Gün yüzleşme günüdür...

BÜTÜN dünya, her geçen günle birlikte, hükümetlerin aldığı yeni yeni kararlarla artık tamamen kabuğuna çekiliyor. Ülkeler sınırlarını, işyerleri kepenklerini, evler kapı-pencerelerini kapatıyor.

Artun Luricinalı /
Londra

 

BÜTÜN dünya, her geçen günle birlikte, hükümetlerin aldığı yeni yeni kararlarla artık tamamen kabuğuna çekiliyor. Ülkeler sınırlarını, işyerleri kepenklerini, evler kapı-pencerelerini kapatıyor. Hepimiz işimizi gücümüzü bir kenara koyarak evlerimizde kalmaya, gerekli olmayan durumlarda dışarıya çıkmamaya karar verdik.

Çok zor günlere gebe bütün dünyamız. Neler oluyor? Nereye gidiyoruz? Korku ile karışık, karmaşık duygular içerisindeyiz hepimiz. Olumsuzlukların yanında Korona virüsü ile dalga geçip gülmeye çalışıyor, ama yaşanan gerçekliklere bakınca içimizi hüzün kaplıyor.

Bu şartlar elbette ki zor ve oldukça olumsuz şartlar. Ülke ekonomilerini, genel dünya ekonomisini büyük bir kriz bekliyor. Böylesi bir kaosun altından nasıl çıkılabilecek, belli değil.

İnsanlık büyük bir yüzleşme ile karşı karşıya. Sürekli komplo teorileri ile ortaya çıkanlar, bu virüsün sorumluluğunu bir yerlere yükleyip psikolojik olarak rahatlamaya çalışanlar var. Oysa gerçek öyle mi?

İnsanlığın topyekûn sorumluluk üstlenmesi, bu ortak düşmana karşı ortak mücadele geliştirmesi gerekir. Sorumluluğu bir yerlere havale etmeye çalışanlar, bu virüse karşı bir şey yapmak, sorumluluk almak istemeyenlerdir.

Halbuki dünyamızın bugünkü duruma gelmesinde tüm insanlık olarak hepimizin sorumluluğu vardır. Ne yaptıysak hep birlikte yaptık. Dünyamıza insanlık olarak sahip çıkmadık. Onu hor kullandık. Ona saygı duymadık. Onun bize verdiği doğal nimetlerin üzerinde, ondan kaldıramayacağı ağır taleplerde bulunduk. Onu her yönden kirlettik, onun zorla ırzına geçtik.

Bu virüs, doğanın bize doğal bir tepkisidir. Dünya bize “artık yeter” dedi. Evlerimize kapanıp kendimizle yüzleşmemizi, tarih boyunca neleri nasıl yaptığımızı, özellikle son 50 yılda ne haltlar yediğimizi sorgulamamızı istiyor.

Bir düşünün arkadaşlar. Herkes şapkasını masaya koyup şöyle bir düşünsün. Hiç acele etmesin. Bolca zamanımız var ve daha çok zamanımız olacak gibi görünüyor. Yaşadığımız bu “fani” dünyadaki isteklerimizi bir düşünelim.

Nedir istediğimiz? Hırslarımız, doymak bilmeyen isteklerimiz, birilerini ezme, yok etme hallerimiz, düşmanlıklarımız, kendimizi beğenmişlik hallerimiz, bencilliklerimiz, kıskançlıklarımız, paylaşamamamız, empati gösteremememiz, anlayışlı olamamamız ve bu duruma düşmemize rağmen halen aynı modda devam edenlerimiz.

Bütün dünyada hemen hemen aynı sorunlar. İnsanlar geçmişten ders çıkarmıyor. Daha iyiye, daha güzele yönelmek yerine, geriye doğru gidiliyor. Dünya “küçüldükçe” insanlar daha da kaynaşacağına, ülke insanlarının birbirlerine karşı olan önyargıları büyüyor, ırkçılık yükseldikçe yükseliyor.

Savaşlar, çoluk-çocuk ayırımı yapmaksızın insanların katledilmesi, dünyanın daha yaşanası bir yer haline getirilebilmesi yönünde gelişimi için planlar yapmak yerine silahlara, savaşlara, kötülüklere yapılan “kârlı” yatırımlar. Para hırsı, iktidar hırsı, padişah-başbuğ kibirliliği, despot ve diktatör olma merağı, insanların genel çıkarlarını hiçe sayarak bencil çıkarların ön planda tutulması. Olumsuz yanlarımız daha da çoğaltılabilir.

Halbuki şimdi yüzleşme zamanı. Bütün dünya ile, özellikle de komşularımızla dayanışma zamanı. Politik farklılıklarımızı, ırkımızı, rengimizi, dilimizi, hangi ülkeden geldiğimizi bir kenara bırakıp, sadece İNSAN olduğumuz hatırlama zamanı.

Korona virüsü bize EŞİT olduğumuzu hatırlattı. Dil, din, ırk, cinsiyet, zengin-fakir ayırımı yapmadan hepimize eşit uzaklıkta duruyor. Hiç birimize özel statü tanımıyor, torpil falan geçmiyor.

İşte böyle bir düşmana karşı insanlığın da ORTAK bir strateji belirlemesi gerekiyor. Din, dil, ırk, cinsiyet, politik farklılıklar bir kenara bırakılarak ortak mücadele verilmesi gerekiyor.

Dünyamıza verdiğimiz büyük zararları telafi edebilecek, yok olma sürecini tersine döndürecek, dünyanın nimetlerini insanlığın yararına kullanabilecek güç ve beceriye sahiptir insanoğlu. Dünya hepimize yetecek kadar büyüktür. Yeter ki aklımızı başımıza alalım ve İNSAN olduğumuz hatırlayalım.

Bu noktada elbette, Corona virüsünün ortaya çıkardığı ve hepimizin de yaşadığı korku, telaş ve paranoyak hallerimizin; bizleri, toplumları, halkları baskı altına alma, onları sindirme yönünde kullanılmasına izin verecek noktaya taşınmasına karşı uyanık olmamız gerekir.

Bazı yönetimler, kimi rejimler bunu fırsat bilerek insanları büyük bir baskı ve korku psikolojisi altına sokmak isteyecek, birçok demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlamak isteyeceklerdir.

Bize düşen görev, bilimsel bilgi ve veriler ışığında hareket etmek, bilimsel olmayan yaklaşımlara kesinlikle prim vermemek olmalıdır.

Bunu başardığımız zaman hem dünyamızı daha yaşanabilir bir yere dönüştürecek, hem de daha anlayışlı, daha demokratik, daha barışçı, daha güzel insanlar olacağız. Dünyamızı doğası, hayvanları ve insanlarıyla birlikte daha yaşanası bir hale sokacak, gelecek nesillere örnek teşkil etmeyi başaracağız.

Evlerimize, mahallelerimize, ülkelerimize kapandık. Kapandık ama Corona kapanmadı. O, sınır tanımadan bütün dünyaya uzandı, zengin-fakir, siyah-beyaz, din-dil ayırımı yapmadan herkese saldırıyor.

O uluslararası bir düşman. Tüm insanlığın ortak düşmanı. İşte bu ortak düşmanı, uluslararası ortak bir mücadele geliştirerek yenebiliriz ancak.

Gün yüzleşme günüdür. Büyük bir sınavdan geçiyoruz. Bu sınavdan başarı ile çıkmak bizim elimizdedir.

 

Özel Haber Haberleri