Tümay TUĞYAN
Kıbrıs sorunu, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Türkiye üçgeninde inşa edilmeye çalışılan yeni jeopolitik mimarinin içerisinde, oyun kurucu görevini yürütüyor.
Bu mimarinin yolunun, Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında bir ilişkinin inşa edilebilmesinden geçmesi nedeniyle, çok uluslu taraflar, BM’nin hazırlığını yaptığı 5+1 Kıbrıs konferansından bir ‘Stratejik Siyasi Anlaşma’ (Strategic Political Agreement) ile çıkılabilmesi için yoğun mesai harcıyor.
Bu anlaşma hem kapsamlı müzakereleri 2-3 yıllık bir takvime oturtup, hem de çözüm olmaksızın Kıbrıs Cumhuriyeti – Türkiye ilişkilerinin inşasına hukuki ve siyasi bir zemin oluşturacak.
Güvenilir siyasi kaynaklar, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 5+1’de bu anlaşmayı masaya koyup, tarafların onayını talep edeceğini ifade ediyor.
Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in mekik diplomasisiyle olgunlaştırmaya çalıştığı da, bu anlaşmanın taslak hali.
Türkiye’nin, Avrupa Birliği ve transatlantik ilişkileri üzerinden şekillenmeye çalışan yeni jeopolitik mimarinin inşasında, Kıbrıs sorunu hayati bir önem taşıyor.
Geçtiğimiz hafta Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi kapsamında yapılan çok sayıda ikili temasın gündeminde yer alan Kıbrıs sorununda varılacak bir ön uzlaşıyla, bu jeopolitik mimarinin inşasının hız kazanması arzulanıyor.
Türkiye-ABD-AB ilişkileri bağlamında Kıbrıs
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın, Rusya’dan satın alınan S-400 savunma sistemleri nedeniyle 2019’dan bu yana Türkiye’ye uygulanmakta olan CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını ve Türkiye’nin yine aynı gerekçeyle çıkarıldığı F-35 programına ilişkin yeni bir değerlendirme yapılacağını açıklaması, siyasi analistlere göre Kıbrıs sorunundan bağımsız olarak yorumlanabilecek gelişmeler değil.
Türkiye’nin transatlantik ilişkilerinin yanı sıra, Avrupa Birliği ile yürüttüğü yeniden yakınlaşma çabalarının merkez kuvvetlerinden biri de yine Kıbrıs sorunu.
Edinilen bilgilere göre, AB-TC ilişkilerinde ‘cesaret verici’ gelişmeler var.
Gümrük Birliği, vize serbestisi, güvenlik kapsamında yürütülen SAFE projesi gibi konuların yanı sıra, Doğu Akdeniz’de doğal gaz üzerinden şekillenen işbirliklerine Türkiye’nin dahil edileceği senaryoların hayata geçmesi de, Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti ilişkilerinin normalleşmesinden geçiyor.
Kıbrıs, Türkiye-AB-ABD arasında tasarlanan yeni jeopolitik mimarinin oyun kurucusu olacak.
NATO Zirvesi’nde yoğun mesai harcanan süreç, CAATSA yaptırımları, F-35 programı, AB Gümrük Birliği anlaşması, doğal gaz ve SAFE programı gibi pazarlıkların odağında.
Genişletilmiş 5+1 pazarlıkları, bir ‘Stratejik Siyasi Anlaşma’ taslağı üzerinden yürütülüyor.
Holguin 21 Temmuz’dan itibaren adaya gelerek, 5+1’in hazırlığını tamamlamaya çalışacak.
Guterres 5+1’de taraflardan, ‘Stratejik Siyasi Anlaşma’ya onay isteyecek, anlaşma Türkiye’nin AB ve transatlantik hedefleri için hukuki ve siyasi zemin oluşturacak.
Guterres Stratejik Siyasi Anlaşma için onay talep edecek
Tam da bu noktada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorununda üstlendiği yeni inisiyatifin sonuç üretmesi, bu jeopolitik denklemin zamkı olmaya aday.
Bu mimarinin yolunun, Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında bir ilişkinin inşa edilebilmesinden geçmesi nedeniyle, uluslararası toplum, BM’nin hazırlığını yaptığı 5+1 Kıbrıs konferansından bir ‘Stratejik Siyasi Anlaşma’ (Strategic Political Agreement) ile çıkılabilmesi için yoğun mesai harcıyor.
Bu anlaşma, çözüm olmaksızın Kıbrıs Cumhuriyeti – Türkiye ilişkilerinin inşasına hukuki ve siyasi bir zemin oluşturacak.
Güvenilir siyasi kaynaklar, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 5+1’de bu anlaşmayı masaya koyup, tarafların onayını talep edeceğini ifade ediyor.
Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in mekik diplomasisiyle olgunlaştırmaya çalıştığı da, bu anlaşmanın taslak hali.
Holguin 21 Temmuz’dan itibaren adaya gelerek, 5+1’in hazırlığını tamamlamaya çalışacak.
Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları konuya ilişkin temkinli açıklamalar yapsa da, Holguin’un hedefi, 10 Ağustos’ta BM’nin yaz tatiline girmesi öncesinde konferansın toplanabilmesi için pazarlıkları sonuca ulaştırabilmek.
Yine edinilen bilgiye göre, Holguin’in ekibinin bir bölümü, kişisel temsilcinin yokluğunda adada kalarak, diplomatik çabaları sürdürüyor.
2-3 yıllık ara takvim
5+1’de tarafların söz konusu Stratejik Siyasi Anlaşma’ya onay vermesi durumunda, çözüme yönelik resmi müzakere sürecinin önü açılacak.
Holguin, kapsamlı çözüm için yürütülecek müzakere sürecinin 2-3 yıllık bir takvime yayılmasını öngörürken, bu esnada ‘yüksek etkili’ güven yaratıcı önlemlerin hayata geçirilmesinin yolları aranacak.
Stratejik Siyasi Anlaşma’nın onaylanmasıyla başlaması planlanan ‘ara dönem’ aynı zamanda, Kıbrıs Türk tarafının AB muktesebatına ve Euro Bölgesi’ne uyum süreci olarak değerlendirilecek.
Fitto, Türkiye’nin onayıyla atandı
Avrupa Komisyonu'nun Uyum ve Reformlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto’nun, Komisyon Başkanı Ursula Von der Leyen’in Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atanması, siyasi çevrelerce sürecin kapalı kapılar ardında ciddi bir ilerleme kaydettiğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.
Von der Leyen’in ‘siyasi’ iradesiyle atanan ve doğrudan başkana rapor verecek olan Fitto’nun elinde, Kıbrıslı Türkler’in Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde kullanabileceği çok önemli siyasi, mali ve yapısal enstrümanlar var. Bu enstrümanlar, Stratejik Siyasi Antlaşma’nın imzası sonrasında, Kıbrıs Türk ekonomisini ve kamu yönetimini, AB'ye tam entegrasyon için gerekli olan standartlara ulaştırmak amacıyla kullanılacak.
KKTC Dışişleri Bakanlığı atamayı ‘gayrıyasal ve provokatif’ olarak değerlendirip, Kıbrıs Türk tarafının onayı alınmaksızın, Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in talebiyle ve Kıbrıs Türk tarafı üzerinde baskı kurma maksadıyla yapıldığını savunsa da, konuya hakim siyasi kaynaklar, Raffaele Fitto’nun görevlendirilmesinin, Türkiye’nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını söylüyor.
Konunun, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile AB yetkilileri arasında, Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi sırasında ele alındığı ifade ediliyor.