Eğitimci ve spor adamı… Niyazi Okutan

Niyazi Okutan, bir dönem Eğitim Bakanlığı’nda Orta Eğitim Dairesi müdürlüğü de yaptı. Şimdi emeklilik yıllarını yaşıyor ve ailesiyle mutlu yaşamını üstüne basa basa ifade ediyor.

 

Tayfun Çağra

Öğretmenlik ve idarecilik yıllarında spor da hayatında hiç eksik olmadı. İlkokul yıllarında köy takımında başlayan futbol yaşamı daha sonra 1. lig takımlarında devam ederken, antrenörlük de çeşitli takımlarda hep yaşamında oldu. Sayfamızın bu haftaki emekli öğretmen konuğu Niyazi Okutan, bir dönem Eğitim Bakanlığı’nda Orta Eğitim Dairesi müdürlüğü de yaptı. Şimdi emeklilik yıllarını yaşıyor ve ailesiyle mutlu yaşamını üstüne basa basa ifade ediyor.

En baştan başlayalım hocam… Doğumunuzla yani…

Evet, 29 Nisan 1950 tarihinde Larnaka’ya bağlı Civisil köyünde doğdum. İlkokulu 6 yıl tek odalı sınıfta bitirdim. Civisil’deki ilkokulu bitirdikten sonra, Bekirpaşa Ortaokulu, şimdi Larnaka’nın Rum tarafında kalan ortaokulda başladım. Bir buçuk yıl ortaokula gittikten sonra 1963 hadiseleri başladıktan sonra okullar kapandı. 1963’ten dört veya 5 ay sonra Larnaka’nın Türk tarafında açılan okulda devam edip ortaokuldan mezun oldum. Ortaokuldan mezun olduktan sonra yine Bekirpaşa Ticaret Koleji’nden mezun oldum. Tabii bu arada liseden mezun olmadan önce, lise birde hatırladığım kadarı ile mücahitliğe yazıldım. Gençler o zaman hepsi mücahitti. Sabahları öğlen saat 2’ye kadar okula giderdik; okuldan çıktıktan sonra köye gidip mücahitlik görevimizi de o zaman taa lise sona kadar yaptım. Lise sondan sonra o zaman iki veyahut üç yıl bekledikten sonra Türkiye’ye tahsile gönderirlerdi, ben da…

2-3 yıl beklediğiniz neydi?

Mücahitler sırayla, 3 yıl, 2 yıl, 1 yıl beklerlerdi…

Lisede yapmıştınız zaten mücahitliği; lise 1, lise 2, lise 3…

Devam,  benim 5 yıl, 3 ay, 14 gün mücahitliğim var.

BİTMEYEN MÜCAHİTLİK!

Liseden sonra da mücahit olarak devam ettiniz…

Evet,  evet, devam ettik. Orda terhis etmedilerdi bizi, dediler ki orda bir müddet daha; bütün lisedeki mücahitlere o zaman öyleydi. İlk gönderdikleri grupta 3 yıl bekleme vardı mezun olduktan sonra, ondan sonra 2 yıla düşürdüler, ondan sonra 1 yıla ve sonunda kaldırdılar. Ondan sonra gelen mükellef askerliğini, mücahitlik görevini öyle yapardı. Neticede 3 yıl bekledikten sonra 1971’de tahsil için beden eğitimi bölümüne, taa bir evvelden aklımda beden eğitimi bölümüne gitmek vardı.

Tabii o zaman istenilen bölüme gönderilirdi.

Evet, istediğimiz bölüme girerdik. Zaten lise sonda Larnaka Gençler Birliği’nde futbol oynamaya başlamıştım. Daha önce Civisil köyünde, Civisil Spor’da oynardım. Ondan sonra transfer olduk Larnaka Gençler Birliği’ne ve 1. Ligde 1968 yılında takıma girip Gençler Birliği Futbol Takımı’nda da futbola başladım.

İLKOKUL’DA KÖY TAKIMINDA

Fotoğraflarda göstermiştiniz ilkokulda iken Civisil takımında oynadınız. Nasıl oldu, ilkokulda iken köyün takımında oynamak?

Evet, ilk olarak futbolum iyiydi diye Salih Hoca vardı, bizi o zaman o takıma aldı ve Ahmet Çırakoğlu’yla beraber ilkokulda futbol takımına girdim. Ondan sonra biraz önce de söyledim, Gençler Birliği’ne transfer oldum liseye geçtikten sonra ve neticede mücahitlik görevimizi de yaptıktan sonra terhis olduk. 1971 yılında Türkiye’ye gittik. İlk önce Ankara’ya gittik, Beden Eğitimi Gazi’ye ama o yıl İstanbul Atatürk Eğitim Enstütüsü Kıbrıs’tan gelen ve Beden Eğitimi bölümünü seçecek olanları alacaktı… Ve Ankara’dan bir hafta sonra İstanbul’a gittik, neticede orda sınavlara girdik. O zaman yetenek sınavı da varıdı, orda sınavı kazandıktan sonra 71’den 74’e kadar 3 yıl, (o zaman beden eğitimi bölümü 3 yıldı), 74’de mezun olduktan sonra 74 yılında tekrar Kıbrıs’a döndüm ama bu sefer Civisil köyüne gitmeyip bizim köy Trigomo’da Bahçeler kısmında, Civisil Bahçeler bölümünde, gidip orada annemizin yanında konakladık.

Tabii 74 dediğiniz dönem, harekâtın olduğu dönemdi.

Evet; Harekât olduğunda da ben yeni mezun oldum ve Kıbrıs’a gelmeye hazırlanırdım. 74 Harekâtı bitti, bittikten sonra geldim ve göçmenler falan hep Kuzey’e gelmişti, biz de şimdiki adı Trigomo, İskele’ye Bahçeler köyüne yerleştik.

Peki ondan sonra öğretmenlik yılları mı; İstanbul’dan geldikten sonra öğretmenliğe mi başlamıştınız?

Evet, ondan sonra 1975’te gene mezun olduğum Bekirpaşa Lisesi’nde ilk öğretmenliğe orda başladım.  Bu sefer adı Bekirpaşa Lisesi oldu ve İskele’de Trigomo’da beden eğitimi öğretmenliğine başladım. On dokuz yıl beden eğitimi öğretmenliği yaptım. Ondan sonra Mehmetçik’te bir ara idarecilik dönemimiz oldu, 6 buçuk yıl. Altı buçuk yıl Mehmetçik İlkokulu’nda görevimi tamamladıktan sonra bu sefer Bekirpaşa Lisesi’ne Müdür olarak gittim. 2 yıl kaldıktan sonra bu sefer 1994’te bakanımız Mehmet Ali Talat…

OKUDUĞU OKULDA İDARECİ OLMAK

Evet, oraya gelmeden önce şunu sorayım, okuduğunuz okulda; Güneydeki Bekirpaşa Lisesinde okudunuz, ondan sonra kuzeyde onun müdürü oldunuz. Nasıl bir duygudur bu, okuduğunuz okulun öğretmeni olmak, müdürü olmak.

Çok önemli, bu soruyu her zaman bana soruyorlar. Hem ortaokulundan Bekirpaşa’nın, hem de lisesinden mezun oldum. Mezun olduktan sonra öğretmenliğim ilk Bekirpaşa Lisesi’nde beden eğitimi öğretmeni olarak yaptım. Ondan sonra ilk idareciliğim, altı yıl sonra da Bekirpaşa Lisesi’ne Müdür olarak geldim. Tabii bu muazzam bir duygudur, yani mezun olduğunuz okulda hem öğretmenlik yapmak hem idarecilik yapmak bambaşka bir duygudur, hem öğrencilik dönemimden, hem öğretmenlik dönemimden, hem de idarecilik dönemimden resimlerimin hep o okuldan olması güzel… Bazan Bekirpaşa Lisesi’ne gidip bir nostalji yapıyoruz.

Beden eğitimi geçmişinizden dolayı her gittiğiniz okulda farklı bir çalışma da mı uyguladınız?

Evet, tabii… O zaman Bekirpaşa Lisesinde tek erkek beden eğitimi öğretmeni bendim. Bir de bayan Sunakan Hanım. Tabii biz ta Larnaka’dan geldiğimizden dolayı, futbolcu, sporculuk deneyimimizden dolayı da o bölgede bize büyük bir ilgi vardı. Neticede biz de futbolu sevdiğimizden, hem futboluma devam ettim, yani mezun olup geldikten sonra da 79’a kadar, öğretmenliğe başladım 75’te, 1979’a kadar da futbol oynadım. Gene Larnaka Gençler Birliği’nde, aynı zamanda Gençler Birliği Antrenörlüğüne de başladım. İskele Larnaka Gençler Birliği’nde uzun süre antrenörlük yaptım, yetiştirdiğimiz öğrenciler orda hala daha antrenörlük yapıyorlar. Netice itibarıyle biraz önce söylediniz ya o duygu olarak muazzam bir duygu ama eğitimin yanında sporu da beraber yürüttüğümden dolayı bambaşka bir zevk verdi bana; keyif verdi. İskele’de hem öğretmenlik, hem idarecilik, hem de antrenörlük yapma. Ondan sonra tabii bir de yalnız İskele’de değil, Karpaz bölgesinde, Mağusa’da, Akıncılar’da, Lefkoşa’da 26 yıllık da antrenörlük hayatım var.

EĞİTİMLE BERABER SPOR

Sadece Gençler Birliği’nde kalmadı futbol yaşamı…

Kalmadı. Diğer bölgelerde, çeşitli kulüplerde antrenörlük yaptım. Tam 26 yıl, uzun bir süre, tabii eğitimle beraber sporu da getirdiğimden dolayı, biraz önce de söyledim, muazzam bir keyif aldım. Spor da bir yerde eğitimin bir parçasıdır. Dolayısı ile ikisini bir arada sürdürmekten muazzam bir keyif aldım.

Spor, eğitimi daha keyifli hale getiriyor.  

Aynen, o keyif neticesinde antrenörlük de bittikten sonra 2005, 2008 yılları arasında futbolun en üst kademesinde Futbol Federasyonu Başkanlığı da yaptım. Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanlığı 3 yıl.

YORUCU DÖNEM

Peki 94’e gelmiştiniz. O 94 yılından devam edelim. Eğitim Bakanlığı’nda bir dönem var sanırım.

Evet; 1994 döneminde Mehmet Ali Talat Bey Eğitim Bakanı olduktan sonra bana bir telefonla Eğitim Bakanlığı’nda Genel Orta Öğretim Dairesi Müdürlüğünü teklif etti ve beni görüşmeye davet etti. 2 gün sonra görüşme yapıldı Mehmet Ali Bey’le; gittik ve neticede ben de kabul ettim ve Genel Orta Öğretim Dairesi Müdürlüğü’ne 94 yılında diğer arkadaşlarımızla beraber başladık. Orta Öğretim Dairesi Müdürlüğü da bayağı yorucuydu… Zaten Mehmet Ali Talat, sayın Bakan bayağı muazzam bir çalışma dönemine girdiydi aralıksız.

Hem çalışıyor, hem çalıştırıyordu galiba.

Evet, aynen öyle; ben hatırlarım, benim dairede işler bitmezdi, çoğu zaman dosyaları alıp eve da giderdim ama dairede 11.00 – 11.30’a kadar lüksü da yakıp çalışırdım. O dönemde elektrik sıkıntısı da vardı ve çalışmalarımızı ona göre yapmaya çalışırdık çünkü Mehmet Ali Talat’ı da yetişmek, sporcu geçmişim olmasına rağmen zordu. 1996’ya kadar böyle bir dönemimiz olmuştu. Hatırladığım kadarıyla Haziran ayında hükümet değişikliği oldu. Yani ben 2 yıl 4 ay daire müdürlüğü yaptıktan sonra müşavir olduk, 2 yıl da müşavirlik dönemimiz oldu ondan sonra 1999 yılında emekliye ayrıldım ama bu arada da antrenörlük devam etti.

Yani 75’ten, 99’a kadar bir eğitim döneminiz oldu, yani 24 yıl…

Evet.

24 yıldan emekli mi oldunuz; nasıl oldu…

5 buçuk yıl da mücahitliğimiz vardı. O da eklenince senelerimiz bir yerde tamamlanmış oldu ve emekliye ayrıldık. Emekliye ayrıldıktan sonra yine antrenörlük devam etti; sporu hiç bırakmadım. Futbolu daha doğrusu.

EMEKLİLİK GÜNLERİ

O zaman emeklilik günlerine gelerek devam edelim. Emeklilik günleri nasıl geçiyor diye soralım; yine spor var herhalde…

Futbol, spor vardı, aynı zamanda CTP’ye de üye oldum. Üye olmadan önce müşavirdim. Müşavirken, İskele’de 1998’de Mehmet Ali Talat Bey, Genel Başkandı, Ferdi Bey Genel sekreterdi sanırım, öyle hatırlıyorum. Seçimler olacaktı yerelde, Belediye Başkanlığı seçimleri ve İskele’de belediye başkanlığına 1998 yılında adaylığımızı koyduk, tabii kazanamadık. Ondan sonra hemen akabinde milletvekilliği seçimleri de vardı, milletvekilliği seçimlerine de adaylığımızı koyduk, yine kazanamadık ve siyasi hayatımız seçimle beraber bitti. Bu dönemde artık 94 yılında Lefkoşa’ya taşınmıştık. Güzin hanımla beraber, o da öğretmendi. Bu arada onu da söylemiş olayım bir kız bir de oğlumuz var. Bir da torunumuz, kız torunumuz oldu, en büyük 3 tane sermaye diyelim.

Büyük mutluluk…

Evet çok büyük bir mutluluk, neticede sorarlar hep, ‘hoca nedir durumun?’ diye… ‘En büyük sermayemiz faiziylan geldi, torun’ deriz. Hayatımız eğitim, spor, idarecilik, yöneticilik. Futbolda en üst düzeyde bir çalışma (Futbol Federasyonunda). Sonuçta jubilemizi yaptık ve gene spor yapıyorum. Bu arada by-pass ameliyatı oldum. Dizim protez, ta 1968’de menüsküs ameliyatı geçirdik, yaş ilerleyince ayak biraz daha yıprandı ve sonuçta 1 yıl önce de protez ameliyatı olduk. Şimdi o aktif spordan döndük, bir tek yürüyüşlerimizi yapıyoruz sağlıkla ilgili. Yaşamaya çalışıyoruz, biraz önce de söylediğim gibi kendi aile etrafımızdaki keyifli, sağlıklı, huzurlu bir yaşantımız var diyebilirim.

“OKULA GİTMEK ZEVKTİ”

Peki son olarak şunu sorayım; eski eğitim sistemiyle, şimdiki eğitim sistemi, takip edebildiğiniz kadarıyla nasıl bir kıyaslama yaparsınız?

Tabii bir kıyaslama yaptığımda ilkokulu Civisil’de 6 yıl 1 odada 1 öğretmenle okuduk. 6 sınıf vardı, hepimiz de bir odada ve öğretmen peyder pey, o şekilde verirdi. Ondan sonra ortaokul, lisede gene iyi hatırlarım, öğlenden sonra da, Cumartesi da 12’ye kadar eğitim vardı.

Yani geçmişte yokluklar vardı, şimdi olanak var. Ama…

Evet; Onu söyleyim, okula bambaşka bir zevkinan giderdim, giderdik hepimiz da. Bir da bir eğlencemiz olurdu okula gitmek, o da çok önemlidir.

Okulda bir de eğlence olması, arkadaşlarla görüşmek için gidilirdi.

Evet, okula giderdik sırf arkadaşlarımızla görüşmek için… Bekirpaşa Lisesi’nde, düşünün taa Tatlısu, Köfünye, Aleminyo, Civisil, Plavya, Vuda, Mormenekşe, Pile, hep bu etraf köylerden, belki daha da unuttuğum köyler de var, bütün arkadaşlar orda her gün buluşurduk. Bu muazzam bir keyif verirdi bize ve mezun olduktan sonra yine arkadaşlıklarımız ondan sonra da devam etti. Hala daha gene bazan yemeklerde buluşup sohbetlerimize, yemekli sohbetlerimize devam ederiz. O da bir zevkti. Yani kısacası, nasıl diyelim buna, değerler, o zamanın değerleri, arkadaşlık değerleri çok önemliydi. Ve şimdi hala daha o değerleri devam ettirip da buluşuyoruz. İşte eğitim bana göre en başta, bırakınız tahsili, üniversiteyi… İşte bu değerler toplum için, arkadaşlık için çok daha önemlidir diye düşünüyorum.

Şimdi her şey erken tüketildiği gibi, dostluklar da erken tüketilir oldu.

Evet, aynen öyle…

Peki çok teşekkür ederim hocam.

Ben da çok teşekkür ederim, sağolunuz, varolunuz...

Dergiler Haberleri