'EKONOMİ EL FRENİ ÇEKİLMİŞ ARABA GİBİ'

Maliye Eski Bakanı ve CTP Milletvekili Birikim Özgür:  “Başbakan devletin borcu yok diyerek adeta bizimle dalga geçiyor”

Fehime ALASYA

UBP-DP Azınlık Hükümeti Başbakanı Hüseyin Özgürgün’ün, ülkedeki tüm sıkıntıların, hükümet olarak aldıkları ekonomik tedbirler ve Türkiye ile yapılan protokoller sayesinde aşıldığını açıklamasına karşın iş piyasası ekonomik durumun ve toplum refahının kötüye gittiğini belirtti.  

Başbakanın açıklamasını değerlendiren bazı ekonomist, siyasi parti temsilcileri ve iş dünyası, bu açıklamalara anlam vermekte zorlandı.     

Başbakan’ın açıklamasını ‘boş konuşma’ olarak değerlendiren Maliye Eski Bakanı ve CTP Milletvekili Birikim Özgür Birikim ise hükümetin ekonomiyi düzeltmek adına hiçbir yapısal düzenlemeye gidilmediğini ifade etti.

Özgür, vatandaşın cebindeki paranın alım gücünün düştüğünü belirterek, gelir-gider dengesizliğinin söz konusu olduğunu kaydetti.

Hükümetin günü birlik devlet harcamalarını ödeyebilmek için dört kez yeni iç borçlanmaya gittiğini anımsatan Özgür, “siyaset ayağa düştü, gerçekten yazık” diyerek açıklamalara tepki gösterdi. 

Kuzey Kıbrıs Genç İş Adamları Derneği (GİAD) Başkanı Cemal Gülercan: “Yaşadığımız sorunlar bu belirsizliğe artırmakta ve ekonomimizi kötü yönde etkilemektedir”

 

‘Sadece banka verilerine bakılmamalı’

Kuzey Kıbrıs Genç İş Adamları Derneği’nden yapılan açıklamada ise genel anlamda ülke ekonomisinin banka verileri üzerinden bakılarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti.

Bankalardaki taksitler ile aylık maaşlar arasında fark kalmadığına değinilen açıklamada yapısal dönüşüm programındaki maddelerin hayata geçirilmesiyle, ekonominin mevcut konumdan çok daha iyi yerlere gelineceğine dikkat çekildi.

Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürrem Tulga: “Devletin kurumlarımıza trilyonlarca borcu olduğunu ve bütçeye faiz ödemelerinin dahi konmadığını biliyoruz. Tüm bunların üzerine bu açıklamaları nasıl yaptığını anlayamıyorum

 

‘Küçük işletmeler iflasa sürükleniyor’

Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, devletin çeşitli kurumlara trilyonlarca borcu olduğunu bilmelerine rağmen yapılan açıklamalara bir anlam veremediğini ifade etti.

Yürürlükteki ekonomik politikanın orta ölçekli işletmelere yaramadığını, orta ölçekli işletme üzerindeki işletmelerin de giderek dibe doğru sürüklendiklerini ve borçlanmalarla hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını belirten Tulga, küçük işletmelerin de iflasa sürüklendiğini belirtti.

Ekonomist Necdet Ergün: “KKTC ekonomisi açıkçası, ‘yüksek kamu borç stoku ve yüksek özel sektör-tüketici borçluluğu’ içerisinde, kamusal bataklıklar ve mali açıklarla,  yetersiz büyüme ile ‘orta düzey gelir tuzağına takıldı’”

 

‘Eşit yansımıyor’

Ekonomist Necdet Ergün ise yaptığı açıklamada tüm eksikliklere ve yanlışlara rağmen turizm, üniversite ve konut-inşaat piyasası lokomotifliğinde ekonomik büyüme olmasına karşın, bunun yetersiz ve vasat olduğu ifade edildi. Ekonomik büyümenin her kesime eşit yansımadığını belirten Ergün, “KKTC ekonomisi el freni çekilmiş araba gibidir…” benzetmesinde bulundu.

 


Ekonomist Necdet Ergün:
“Büyüme yetersiz ve vasattır”

 

“KKTC ekonomisi açıkçası, ‘yüksek kamu borç stoku ve yüksek özel sektör-tüketici borçluluğu’ içerisinde, kamusal bataklıklar ve mali açıklarla,  yetersiz büyüme ile ‘orta düzey gelir tuzağına takıldı’”

“Ekonomi son iki yıldır, tüm eksikliklere ve yanlışlara rağmen turizm, üniversite ve konut-inşaat piyasası lokomotifliğinde nominal olarak büyüyor, bu bakımdan Başbakan doğru söylüyor.

Ama bu büyüme yetersiz ve vasattır. Ve büyüme de her kesime ayni şiddette yansımıyor. Aslında, KKTC potansiyelinin çok çok altında büyüyor. KKTC ekonomisi el freni çekilmiş araba gibidir…

Aslında, 2007-2015 arasında ekonomide “ 8 yıl PATINAJ yaptık ”,  son 2 yıl -tüm yanlış politikalara ve sorunlara rağmen- bu patinajdan biraz kurtulma şansını yakaladık. Ne yazık ekonomimizi yeterince büyütemediğimiz için; vatandaşlarımız reel anlamda refah kaybı yaşıyor (özellikle hayat çok pahalı, mutfak çok pahalı, ithalata bağımlılığı yüksek ve dövizle fiyatlanan bir piyasa etkisinden dolayı da pahalılık artıyor ), ortalama satın alma gücünün düştüğünü düşünüyorum, gözlemlerime göre gelir dağılımında da bozulma var.

KKTC ekonomisi açıkçası, “yüksek kamu borç stoğu ve yüksek özel sektör-tüketici borçluluğu” içerisinde, kamusal bataklıklar ve mali açıklarla,  yetersiz büyüme ile “orta düzey gelir tuzağına takıldı”. Bu tuzaktan çıkmak için başta yönetişim biçimi olmak üzere (başkanlık rejimine geçmeliyiz) hayatın ve ekonominin birçok alanında köklü yapısal reformlar ve sektörler-piyasalarla ilgili liberal açılımlar yapmamız lazım…”


Maliye Eski Bakanı ve CTP Milletvekili Birikim Özgür:
“Başbakan devletin borcu yok diyerek adeta bizimle dalga geçiyor”

“Bu hükümet döneminde ekonomiyi düzeltmek adına hiçbir yapısal düzenlemeye gidilmedi. Başbakan boş konuşuyor. Bu dönemde yanlış maliye politikaları nedeniyle enflasyon %15'in üzerine çıktı yani yurttaşımızın cebindeki paranın alım gücü düştü. Yerel gelirler %19 arttı ama giderler de %22 arttı yani gelir-gider dengesizliği söz konusu. Başbakan devletin borcu yok diyerek adeta bizimle dalga geçiyor. İç borç stoku aynen duruyor. Faiz ödemesi bile yapılmadı. Üstelik bu hükümet dört kez de yeni iç borçlanmaya gitti günübirlik devlet harcamalarını ödeyebilmek için. Elektrik pahalı, su pahalı, eğitim ve sağlık yerlerde sürünüyor. Telefon, cep telefonu, İnternet pahalı ve hizmet kalitesi çok düşük... Üretim maliyetlerinde bir kuruş düşüş sağlanamadı çünkü hükümet resmen kış uykusunda. Siyaset ayağa düştü. Gerçekten çok yazık...”


 

Genç İş Adamları Derneği (GİAD) Başkanı Cemal Gülercan:
“İleri tarihli çeklerle günü kurtarma…”

“Ekonomide hiç bir zaman net bir şey yoktur çünkü ekonomi bir algı politikasıdır. O algıyı iyi yönetip insanların piyasaya para akıtmasını sağlarsanız her şey yolunda gider, fakat algıda sorunlar ve belirsizlikler yaşanırsa ekonomi için çok da iyi şeyler söylenmesi beklenemez. Genel anlamda ekonomimiz banka verileri üzerinden bakıldığında belki karlı görülebilmektedir. Ancak kamu sektöründe maaşla çalışan vatandaşların bankaların verdiği uzun vadeli  kredilerden dolayı maaşlarının 40/50 katı tıkanmış durumdadır. Tabi ki bu süreç 2007 yılları ortalarından başlamış ve günümüze gelmiştir. Kaldı ki emekli olunduğu durumda bile alınacak emekli ikramiyesi bu borçları bile kapatamayacak duruma gelmiştir. Dövizin de yükseldiği bu dönemlerde taksitler ile aylık maaşların arasında fark kalmamış ve halkın eline para kalmıyor ya da çok az bir meblağ kalıyor. Reel sektörde ise genellikle ileriki tarihli çeklerin kullanılıp günü kurtarma politikası olduğu bunun yanında iş insanlarının parasını alamadığı ya da batan firmalar olduğundan dolayı büyük kayıplar yaşayarak  kârı bırakın verdiği parayı geri toplayamama gibi büyük riskler taşınmaktadır. Şu an gerek çevre coğrafyalarda yaşanan büyük belirsizlikler gerekse ülkemizde yaşadığımız sorunlar bu belirsizliği artırmakta ve ekonomimizi kötü yönde etkilemektedir. Bizler genç İşadamları Derneği olarak ekonomimiz için savunduğumuz ve bir an önce hayata geçirilmesini arzuladığımız yapısal dönüşüm programını her ortamda dile getirip bu programdaki maddelerin hayata geçirilmesi taktirde ekonomimizin mevcut konumda çok daha iyi yerlere geleceğine inanmaktayız.”  

 


Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürrem Tulga:
“Bu açıklamaları nasıl yaptığını anlayamıyorum”

 “Başbakanın KKTC bütçesiyle yatırım yapma gibi bir planı yok sanırım, bu konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmadı. Ödemeler dengesi dediği sanırım bu çerçevededir.   Borçların ödendiğin söylüyor, pek çok özel bankaya, temlikler üzerinden borç çekildiğini bilmiyor ve piyasaya olan borçlardan söz ediyor. Bu borcun olmadığı anlamına gelmez. Devletin kurumlarımıza trilyonlarca borcu olduğunu ve bütçeye faiz ödemelerinin dahi konmadığını biliyoruz. Bu borçların ödenmediği de her yanda ifade ediliyor. Bu faizler artıyor, bu borçlar duruyor. Tüm bunların üzerine bu açıklamaları nasıl yaptığını anlayamıyorum.

En baştan itibaren yürürlükteki ekonomik politikalarının, orta ölçekli işletmelere yaramadığını ve orta ölçekli işletme üzerindeki işletmelerin de giderek dibe doğru sürüklendiklerini ve borçlanmalarla hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Küçük işletmeler de iflasa sürükleniyor. Gerek mahkeme kayıtları, gerekse ekonomik veriler, açılan veya kapanan işyerlerine dair araştırmalar ortadadır.

Beş, on işletmenin ayakta olması, ülke insanının ekonomisinin iyiye gittiği anlamına mı geliyor? Başbakan bunu mu söylüyor?

Turizm politikasından, üniversitelere ilişkin politikalardan bir kısım insan nemalanıyor ama topluma refah sağlamıyor, toplum geliri artmıyor, arttığını söylemek ne kadar doğrudur bilmiyorum.

Asgari ücret bugün 600 Dolar’a tedavül ediyor. Ulaşım, sağlık, eğitimin tamamen paraya dayalı olduğu, büyük ölçüde de özelleştiği düşünülürse hakikatten çalışan insanların mikro küçük işletmelerin nasıl geçindiğini bize izah etsinler.”

 

 

 

 

 

Özel Haber Haberleri