Dünyaya bakış: Kadınlar ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından 2016 yılı

Kıbrıs sorununa çözüm arayışları çerçevesinde 9 Ocak’ta Cenevre’de başlayacak görüşmeleri biz de tüm barış ve çözüm yanlıları gibi heyecanla ve umutla bekliyoruz

Feminist Atölye - FEMA

feministatolye2016@gmail.com

UNWOMEN’in hazırlamış olduğu 2016 yılı değerlendirmesinden bazı önemli kazanım ve değişiklikleri sizlerle paylaşmak istedik:

Zimbabwe’de çocuk evlilikleri yasaklandı: çocuk yaşta evlendirilen iki kadının Zimbabwe Anayasa Mahkemesi’nde açmış olduğu dava sonucunda mahkeme 18 yaşın altında olan kimsenin evlenemeyeceğine hükmetti.  (Ocak 2016)

Kongolu Savaş Lordu Mahkum oldu: Uluslararası Ceza Mahkemesi Kongo eski Başkan Yardımcısı Jean Pierre Bemba Gombo tecavüzü de içeren insanlık suçu ve savaş suçlarından yargılandığı davada Bemba Gombo’nun suçlu olduğuna karar verdi. Bu karar UCM’nin cinsel suçları içeren ilk kararı olarak da tarihe geçti. (Mart 2016)

Bolivya’da Trans bireyler için yeni kimlik: Arjantin, Kolombiya, Ekvator ve Uruguay’dan sonra başka bir Latin Amerika ülkesi Bolivya da yeni bir yasal düzenleme ile trans bireylerin kimlik kartlarındaki isim, cinsiyet ve fotoğraf gibi detayları değiştirerek yeni cinsiyet kimliklerinin resmi kimlik kartının bir parçası olmasına olanak sağladı. (Mayıs 2016)

Emojilere cinsiyet dokunuşu: çevrimiçi iletişimin vazgeçilmez parçaları haline gelen emojilere farklı meslek gruplarını kadın yüzü ile ifade eden 11 yeni emoji eklendi. Böylece emojiler arasında sadece prenses ve gelin olarak tasvir edilen kadın ifadelerine daha gerçekçi ifadeler eklenmiş oldu. (Temmuz 2016)

(https://interactive.unwomen.org/multimedia/timeline/yearinreview/2016/en/index.html)


Cenevre’ye giderken

Kıbrıs sorununa çözüm arayışları çerçevesinde 9 Ocak’ta Cenevre’de başlayacak görüşmeleri biz de tüm barış ve çözüm yanlıları gibi heyecanla ve umutla bekliyoruz. Çok taraflı konferans şeklinde gerçekleşecek olan görüşmelerden beklentimiz pürüzlü noktaların mümkün olduğunda düzeltilmesi ve Kıbrıslı toplumlar dışında gerek tarihi hadiseler gerekse uluslararası sözleşmeler vasıtasıyla müdahil olan ülkelerin de bu süreci destekleyici ve liderlerin önünü açıcı tavır sergilemesi.

Görüşmelere katılacak tarafların tümüne FEMA olarak akıllarında bulundurmaları için birkaç tavsiyemiz var:

  • Bu adada birden fazla toplum olduğunu ve Federal Birleşik Kıbrıs emelimize ulaşmak için tüm toplumların bu çözümü benimsemesi gerektiğini unutmayınız ve müzakere sürecini ataerkil çatışmacı yöntemler ile değil çözüm odaklı, uzlaşmacı ve empati yapabilmenizi sağlayacak yöntemler ile sürdürünüz.
  • Bu çözümün siyasal eşitliğe dayalı olmasının dışında evrensel eşitlik ilkelerine uygun bir yaşam sunabilecek bir devlete dönüşmesi gerektiğini ve ırkçılık ve cinsiyetçilik ile de başa çıkabilen bir anayasal düzen tahsis edilmesi gerektiğini unutmayınız.
  • Eril düzene has bir ‘blame-game’ yani suçlama oyununun sizi siyaseten doğru kılacağına aldanmayınız.
  • Sürecin kazanılması gereken bir savaş ya da bir maç değil ortak bir amaç için gerçekleşmesi gereken karşılıklı bir diyalog olduğunu hatırlayınız.
  • Yeni yılı, 2017yi Kıbrıs’ta çözüm ve barışın yılı yapınız!  

Kıvırcık Kezban: Cinsiyete göre sınıflandırılmış masallar istemiyoruz!

Elektriğin kesildiği yıllarda çocukluğunu yaşayan nesilden kalma biri olarak, hatıralarımarasında aklımda kalan en tatlı anılardan bazıları, kısık gaz lambasının aydınlatmaya çalıştığı salonda, battaniyelerimize sarılı halde, köylü nenemin (nenemin annesinin) anlattığı masalları dinlemekti. Hiçsevmediğim kestaneyi bile aradasırada ağzıma atar,o atmosferin verdiği keyifle çiğnerdim.4 erkek  ve 1 kız  olmak üzere toplam beş büyük torunu etrafına toplayan köylü nenem, elektiriksiz soğuk kış gecesini, battaniye altından çıkmadan bize geçirtmeye çalışma derdiyle, uzun uzun masallar anlatırdı.

O masalları şimdilerde pek net hatırlamasam da, dinlerken heyecanlandığımızı, korktuğumuzu ve sonunda mutlu bir final ile rahatladığımızı iyi hatırlıyorum. Hatta ertesi gün oyunlarımızda masaldaki karakterlerin rollerine girer, masalı yeniden yaşardık. Yeri gelir erkek, yeri gelir kadın rolünde oynar, eğlenirdik.

Masal anlatılan elektriksiz gecelere o yılları yaşayanların pek de yabancı olduğunu sanmıyorum.Sosyalleşmenin karşılıklıkonuşarak yüzyüze yaşandığı, misafirlik denilen bir alışkanlığın var olduğu yakın bir geçmişi hepimiz hızla yaşayıp büyüdük ve bu alışkanlıkları tükettik.

Büyürken değiştiğinigördüğüm pekçok şeyin arasına masalların anlatılışındaki  amacın değişeceğinin gireceği ve dinleyecek kişilerin cinsiyetlerine göre ayrılacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Bunu anladığım an çok kızdım, üzüldüm...

Masalları dinleyen çocukların, tertemiz dünyalarında ne din, ne dil ne de ırk farkı önemlidir. Evrensel bir hayal dünyasını renklendiren, sınırları ortadan kaldıran doğa sevgisini, insan sevgisini, hayvan sevgisini besleyen, yaşadığımız dünyaya farkındalık kazanmış bireyler yetişmesi için kurgulanan evrensel ürünlerdir birçoğu.

İster bir prens kahramandır, isterse bir kaplumbağa şampiyon. İster bir kavalcının peşindedir çocuklar, isterse de kılıcı elinde koşan kızın... ne sınır ne de kalıplar olmalıdır masallarda. Küçükbirkızın en sevdiği masal “Sihirli Fasülyeler” olabilmelidir. Gökyüzüne yükselen dev bitkinin gövdesine tırmanmayı hayal edebilmelidir maceraperest bir kız çocuğu. Yada tüm dünyayı fırçası ile boyayıp gökkuşağının renklerini döşeyebilmelidir ressam çocuk atının üstünde doludizgin koşarken rüzgarla birlikte...

Masallar cinsiyetçi rollerden sıyrılıp özgür düşüncenin kaynağından beslenen malzemelerle oluşmalı iken, “ Küçük Prenslere Masallar” başlığıyla mavi renkli ciltlenmiş kitaplara yada “ Küçük Prenseslere Masallar” başlığıyla pembe renkli ciltlenmiş kitaplara raflarda rastlamak, oldukça sıkıntı verici ve sınırlayıcı bir durumdur.

Masalların içindeki cinsiyet ayırımını besleyen unsurları ortadan kaldırmayı tartışırken, toplumsal rollerin empoze edildiği masalların eleştirisi yapılırken, “Daha iyisi nasıl olabilir ?” diye kafa patlatılırken, daha kötüsünün olabilme ihtimali aklımın ucundan bile geçmezdi. Ama oldu ve kız ve erkek çocukların okuyacağı masalların sınıflandırıldığını, renklerin sınırlandırıldığını, hayal dünyalarının cinsiyetlere göre şekillendirilmek üzere kümelenip raflara sıralandığını gördüm.

Masalları sınıflandıramazsınız, cinsiyetlere göre ayırıp dizemezsiniz. Çocukların renklerini ellerinden alamazsınız... Dünya zaten çıplak gözle görülmeye tahammül edilmez bir yer olmuşken, bari çocukların dünyasındaki renklerine ve sınır tanımaz hayallerine dokunup onları kalıplara sokmaya çalışmayınız.


Mor Kitaplık

Cynthia Cockburn – HAT: Kıbrıs’ta Kadınlar, Taksim ve Toplumsal Cinsiyet düzeni

Kıbrıs Cumhuriyeti 2004’te Avrupa Birliği’ne girdi. Kıbrıslırumlarla Kıbrıslıtürkler arasında süren kırk yıllık sorunun çözümü ve adayı ikiye bölerek milliyetçi nefreti körükleyen, iletişimi engelleyen kaba Taksim Çizgisi’nin silinmesi için siyasi liderler üzerindeki baskı artıyor. Kısa bir süre önce, Yeşil Hat’taki kontrol noktalarının günlük geçişlere açılması kararının herkesi şaşırtan biçimde birdenbire alınmasının nedeni de zaten bu AB olgusuydu. Kıbrıslılar bu fırsatı hiç kaçırmadan kullandılar. Ancak adadaki kalıcı barış anlaşması beklentisi sürüyor. Cynthia Cockburn’ün uzun araştırmalarının neticesi olan bu akademik ama hayatın içinden gelen çalışması, Hat’tın hem kuzeyinde hem de güneyinde yaşayan kadınlarla yapılmış yüz yüze görüşmelere ve grup tartışmalarına dayanıyor; Kıbrıs sorununa ve barış sürecine toplumsal cinsiyet açısından yaklaşıyor; 1960’larda Kıbrıslıtürklere yapılan milliyetçi saldırıyı ve 1974 yılında Kıbrıslırumların kovulmalarını, sığınmacı konumuna düşenlerin deneyimlerini, kadınların anılarına yer vererek anlatıyor. Yıllardır birbirleriyle sürekli çatışma halinde olan Kıbrıs Cumhuriyeti ile uluslararası düzeyde tanınmayan bir devlet olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, bugün kadınların kenarda tutulmasını sağlayan ve ataerkinin, milliyetçiliğin ve militerliğin bir arada işlev gördüğü bir cinsiyetçi düzene karşı yeni bir hayatın kadınlar için ve onlar tarafından nasıl kurulabileceğinin izini sürüyor.


Cadı Süpürgesi

Yeni yıl üstü okullarda en popüler etkinlik yılbaşı partileridir. Çocukların arkadaşları ile birlikte eğlenebileceği ve normal sınıf düzeninden farklı bir sosyalleşme alanı yaratması sebebiyle olumlu olabilecek bu partilere ilişkin son zamanlarda dikkatimizi çeken bir pratik var. Herkesin birbirime hediye alması nitelik ve nicelik yönünden farklılıklar doğurabileceği için özellikle para karşılığı eğitim verilen okullarda ailelerden bir miktar hediye katkısı talep edilerek yılbaşı partisinde tüm öğrencilere aynı hediyeler dağıtılıyor. Ancak bizim sinirimizi bozan bu hediyelerin cinsiyete göre sınıflandırılmış olması ve kız çocuklarına hep mutfak seti gibi eve yönelten erkek çocuklarına ise iş arabası, kamyon gibi kamusal alana teşvik eden oyuncakların seçilmesi. Bu konuda duyarlı aileler tarafından uyarılmış olmalarına rağmen bu pratiğe devam eden ve onları hayata hazırlaması gerekirken cinsiyet rollerine hazırlayan tüm okulları süpürgemizle uzayın derinliklerine süpürüyoruz


Biraz da gülelim

Dergiler Haberleri