Ertuğrul SENOVA
Yoğun bir günün ardından eve dönüyorsunuz. Akşam yemeğini yedikten sonra kanepeye uzanıyor; kitap okumak yerine telefonunuzu elinize alıp sosyal medyada kaydırmaya başlıyorsunuz…
Tam o anda, beklenmedik derecede enerjik bir ses yükseliyor: “Amman guzzum!”
Bu sese, muzip bir gülüş eşlik ediyor...
Video sona ererken iştah kabartan bir yemek görüntüsü zihninize tek bir soruyu kazıyor: “Acaba buzdolabında yiyecek ne var?”
Bunu daha önce yaşadıysanız, nam-ı diğer “Commer’s”, gerçek adıyla Oğulcan Kırcal’a denk gelmişsiniz demektir.
Oğulcan, hikâyesini YENİDÜZEN ve Kanal SİM için gazeteci Ertuğrul Senova’ya, bir video röportaj aracılığıyla anlattı...
Kendini “Kıbrıslı bir aşçı” olarak tanımlayan Oğulcan, bir süre önce işsizlik nedeniyle Avustralya’ya göç etti.
Yemekle kurduğu bağ ise çocukluk yıllarına uzanıyor.
Abisinin mutfakla haşır neşir olması ve Tom & Jerry’deki o meşhur bifteğin peşine düşmesi, onda yemek pişirmeye ve yemeye karşı özel bir merak uyandırmış.
Lisede aşçılık kursuna giden Oğulcan, üniversitede gastronomi bölümünden mezun oldu. Ancak yemek pişirme konusundaki bilgisinin büyük bölümünü YouTube’dan öğrendiğini özellikle vurguluyor.
Yüz binlerce kişi tarafından izlenen sosyal medya sayfalarının adı da en az videoları kadar dikkat çekici.
“Commer’s” isminin, Serdarlı (Çatoz) köyünde yaşayan dedesinin lakabından geldiğini anlatıyor. Dedesinin, “Commercial” marka otobüslere para vermemek için otobüslerin peşinden koşup arkalarına atlayarak yolculuk etmesi, köyde ona “Commer” lakabını kazandırmış. Oğulcan da bu hikâyeden ilham alarak sayfasına bu adı vermiş.
“Amman guzzum” ifadesi ise göç etmeden önce videolarını çeken ve kurgularını üstlenen arkadaşı Berk Karkutoğlu’nun önerisiyle ortaya çıkmış. Bugün sosyal medyada bir imza hâline gelen bu söz, Oğulcan’ın enerjisini ve Kıbrıslı kimliğini yansıtan sağlam bir slogan.
Avustralya’dan adaya gönderdiği mesaj ise net:
“Herkes memleketin kıymetini iyi bilsin. Daha fazla bozulmayalım. Eskiden duyduğumuz hikâyeler biraz daha iyiydi. Artık gerçekten özümüze dönelim.”