“Orada hayat vardı, hayat bir daha dikiş tutmadı...”

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun “salgın şartları”na göre kurgulanan ve online sunulan “Kapalı” adlı oyunu Maraş/Varoşha gerçeğini sanatın dili, sesi ve duruşuyla yeniden anlattı.

Kapalı.”
Dünyaya gözümüzü kapatmış bir halde “devlet” taklidi yaparken, çok yıllardır hayatımıza en fazla dokunan sözcük bu olmuştur.

Kapalı.”
Sınırsızlığa teşne bir toplum var, kapalı!

“Kapalı” bir sahneden ışık sızıyor.
Kan sızsa eğer ya da nefret, o sahne izleyiciye açılacak muhtemelen (!)
Barıştan değil de düşmanlıktan yana tavır alsa, kırmızı halı serilecek önüne (!)

Bir adanın yarısında kapalıyız.
Öfkeliyiz şimdi “tek adam”ın avuçlarında...

Bir kent var, kapalı... Yıkık, yağmalanmış, çürütülmüş bir kent var. Katilin yeniden cinayet mahalline dönmesini andıran bir tavırla düş’lerin üzerine bastıkları bir kent var. Bir kent var, “açtık” deseler de gözleri “kapalı.

Sarmaşıkların örttüğü pencereleri, öksüz sahilleri, ölümün içinden yaşamı fısıldayan begonvilleriyle bir kent var. Perdeleri çürümüş odaların tozla sırdaşlığında, 46 yıldır yerde yatan bir kentin ölüsü üzerine uçuşan akbabalar var şimdi...


Yürekli bir oyun: “Kapalı.”

Dünya Tiyatro Günü’nde “Kapalı” ile perde açan Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, Maraş’a ya da Varosha’yı çok yaratıcı bir kurguyla irdeliyor.

Oyunda her sanatçıyı tekil geçişlerde izlerken, çoğul bir dramı iliklerimize kadar hissediyoruz. Peş peşe monologların yarattığı diyalog, yitik bir kenti, anılarının sahiplerine iade ediyor.

Pandemi koşullarında estetik bir iş çıkarıyor ortaya, sanat yönetmeni Aliye Ummanel.

Tiyatro içinde tiyatro” örgüsünde başlayan oyun, seyircisine kapalı sahneden, sakinlerine kapalı kente doğru akıyor. Birbirine yaslanmış insan öyküleri, etkileyici bir bütün oluşturarak, dikenli telleri aralıyor.

Yazar-Yönetmen Aliye Ummanel, “Kayıp” oyununda Shakespeare’in “Hamlet”ine göndermelerle bir mozaik yaratmıştı. Bu kez bir başka dünya klasiği, Samuel Beckett’in “Godot’u Beklerken”i üzerinden Maraş/Varoşa’nın duygusunu besliyor. Yıllar yılı süren “bekleyiş”e sesleniyor oyun…


Sanıyorlarsa ki bu tellerle anılardan da ayırıyorlar bizi... Yanılıyorlar!

“Yaşamın yüküne katlanabilmenin tek bir yolu var, düş kurmak.”
Düş kuruyor sahne!
İlk bombanın ardından “46 sene” ara verilmiş bir oyunun provasında açıyor gözlerini, Godo ya da Didi!
Bir bekleyiş var.
Bir “varoluş” umudu!
Bir “kurtuluş” beklentisi bu, belki kurtarıcıdan, belki yalnızlığından zamanın, çürümüşlüğünden, ıssızlığından...
Bir yerinden ve zamandan edinme oyunu bu..

...

Bir müze gibi açtılar şimdi... Gittim, gördüm, izin verdikleri kadar yaklaştım, evime...”


Sahile doğru akmıyor yollar,
yitirilmiş hayallere doğru akıyor.

Göç dediğin de erken ölümdür, geride binlerce hayat kalmışsa eğer, duvarları düşle sıvanmış yuvalar, evler, sokaklar kalmışsa...
Çok hem de çok ağırdır göçmenin bavulu...

Yapraksız ağaçlardan gölge umanların nefeslerini soluyoruz...
“Sahile doğru akmıyor yollar, yitirilmiş hayallere doğru akıyor” diyenlerin isyanını...
...

“Bir anda yaşlanıyorsun hani... Bir anda anlamını yitiriyor ne varsa… Hayatımıza anlam veren o çaba yerle bir oluyor. Taş taş üstünde kalmıyor...”

“Çevrimiçi” prömiyer

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu bu gösteriyle birlikte tavrını bir kez daha insandan, barıştan, özgürlükten yana sergiledi.

Bir kez daha şiddettin, hıncın, çatışmanın, bölünmenin, yersizliğin ve yurtsuzluğun ve köklerinden sökülmenin dilini konuşanları utandırdı.

“Kapalı”da savaş ve göçmenlik gerçeği çok etkin bir kurgu, anlatı, aynı zamanda son derece başarılı oyunculuklarla sunuldu.

Bir tiyatro oyununun ilk gösterisini - salgın günlerinde - çevrimiçi yani online izledik. Tiyatroyu, sinemadan ayıran en temel özellik yüz yüze anlatımıdır. Hayatın “aracısız” aynası olmasıdır. O nedenle, tabletten izlerken yadırgadığımı söylemek isterim. Umarım, bir an önce salonlar yeniden açılır, “Kapalı”yı seyirci koltuğunda solumak şansına sahip oluruz. Tozunu ortaklaşa soluruz sahnenin...

Oyunda Özgür Oktay, Hatice Tezcan, Cem Aykut, Döndü Özata, Barış Refikoğlu, Asu Demircioğlu, Kıymet Karabiber, Aytunç Şabanlı, Melek Erdil, Osman Ateş ve İzel Seylani’yi izledik. Herhalde, bir başka gösteride, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’ndaki tüm oyuncuları, tüm bu kadroyu, her biri başrol tadında yeniden izlemek şansımız olmaz kolay kolay.

İnsanlığın “söküğü”

Terzi Marulla’nın sözleri kulağımda halen...
“Orada hayat vardı, hayat bir daha dikiş tutmadı...

Kapalı” oyunu umarım gün gelir, Varosha’nın o görkemli, geleneksel, acıya direnen sahnelerinden birinde yeniden sunulur insanlığa...

Yıkıntıdan bir hayat doğar yeniden, kentin gerçek sahiplerine gülümser.

 

Özel Haber Haberleri