YENİDÜZEN
KANAL SİM’de yayınlanan Haber Toplantısı’nda Mert Özdağ ve Ertuğrul Senova’nın sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, medyaya yönelik dijital saldırıların kaynağına henüz ulaşılamadığını belirterek, sürecin platformların iç işleyişi üzerinden yürüdüğünü ve arkasındaki aktörlerin ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Türkiye’ye girişte sorun yaşayan Kıbrıslı Türklerle ilgili temaslarını da değerlendiren Erhürman, diplomasi gereği görüşmelerin içeriğini sınırlı şekilde paylaşabileceğini kaydetti, sorunun yalnızca belirli kişilerle sınırlı olmadığını vurgulayarak bu konunun takipçisi olacağını söyledi.
Hükümetle ilişkilerde çatışma yerine kurumsal diyalog zemini oluşturmayı hedeflediğini belirten Erhürman, iletişimin kopmaması için çaba gösterdiğini ve sadece hükümetle değil toplumsal kesimlerle de diyalog kurulmasının önemli olduğunu dile getirdi.
Ülkenin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmesinde toplumun geniş kesimlerinin mutsuz olduğunu gözlemlediğini ifade eden Erhürman, mevcut yapının küçük değişikliklerle düzelmeyeceğini, ekonomi ve diğer alanlarda kapsamlı bir yeniden yapılanma gerektiğini belirtti.
Kıbrıs müzakerelerinde yeni bir çözüm planı beklentisi olmadığını kaydeden Erhürman, sürecin somut gelişmeler üzerinden ilerleyeceğini, özellikle geçiş noktaları gibi başlıklarda atılacak adımların belirleyici olacağını ifade etti.
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğiyle ilgili değerlendirmesinde söylemler ile atılan adımlar arasında uyumsuzluk olduğunu savunan Erhürman, barış söylemi ile sahadaki uygulamaların çeliştiğini dile getirdi.
Çözüm modeline ilişkin tartışmalarda kavramlara değil içeriğe odaklanılması gerektiğini belirten Erhürman, esas meselenin siyasi eşitliği güvence altına alan bir yapı olduğunu vurguladı.
Karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık sorununa da değinen Erhürman, konunun hukuki değil siyasi olduğunu belirterek çözüm için hem siyasi hem de gerekirse hukuki yolların kullanılacağını ifade etti.
Türkiye’ye girişte yaşanan sıkıntılarla ilgili olarak ise öncelikle sorunun kabul edilmesi gerektiğini kaydeden Erhürman, vatandaşlara bilgi verme ve çözüm üretme sorumluluğu taşıdığını söyledi.
İçinde bulunulan süreci bir yeniden inşa dönemi olarak tanımlayan Erhürman, mevcut durumu kabul etmediğini belirterek değişimin mümkün olduğunu ve bu yönde kararlılıkla çalışacağını ifade etti.
“Esas mesele, bu saldırının kim tarafından ve hangi amaçla yapıldığını ortaya çıkarmak”
KANAL SİM’de yayınlanan Haber Toplantısı’nda Mert Özdağ ve Ertuğrul Senova’nın sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, medyaya yönelik dijital saldırıların kaynağına henüz ulaşılamadığını belirtti.
Erhürman, elde ettikleri bilgilere göre Facebook’un çalışma sistemi gereği telif hakkı şikayetlerini ilk etapta doğru kabul ederek içerikleri durdurduğunu, itirazların ardından inceleme sürecinin başladığını anlattı.
BHTK üzerinden Türkiye’deki Facebook temsilcisiyle temas kurulduğunu aktaran Erhürman, yapılan başvurular sonrası URL numarası istendiğini ve sürecin bu şekilde hızlandığını söyledi. Bazı kanalların yeniden açıldığını, bazılarının ise hâlâ kapalı olduğunu ifade eden Erhürman, sürecin platformun kendi iç düzenlemeleri çerçevesinde yürüdüğünü dile getirdi.
“Nasıl sonuç alırız, bunu gerçekten bilmek mümkün değil” diyen Erhürman, esas meselenin bu saldırının kim tarafından ve hangi amaçla yapıldığını ortaya çıkarmak olduğunu vurguladı, bu yöndeki çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Erhürman ayrıca, Kıbrıs Türk toplumunun sosyo-kültürel yapısının korunmasının önemine dikkat çekerek, Cumhurbaşkanlığı’nın bu konuda üzerine düşeni yapmaya devam edeceğini belirtti.
“Bu sadece 16 kişinin meselesi değil, çok daha geniş bir etki alanı var”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye’ye girişi yasaklanan Kıbrıslı Türklerle ilgili tartışmalara değindi, yürüttüğü temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Diplomasinin temel bir kuralına işaret eden Erhürman, yaptığı görüşmelerde kendi söylediklerini açıklayabileceğini ancak karşı taraftan kendisine iletilenleri açıklamayı doğru bulmadığını ifade etti.
Seçim döneminde sözlerinin yanlış yansıtıldığını belirten Erhürman, “10 gün içinde bu konuyu çözerim” şeklinde bir ifade kullanmadığını, kendisine yöneltilen soru üzerine bu meselenin ilk 10 gün içerisinde gündeme getirilecek bir konu olduğunu söylediğini aktardı. Anlatmak istediğinin, ilk görüşmeden itibaren bu konuyu gündeme taşıyacağı olduğunu kaydeden Erhürman, bunu da kamuoyuyla paylaştığını dile getirdi.
Söz konusu durumu bir sorun olarak gördüğünü vurgulayan Erhürman, Türkiye ile Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekti, bu konudaki belirsizliğin bu ilişkilere katkı sağlamadığını düşündüğünü belirtti. Görevi gereği Türkiye’deki yetkili isimlerle yaptığı her görüşmede bu konuyu gündeme getirdiğini ifade eden Erhürman, meselenin yalnızca belirli kişilerle sınırlı olmadığını söyledi.
Şu ana kadar 16 kişinin somut olarak bu sorunu yaşadığını ancak bundan etkilenen ya da bu konuda endişe duyan kesimin çok daha geniş olduğuna işaret eden Erhürman, konunun takipçisi olmayı sürdüreceğini belirtti.
Erhürman, konunun muhataplarına da değinerek, birinci derecede sorumluluğun Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’nda olduğunu, ancak Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı’nın da bu sürecin içinde yer aldığını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı’nın bu başlıkta ilk üç sırada yer almadığını ancak kendisinin meseleye böyle yaklaşmadığını ifade eden Erhürman, iç meseleler arasında ayrım yapmadığını, elinden gelen her konuda sorumluluk almaya çalıştığını kaydetti.
“Muhalefetten geldim ama aynı çatışmayı sürdürmek doğru değil”
Erhürman, hükümet ile ilişkilerini göreve geldiği günden itibaren yeniden şekillendirmeye çalıştığını söyledi.
Ana muhalefet liderliğinden geldiğini hatırlatan Erhürman, geçmişte hükümeti sert şekilde eleştiren bir pozisyonda olduğunu ancak cumhurbaşkanlığı görevinde bağımsız ve tarafsız bir duruş sergilemek zorunda olduğunu vurguladı. Bu nedenle hükümetle ilişkileri kurumsal zemine oturtmayı hedeflediğini ifade eden Erhürman, geçmişte var olan cumhurbaşkanı ile başbakanın düzenli görüşme geleneğinin ortadan kalktığını, bunu yeniden başlattıklarını kaydetti.
Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun yeniden işler hale getirildiğini ve hükümetle birlikte çalışma zemini oluşturulduğunu belirten Erhürman, özellikle Kıbrıs sorunu bağlamında yürütülen temaslarda hükümet üyeleriyle iletişimin kopmamasının zorunlu olduğuna işaret etti. Bu çerçevede, geçmişteki çatışma zeminini sürdürmenin kurumsal yapıya uygun olmadığını düşündüğünü söyledi.
“Diyalog olmayan bir ortam memleketin hayrına değil”
Erhürman, ülkede kurumsal yapının zarar gördüğünü ve bunun yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirterek, eylemler sırasında da yalnızca Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık arasında değil, yürütme ile eylemciler arasında da iletişim kurmaya çalıştığını ifade etti.
Karşılıklı diyalog eksikliğinin ciddi bir sorun olduğunu dile getiren Erhürman, bu boşluğun doldurulmasının ülke açısından önemli olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlığının iç meselelerde de görevleri bulunduğunu vurgulayan Erhürman, anayasa çerçevesinde zaman zaman doğrudan, zaman zaman dolaylı yetkiler kullanarak sürece müdahil olduğunu belirtti.
Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen metinler, imzalanmayan atamalar ve Meclis’e geri gönderilen yasalar olduğunu aktaran Erhürman, bu süreçlerin bir kısmını kamuoyuyla paylaştığını, bir kısmını ise paylaşmadığını ifade etti.
“Memleketin durumundan memnun değilim, tablo ortada”
Ülkenin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmede bulunan Erhürman, insanların mutsuz olduğunu gözlemlediğini söyledi.
Toplumla sürekli temas halinde olduğunu ve dinlediği insanların büyük bölümünün memnuniyetsiz olduğunu aktaran Erhürman, içinde bulunulan süreci bir “yeniden inşa” dönemi olarak tanımladı. Ekonomiden eğitime, sağlıktan tarıma kadar birçok alanda yeniden yapılanma gerektiğini belirten Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümü ve barışın inşasının da bu sürecin parçası olduğunu kaydetti.
Mevcut durumun küçük düzeltmelerle çözülemeyeceğini ifade eden Erhürman, kapsamlı bir değişim ihtiyacına dikkat çekti.
“İki anlayış da değişimin mümkün olmadığını söylüyor, ben ikisine de karşıyım”
Toplumda iki temel yaklaşım olduğunu dile getiren Erhürman, bir kesimin mevcut durumdan memnun olduğunu, diğer bir kesimin ise memnuniyetsizliğini dile getirse de değişimin mümkün olmadığı düşüncesini yaydığını söyledi.
Her iki yaklaşımın da sonuçta değişimin önünü kapattığını belirten Erhürman, kendisinin bu iki görüşten de uzak olduğunu ifade etti. Değişimin mümkün olduğunu ve toplumun bunu gerçekleştirecek potansiyele sahip bulunduğunu vurgulayan Erhürman, bu yönde çaba ortaya koymaya devam edeceğini söyledi.
Kendisine yönelik eleştirilerin hem değişim istemeyenlerden hem de değişimin mümkün olmadığına inananlardan geldiğini belirten Erhürman, bu eleştirilerden rahatsız olmadığını ancak çizgisini değiştirmeyeceğini kaydetti.
“Çocuklarımızın geleceği için bir şeyleri değiştirmek zorundayız”
Göreve gelirken ortaya koyduğu temel yaklaşımın çocukların geleceği olduğunu belirten Erhürman, mevcut durumun devam etmesi halinde gelecek nesillere hesap verilemeyecek bir tablo bırakılacağını söyledi.
Mevcut düzenin yeterli olduğu ya da değiştirilemeyeceği yönündeki anlayışların hiçbirine katılmadığını ifade eden Erhürman, değişimin kaçınılmaz olduğunu ve bunun için çalışmayı sürdüreceğini dile getirdi.
“Cumhurbaşkanlığı şikayet makamı değil, çalışma makamıdır”
Cumhurbaşkanlığı makamının şikayet edilen değil, çözüm üreten bir yer olduğunu vurgulayan Erhürman, bu anlayışla hareket ettiğini söyledi.
Basına yönelik dijital müdahaleler karşısında BHTK üzerinden girişim yapılmasının da bu yaklaşımın bir parçası olduğunu belirten Erhürman, basının susturulduğu bir ortamda demokrasiden söz edilemeyeceğini ifade etti. Bu tür durumlarda yetki tartışmasına sığınmanın doğru olmadığını dile getiren Erhürman, içinde bulunulan sürecin bir yeniden inşa süreci olduğunu yineledi.
Kıbrıs Türk demokrasisinin de yeniden yapılanma sürecinde olduğunu kaydeden Erhürman, diğer ülkelerle ve Türkiye ile ilişkilerin de doğru zeminde yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Bu süreci tek taraflı değerlendirmediğini belirten Erhürman “Zeminin bozulduğu zamanları sadece Türkiye Cumhuriyeti üzerinden hiç açıklamadım” dedi.
“Temmuz itibarıyla yeni bir inisiyatifin işaretleri zaten vardı”
Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, sürecin aslında aylar öncesinden şekillenmeye başladığını söyledi.
Sürecin başlangıcını, María Ángela Holguín’in yayımladığı mektuba dayandıran Erhürman, mektupta Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki seçimler ve dönem başkanlığının ardından daha aktif bir sürece girileceğine dair mesaj verildiğini belirtti. Bu mesajın güneyde tepki yarattığını ancak buna rağmen António Guterres’in Holguín’e destek veren bir açıklama yaptığını ifade etti.
Erhürman, “Birkaç ay önceden haziran sonu işaret edilmiş oldu” diyerek, Birleşmiş Milletler’in sürece dair takvimi önceden ortaya koyduğunu vurguladı. Guterres ile yaptığı görüşmeye de değinen Erhürman, bu temasın ardından süreci “yararlı ve verimli” olarak nitelendirdiğini hatırlattı.
Guterres’in görev süresinin Aralık ayında sona erecek olmasına rağmen Kıbrıs sorununa yoğun ilgi göstermesini önemli bulduğunu belirten Erhürman, “Bu kadar az zaman kalmışken ilgisinin yüksek düzeyde devam etmesi önemli” ifadesini kullandı.
“Yeni bir plan yok, beklenti somut adımlar”
Temmuz ayına ilişkin beklentilere açıklık getiren Erhürman, kamuoyuna yansıdığı gibi yeni bir çözüm planı beklentisi olmadığını söyledi.
“Annan Planı gibi bir planın gelmesi gibi bir beklenti yok” diyen Erhürman, asıl beklentinin Temmuz’a kadar Lefkoşa’da çözülebilecek başlıklarda somut ilerleme sağlanması olduğunu ifade etti. Özellikle geçiş noktalarının bu anlamda kritik olduğunu vurgulayan Erhürman, “Bir işaret gelecekse oradan gelir” dedi.
Temmuz ayından itibaren Guterres’in sürece daha yoğun şekilde dahil olmaya hazırlandığını belirten Erhürman, bu sürecin yeni bir diplomatik hareketlilik anlamına geldiğini kaydetti.
“Yeni kapı tartışmak pişmiş aşa su katmak olur”
Geçiş noktaları konusuna da değinen Erhürman, New York’tan bu yana gündemde olan dört kapıya bağlı kaldıklarını söyledi.
Bu dört kapının belirlenme sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Erhürman, “O dönem cumhurbaşkanı ben olsaydım bu dört geçiş noktasını seçer miydim, emin değilim” dedi. Ancak bu kapıların António Guterres’in önünde ele alındığını ve çözüm noktasına yaklaşıldığını hatırlatarak, yeni kapı tartışmalarını doğru bulmadığını belirtti.
“Önümdeki haritayı bırakıp yeni kapılar konuşmak pişmiş aşa su katmak olur” ifadesini kullanan Erhürman, mevcut çerçeve üzerinden ilerlenmesi gerektiğini vurguladı.
“Haspolat ve Luricina’da sorun yok, tıkanıklık başka yerde”
Dört geçiş noktasına ilişkin detayları da paylaşan Erhürman, Haspolat ve Luricina konusunda herhangi bir sorun bulunmadığını açık şekilde dile getirdi.
Kermiya’daki yoğunluğu azaltmak için Lefkoşa’da yeni bir araçlı geçiş kapısına ihtiyaç olduğunu belirten Erhürman, bu ihtiyacın yalnızca Kıbrıslı Türkler için değil, bölgede yaşayan Kıbrıslı Rumlar için de geçerli olduğunu söyledi.
Sorunun esas olarak Kiracıköy ile Eylence arasındaki geçişte yaşandığını ifade eden Erhürman, bu hattın özellikle Larnaka’dan Lefkoşa’ya ulaşımı kolaylaştıracağı için Kıbrıslı Rumlar açısından önemli olduğunu belirtti. Türk tarafı olarak bu yolu inşa etmeye hazır olduklarını vurgulayan Erhürman, önerilerinin kabul edilmediğini kaydetti.
Avrupa Birliği yetkilileriyle yaptığı görüşmeler sonrası alternatif bir teklif sunduğunu anlatan Erhürman, “Kuzeyden istemiyorsanız güneyden, iki toplumlu proje olarak AB finansmanıyla yapılsın dedik, bu da reddedildi” dedi.
“Ara bölge önerisi riskli, bu yüzden süreç tıkanıyor”
Erhürman, karşı tarafın ara bölgeden geçiş önerdiğini ancak bunun ciddi riskler barındırdığını ifade etti.
Ara bölgede yaşanabilecek güvenlik ve pratik sorunlara dikkat çeken Erhürman, “Bir kişi ayrelli toplamaya gidiyor problem oluyor, mesela trafik kazası olabilir” diyerek bu seçeneğin uygulanabilir olmadığını vurguladı.
Bu nedenle teknik olarak üç noktada ilerleme sağlanabileceğini ancak söz konusu anlaşmazlık nedeniyle sürecin tıkandığını belirten Erhürman, mevcut dört kapının hem Kıbrıslı Türklere hem de Kıbrıslı Rumlara fayda sağlayacağını yineledi.
Yeni kapıların gündeme gelmesi halinde sürecin en baştan başlayacağını ve bunun zaman kaybı yaratacağını ifade eden Erhürman, mevcut çerçevede ilerlenmesi gerektiğini söyledi.
“Söyledikleriyle yaptıkları birbiriyle örtüşmüyor”
KANAL SİM’de Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Nikos Hristodulidis’in tutumuna yönelik eleştirilerde bulundu.
Erhürman, “Crans Montana’dan kaldığımız yerden yarın başlamaya hazırım” diyen bir yaklaşım ile sahada atılan adımların birbiriyle örtüşmediğini belirterek, “Bir gün Mısır’la, bir gün Lübnan’la, bir gün Fransa, bir gün Amerika ile askeri, güvenlik ve enerji alanında adımlar atılıyor” dedi.
Bu durumun çelişki yarattığını ifade eden Erhürman, çözümün yakın olduğu yönünde söylemler dile getirilirken uzun vadeli ve tartışmalı projelere yönelindiğini söyledi. Özellikle Great Sea Interconnector projesine işaret eden Erhürman, bu projenin kısa vadede sonuç vermeyecek bir girişim olduğunu ve fizibilitesinin de tartışmalı olduğunu belirtti.
“Bölgesel barıştan bahsediyorsunuz ama bizi görmezden gelerek askeri anlaşmalar yapıyorsunuz” ifadelerini kullanan Erhürman, bu yaklaşımın barış söylemiyle uyuşmadığını vurguladı.
“Temmuz’dan itibaren hareketli bir dönem olacak, biz hazırız”
Önümüzdeki sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Erhürman, Temmuz ayından itibaren Birleşmiş Milletler’in yeni bir inisiyatif alacağını söyledi.
António Guterres’in görev süresinin Aralık ayında sona erecek olmasına dikkat çeken Erhürman, bu nedenle yaklaşık beş aylık yoğun bir diplomasi trafiği yaşanacağını belirtti. Kıbrıs Türk tarafı olarak bu sürece hazır olduklarını vurgulayan Erhürman, “İyi niyetle, sabırla, soğukkanlılıkla ve kararlılıkla birinci adımı hızlı atalım” dedi.
Güven Yaratıcı Önlemler çerçevesinde somut adımlar atılması gerektiğini ifade eden Erhürman, “İnsanlar umutlanacaksa gerçekten bir zemin üstünden umutlansın” sözleriyle sürecin somut çıktılar üzerinden ilerlemesi gerektiğini kaydetti.
Erhürman, çözüm ve barışın birlikte inşa edilmesi gereken süreçler olduğunu vurguladı.
“Umut tacirliği yapmam ama tamamen umutsuz da değilim”
Sürece ilişkin yaklaşımını da ortaya koyan Erhürman, ne umutsuzluk içinde olduğunu ne de gerçek dışı beklentiler yarattığını ifade etti.
“Umut tacirliği yapacak değilim, gerçekler üzerine konuşuyorum” diyen Erhürman, Birleşmiş Milletler’in sürece gösterdiği ilginin önemli olduğunu belirtti. Ortaya koydukları yaklaşımın gerçekçi olduğuna inandığını ifade eden Erhürman, BM’nin ilgisiyle kendi önerilerinin örtüşmesi halinde sürece dair temkinli bir umut taşıdığını dile getirdi.
“İsimlere takılmayalım, içeriğe bakalım”
Kıbrıs sorununun çözüm modeline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, tartışmaların kavramlar üzerinden yürütülmesini doğru bulmadığını söyledi.
Federasyon tanımı üzerinden yapılan tartışmalara değinen Erhürman, federasyonun tek bir kalıba indirgenemeyeceğini ifade etti. Bu nedenle isimlerden çok içeriğe odaklanılması gerektiğini vurgulayan Erhürman, “İsimlere takılmıyorum, içeriğe bakalım” dedi.
“Siyasi eşitlik olmazsa olmazdır, çekirdektir”
Kendi yaklaşımının net olduğunu belirten Erhürman, çözüm modelinde en temel unsurun siyasi eşitlik olduğunu söyledi.
“Siyasi eşitlik istiyorum” diyen Erhürman, dönüşümlü başkanlığın da bunun bir parçası olduğunu ifade etti. Siyasi eşitliğin olmadığı bir yapının Kıbrıslı Türkleri azınlık konumuna iteceğini vurgulayan Erhürman, “Siyasi eşitliğin olmadığı yerde Kıbrıslı Türkler azınlıktır” dedi.
“Annan Planı’na herkes farklı bir şey dedi, ben içeriğine baktım”
Geçmişteki çözüm planlarına da değinen Erhürman, Annan Planı üzerinden yapılan tartışmaları hatırlattı.
Planın niteliği konusunda farklı kesimlerin farklı değerlendirmeler yaptığını belirten Erhürman, “Kimi federasyon dedi, kimi konfederasyona yakın dedi, kimi üniter devlete benzetti” ifadelerini kullandı. Kendisinin o dönemde bir akademisyen olarak planın içeriğine bakarak oy verdiğini belirten Erhürman, bugün de aynı yaklaşımı savunduğunu dile getirdi.
“Kelime şu mudur bu mudur tartışmasından çıkalım” diyen Erhürman, esas meselenin içeriğin ne olduğu ve hangi ilkeleri barındırdığı olduğunu vurguladı.
“Bu çocukların yurttaş yapılmamasının tek sebebi siyasidir”
Erhürman, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı konusunun en çok emek harcadığı konulardan biri olduğunu belirtti. Erhürman, yaptığı her görüşmede meseleyi gündeme getirdiğini söyledi. Süreçte kısmi açılımlar olduğunu ancak bunların yeterli olmadığını ifade eden Erhürman, uluslararası düzeyde de konunun daha fazla gündeme geldiğini kaydetti. Erhürman, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin de bu konuda tespitlerde bulunduğunu belirtti.
Artan baskının etkisiyle sürecin ilerleyebileceğini ifade eden Erhürman, güneydeki seçimlerin ardından konunun seyrinin değişip değişmeyeceğinin yakından izleneceğini söyledi.
“Bu vazgeçilecek bir konu değil, hukuken de tartışmasızdır”
Meselenin geri adım atılabilecek bir konu olmadığını vurgulayan Erhürman, bunun hiçbir meşruiyet tartışmasına açık olmadığını ifade etti.
“Hukuken çok nettir, AB nezdinde de nettir, insan hakları açısından da nettir” diyen Erhürman, konunun evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde açık olduğunu dile getirdi.
“Çözüm siyasi yolla sağlanacak, gerekirse hukuk devreye girecek”
Vatandaşlık verilmeyen çocukların durumunun temel nedeninin siyasi olduğunu belirten Erhürman, “Bu çocuklarımızın önemli bir kısmının hâlâ yurttaş yapılmamış olmasının tek sebebi siyasidir” ifadelerini kullandı.
Sorunun çözümünün de siyasi yollarla sağlanması için çalışıldığını belirten Erhürman, ilerleme sağlanamaması halinde hukuki yolların da gündeme geleceğini söyledi. “Olmadığı yerde hukuk yolu çok net şekilde karşımıza çıkacak” diyen Erhürman, sürecin çok boyutlu şekilde sürdürüleceğini kaydetti.
“Önce bunun bir sorun olduğu kabul edilmeli”
Erhürman, Türkiye’ye girişte sorun yaşayan Kıbrıslı Türklerle ilgili, öncelikle ortada bir sorun olduğunun kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ortada bir sorun var ve bunun tespit edilip çözüm üretilmesi gerekiyor” dedi. Bu konuda sorumluluk hissettiğini ifade eden Erhürman, yaşanan mağduriyetlere ilişkin vatandaşlara bilgi verme ve mümkün olan durumlarda çözüm üretme yükümlülüğü bulunduğunu belirtti.
“Öfkeyle değil, akıl ve diyalogla çözeceğiz”
Konuşmasının sonunda genel bir değerlendirme yapan Erhürman, içinde bulunulan süreci kapsamlı bir “yeniden inşa” dönemi olarak tanımladı.
Erhürman, demokrasiden Türkiye ile ilişkilere, çözüm sürecinden barışın inşasına kadar her başlıkta bir yeniden yapılanma sürecinde olunduğunu ifade etti. Bu sürecin kolay olmadığını belirten Erhürman, “Öfke ile, duygularla sorunu çözemeyiz; akıl, diplomasi ve diyalogla çözeriz” dedi.
“‘Biz yapamayız’ benim lügatımda yok”
Mevcut durumu kabul etmediğini açık şekilde dile getiren Erhürman, değişimin mümkün olduğuna inandığını söyledi.
“Hiçbir şekilde var olanı kabul ediyor değilim” diyen Erhürman, bu sürecin birlikte yürütüleceğini ve toplumun ortak çabasıyla şekilleneceğini belirtti. “Biz yapamayız, bizden bir şey olmaz benim lügatımda yok” sözleriyle yaklaşımını ortaya koyan Erhürman, soğukkanlı, sabırlı ve kararlı bir şekilde çalışmaya devam edeceğini ifade etti.