“Bu maliyetlerle nasıl üretelim?”

Türk Lirası'nın değer kaybı üretimi zorlaştırdı. Üretirken ihtiyaç duyulan birçok zirai malzemenin fiyatı 3-4 katı artarken, üretici de işini azaltma yoluna gidiyor. Tatlısu bölgesinde serada meyve-sebze üreten üreticiler YENİDÜZEN’e konuştu.

Hüseyin ÖZBARIŞCI

Türk Lirası’nın döviz karşısındaki rekor seviyelerdeki değer kaybı, üretime darbe vurdu.

Özellikle birçok zirai malzemenin satışının döviz üzerinden olması, üretimdeki girdi maliyetlerinin yükselmesine neden oluyor. Üretici de bu maliyetleri karşılayamadığından dolayı ya işini azaltma yoluna gidiyor, ya da tamamen bu işten çekilme yolunu seçiyor.

Tatlısu bölgesinde serada sebze – meyve üreten üreticiler YENİDÜZEN’e konuştu, girdi maliyetlerinden yakınarak, “Girdi maliyetleri çok yüksek ve maliyetler yüksek olduğu için üretici bu işi yapmak istemiyor” dedi.

“Bu maliyetlerin altından kalkamıyoruz” değerlendirmesini yapan üreticiler, hükümetten daha ciddi bir tarım politikası uygulamasını istedi.

Tatlısu’da yıllarca sera içerisinde kazancını elde eden bazı üreticilerin, seralarını azaltma yoluna gitmesi dikkat çekiyor.

 

Yüksek maliyetlerle üretim…

Bir ürünü tarladan sofraya çıkarmak için gecesini gündüzüne katan çiftçiler döviz kuru nedeniyle yüksek maliyetler harcamak zorunda kalıyor. Traktörüne yakıt almak için litresine 20,64 TL ödemek zorunda olan çiftçinin giderleri ortalama olarak liste halliyle şöyle:

Yakıt: Litre başına 20,64 TL

Fide: Bitkisine göre değişkenlik gösterir ortalama olarak 9 TL civarı

Gübre (25 kg): 1600 TL

Gübre (50 kg – tek gıda): 750 TL

İlaç: 250 TL – 800 TL arası (ilacına gire değişir)

Su: Ortalama olarak tonu her bölge için 10 TL 

İşçilik: Gündelik ortalama 500 TL

 

Seracılar ne dedi?

Mithat Kargı: “Üretici bu maliyetlerle nasıl üretecek?”

“Maliyetler aşırı derecede yükseldi. Bir ürünü üretiyoruz ama maliyet ortaya konulurken, üretici düşünülmüyor. Üretici emek verip ürettikçe daha da dibe doğru batıyor. Üreticiler de haliyle artık daha az ekiyor. Ben, 20 dönüm sera ekerken, artık 6 dönüm sera ekiyorum, çünkü kurtarmıyor. 1 yıl önce bir fidenin fiyatı 1,50 TL iken, şu anda 10 TL. En basit bir fide fiyatı bile… Bunun ilacı var, emeği var, işçiliği var. Peki, üretici bu maliyetlerle nasıl üretecek? Maaş yükseldikçe pahalılık artıyor. En başta pahalılığın önüne geçilmesi lazım… Örneğin; standart bir para birimine geçsek, aldığımız her şeyin fiyatı standart olacak hiç yükselmeyecek. Önümüzü daha iyi görebileceğiz.”

 

Seyfettin Yalçın: “5 dönüm seram vardı, şimdi 1 dönüm seram var”

“Girdi maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle ben artık işimi azalttım. Azaltmak için mecbur kaldım çünkü sera naylonundan, fidesine, ilacından gübresine kadar her şeyin maliyeti çok yüksek ve altından kalkamıyordum. Eskiden 5 dönüm seram varken, şimdi artık 1 dönüm seram var. Girdi maliyetlerinin yanı sıra işçi bulmakta da büyük sorunlar yaşadık, işçi bulamadık. Sorunları çözmek gerekiyor. Bu konuda da Tarım Bakanlığı’na çok büyük görev düşüyor.”

 

Osman Pamuk: “Üretim esnasındaki kullanılan en ucuz zirai ilaç bugün 300 TL”

“Ben uzun yıllar serada uğraştım kısa süre önce de bu işleri oğluma devrettim. Hem emekli olduğum için, hem de maliyetlerin yüksek olması sebebiyle bu kararı aldım. Üretim esnasındaki kullanılan en ucuz zirai ilaç bugün 300 TL oldu. Ektiğiniz zaman ile seranın içinde ürünün olgunlaşması sürecinde maliyetler gittikçe artıyor. Kısacası kötü bir gidişat var. Bu kötü gidişat düzelmezse daha da kötü günleri yaşayacağız.”

 

Orhan Pamuk: “Üretici artık dayanamıyor”

“Girdi maliyetleri çok yüksek. Bu maliyetler bir türlü düşmüyor. Köyde toprakla ­uğraşan çiftçi bunun altından kalkamıyor. Üretiyoruz ama ürettikçe dibe vuruyoruz. Tarım konusunda artık ciddi bir politikaya ihtiyaç var. Üretici teşviklendirilmeli ki, daha fazla üretim yapabilsin… Bunun yanında denetim mekanizması da çalıştırılmalı. Üretici artık dayanamıyor.”

 

Mevlüt Yalçın: “Üreticinin daha çok üretebildiği, ürettikçe de kazandığı bir ortam yaratılması şart”

“Girdi maliyetleri çok yüksek ve maliyetler yüksek olduğu için üretici bu işi yapmak istemiyor. Tüm çiftçiler de yüksek maliyetlerden isyan ediyor. İşin içinde olanlar çok iyi bilir. Tüketici domatesin kilosunu 40 TL’ye alıyor ama bu paradan üreticinin kazandığı para çok az. Maliyetler de yüksek olunca haliyle üretici daha az üreterek devam ediyor. Fiyatlar sabit olmalı. Üreticinin tarladan çıkardığı domatesin fiyatı her zaman aynı olacak, ya da destekler artacak. Yani bir şekilde üreticinin daha çok üretebildiği, ürettikçe de kazandığı bir ortam yaratılması şart.”

 

Özel Haber Haberleri