Funda Gümüş: Müziksiz hayat dehşet olur

Içimizdekiler/ Ülviye Akın Uysal

(Yönetici ve okul asistanı)

Kendimi tek kelime ile tanımlayacak olsam… Birkaç tane olabilir fakat romantik seçerdim

Şu an yaptığım işi yapmasaydım… Küçük bir kafem olurdu, yaptığım pastaları satardım

Benim gündemimi en fazla meşgul eden… İşim ve pastalarım!

Kayıtsız kalamadığım şey… Vicdansızlık, haysiyetsizlik

En büyük pişmanlığım… Piyano derslerime devam etmediğim ve piyanoyu bıraktığım için

En büyük sevincim… Kızım ve küçük yeğenim

Hayatımın dönüm noktası… Sanırım 40 yaşına basınca ve sigarayı bırakınca

Beni en çok etkileyen yazar… Utanarak söylemeliyim ki çok etkileyen olmadı henüz fakat James Patterson’ı severim

Başucumdaki kitap… Başucu sayılmaz çünkü iPad da okuyorum fakat, The Romanovs by Simon Sebag Montefiore

En keyif aldığım müzik… 80’lerin pop, R&B, soul... Aslında hepsini severim, müziksiz hayat dehşet olur

En son izlediğim film… Sinemada ‘Fifty Shades Darker’

Kendim için son aldığım şey… Laptop!

Dolabımdaki en gereksiz şey… Dolabımda gereksiz hiçbir şey yoktur! Her şey çok gereklidir!

Benim için alınabilecek en güzel hediye… Büyüklüğü, küçüklüğü önemli değil... Düşünülmek önemli benim için

Kendimle ilgili değiştirmek istediğim şey… Tüm kadınlar gibi benim de şikayetlerim var...  Fakat bazı huylarımı değiştirmek isterdim... İnatçı olabilirim bazen

Kendimde beğendiğim özellik… Sevecen biriyim... Espiri yeteneğimi de severim

Olmasa da olur… Pilav! Yemesem umrumda değil

Olmazsa olmaz… Çikolata! Asla vazgeçemem!

En iyi yaptığım yemek… Vallahi mutfakta iyiyim, yaratmayı severim ama en iyi bunu yaparım diye bir iddiam yok

Hayalimdeki dünya… Savaşsız, açlık olmayan, huzurlu ve temiz bir dünya

Aşk benim için… Tutkulu olmak demek, sadece o insanın olmak demek

Onunla çok tanışmayı isterdim… Mustafa Kemal Ataturk’le tanışıp konuşmak isterdim... Bir de İngiltere Kraliçesi Queen Elizabeth II

Görmek istediğim yer… New York, New York, New York

Mutlaka yapmak istediğim… Ölmeden Dünya’daki harikalari görmek

Son olarak söylemek istediklerim… İngilizcede bir laf var ‘don’t be quick to judge’ –yani insanlara karşı ön yargıllı olma… durun bi düşünün... sonuç, sandığınız gibi olmayabilir.

 

 

 

 

 

 

Dergiler Haberleri