Fileleftheros: “Türkiye’ye karşı tedbirler paketi”

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, gerek Türkiye’nin Maraş’taki faaliyetleri gerekse geniş kapsamda Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki politikasını göğüslemek adına tedbirler paketini ileri götürdüğü belirtildi.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, gerek Türkiye’nin Maraş’taki faaliyetleri gerekse geniş kapsamda Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki politikasını göğüslemek adına tedbirler paketini ileri götürdüğü belirtildi.

Fileleftheros gazetesi, “Türkiye’ye Karşı Tedbirler Paketi” başlıklı haberinde, Kıbrıs’ın, gerek Türkiye’nin Maraş’taki faaliyetleri gerekse geniş kapsamda Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki politikasını göğüslemek adına tedbirler paketini ileri götürdüğünü, pasaportların geri alınması ve 5’inci hükümetler arası başvuru konusunda alınan iki kararın, hükümetin, hukuki ve siyasi düzeyde ileriye götürdüğü tedbirler paketine dayandığını yazdı.

Habere göre yetkili bir hükümet kaynağı gazeteye yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulu’nun aldığı iki kararın, güneyin Türkiye’nin Maraş’ın yerleşime açılması faaliyetlerine yönelik yanıtları teşkil ettiğini savundu.

Aynı kaynak hükümetin amacının, Kıbrıs sorunundaki çıkmazın sona ermesi ve Türkiye’nin Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla diyalog masasına dönmesi olduğunu, ayrıca 5’inci hükümetler arası başvurunun aynı gidişata dayandığını da belirtti.

Aynı kaynak güneyin, Türkiye’nin Maraş’taki  “provokasyonlarına” karşı şu ana kadar Güvenlik Konseyi ile Avrupa Birliği’nin yoğun tepkisini temin etmeyi sağladığını, Nikos Anastasiadis’in gerek mektuplar gerekse diğer hamleleriyle Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin yeninden başlamasına hazır olduğunu net bir şekilde ifade ettiğini söyledi.

Türkiye’nin faaliyetleri ayrıca güneyin kararlarının, gerek BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği özel temsilcisi Jane Holl Lute’un Kıbrıs’a yapacağı ziyaret gerekse Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in BM Genel Kurulu çerçevesinde New York’ta yapacağı temaslar sırasında, BM’nin önüne geleceğini yazan gazete Anastasiadis’in BM Genel Kurulu’nda hazır bulunmasının, müzakerelerin yeniden başlamasının önemini ortaya koyacak bir dizi önemli temas için fırsat yaratacağını da belirtti.

Habere göre bir hükümet kaynağı gazeteye yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulu’nun, “eylem ve faaliyetleriyle, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğini, güvenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını altını oyan kişilerin pasaportlarının yenilenmemesi ya da geri alınması” kararının, Yüksek Mahkeme’nin içtihadına dayandığına belirtti.

Yüksek Mahkemenin içtihadına atıfta bulunan gazete, pasaportun, “yabancı bir ülkede devletin diplomatik hizmetlerinden kolaylık ve korunma sağlamak için verilen bir seyahat belgesi; devletin malını teşkil eden ve makul bir nedenle geri alınabilecek, kullanımı yurt dışında gerekli olan bir unsur” olarak bahsedildiğini, (pasaportun) amacının ise yurt dışındaki vatandaşlarına devlet tarafından konsolosluk koruması sağlaması olduğundan söz edildiğini belirtti.

Habere göre hükümet kaynakları gazeteye yaptıkları açıklamada, KKTC yetkililerinin pasaportlarının geri alınmasının, Türk tarafının Maraş’ın yerleşime açılması ve çözümün sabote edilmesi için çabalarını yoğunlaştırdığı bir andaki, sembolik değeri yüksek bir hareket olarak addedildiğini belirtti.

Gazete haberinde ayrıca, yetkili bir kişiye dayanarak, hükümetin  bu kararının, herhangi bir Kıbrıslı Türk’ü etkilemeyeceğini, 97 bin Kıbrıslı Türk’ün “Kıbrıs Cumhuriyeti” belgelerini ve eşit Avrupalı vatandaşlar olarak devletin diğer hizmetlerini değerlendirmeye devam edeceğini yazdı.

Fileleftheros gazetesi ve diğer gazetelere göre Hükümet Sözcüsü Marios Pelekanos, Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu RIK’e yaptığı açıklamada hükümetin, faaliyetleriyle ülkenin güvenliğinin, toprak bütünlüğünün, bağımsızlığının ve egemenliğinin altını oyan ve aynı zamanda pasaportuna sahip olan kişilere göz yummasının mümkün olmadığını belirtti.

Bakanlar Kurulu’nun, Kıbrıs Cumhuriyeti seyahat belgelerinin verilmemesi veya yenilenmemesi ya da geri alınmasına ilişkin kararının belirli nedenlerle ve Kıbrıslı Türklerin bütünü için değil belirli kişilerle ilgili olarak alındığını söyleyen Pelekanos kararın, Türkiye’nin Maraş’ın yerleşime açılması faaliyetlerine yönelik yanıtlardan biri olduğunu ifade etti.

Pelekanos pasaportun geri alınmasının güneyin sahip olduğu cephanelikteki bir aracı teşkil ettiğini, hükümet olarak sahip oldukları tüm hukuki unsurları değerlendireceklerini söyledi.

Pelekanos açıklamasında ayrıca iptal edilen pasaportlardan bazılarının yürürlükte (geçerli) olduğunu da belirtti.

Güneyin 5’inci hükümetler arası başvurusunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ileriye götürülmesi konusunda ise Pelekanos, son yapılan Ulusal Konsey toplantısında bu bilgilendirmenin yapıldığını ve toplantıda Başsavcının da yer aldığını söyledi.

Bu yöndeki sürecin zaman alan nitelikte olduğunu söyleyen Pelekanos, başvuru konusunda olumlu görüş veren devletin hukuk danışmanlarıyla bu konuda hazırlığın yapıldığını ifade etti.

Başka tedbirlerin alınıp alınmayacağı yönündeki bir soru üzerine Pelekanos, hükümetin gelişmeleri yakından takip ettiğini, buna paralel kararların alınacağını söyledi.

Alithia gazetesine göre İçişleri Bakanı Nikos Nuris, Bakanlar Kurulu’nun aldığı Kıbrıslı Türk yetkililerinin pasaportlarının geri alınması kararına ilişkin olarak bahse konu 14 kişiye ilgili mektupların gönderilerek karar hakkında bilgilendirileklerini söyledi.

Nuris karardan etkilenen Kıbrıslı Türklerin istemesi halinde Kıbrıslı Rum mahkemelerinde dava açabileceklerini de ifade etti.

 

Partilerin tepkileri

 

Fileleftheros gazetesi ve diğer gazeteler, güneydeki siyasi partilerin konuyla alakalı açıklamalarına yer vermeye devam ediyor.

Habere göre AKEL, hükümetin, 14 Kıbrıslı Türk yetkilinin pasaportunun geri alınması kararı konusundaki endişesini dile getirerek bunun, Anastasiadis hükümetinin kendilerini alıştırdığı imaj yaratma hamlesi olduğunu dile getirdi.

AKEL açıklamasında ayrıca, yanıtlamasını istediği Anastasiadis’e yönelik iki soru sordu.

AKEL ilk sorusunda “bu kararın, Kıbrıs Rum tarafının müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlaması hedefine ne kadar hizmet ettiğini” sorarken ikinci soruda ise “bu gidişat için özlü inisiyatiflerin üstlenilip üstlenilmeyeceğini veya artık Türkiye’ye büyük bedel ödetmeye ve kendilerini bölücü statükodan kurtarmaya yaramadığı kanıtlanan kınayıcı eylemlerin yeterli olmaya devam edip etmeyeceğini” sordu.

DİSİ ise dün yaptığı açıklamada hükümetin kararına paralel görüş ortaya koyarken hükümetin, yasal haklarının korunmasını sadece Avrupa Birliği ve uluslararası düzeyde talep etmemesi, ayrıca Türkiye ve Kıbrıslı Türk liderliği tarafından uluslararası hukukun çiğnenmesi ve her yasa dışı faaliyeti karşısında da aynı hakları koruması gerektiğini savundu.

DİSİ, hükümetin bu kararının, Türkiye ve Kıbrıslı Türk liderliğine, tek kabul edilebilen yolun uluslararası hukukun uygulanması olduğu mesajını gönderdiğini belirtti.

DİKO açıklamasında “iyi çocuk” siyasetinin başarısızlığa uğradığını, bu nedenle Türkiye’nin siyasi ve diplomatik açıdan bir bedele sahip olması gerektiğini savundu.

ELAM yaptığı açıklamada hükümetin, yatıştırma politikasının başarısızlığa uğradığını anladığını belirtti.

EDEK ise açıklamasında Kıbrıslı Türk lider Ersin Tatar ve kabine üyelerinin nasıl pasaport aldığı konusunun araştırılmasını istedi.

Kıbrıslı Rum basını başta Ersin Tatar olmak üzere diğer Kıbrıslı Türk yetkililerinin açıklamalarına da yer verdi.

Alithia gazetesi Tatar’ın bu kararı “ırkçı” olarak nitelendiren açıklamasına geniş yer verirken haber için “Tatar, Kararı Irkçı Olarak Nitelendirdi-Pasaportlarla İlgili İşgal Altındaki Topraklarda Yoğun Tepkiler” başlığını kullandı.

Gazete haberinde eski Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat, Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Başkanı İzzet İzcan, Maraş Açılım Komitesi Başkanı Oğuzhan Hasipoğlu’nun açıklamalarının yanı sıra Kıbrıs Türk partilerinin açıklamalarına da yer verdi.

Politis gazetesi ilgili haberi “İşgal Altındaki Topraklarda Tepkiler Ayrıca İroniler” başlığıyla aktardı.

Fileleftheros gazetesi ise “Toplu Reaksiyon- İşgal Altındaki Topraklarda, Pasaport Kararı Kıbrıslı Türklere Karşı Bir Eylem Olarak Yorumlandı” başlıklarını kullandı.

 

 

Güney Haberleri