Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, Kıbrıs’ta mevcut durumun tüm tarafların yararına olacak şekilde değiştirilebilmesi için Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum liderlerin yeni bir etkileşim modeli geliştirmesi ve müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik kararlılık göstermesi gerektiğini belirtti.
Holguín, “Liderlerin rolü esas olmaya devam edecek olsa da, onların bu önemli çabaları tüm Kıbrıslılar tarafından aktif şekilde desteklenmelidir. Diyaloğu sürdürmek ve barış için çalışmak gerçekten kolektif bir çaba olmalıdır” dedi.
Maria Angela Holguin bugün yaptığı yazılı açıklamada, son aylarda her iki toplumun önemli grupları arasında çeşitli toplantılara ev sahipliği yaptığını belirtti.
Holguin, önümüzdeki aylarda her iki toplumun diğer kesimleriyle de benzer toplantılar düzenlemeye devam etmeyi planladığına işaret ederek, tek amacının, her düzeyde yakınlaşmayı teşvik etmek, adanın ortak bir vizyonunu şekillendirecek somut fikirlerin ortaya çıkmasına yardımcı olmak ve kolektif çabalara dayalı olumlu değişimi gerçekleştirmek için daha fazla fırsat yaratmak olduğunu kaydetti.
Maria Angela Holguin, Kıbrıs ile yürüttüğü görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Holguin’in değerlendirmesi aynen şöyle:
“Daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuna belirttiğim gibi, mevcut durumu herkesin yararına olacak şekilde değiştirmek, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum liderlerin farklı bir etkileşim modeli geliştirmelerini ve müzakerelerin yeniden başlamasına gerçek bir ilgi gösterdiklerini ortaya koyacak gerekli kararları almalarını gerektirir. Samimi olarak umuyorum ki, Sayın Christodoulides ve Sayın Erhürman tarafından Kasım 2025’ten bu yana gerçekleştirilen ortak toplantılar bu yönde olumlu bir gelişmenin habercisi olur.
Liderlerin rolü esas olmaya devam edecek olsa da, onlarin bu önemli çabaları tüm Kıbrıslılar tarafından aktif şekilde desteklenmelidir. Diyaloğu sürdürmek ve barış için çalışmak gerçekten kolektif bir çaba olmalıdır. Bu nedenle, son aylarda her iki toplumun önemli grupları arasında çeşitli toplantılara ev sahipliği yaptım.
Kasım 2025’te, liderler tarafından geçen yıl kurulan Gençlik Teknik Komitesi’nin bir çalıştayını düzenledim. İsveç hükümeti ve Folke Bernadotte Akademisi’nin desteğiyle Amman’da gerçekleştirilen bu etkinlik verimli oldu; çünkü gençlerin adanın geleceğine dair vizyonlarını ifade etmelerine olanak sağladı. Onların somut fikirleri, önerileri ve Kıbrıs için daha iyi bir gelecek inşa etmeye ortak katkı sağlama konusundaki coşkuları, kişisel olarak benim için ve – umarım – tüm Kıbrıslılar için büyük bir iyimserlik ve ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.
Birkaç hafta önce, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum önde gelen akademisyenlerden oluşan bir grubun bir araya geldiği ve Norveç Çatışma Çözüm Merkezi (NOREF) tarafından düzenlenen gayriresmi bir seminere bizzat katıldım. Grup adanın ve Doğu Akdeniz bölgesinin karşı karşıya olduğu zorluklar ve fırsatlar üzerine anlamlı ve samimi bir tartışma yürüttü. Ayrıca, yaratıcı bir ruhla çeşitli senaryoları ve önerileri ortaya koymayı başardılar; akıllarında tek bir hedef vardı: Kıbrıs için daha iyi ve sürdürülebilir bir gelecek sağlamak.
Geçen hafta, Birleşik Krallık Hükûmeti’nin desteğiyle, Wilton Park’ta liderlere bağlı çalışan on üç Teknik Komite’nin Eş-Başkanlarına ev sahipliği yaptım. Katılımcılar, Teknik Komiteler aracılığıyla güven inşa etmenin ve bu benzersiz araçların etkinliğini daha da artırmanın yolları üzerinde açık – ve çoğu zaman canlı – tartışmalara katıldılar. Çalıştay, mevcut bağlamın değerlendirilmesiyle başladı; buna Komitelerin ilerleme sürecinin, güçlü yanlarının, karşılaştıkları zorlukların ve tekrardan oluşturulan bu iş birliği fırsatlarının gözden geçirilmesi de dahildi. Katılımcılar, konularıyla bağlantılı uluslararası deneyimleri ve çalışmalarını engelleyen politik, kaynak bazlı ve yapısal sebepleri aşmanın pratik yollarını incelediler. Panel tartışmalarında ayrıca komitelerin etkilerinin nasıl artırılabileceği, kurumsal sahiplenmenin nasıl güvence altına alınabileceği ve her iki toplum içinde ve arasında erişimlerinin nasıl geliştirilebileceği ele alındı. Tüm Eş-Başkanların köprüler kurma konusundaki kararlılıklarını ve Kıbrıs’ta barış davasının ilerlemesine kişisel katkı sağlama taahhütlerini görmekten büyük memnuniyet duydum. On üç Teknik Komite’nin, çoğu zaman fark edilmeyen, ancak her daim kritik öneme sahip olan çalışmalarına takdirlerimi ifade etmek istiyorum.
Önümüzdeki aylarda, her iki toplumun diğer kesimleriyle de benzer toplantılar düzenlemeye devam etmeyi planlıyorum; tek amacım, her düzeyde yakınlaşmayı teşvik etmek, adanın ortak bir vizyonunu şekillendirecek somut fikirlerin ortaya çıkmasına yardımcı olmak ve kolektif çabalara dayalı olumlu değişimi gerçekleştirmek için daha fazla fırsat yaratmaktır.”