Bir bebeğin ilk dişi, aileler için bir dönüm noktasıdır. Minik bir beyaz noktanın diş etinden görünmesi sadece büyümenin değil, sağlıklı gelişimin de önemli göstergelerinden biridir. Ancak her anne babanın aklında benzer sorular vardır: “Bebeğimin dişi hâlâ çıkmadı, normal mi?”, “Geç çıkması bir hastalık belirtisi olabilir mi?”, “Bir sınırı var mı?”
Öncelikle şunu bilmek gerekir ki diş çıkarma süreci her çocukta aynı değildir. Tıpkı yürüme ve konuşma gibi, dişlerin sürme zamanı da kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
İlk süt dişi genellikle 6. ay civarında çıkmaya başlar. Bazı bebeklerde bu süreç 4. ayda başlayabilirken, bazılarında ise 10-12. aya kadar gecikebilir. Bu tek başına bir hastalık anlamına gelmez. Genetik yapı, bebeğin gelişim hızı ve bireysel farklılıklar bu süreci etkileyebilir.
Genel olarak süt dişlerinin çıkış sıralaması şu şekildedir:
* 6-10 ay: Alt orta kesici dişler
* 8-12 ay: Üst orta kesici dişler
* 9-13 ay: Yan kesici dişler
* 13-19 ay: Birinci azı dişleri
* 16-23 ay: Köpek dişleri
* 23-33 ay: İkinci azı dişleri
Yaklaşık 3 yaşına gelindiğinde çocuğun ağzında toplam 20 süt dişi bulunması beklenir.
Peki, dişler hiç çıkmazsa?
İlk dişin 13-15 aylık olmasına rağmen hâlâ çıkmamış olması, mutlaka değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Bu her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmez ancak altında yatan neden araştırılmalıdır.
Diş sürmesindeki gecikmenin nedenleri arasında ailevi yatkınlık, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, D vitamini eksikliği, bazı hormonal hastalıklar, tiroit problemleri, genetik sendromlar veya nadir de olsa diş germinin hiç oluşmamış olması yer alabilir.
Bu nedenle 15. aya yaklaşan ve hâlâ dişi çıkmayan çocukların bir pedodonti (çocuk diş hekimi) veya diş hekimi tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Gerekli görülürse basit bir panoramik röntgen ile dişlerin çene kemiği içerisinde oluşup oluşmadığı kontrol edilebilir.
Bir diğer önemli konu ise diş çıkarırken görülen belirtilerdir.
Toplumda yüksek ateş, şiddetli ishal veya ağır enfeksiyonların diş çıkarmaktan kaynaklandığı düşünülse de bilimsel çalışmalar bunun doğru olmadığını göstermektedir. Diş çıkaran bebeklerde hafif huzursuzluk, salya artışı, diş etlerini kaşıma isteği, iştahsızlık ve hafif ateş görülebilir. Ancak 38,5°C’nin üzerindeki ateş, sürekli kusma, şiddetli ishal veya genel durum bozukluğu varsa bunun nedeni diş çıkarma değil, başka bir sağlık sorunu olabilir ve mutlaka çocuk hekimi değerlendirmelidir.
Diş çıkmaya başladıktan sonra bakım da en az sürme zamanı kadar önemlidir.
Birçok aile “Nasıl olsa süt dişi, değişecek.” düşüncesiyle bu dişleri ihmal edebiliyor. Oysa süt dişleri yalnızca çiğnemeyi sağlamaz; konuşmanın gelişmesi, yüz kemiklerinin büyümesi ve alttan gelecek kalıcı dişlere rehberlik etmesi açısından da büyük önem taşır. Erken kaybedilen süt dişleri ilerleyen yıllarda çapraşıklık ve ortodontik problemlere neden olabilir.
İlk diş görünür görünmez temizliğe başlanmalıdır. Başlangıçta temiz, nemli bir gazlı bez veya silikon parmak fırça kullanılabilir. Çocuk büyüdükçe yaşına uygun yumuşak kıllı diş fırçasına geçilmeli ve florürlü diş macunu, yaşına uygun miktarlarda kullanılmalıdır.
Peki ilk diş hekimi kontrolü ne zaman yapılmalıdır?
Bugün dünya genelindeki çocuk diş hekimliği dernekleri, ilk diş çıktıktan sonra veya en geç bir yaşına kadar ilk diş hekimi muayenesini önermektedir. Bu ziyaret yalnızca diş kontrolü değildir; aynı zamanda aileye beslenme, biberon çürüğü, emzik kullanımı, ağız hijyeni ve doğru fırçalama alışkanlıkları konusunda eğitim verilmesini sağlar.
Unutulmamalıdır ki her çocuğun gelişim takvimi kendine özgüdür. Birkaç aylık farklılık çoğu zaman normal kabul edilir. Ancak belirgin gecikmelerin ihmal edilmemesi, gerektiğinde erken değerlendirme yapılması olası sorunların büyümeden çözülmesini sağlar.
Çocuklarımızın ilk gülümsemesi kadar ilk dişi de çok değerlidir. Çünkü sağlıklı bir ağız, yalnızca güzel bir gülüşün değil, sağlıklı bir yaşamın da başlangıcıdır. Ebeveynlerin düzenli kontrolleri ihmal etmemesi, doğru ağız bakımını erken yaşta kazandırması ve gelişim sürecini bilinçle takip etmesi, çocukların gelecekte sahip olacakları ağız ve diş sağlığının en önemli yatırımını oluşturacaktır.