Emeğin Estetik Takipçileri: Tina Modotti ve Wang Qingsong

Emeğin Estetik Takipçileri: Tina Modotti ve Wang Qingsong

 

Seçkin Tercan
tercans@yahoo.com

Tina Modotti ve Wang Qingsong dünyanın iki farklı noktasından benzer ideolojik görüşlere sahip sanatçılar olarak görsel kültürde yerlerini almıştır. Modotti devrimci sosyalist düşünceyi çok daha romantik bir dille temsil ederken, Qingsong tersine bir tavır içinde küreselleşme neticesinde gerçekleşen işgale karşı eleştirel bir görsellik kurgulamıştır. Her iki sanatçının buluştuğu ortak düzlem halkçı yapılanma ve devrimci söylemleridir.  

Sanat 19. yüzyılda siyasi söylemin belirgin şekilde propaganda aracı olmuş ve sanatçıların da bu yönde kendi özgün üretimleri başlamıştır. Fotoğraf da politik–siyasi söylemde ifade dili olarak kullanılmaya yine aynı dönemde başlamıştır. Özellikle sanayi devrimiyle birlikte işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşulları fotoğraf sanatının sıklıkla işlediği konulardan biridir. 20. yüzyılda propaganda ya da ideolojik doğrultuda fotoğrafın güçlü dilinden faydalanmak sıkça tercih edilmiştir. Sadece bireyler ve kurumların dışında devletler de propaganda amacı ile fotoğrafı kullanmışlardır. 

Dünya tarihindeki köklü toplumsal değişimlerden biri 20. yüzyıl başında olmuş ve bolşevik devrimi gerçekleşmiştir. Bu devrim tüm sanat dallarında belirgin şekilde kendini göstermiş ve önemli bir sanatçı grubunun da ifade dilini oluşturmuştur. Aynı dönemde sosyalist düşüncenin fotoğrafta kullanımı ise sıradışı bir kişilik olan Tina Modotti ile belirginlik kazanmıştır. Modotti dışında da birçok fotoğraf sanatçısı bu yönde çalışmalar yapmıştır. Modotti döneme damgasını vuran ikon eserler yaratmış, devrimin simgeleri fotoğraflarında keskin bir şekilde yer almış ve dönemin siyasi dergilerinde yayımlanmıştır. Meksikalı fotoğraf sanatçısı Manuel Alvarez Bravo tarafından Modotti’nin fotoğraf hayatı iki ana döneme ayrılmaktadır: “Romantik” dönem ve “Devrimci” dönem! Modotti Meksika’da edindiği çevre ve ülkesi İtalya’da yaşanan politik sorunlar sebebiyle sosyalist düşünceye yakınlaşmıştır. Sanatçının fotoğrafladığı devrimci görsellerde de çoğu zaman romantik bir hava sezilebilir. Modotti devrimci ideolojinin görsel kültür tarihindeki önemli kadın temsilcilerindendir.

Özellikle yaşadığı bölgede Meksikalı çiftçileri eserlerine yansıtan Modotti, “Orak” ve “Çekiç” simgelerini bir tarım işçisi şapkasının üzerinde fotoğraflayarak dönemin bilinen ikon fotoğraflardan birini yaratmıştır. Aynı fotoğrafın birkaç farklı kurgusunda mısır ve gitar gibi yerel simgeler de mevcuttur.  Mücadele fikri ise mermi görselleri ile verilmektedir.

Modotti’nin fotoğrafları sosyalist bir ideolojiyi yansıtırken doğrudan bir propaganda yapılanması kurgulamak yerine belirgin bir görsel estetik yapılanmaya sahiptir. Bu estetik yapılanmada dönemin fotoğraf sanatçısı Edward Weston’un katkısı yadsınamaz. Amerikalı fotoğraf sanatçısı Weston, Modotti’ye fotoğrafı öğreten isimdir. Weston’un eserlerinde daha çok form üzerinden görselleşen bir estetik görülürken, Modotti’de sunulan estetik, formun ideolojik yapılanması şeklinde görülmektedir.  Modotti bazı eserlerinde emek konusuna doğrudan yönelmiş özellikle tarım işçileri ve Meksika’da yaşayan yerli halkların hakları konusunda çalışmıştır. Dönemin sosyalist çizgideki gazetesi El Machete’de yayımlanmak üzere fotoğraflar çekmiştir.

Tina Modotti’nin fotoğraf çalışmalarında yer alan doğrudan semboller ve sosyalist söylemde önemli bir yeri olan toplumsal hareketler, toplumsal bir bilinç yaratma aracı olarak da işlevini sürdürmüştür. Fotoğraflarında oluşturduğu görsellikle sosyalist ideolojiye göndermeler yapsa da sanatçı eserlerinin siyasi partiler ve örgütler tarafından propaganda amacı ile tüketilmesine izin vermemiştir. Modotti hayatının bir döneminde fotoğraf sanatı ile ilgilenmiş ve daha sonra tamamen siyasi eylemlerle yaşamına devam etmiştir. İdealist bir tavırla sosyalist ideolojiyi benimseyen sanatçı uzun yıllar gönüllü görevler sürdürmüş ve İkinci dünya savaşında da hem politik görevlerine hem de gönüllü çalışmalarına devam etmiştir.

İtalyan asıllı Meksikalı sanatçı Tina Modotti’nin fotoğraflarında karşımıza çıkan simgelerin yüceltilmesi yolu ile sosyalist ideolojinin vurgulanması hali Çinli sanatçı Wang Qingsong’da gözlemlenmez. Günümüz çağdaş sanatı içerisinde kurgusal çalışmaları ile yer alan ve çoğunlukla anti-kapitalist bir tavır sergileyen sanatçı, simgeleri daha çok eleştirel yönde kullanır. Eserlerinde çoğu zaman ironik bir dil hakimdir ve bu tavır aynı zamanda bir eleştiri barındırır. 

Özellikle batı dünyasının tüketim kültürünü eleştiren sanatçı, fotoğraflarındaki çoğu öğeyi sayısal ortamda tekrar düzenleyerek sergiler. Batılı şirketlerin, gelişmekte olan ya da fakir ülkeleri kendilerine hedef pazar olarak belirlemesi, bu şirketlerin uzakdoğuyu ucuz iş gücü sebebiyle tercih etmesi, sanatçının vurgulamaya çalıştığı diğer bir başlıktır. Çin’de tüketim çılgınlığının artması ve aynı zamanda dünyada en büyük üreticilerden biri haline gelmesi zenginlikle beraber kültürel yozlaşmayı da getirmektedir.

Qingsong keskin bir şekilde Modotti’den ayrılır çünkü fotoğraflarında hiçbir yüceltici simgesel öğeye rastlanmaz. Aksine işgalci sermaye ile Sosyalist Halkçı Çin devleti ve kültürünün teslimiyeti eleştirilmektedir. Fakat iki sanatçının da birleştiği ortak nokta halkın sömürülmesine karşı duruşlarıdır. Her iki sanatçının eserleri ve yaklaşımları görsel bağlamda birbirinden tamamen farklı olsa da özünde halkçı bir duruş yatmaktadır. 

Qingsong eserlerinde Modotti’den farklı olarak imgeleri sade bir yaklaşımla sergilemek yerine batılı kapitalist anlayışa saldırmaktadır. Batılı kapital tarafından yaratılmış markaları sömürgecilik sisteminin bugünkü yansıması olarak gören sanatçı logolar ve ürünleri bu eleştirel yaklaşım çerçevesinde eserlerinde sıklıkla kullanır. Kullandığı insan figürleri ise Asya kültürünün batı tarafından sömürülmesinin temsilini pekiştiren birer unsurdur.

Çin’in kültürel olarak işgaline eleştirel bir bakış açısı ile yaklaşan Qingsong hem dini hem de kültürel simgeleri batılı markaların ambalaj ya da marka logoları ile görüntüleyerek tavrını pekiştirir. İlk dönem çalışmalarından biri olan “Catcher” isimli Hz. İsa’nın çarmıha gerilme sahnesi tamamen batılı simgelerin içinde Çinli bir adamı göstermektedir. Hem haçı oluşturan ambalajlar hem de Hz. İsa figürü Çinli adamın içinde bulunduğu batılı işgali vurgular. 

“Another Battle” isimli çalışması ise özellikle markaların logolarını eleştirel bir bakış açısı ile kullanmasına belirgin bir örnektir. İlk bakışta gerçek bir savaş sahnesini andıran bu kurgusal çalışma, batı dünyasının kapital düzeni ile sürdürdüğü işgale karşı temsili bir savaşı ifade etmektedir.

Sanatçının 2003 tarihli “China Mansion” isimli eseri, Çin kültürünün önemli yapı taşı kabul edilen geleneksel ev mekanında, batılı kültürün bilinen sanat simgeleriyle tekrar kurgulanmasıdır. Fotoğrafta; Ingres, Courbet, Monet, Gauguin, Yves Klein, Rembrandt, Rubens, Renoir, Man Ray gibi sanatçıların bilindik görselleri dikkat çeker. Sanatçı sadece markalar ve tüketim ürünleri bakımından değil batılı sanat anlayışının yansımalarını da kendi kültürü açısından vurgulamaktadır. Fotoğraf panoramik bir formata sahip olsa da kompozisyon bakımından bir konu bütünlüğüne sahip değildir.  Birçok sahne tek bir rulo üzerinde bir araya gelmiştir.

Sanat 20.yüzyıl ile belirgin şekilde politize olmuş ve farklı ideolojileri benimsemiş sanatçılar tarihteki yerini almıştır. Özellikle savaş dönemlerinde geniş kitleleri etkilemek için tercih edilen görseller, sanatın yüzyıllar boyu din için yerine getirdiği işlevi siyasi amaçla sürdürmüşlerdir. Sanatçılar yaşamlarında birçok konuyu eserlerine yansıttıkları gibi siyasi hayranlıklarını ya da görüşlerini işlerler. Bazen eleştirel bazen de yüceltici tavırla karşımıza çıkan bu görseller özel yaşamdan farklı olarak toplumsal olanı da ifade ederler. Tina Modotti ve Wang Qingsong’un yaşadıkları dönemler birbirinden çok farklı toplumsal yapılanmalar sergilese de, buluştukları ve vurguladıkları ortak noktalar emek ve emeğin sömürüsü üzerine olmuştur.

Dergiler Haberleri