Demokrat Parti Seçim Manifestosu- “Göz Boyama” Paketleri

Bu paketlerin içeriğine baktığımızıda ise, hükümet ortağı olmalarına rağmen vaat ettikleri şeyleri gerçekleştirmek için Ocak ayındaki seçimleri neden beklediklerini merak ediyoruz.

Seçim 2018 (3) 

Ocak 2018 Genel Seçimlerine sayılı günler kala, partiler seçim manifesolarını açıklamaya ve son derece erkil bir dil ile birbirleri ile dalaşmaya devam ediyor. Parti temsilcileri kampaya gezileri veya etkinlikleri esnasında  hak, özgürlük, eşitlik gibi kelimeleri ağızlarına dolamış durumdalar. Fakat bugüne kadar insan hakları ve kadın hakları özelinde ya da toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda adım atmadıkları ortadadır. Seçim manifestosunu ilk yayınlayan partilerden olan Demokrat Parti(DP)’nin seçim sloganı da “Daha fazla demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlük, insan hakları, özgürlük”tür. Halen hükümetin ortağı olan DP’den bugüne kadar insan hakları ve özgürlükler konusunda bir gelişme yaşamadığımız ise ortadadır. Partinin seçim manifestosu; reformlar gerçekleştireceği söylemi ile eğitimden sağlığa, ekonomiden hak ve özgürlüklere çeşitli paketlerle sunulmuştur. Bu paketlerin içeriğine baktığımızıda ise, hükümet ortağı olmalarına rağmen vaat ettikleri şeyleri gerçekleştirmek için Ocak ayındaki seçimleri neden beklediklerini merak ediyoruz. Demokrasi paketinde ayrımcılıkların engellenmesi için çalışmalar yapılacağı yazılıyorken, annelik ve babalık gibi kavramların kullanılması; insan hakları bir yana dursun toplumsal cinsiyet rollerinden bir haber olduklarını açıkca göstermektedir. Ayrıca yine aynı pakette bahsi geçen ayrımcılığa uğrayan gruplara fırsat eşitliği sunulması için bugüne kadar hiçbir çalışma yapmamış olmaları önemli bir noktadır. Hükümet ortağı iken bakanlar kurulu kararı ile bir gecede yüzlerce kişiyi vatandaş yapmaktan geri durmayan DP’nin seçim manifestosunda vatandaşlık sorunununa çözüm getireceği gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Ayrıca mültecilerle ilgili herhangi bir yasal düzenlemeden yoksun yasalarımızın değişmesi için hükümet ortağı oldukları dönem boyunca bu konuyu bir kez bile gündeme getirmemeleri bunun sırf seçim kazanmak uğruna yapılmış bir manifesto içeriği olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.

Yine Demokrasi paketi içerisinde vicdani ret hakkının tanınması için gereken düzenlemelerin yapılacağından bahsediliyor. Oysa ki vicdani reddini açıkladığı için hüküm giyen ve hareket etme özgürlüğü kısıtlanan kişiler için ne yapıldığını merak ediyoruz.

Yine aynı pakette hayvan hakları bildirgesinden alıntılar yapılmış ve “Bizler insanlar olarak bilgimizi ve birikimimizi hayvanlarımızın korunması için kullanmakla yükümlüyüz.” cümlelerine yer verilmiştir. Hayvan hakları bilgirgesini gerçekten içselleştirmiş olan ve hayvan hakları konusunda adım atmak isteyen kişiler, insanların hayvanlardan üstün olmadığını bensimyene kişilerdir. Hayvanlar insanlara ait, insanların nesleşetirebileceği canlılar değildir. İnsanlar ve hayvanlar doğada eşit haklara sahip olmalı, insanlığın hayvanlar üzerinde tahakküm kurması engellenmelidir. Hayvan hakları bilgirgesi aslında bunlardan bahsederken, parti bilgirgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yorumlamış ve zaten erkeğin kadına, güçlünün güçsüze, zenginin fakire tahakkümünü içselleştirdikleri gibi insanların hayvanlar üzerindeki tahakkümünün de devamını sağlayacak düzenlemeler getiecek olayı övünerek manifestolarına koyuyorlar.

Partinin seçim manifestosunda bahsedilen paket demokrasi değil göz boyama paketinden başka birşey değildir. Hükümet ortağı oldukları sürede bahse konu sorunlardan hiçbirine dair bir iyileştime yapmamış, aksine insanların en temel hakkı olan yaşam, barınma, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti alma haklarında birçok gerilemeler yaşanmıştır. Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.


Cadı Süpürgesi

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan ziyareti sonrası Yunanistan basınından alınan bir karikatürün Afrika Gazetesi tarafından yayınlanması üzerine gazeteye yönelik faşizan ve tehditkar saldırılar yaşanmıştır. Saldırılar, TC Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’ın gazeteyi hedef gösteren açıklamalarından sonra daha da artmıştır. Bizler hak savunucusu feministler olarak, yayınlanan karikatürün ifade özgürlüğü çerçevesinde ele alınması gerektiğinin bilinci ile, kışkırtıcı açıklamalarından dolayı  Recep Akdağ’ı ve onun faşizan  destekçilerin ile seçim “yarışından” dolayı bu layı görmezden gelen tüm siyasileri uzayın derinliklerine süpürüyoruz.


Okuduk, Pek Sevdik!

Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar
Kürt Hareketinde Kadınlar ve Kadın Kimliğinin Oluşumu
Handan Çağlayan – İletişim Yayınları

“Kadın siyasette özne mi nesne mi? Kadınların siyasete girmesi siyaseti değiştirir mi, kadınları değiştirir mi? Elinizdeki kitap, kadınların siyasette özne olup olmadıklarının tartışıldığı bu dönemde çok önemli bulgularla bu sorulara etraflı bir yanıt verme niteliği taşıyor. Kürt kadınlarının 1980’li yıllardan itibaren önce geleneksel kadınlık rolleri çerçevesinde, ardından siyasal söylemin mümkün kıldığı biçimde, en nihayet de kendi sorunlarına da çare arayıp siyasetin kendisini dönüştürmeye varan siyasete katılım süreçlerini bu kitap detaylı bir şekilde inceliyor. (...)

Acının hak talebine dönüşmesi için yaşananları siyasi bir söyleme oturtacak bir söylemin gerekliliğine dikkat çeken bu çalışma, bu dönüşümün kişisel ve kolektif öznelerin inşa edilmesine bağlı olduğunu gösteriyor. Acının siyasallaşmasının çeşitli biçimleri olabilir. Bir biçimi sürekli olarak acının yol açtığı yarayı gündeme getirmeye odaklanırken, farklı bir yolu da bu acının tarihselliğine vurgu yapmaktır. Tarihî olgular acıyı siyasallaştıran söylemce kurgulanırken belli seçimler yoluyla yeniden yazılır ve hakkın nereden, nasıl ve kimler tarafından talep edileceğini, yani acının kimin acısı olduğunu da belirlemiş olur. Yaraya odaklanmak ise acıyı çekenle çektiren arasındaki farkın göz ardı edilmesine olanak tanır. Handan Çağlayan’ın çalışması, bu süreçlerin nasıl işlediğine ilişkin ipucu vermesi açısından da önemli bir başlangıç yapmaktadır.”

Nükhet Sirman

Kaynak: https://www.iletisim.com.tr/kitap/analar-yoldaslar-tanricalar/8058#.WjJKLt-nHcs


Dünyadan Haberler

Merriam-Webster sözlüğü 'feminizm'i yılın kelimesi ilan etti

ABD'nin önde gelen sözlüklerinden Merriam-Webster, 2017 yılında internet aramalarında büyük bir atış olması nedeniyle 'feminizm'i yılın kelimesi seçti. Merriam-Webster, bu kelimeye olan ilgiyi, kadınların düzenlediği protesto yürüyüşlerine, televizyonlardaki kadın hakları üzerine olan programlarla filmlere ve cinsel taciz iddialarına bağladı.

Kelimeye olan ilk ilginin, ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelmesinden sonra Ocak ayında Washington ve diğer ülkelerde kadınların düzenlediği yürüyüşlerin ardından ortaya çıktığı belirtiliyor. Hollywood ünlülerinin cinsel tacizle suçlanmasının ardından, milyonlarca kadının sosyal paylaşım sitelerinde '#MeToo' (Ben de) etiketiyle cinsel taciz hikayelerini paylaşmasının da kelimenin popüler olmasında rolünün olduğu kaydediliyor.

Sözlük 'feminizm' kelimesini "cinslerin politik, ekonomik ve sosyal eşitliği teorisi" olarak tanımlıyor. Merriam-Webster'ın bağımsız editörü, "Kelime herkesin dilinde" diyor.

 

İlgili Haberler

Dergiler Haberleri