Serap ŞAHİN - ADIYAMAN
İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan kamu görevlilerinin yargılandığı davanın 4’üncü duruşması Türkiye saati ile 12:30’da başladı.
İsias Otel’e yapı ruhsatı verildiğinde Adıyaman Belediyesi Yapı Kontrol Birimi’nde görevli ve Yapı Ruhsatında Proje Kontrollerinden sorumlu Dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Osman Bulut, Ruhsat Büro Şefi Bilal Balcı, Plan Proje/İmar Müdürü Mehmet Salih Alkayış ve daimi işçi Abdurrahman Karaaslan, 1993 ruhsatında İmar Müdürü Yusuf Gül ve daimi işçi, Ruhsat Büro Teknisyeni Fazlı Karakuş yargılanıyor.
Mahkeme, her iki tarafın yeniden bilirkişi raporu alınmasına ilişkin talebini, mevcut bilirkişi raporunda esasa ilişkin yeterli bilginin bulunması nedeniyle reddetti.
Duruşmada söz alan Mehmet Eren Turan, sanıkların kusur durumları henüz belirlenmeden eylemlerinin vasıflandırılmasına gidildiğini söyledi. Bir önceki davada encümen kararına ve ilgili belgeye ulaşılamadığını, ancak daha sonra bu belgenin dosyaya girdiğini belirten Turan, söz konusu karara göre İmar Kanunu’nun 32’nci maddesinin ruhsata aykırılıkların 30 gün içinde giderilmesini, aksi hâlde binanın yıkılmasını zorunlu kıldığını öğrendiklerini ifade etti. Turan, İmar Müdürlüğü’nün talebine karşılık Encümen’in Eylül 2003’te aldığı kararın ardından binadaki ruhsat aykırılıklarının giderilmediğini, buna rağmen Adıyaman Belediye Başkanlığı tarafından binaya iskan belgesi verildiğini söyledi.
İsias Otel’in yapı ve kullanma izin belgesine de değinen Turan, otel inşaatına 8 Kasım 2001 tarihinde bodrum, zemin ve 1’den 7’nci kata kadar ruhsat verildiğini, ancak yapılan kontrolde binanın imara aykırı şekilde 24.50 metre yerine 27 metre yükseklikte inşa edildiğinin tespit edildiğinin öğrenildiğini aktardı. Turan, bu ihlaller doğrultusunda İmar Müdürlüğü’nün 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32’nci ve 42’nci maddeleri gereği gerekli kararın hazırlanmasını talep ettiğini kaydetti. Belgelerin, sanıkların huzurda yaptıkları konuşmaların da aksini ortaya koyduğunu söyleyen Turan, yeniden bilirkişi talebinin bu nedenle yapıldığını ve bu yönde ek bir rapor alınmasını istediklerini ifade etti.
Koçoğlu: Yazı yıkım öngörüyordu, sadece ceza uygulandı
Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu da geçen celsede encümen yazısından bahsedildiğini anımsatarak, söz konusu yazının hem yıkım hem de para cezasını öngördüğünü, ancak yalnızca para cezasının uygulandığını söyledi. Bu nedenle suç duyurusunda bulunduklarını belirten Koçoğlu, dosyanın savcılık incelemesinde olduğunu, davaların birleştirilmesini talep ettiklerini ve dosyanın olası kast suçlamasıyla incelenmesi gerektiğini dile getirdi.
Sanık müdafi avukatlarından, daimi işçi Abdurrahman Karaaslan’ın avukatı ise müvekkilinin belediyede kâtip olarak görev yaptığını, herhangi bir inşaat denetim yetkisi ya da buna ilişkin bir eğitimi bulunmadığını söyledi. Dosyanın Adıyaman Belediyesi Yapı Kontrol Birimi’nde görevli olan herkesi kapsadığını ancak müvekkilinin bu kapsam dışında olduğunu savunan avukat, dosyanın “bilinçli taksir” yerine “görevi kötüye kullanma” suçu kapsamında değerlendirilmesini talep etti.
Daha sonra Savcı mütalaasını sundu, dosyanın “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirilmesini belirtti.
“Umarım Adıyaman’da adalet enkaz altında kalmaz”
Mahkeme, sanıkların her birinin bilinçli taksir suçlamasıyla ve vefat edenler ile yaralananların sayısı da dikkate alınarak, adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı devamına karar verdi. Kararın ardından savcılığın mütalaasına ilişkin aileler esasa dair söz aldı.
Yaşar Kemal Gençalioğlu, sanıkların olası kast ile yargılanmalarını talep ettiğini söyledi.
Ruşen Karakaya, “Umarım savcılığın suçlamaları dikkate alınır. Katiller olası kastla yargılanmalı, adalet istiyoruz” dedi.
Şenay Atakan ise, buraya gelmeden önce fikirlerinin farklı olduğunu belirterek, “Umarım Adıyaman’da adalet enkaz altında kalmaz. Size güvenmek istiyoruz. Biz sadece Kıbrıslı değiliz, aynı zamanda Avrupa vatandaşıyız. Elimiz kolumuz bağlı değil” ifadelerini kullandı.
Ardından söz alan aileler, savcılığın esasına ilişkin değerlendirmelere karşı ortak taleplerinin olası kast yönünde olduğunu dile getirdi. Aileler, “Bu davaların hepsi birleştirilsin, hepsi beraber yargılansın, bu düzeni nasıl beraber kurdukları ortaya çıksın” çağrısında bulundu.
Feriha Yiğittürk de, “Sevdiklerimizi bizden bile isteyen, usulsüz şeylere imza atan tüm sanıkların olası kastla yargılanmasını istiyorum” dedi.
Şampiyon Meleklerin ailelerinin ardından mütalaya ilişkin konuşan tur rehberlerinin aileleri de davanın “olası kast” kapsamında değerlendirilmesini mahkemeden talep etti.