“Hayır’ın sonucu felaket oldu”

“Annan Planı’nda ‘HAYIR’ımızdan sonra bin bir zahmetle elde ettiğimiz her şeyi kaybettik, kuzeydeki statüko ise güçlendi”

Araştırmacı-Tarihçi-Akademisyen Niyazi Kızılyürek’in bugün piyasaya çıkan “Vasiliou - Düne ve Yarına Dair Düşünceler” kitabında, Kıbrıs Cumhuriyeti eski başkanlarından Yorgos Vasiliou çok çarpıcı yorumlar yaptı

 

• “Annan Planı’nda ‘HAYIR’ımızdan sonra bin bir zahmetle elde ettiğimiz her şeyi kaybettik, kuzeydeki statüko ise güçlendi”

•  “Hristofyas, hükümette kalmak uğuruna Papadopulos’un tehdidiyle Annan Planı’na HAYIR demişti”

•  “Kıbrıs, maalesef, milliyetçi fikirlerin, ‘Enosis ve sadece Enosis’ gibi sloganların, ‘Taksim’i savunanların kurbanı oldu.”

•  “1950 sonrası AKEL ‘Enosis ve sadece Enosis’ dedi”

• “Suç işlediğimizi söylemek, hepimizin boynunun borcu”

• “Çözüm uzlaşmayı ve affetmeyi gerektiriyor”

• “1992’de Türkiye Gali Fikirler Dizisi’ni kabul etmiş olsaydı, Kıbrıs Sorunu çözülmüş olacaktı”

• “Enosis meselesi bitti. Kıbrıslı Rumlar’ın % 5’i dahi Yunanistan’la birleşmeye evet demez”

• “Kıbrıslı Türklerin sorunu Kıbrıslı Rumlar değil, Türkiyeli yerleşiklerdir”

• “Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı karakterlerini ancak Kıbrıslı Rumlarla işbirliği halinde koruyabilir” 

• “Ayrı kalırsak batarız, birlikte olursak kurtuluruz.”

• “Kıbrıslı Rumların çoğunun Kıbrıs Türk yönetimindeki bölgelerde gidip yaşamak isteyeceği konusunda şüphelerim vardır”

•  “Türk tarafında kararların Ankara’da alındığı herkesin bildiği bir sırdır”

• “Müzakerelere gi¬rerken başından itibaren sonuç almak için acı uzlaşmalar yap¬maya hazır olmalısın. Değilsen, müzakereler başarısız olmaya mahkûmdur.”


Cenk MUTLUYAKALI

Kıbrıs Cumhuriyeti eski başkanlardan Yorgos Vasiliou, “Birleşik Kıbrıs Federasyonu” hedefiyle yapılan “Annan Planı” referandumuna Kıbrıslı Rumlar’ın “Hayır” demesinin “büyük bir felaket” olduğunu söyledi.
“Ayrı kalırsak batarız, birlikte olursak kurtuluruz” sözleriyle çözümün önemine işaret eden Yorgos Vasiliou, müzakerelerin sonuç vermesi için iki tarafının da “acı uzlaşma yap¬maya hazır olması” gerektiğini vurguladı.
Araştırmacı-Tarihçi-Akademisyen Niyazi Kızılyürek’in yarın piyasaya çıkacak ve Işık Kitap Fuarı boyunca da okurla buluşacak “Vasiliou - Düne ve Yarına Dair Düşünceler” kitabında, Kıbrıslı Rum eski liderlerinden Yorgos Vasiliou’nun birbirinden çarpıcı açıklamaları, itirafları, değerlendirme ve öz eleştirileri dikkat çekiyor.
‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ Cumhurbaşkanlığı’nı 1988 yılında kazanan Yorgos Vasiliou, Avrupa Birliği’ne yaptığı başvuru ve Gali Fikirler Dizisi’ne yönelik ‘çözüm’ çabaları ile öne çıkmıştı.
‘İki bölgeli, iki toplumlu federal çözüm” fikrini güneyde ‘ortak görüş’ olarak benimseten Vasiliou, “ön şartsız müzakere” sürecinin de önderliğini yapmıştı.

Hristofyas ‘döndü’, Yunanistan ‘istemedi’

Kitapta, “Annan Planı” referandumunda tarihi bir fırsatın yitirilmesini “felaket” olarak yorumlayan Yorgos Vasiliou, dönemin AKEL lideri Hristofiyas ve Yunanistan Başbakanı’na da ciddi eleştiriler yöneltiyor.
“Yunan Başbakanı ve hükümeti sorumluluk üstlenerek Annan Plânı’nın kabul edilmesinin ulusal bir gerek¬sinim olduğunu söyleseydi ve Tassos Papadopulos’a itirazını sürdürmesi halinde yalnız kalacağını bildirseydi, sonuç bam¬başka olacaktı” diyen Yorgos Vasiliou, AKEL lideri Hristofyas’ın da “tehdide boyun eğdiğini” savundu.

Papadopulos ‘dalga’ geçti

Kıbrıs’ın bir bütün olarak Avrupa Birliği üyeliği için dönemin Başkanı Papadopulos’un kendisinden yardım istediğini anlatan Vasiliou , “Annan Planı’nı desteklediklerine dair Avrupa Birliği’ne güvence verdiklerini” söyledi.
Papadopulos’un en başta “Annan Planı’nı destekler” bir görüntü içinde olduğunu ifade eden Vasiliou’nun şu yorumu dikkat çekici: “Papadopulos’un Annan Plânı’nı kabul ettiğini söyler¬ken hepimizle dalga geçtiğini asla düşünemezdim…”
Vasiliou, ‘Annan Planı’na uzanan süreçle ilgili şu tespitlerde de bulunuyor:
“Türkiye 2003 yılına kadar Denktaş’ın son derece olumsuz tavrını destekliyordu, çünkü statükonun lehine olduğunu düşünüyordu. Fakat Kopenhag kararından sonra oldukça zor duruma düştü. Kıbrıs AB’ye kabul edildi, Türkiye ise davranışlarıyla hem AB, hem NATO ve özellikle de ABD ile karşı karşıya geldi. Recep Tayyip Erdoğan seçimi kazandıktan sonra ortamın Türkiye aleyhine geliştiğini anladı ve çizgi değiştirmeye karar verdi. Denktaş’ın yenilgisi ve Talat’ın kazanması için elinden geleni yaptı ve Davos’ta da Annan Plâ¬nı’nı destekledi. Bürgenstock’a giderken oldukça kararlıydı ve çözümü destekliyordu. Böylece, ülkesini AB ile çatışmaktan kurtardı, Kıbrıs Sorununun yükünden kurtuldu ve Türkiye’nin stratejik çıkarlarını korudu. Aynı zamanda, çözümün yararları¬nı görerek çözümü savunan Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunlu¬ğunu memnun etti.”

‘Erdoğan, iki durumda da kazanacaktı’

Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın Kıbrıs konusunda Denktaş çizgisinde devam edemeyeceğine karar verdiğini anlatan Vasiliou, şu değerlendirmeleri de yapıyor:
“Tassos’un tavır değiştirmesi durumunda korkacak hiçbir şey yoktu. Eğer Tassos Papadopoulos, Annan Plânı’na ‘Evet’ derse, Kıbrıs So¬runu çözülecek ve bu çözüm, Er¬doğan’a yarayacaktı. Eğer Tassos ha¬yır demeye karar verirse ve DİSİ ile AKEL’in o ana kadar plâna olumlu yaklaşmalarına rağmen, ‘Hayır’ın Kıbrıs Rum toplumu tarafından kabul görmesini sağlarsa, bu Erdoğan’ın işine daha fazla yarayacaktı. Türkiye’nin Avrupa ve NATO’da imajını olumlu yönde değiştirmeyi başaracak ve sal¬dırıya geçecekti. Çözümsüzlükten Türkiye’nin değil, olumsuz tavırları yüzünden Kıbrıslı Rumların sorumlu olduğunu ileri sürerek işgali haklı gösterecekti. Maalesef, olaylar tam da böyle gelişti. Türkiye’nin kazanımı çifte oldu.”

“Annan Planı’nda Hristofyas 180 derece döndü”

Yorgos Vasiliou’nun dönemin AKEL liderine yönelik sert eleştirileri kitapta dikkat çekiyor.
Vasiliou, Hristofyas’ı bir anlamda, “hükümette kalmak uğuruna” barış sürecini “satmakla” suçluyor.
Yorgos Vasiliou, “Düne ve Yarına Dair Düşünceler” kitabında Kızılyürek’e şunları söylüyor:
“Bürgenstock’tan sonra ve Referandumlardan önce Tassos çok açık bir şekilde Dimitris’e (Hristofyas) ‘evet dersen hükümette kalamazsın’ dedi. Dimitris, ne yazık ki hükümette kalmaya karar verdi ve 180 derecelik dönüş yaptı. Bu konuda en küçük bir şüphem yoktur.”

“Kuzeyde statüko güçlendi”

Yorgos Vasiliou, Kıbrsılı Rumlar’ın Annan Planı’nı reddetmesiyle adanın kuzeyinde “statüko”nun güçlendiğine dikkat çekerek, “felaket” olarak değerlendirdiği “hayır” sonrası süreci şöyle anlatıyor:
“Kuzeyde statüko güçlendi ve Kıbrıs’ta bilinen gelişmeler yaşandı. Türkiye Kıbrıs Türk tarafının güçlenmesi için zaman kazanmayı başardı. Örneğin 1992 yılında yerleşikler konusunu konuştuğumuzda Türkiye’den gelenler gerçekten yerleşiktiler. Oysa 10-20 yıl içinde Kıbrıs yurttaşı oldular. Avrupa Birliği’n¬de göçmenlerin her gün eylem yaptıklarını iyi biliyoruz. Kaçak yollardan Avrupa’ya gitmiş olsalar da çalışma hakları vardır. Avrupa kamuoyunun belli bir süre geçtikten sonra bu insanla¬rın hak sahibi olmalarını giderek benimsediğini görüyoruz. Bu hakları nasıl inkâr edebilirsiniz ki... Bunları yerleşikleri destek¬lemek için söylemiyorum. Zamanın Türkiye’nin çıkarlarının le¬hine işlediğine işaret etmek istiyorum. Türkiye zaman faktörü¬nü değerlendirip bilinçli bir şekilde Kuzey Kıbrıs’ın demokratik karakterini değiştirmektedir...”


-------------------------------------------------------------

‘Suç işlediğimizi söylemek, hepimizin boynunun borcu’

Araştırmacı-Tarihçi-Akademisyen Niyazi Kızılyürek’in  “Vasiliou - Düne ve Yarına Dair Düşünceler” kitabında, adanın tarihsel sürecini de değerlendiren Yorgos Vasiliou, “Kıbrıs, maalesef, milliyetçi fikirlerin, ‘Enosis ve sadece Enosis’ gibi sloganların, Taksim’in ve bütün bunların yarattığı durumların kurbanı oldu” dedi.
1950 yılında yapılan ve Kıbrıs Rum toplumunun %99’unun lehte oy kullandığı Enosis plebisitinden sonra Enosis’in artık bir halk hareketine dönüştüğünü anlatan Vasiliou, “Enosis plebisitinde yer alan AKEL de ‘Enosis ve sadece Enosis’ çizgisini benimseye¬rek Enosis fikrine bağlandı” yorumunda bulundu.
“Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra biz izlediğimiz çizgiden başka bir çizgi benimsemiş ol¬saydık, Denktaş Kıbrıs Türk toplumunun lideri olamazdı” diyen Vasiliou, Kıbrıslı Rumlar’ın en önemli hatalarından birinin “Cumhuriyet”e sahip çıkmamak olduğunu belirtti.
Yunanistan’ın o dönemde Türkiye’ye başka, Kıbrıslı Rumlara başka bir “yüz” gösterdiğini anlatan Vasiliou, “Zürih ve Londra antlaşmaları imza¬landıktan sonra bile Enosis rüyası görmeye devam ediyorlardı” dedi.
“Unutmayalım ki biz egemen güç idik ve eğer devletimize sahip çıkmış olsaydık, ne 1963-64 olayları, ne de daha sonra olanlar olurdu. Devamında nelerin yaşandığını zaten biliyoruz” öz eleştirisini yapan Vasiliou,  Rauf Denktaş’ın hiçbir zaman Dr.Küçük’ün çizgisinde olmadığı, Dr. Küçük’ün Kıbrıs Cumhuriye¬ti’nin başarıya ulaşmasını istediği ancak Denktaş’ın tam tersine böyle bir niyet taşımadığı iddiasını ortaya koydu.

“Hatalarımızı kabul etmeliyiz”

“Geleceğin temellerini gerçekten sağlam bir şekilde atmak istiyorsak, geçmişte yaptığımız ha¬taları kabul etmemiz gerektiğini” anlatan Vasiliou, kitapta şu ifadeleri ile dikkat çekiyor:
“1963 ile 1967 arasında yüzlerce Kıbrıslı Türk öl¬dürülmesi, 1974 yılında daha fazla Kıbrıslı Rum’un öldürülmesi,  Kıbrıslı Türklerin çalıştıkları devlet dairelerinden ayrılmak zorunda kalarak kapandıkları kapa¬lı bölgelerde yaşadıkları acılar… İstilanın genel sonuçları ve 150,000 mültecinin yaşadığı dram… Suç işlendiğini ve trajik yanlışların yapıldığını söylemek hepimizin boynunun borcudur. Kıbrıs’ta işlenen diğer suçları, Türkiye’nin Kıbrıs’ın bir kısmını şiddet kullanarak ele geçirmesi, Kıbrıs Rum nüfusunu silah zoruyla kovarak o bölgeyi bir Türk vilaye¬ti haline getirmesi ile karşılaştırıldığında, farkın çok büyük ol¬duğu görülür. Ne yazık ki, Türkiye Kıbrıs’ta işlediği suçlardan dolayı hiç bir zaman özür dilemediği gibi, Kıbrıs Cumhuriye¬ti’ni de halen tanımıyor. Bunlar hiç kimsenin yadsıyamayacağı gerçeklerdir. Biz ama doğru bir tavırla Kıbrıslı Türklerle yeni¬den birleşmiş bir Kıbrıs’ta birlikte yaşamayı istiyoruz. Bu, her şeyden önce, karşılıklı saygıya, karşılıklı olarak birbirine değer vermeye, karşılıklı affetmeye bağlıdır. En önemlisi, yeni koşul¬ları dikkate alarak uzlaşmaya yönelmemize bağlıdır.”
Kıbrıs’ta duvarların 1963 yılının Aralık ayında çıkan olaylarla inşa edilmeye başlandığını anlatan Vasiliou, esas duvarın ise  “işgal” sonrasında örüldüğünü savunuyor.

‘AB’ üyeliğinde ‘Türk’ tarafının rolü

“Vasiliou - Düne ve Yarına Dair Düşünceler” kitabında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “Avrupa Birliği üyelik” süreci de ele alınıyor.
Rauf Denktaş’ın ve Türk tarafının “uzlaşmazlığı”nın Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği üyeliğine yardımcı olduğu imasında bulunan Vasiliou, “Denktaş, Perez de Cuellar’ın Türk tarafının lehine yaptığı değişikliklerle sunduğu ‘Fikirler Dizisi’ni reddettiği gibi, ardından yeni Genel Sekreter Boutros Boutros Gali’nin ‘Gali Fikirler Dizisi’ olarak bilinen önerilerini de aynı kararlılıkla reddedetti” diyerek, Avrupa Birliği üyelerinin böylece ‘zemin’ bulduğunu yorumluyor.
“2004’e kadar Türkiye çözüm istemedi. 1992’de BM Güvenlik Konseyi oy birliği ile Gali Fikirler Dizisi’ni onayladığında Türkiye bu önerileri kabul etmiş olsaydı, Kıbrıs Sorunu çözülmüş olacaktı” diyen Vasiliou,  Türk tarafının Gali Fikirler Dizisi’ne karşı takındığı olum¬suz tavrın, 1993 yılında AB’nin Kıbrıs’ın üyeliği konusunda olumlu görüş belirtmesinde etkili olduğunun altını çizdi.

--------------------------------------------------------------

“Müzakerelerde sonuç almak” için Vasiliou’nun yorumu:

“Çözüm uzlaşmayı ve affetmeyi gerektiriyor”

Kıbrıslı Rum lider Vasiliou, çözüm için şartların bugün yine uygun olduğuna dikkat çekiyor, şu uyarıyı yapıyor: “Müzakerelere gi¬rerken başından itibaren sonuç almak için acı uzlaşmalar yap¬maya hazır olmalısın. Değilsen, müzakereler başarısız olmaya mahkûmdur…”

‘Kıbrıslı Rumlar’ın sorunu’

Vasiliou, Kıbrıs’ın güneyindeki ‘sıkıntıyı’ şu sözcüklerle dile getiriyor:
“Kıbrıs Rum toplumunun tek bir sorunu vardır: Kıbrıs Sorununun ‘mümkün olan’ bir çözüm temelinde çözülmesi ge¬rektiğinin bilincinde olan iki büyük partinin, AKEL ile DİSİ’nin istikrarlı bir şekilde işbirliği yapmamaları... Bugün AKEL’in Anastasiadis’in sürdürdüğü müzakereleri desteklediğini görüyoruz. Bu da beni umutlandırıyor...”

“Herkesin bildiği sır”

Vasiliou, Kıbrıs Türk tarafı açısından ise “herkesin bildiği sır” diyerek, şu tespiti yapıyor.
“(Geçen dönemde) bir tarafta Mehmet Ali Talat vardı. Ne kadar iyi, dürüst ve değerli bir insan olursa olsun, son kararı verecek bir konumda değildi. Kararların Ankara’da alındığı herkesin bildiği bir sırdır.”

“Çözüm motivasyonu var”

“Kıbrıslı Rumların çözüm motivasyonu vardır ve büyüktür” diyen Vasiliou,  zaman geçtikçe işlerin daha da kötüye gittiğini ancak “yine de geç olmadığını” söyledi.
“Çözüm uzlaşmayı ve affetmeyi gerektiriyor” diyen Vasiliou, “toprak” konusuna ise iyimser bakıyor:
“Toprak konusunda mümkün olduğu kadar adil ve man¬tıklı bir anlaşma, mülkiyet sorununun çözümünü epeyce ko¬laylaştıracaktır. Zorluklar elbette olacaktır ama bunlar eşit mu¬amele temelinde çözülebilir. Ayrıca, Kıbrıs Türk yönetiminde kalacak olan bölgelere Kıbrıslı Rumların dönmek isteyip iste¬meyeceği yanıt bekleyen bir başka sorudur. Çoğunluğun gidip oralarda yaşamak isteyeceği konusunda şüphelerim vardır...”

“Türkiyeli yerleşikler” ve “Enosis” meselesi bitti

“Kıbrıslı Türklerin sorunu Kıbrıslı Rumlar değil, Türkiyeli yerleşiklerdir” diyen Vasiliou, şu iddialarını da Niyazi Kızılyürek’le paylaşıyor:
“Yerleşikler kuzeyde daha şimdiden çoğunluk oldular ve yatırımların çoğu da Türkiye tarafından yapılıyor. Dolayısıyla Kıbrıs Türk toplumu varlığını korumak istiyorsa, Türkiye ile başa çıkmak durumundadır. Bu açıdan bakınca, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı karakterlerini ancak Kıbrıslı Rumlarla işbirliği halinde koruyabileceklerini söyleyebiliriz”
Vasiliou “garantiler” konusunda bir soruya ise şu yanıtı veriyor:
“AB üyesi olduğumuzu, bunun da en büyük garanti oldu¬ğunu unutmamalıyız. Garantiler meselesi elbette görüşülecek¬tir.”
Kıbrıs’ın güneyinde artık “Enosis” düşüncesinin bittiğini de anlatan Vasiliou, şunları söylüyor:
“Bugün Kıbrıslı Rumlar açısından Enosis diye bir mesele yoktur. Yunanistan ile birleşmek için referandum yapılsa, Kıb¬rıslı Rumların %5’inin bile ‘evet’ diyeceği konusunda kuşkum var. Her şey çok değişti. Kıbrıslı Rumlar Enosis fikrini terk et¬tiler. Fakat Helen olmaktan vazgeçmediler elbette ve bazen bu iki şey birbirine karıştırılıyor”

Kültür & Sanat Haberleri