Gazetecilikte zaman mevhumu yok

Tüm şehir uyurken mesaiye başlayan, tüm gece boyunca olayları herkesten önce öğrenen, 24 saati telaş içinde geçen bir meslek ‘Gazetecilik’.

Devrim DEMİR

Kentin gecesine gündüzüne polis ve itfaiyecilerle birlikte şahitlik eden gazeteciler, çoğu zaman olay yerine ilk ulaşanlardan oluyor.

Kimi zaman büyük bir yangına, kimi zamansa trafik kazasına, cinayet olayına tanıklık eden, olumsuz olaylarda dahi görevlerini yerine getirmeye çalışan muhabirler kendi hayatlarına zaman ayırıyor mu?

24 saatleri nasıl geçer? Bu mesleği yapan bir kadınsa, çocuğu varsa zorlukları nelerdir?

22 senelik muhabir Özlem Tüylüoğlu, iki çocuk annesi, Girne bölgesinde olan biten tüm olaylara yetişmek zorunda. Neredeyse 24 saat uyumayan bir kentin tek muhabiri olan Tüylüoğlu, mesleğinin 24 saatini ‘adres kıbrıs’a anlattı.

“Belirsiz çalışma saatleri zorlayıcı”

Bir habercinin 24 saatinin ışık hızı ile geçtiğini anlatan BRTK Girne muhabiri Özlem Tüylüoğlu, 16 yıldır Girne bölgesinde tek muhabir, tek kameramanla birlikte her an her yerde görevde. Belirsiz çalışma saatlerinin oldukça yorucu olduğunun altını çizen Tüylüoğlu, “Girne’de 16 yıldır, tek muhabir tek kameraman olarak görev yaptığımız için ve kentimiz de her açıdan oldukça yoğun bir bölge olduğu için çalışma yaşamımız oldukça zorlayıcı. İzin günlerimiz, günlük çalıma saatlerimizin belirsizliği özel yaşamımızı zorluyor.. İş için efor harcamamız gerekirken, diğer yandan da ailemize, kendimize vakit ayırmak için ayrı bir çaba sarf etmemiz gerekiyor... 22 yıldır televizyon muhabirliği yapıyorum, 6 yıl Show TV, 16 yıl ise BRTK Girne Bürosunda.”

“Bu meslekte kadın olmaktan çok anne olmak zor”

Haberciliğin zor bir meslek olduğunu ifade eden Özlem Tüylüoğlu, uzun ve zor çalışma saatleri olan bu meslekte özel günlerin ve resmi tatillerin hayatlarında olmadığını anlattı.

15 yaşında bir kız ve 7 yaşında bir erkek çocuğu annesi olan Tüylüoğlu, bu meslekte kadın olmaktan çok anne olmanın çok zor olduğunu kaydetti. “15 yaşında Nehir ve 7 yaşındaki Aras Musa’nın anneleriyim.. Habercilik zor bir meslek, belirsiz, uzun zor çalışma saatleri, zorlu çalışma koşulları... Mesleğimiz severek, fedakârlık ve özveriyle yapılabilecek bir meslek. Bizler için izin günü, resmi tatil ya da bayram gibi kavramlar yok, özel günleri , kutlamaları kaçırmak ya da atlamak zorunda kalabiliyoruz... Ailemizle yeterince vakit geçiremiyoruz ve geçirmek için adeta sihirbazlık yapmak zorunda kalıyoruz. Sektörde kadın meslektaşlar yoğun... Bu meslekte kadın olmak değil ama anne olmak gerçekten çok zorlayıcı... Ben iş yaşamımın tüm düzensizliğine rağmen, çocuklarımı, evimi, ailemi kendimi ve dostlarımı ihmal etmemek ve çok sevdiğim mesleğimi sürdürebilmek için bu düzensizliğin içinde kendime bir düzen kurmaya çalıştım… Başardığıma da inanıyorum…”

Okul hazırlığı, kahvaltı, haber düzeni…  

Sabah uyanmak, çocukları okula hazırlamak, haber programını düzenlemek derken saatlerle yarıştığını ifade eden Özlem Tüylüoğlu, araya ev temizliğini de sıkıştırdığını anlattı.

“Sabah 6 gibi güne başlıyorum. Çocukların okul hazırlığını yaparken, bir yandan da her sabah takıntılı olduğum ev temizliği konusunu aradan çıkarıyorum. Sonrası kendimi işe hazırlamak… Güne ait gündem bize akşamdan ulaşıyor, ancak bu o günkü çalışma saatlerimiz konusunda belirleyici olmuyor her zaman. Gündemimize ek olarak, sabah 8.30 gibi, polis basın subaylığından günlük adli olaylarla ilgili raporlar geliyor ve bu günlük programı değiştiriyor… Tabii ki gün içinde meydana gelen, sel, kaza ve yangın gibi beklenmedik gelişmeler de olabiliyor. Takip edilecek adli bir olay varsa mahkemede bekliyoruz.

“1 günüme ailemi ve işimi sığdırdığıma inanıyorum”

 Mesleğinin zorluklarını anlatırken, evini ve çocuklarını da ihmal etmemeye çalıştığını ifade eden Tüylüoğlu, “Girne’de turizm, üniversiteler yoğun, adli olaylar, konferanslar, spor ve kültür sanat haberleri çok yoğun. Bunlara kazalar felaketler, yangınlar da eklenince, iş daha da sarpa sarıyor. Hal böyle olunca, sadece gün içinde değil akşam da birçok habere gitmek zorundayız. Bu düzensizlik içinde aileye, çocuklara ve kendinize vakit ayırmanız çok zor. Ben bunu başarabildiğime inanıyorum. Titiz bir anneyim, evimin işiyle de, çocukların dersleriyle de ben ilgileniyorum. Gerçi Nehir, koleje başladığından beri kendisi çalışıyor, ödevlerinden kendisi sorumlu tamamen .. Ancak 7 yaşındaki Aras Musa’nın bu konuda hala yardıma ihtiyacı var. Çocukların sağlıklı beslenmesine önem veriyorum, fast food tüketimi minimumdan bile az, evde her gün sağlıklı yemekler pişiyor... Bu yoğunluk içinde, spora, aileme, arkadaşlarıma ve sosyalleşmeye de vakit ayırmaya çalışıyorum. Gün içinde çalışma saatimi tamamladığımda, eve gelip mutfağa giriyorum kahve eşliğinde yemek yapıyorum. Ardından eğer tekrar akşam haber için çıkmam gerekmeyecekse, yemekten sonra haftanın 5 günü 1 saat yürüyüşe çıkıyorum... Sonrası eve dönüş, emek ve çocuklara ayrılan zaman.

Mesleğin keyifli yanları o günü unutturuyor

Uyanır uyanmaz o gün nerede ne olacağını bilmeden sokağa çıktığını, bir günün oldukça yoğun geçtiğini anlatan Tüylüoğlu, mesleğin güzel yanları da olduğuna değindi. İşini yaparken, keyif almayı da bilenlerden biri olan Özlem Tüylüoğlu, “Yoğun ve zor bir iş yapıyoruz… Ama işimizi yaparken bundan keyif almayı bilmek önemli çünkü mesleğimizin zor olan şartlarını, bu şekilde yumuşatabiliriz. Mesela, çok zor, sıkıcı bir mahkeme haberini beklerken, meslektaşlarımla oturup bir fincan kahve içmek, sohbet etmek, günün anlamına uygun selfiler çekmek, etraftakilerle sohbet etmek büyük keyif benim için. Yani anlayacağınız, bir habercinin 24 saati, çok çok hızlı, yoğun, yorucu, hareketli, stresli ama mesleğini seven için de bir o kadar keyifli geçiyor.”

 

Dergiler Haberleri