CTP Milletvekili Armağan Candan, bölgede devam eden savaşın Kıbrıs’ı da doğrudan etkilediğini belirterek, savaş bölgesinde mahsur kalan Kıbrıslı Türklerin bulunduğunu söyledi. Candan, “Dünyamız zor bir dönemden geçiyor. Çok ciddi bir savaş hemen yanı başımızda devam ediyor. Bu coğrafyada biz de yakinen etkileniyoruz. Savaş bölgesinde mahsur kalmış Kıbrıslı Türkler var. O insanlarımızın üzerinden dronalar uçuyor. İnsanlarımızın bir an önce ülkemize sağ salim dönmelerini arzu ediyoruz.” dedi.
Körfez bölgesinde ülkenin dört temsilciliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin büyükelçiliklerinin bulunduğunu ifade eden Candan, Kıbrıslı Türklerin aynı zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olduklarını ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de temas halinde olduğu bilgisini paylaştığını belirtti. Candan, “Vatandaşlarımız umarım bir an önce tahliye edilip evlerine dönerler. Durumlarının iyi olduğunu biliyoruz ama süreç uzadıkça riskler ortada olmaya devam edecek. Savaş görüntülerini izlemek hepimizin üzerinde bir tedirginlik yaratıyor” ifadelerini kullandı.
İngiliz üslerine yönelik atılan İHA’ların etkisiz hale getirilmiş olsa dahi tehdit unsuru olmaya devam ettiğini dile getiren Candan, Kıbrıs’ın kuzeyi ile güneyi arasında bu anlamda büyük bir fark görmediğini belirtti. “Oradaki havaalanlarını Kıbrıslı Türkler de kullanıyor, bölgede çalışan insanlarımız var. Onların da can güvenliği bizler için önemli.” diyen Candan, üslerin savunma amacıyla kullanılsa dahi İran ya da Lübnan’daki Hizbullah gibi aktörlerin hedefi haline gelebileceğini söyledi.
İngiliz üslerinin ötesinde, Kıbrıslı Rum Lider Nikos Hristodulidis seçildikten sonra izlenen dış politika ve kurulan ittifaklara da işaret eden Candan, savunma ve işbirliği anlaşmaları ile özellikle İsrail’le yaşanan yakınlaşmanın Kıbrıs’ın İran gibi ülkelerin gözünde hasım bir ülke olarak görülmesine neden olabileceğini ifade etti.
1960’lı yıllarda yapılan Garanti ve İttifak Anlaşmaları’nın dönemin güvenlik ve savunma ihtiyaçlarına göre şekillendiğini belirten Candan, “O anlaşmaların üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçti. Bugün artık Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olarak biz kendi güvenliğimizi yeniden bu çağın şartlarında olası tehlikelere karşı nasıl, hangi yöntemlerle koruyabiliriz, daha fazla geç kalmadan bunun derdinde olmalıyız.” dedi.