan özel komitedeki UBP’li milletvekillerinin oylarıyla alındı. Böylece, yargılama talebi de iktidar kanadının oylarıyla milletvekilliği süresi sonuna kadar ertelenmiş oldu.

“Birçok karardan haberimiz olmuyor, ‘uyumsuz’ olarak nitelendiriliyoruz”

Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhat Akpınar, mevcut siyasi anlayışla hiçbir şeyin değişmeyeceğini belirterek yeniden milletvekili adayı olmayacağını açıklamıştı. Hükümet içinde Demokrat Parti olarak birçok karardan haberleri olmadığını söyleyen Akpınar, DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu’nun da bu durumdan rahatsız olduğunu ifade etmişti. Hükümette yaşanan olumsuzluklara karşı çıktıkları için “uyumsuz” olarak nitelendirildiklerini belirten Akpınar, Başbakan Ünal Üstel başta olmak üzere bazı çevrelerin kendilerini Türkiye’ye şikâyet ettiğini söylemişti. Akpınar, daha önce de koalisyon ortakları arasında yeterli istişare yapılmadığını ve bazı önemli kararların DP’ye danışılmadan gündeme getirildiğini dile getirmişti.

YDP’nin değişmeyen siyaseti: Çekilme resti

UBP-DP-YDP koalisyon hükümetinin küçük ortağı olan Yeniden Doğuş Partisi (YDP), her siyasi kriz döneminde “hükümetten çekilme” kartını masaya sürüyor, ancak her defasında geri adım atıyor. Genel Başkan Erhan Arıklı’nın sık sık dile getirdiği “çekiliriz” çıkışları, hükümet üzerinde baskı kurma girişimi olarak yorumlanırken, süreçlerin sonunda yine “koalisyona devam” kararı çıkıyor.

2025’in ilk günlerinde partililerinin istihdam, vatandaşlık ve izin konularında mağdur edildiğini öne süren Arıklı, hükümet ortaklarını hedef almış, “Ortaklarımız dertlerimizi anlamıyor” diyerek kamuoyu önünde rest çekmişti. YDP Yüksek İstişare Kurulu’nun “hükümetten çekilme” tavsiyesi aldığı açıklanmış, ancak kısa süre sonra bu karar “ülke menfaatleri” ve “siyasi istikrar” gerekçeleriyle rafa kaldırılmıştı.

2026’da da tablo değişmedi. Mecliste yaşanan nisap krizleri sırasında Arıklı yeniden “çekilme” söylemini gündeme taşıdı. İki milletvekilli YDP’nin hükümetten ayrılması halinde koalisyonun sayısal olarak çökeceğini ve erken seçimin kaçınılmaz hale geleceğini söyleyen Arıklı, bir kez daha hükümet ortaklarına siyasi mesaj verdi.

Ancak hükümetten çekilme tartışmalarının son aşamasında gerekçe bu kez değişti. Arıklı, siyasallaştığını iddia ettiği sendikaların hükümete meydan okuduğu bir dönemde çekilmenin “sendikalara teslimiyet” olarak algılanacağını savunarak geri adım attı ve “çekilme” seçeneğini yeniden gündemden kaldırdı.

Böylece YDP’nin siyasette neredeyse rutin hale gelen “çekiliriz” çıkışları, her kriz anında kullanılan ancak hiçbir zaman uygulanmayan bir siyasi baskı aracına dönüştü. Talepler karşılanmadığında veya meclis aritmetiği sıkıştığında masaya sürülen “hükümetten çekilme” kartı, süreç sonunda yine koalisyonun devamıyla sonuçlanıyor.

Özel Haber Haberleri