Bu sayıyı hazırlarken, Gaile olarak içimizde biriken duyguları tek bir kelimeyle anlatmamız mümkün değil. Yorgunluk, üzüntü, kaygı ve sorumluluk hepimizde farklı biçimlerde iç içe geçiyor. Savaşı yaşamış olanlar için bu duygular daha da ağır. Ama belki de en zor olanı, düşünen ve toplumsal değerler için uğraşan aydın insanların dünyanın bu hali karşısında üzülmeleri ve çoğu zaman yalnızca anlama ve yorumlamaya çalışma çabalarıyla yetinmek zorunda kalmaları. Etkimiz var mı bilmiyoruz. Ama olduğuna inanmak ve birbirimizi bu inançta desteklemekten başka bir yol da göremiyoruz.
Bu sayının sorusu — “Üçüncü Dünya Savaşı başladı mı?” — kolayca cevaplanabilecek bir soru değil. Bu yüzden bu sayıda kesin bir cevap aramaktan çok, sorunun kendisini açmaya ve birlikte düşünmeye odaklandık. Biraz birlikte durmaya ve biraz da birlikte “gaile”lenmeye.
Kıbrıs gibi bir coğrafyada bu sorunun ağırlığı daha da farklı hissediliyor. Bu ada, bugün de jeopolitik olarak kilit bir noktada duruyor. Ancak bu “önem”, burada yaşayan canlıların veya insanların değeriyle değil, başka güçlerin hesaplarıyla ilgili. Kullanılıyor olma hissi, “böl ve yönet” in farklı biçimlerde sürüyor oluşu, insanın içini acıtıyor.
Artık “uzak” diye bir şey yok. Hepimiz birbirimize bir füze, bir dron kadar yakınız. Bu nedenle yaşananların “başkalarının meselesi” olarak kalması mümkün değil. Bunun toplumsal etkisi derin: bir tür politik yas, bir tür karamsarlık hali… Ama aynı zamanda müşterek bir kaygıyı fark etmek, onu adlandırmak, belki de korkuyu biraz olsun azaltabilecek bir eşik.
Bu sayıda yer alan isimler, yalnızca mesleki ve politik deneyimleriyle değil, düşünsel derinlikleriyle de değerli kişiler. Bu nedenle metinler hem duygu hem düşünce açısından yoğun, yüklü ve yer yer sarsıcı. Belki de bu yüzden bu sayı, her zamankinden daha fazla ilgi gördü. Bazı yazarların yazılarının zamanında yayımlanmaması halinde “geç kalmış” olacağı kaygısını paylaşmaları, içinde bulunduğumuz zamanın hızını ve ağırlığını da gösteriyor.
Gaile olarak bu sayıda sorduğumuz soruya cevap aramaktan çok, güçlü seslere alan açmayı ve müşterek bir düşünme alanı oluşturmayı arzuladık. Bizi duyan ve sesleriyle ve kalemleriyle yanıt veren tüm yazarlara minnettarız; bu vesileyle her birine ayrı ayrı teşekkür ederiz.
Şimdi hepimiz için büyük sorumluluk şu olsa gerek:
Ne yaşadığımızı anlamaya çalışmak, sorumluluklarımızı korkudan değil cesaretten hareketle yeniden düşünmek ve kendi etki alanımızı bilinçli bir şekilde yeniden tasarlamak.
Gaile’ nin bu sayısını birlikte oluşturduk.
Şimdi de okurken birbirimizi aklımız kadar kalplerimizle de görebilmek ve duyabilmek ümidiyle…
Sevgiyle.
Mart 2026, Lefkoşa
Gaile Yayın Kurulu:
Ahmet Güneyli
Aliye Özsoylu
Emel Kaya
Hakan Karahasan
Hakkı Yücel
Münevver Özgür Özersay
Yılmaz Akgünlü
Ağ Editörü ve Kapak Tasarımı: Hüseyin Özbarışcı
Görseller hakkında:
Kapak görseli:
Michal Trpak, Slight Uncertainity Man (2013)
https://www.ignant.com/2013/06/13/michal-trpak/
Editörün notuna eşlik eden görsel:
Michal Trpak, – Collectors (2017-2022)
https://www.michaltrpak.com/wp-content/uploads/2023/07/sberatele-michal-trpak-09.jpg
Gaile’nin sorusuna eşlik eden görsel:
Paul Klee and the Art of the Fragment (1916-1920)
https://www.sothebys.com/en/articles/paul-klee-and-the-art-of-the-fragment