"Bilmediğiniz bambaşka bir Hazar var"

Kıbrıslı film yıldızı Hazar Ergüçlü, Hürriyet Pazar'dan Hakan Gence konuştu, Muhsin Akgün'ün fotoğrafları ile çarpıcı bir röportaja imza attı.

Kıbrıslı film yıldızı Hazar Ergüçlü, Hürriyet Pazar'dan Hakan Gence konuştu, Muhsin Akgün'ün fotoğrafları ile çarpıcı bir röportaja imza attı.

O, oyunculuğun her alanında yetenekli. Hem ödüllü bağımsız filmlerin hem çok izlenen dizilerin yıldızı. Ama kendinden “Sadece işimden ibaret değilim. Bilmediğiniz bambaşka bir Hazar var” diyerek bahsediyor. Çok sevdiği ve sevildiği bir ilişkinin içinde olduğunu söylüyor. Hazar Ergüçlü’yle yeni dizisi vesilesiyle buluşuyoruz. Dizideki çok konuşulan sevişme sahneleriyle ilgili “İnsanların gerçekte yaşadıkları sevişmeyle bir sette sevişme sahnesi çekmenin alakası yok” diyor. Aşkı, bilinmeyenlerini ve mesleğinin ilk yıllarında yaşadıklarını anlatıyor: “Sonradan zulme maruz kaldığımı fark ettim... Keşke şimdiki aklım olsaydı, o zaman bana ‘şaka’ yapmayı bırak, o insanlar selam bile veremezlerdi.”

Hazar Ergüçlü’yle buluşmak için stüdyoya girdiğimde fotoğraf çekiminin çoktan başladığını görüyorum. Karşımda daha kadınsı bir Hazar var. Sanki daha farklı parlıyor, “Yaklaşan 30’lar dalgası beni içine almaya başladı sanırım. Bugüne kadar sandığım kişi değilmişim, onu fark ettim” diye anlatıyor. Tabii bunda yaşadığı aşkın etkisi büyük. İlişkisinden bahsederken gözlerinin içi gülüyor.  “2021’de çok çalıştım. 2022’de biraz daha kendime zaman ayırmak istiyorum” dese de onu aralıktan itibaren ‘Timsah Ateşi’ isimli oyunuyla sahnede izleyemeye hazır olun. Hazar Ergüçlü’yle birçok şeyi ilk kez paylaştığı bir sohbete başlıyoruz.

Kıbrıs Lefkoşa’da küçük bir hayatın varken Derviş Zaim’in filmi ‘Gölgeler ve Suretler’le hayatımıza giriyorsun. Ardından ‘Kuzey Güney’le herkes tarafından tanındın. 11 yıl nasıl geçti?

20’li yaşlarım çalışarak geçti. Senelerce çok az tatil yaparak, istediklerimi çok az yaparak yaşadım. Aslında çalışmayı, iş yapmayı, profesyonel olup sorumluluk almayı ve bunların üstesinden gelebilmeyi seviyorum ama bunların yaşamam gereken hayatın önüne geçmesine de gerek yok. Ben sadece işimden ibaret değilim. Bilmediğiniz bambaşka bir Hazar var (gülüyor).

Nasıl bir Hazar o?

Evden çıkmaktan hoşlanmam. Evde oturmayı, koltukta yatmayı, Yemek yapmayı, çöp atmayı severim (gülüyor). Kendi kendime kalmayı da... Mesela tatile gitmeyi çok sevmem.

A, bunu ilk kez duydum...

Evet öyle. Genelde çalıştığım için tatil hep aralara sıkıştırdığım geziler oluyor. O sıkışmışlığın içinde de pek tatil yapılamıyor. Tatile görev bilinciyle, tatile gitmiş olmak için gidiyorum. Bavul yapmaktan tiksiniyorum. Çünkü benim ailem Kıbrıs’ta, evim İstanbul’da. Zaten hayatım arafta geçiyor ve sürekli yollardayım. Instagram’a güzel fotoğraflar çekmek için de bir yerlere gitmek istemiyorum.

Bugün fotoğraf çekiminde daha kadınsı ve seksi bir Hazar vardı. Nasıl bir değişime girdin?

Bir yıl sonra 30 yaşımda olacağım. Belki yaşımın getirdiği bir durum vardır. Bir de çok sevdiğim ve sevildiğim bir ilişkinin içindeyim. Sizi siz olduğunuz için seven birisini bulunca kendinle ve bedeninle de barışık hale geliyorsun.

Yeni işin ‘Saklı’, BluTV’de başladı. ‘The Affair’ isimli dizinin uyarlaması. Orijinalini izlemiş miydin?

Proje bana geldikten sonra önce senaryoyu okudum, sonra izledim. Ve çok çok beğendim.

BELKİ ALDATILMIŞIMDIR

Diziden bu kadar etkilenmenin nedeni neydi?

Acımasızca gerçekçi olmasıydı. Çok sert... Hayat üzerine her şey çok sahici, yanıltmadan ‘bam’ diye suratımıza vuruyor. Bundan etkilendim ve bulmuşken saldırdım. Dizide oynadığım karakter, başına gelen travmatik olaylar nedeniyle hayata küsmüş genç bir kadın. Kasabaya bir yabancının gelmesiyle de hayatı değişiyor.

Dizide aynı ilişkiye hem kadının ve hem erkeğin gözünden bakışı izliyoruz. Bu durum sana ilişkiler üzerine neleri sorgulattı?

Bir şey sorgulatmadı, tekrar hatırlattı aslında. Herkesin gerçeğinin farklı olduğunu... Herkesin haklı olduğunu... Gerçeği zihnimizde bilinçsizce kendimizi haklı çıkartacak şekilde eğip bükmeye meyilli olduğumuzu... Boşuna uğraşıp didinip kendimizi önemsiyoruz, zaman zaman kendi gerçeğimizi empoze etmeye çalışıyoruz ama karşıdakinin idrakine çok bağımlıyız.

Bu aynı zamanda bir aldatma hikâyesi. Aldatma nedir senin için?

İki insanın, birbirine doğruları söyleyememesi, kendine de yalan söylemesi.

Aldatmak fiziki bir şey midir?

Hayır, aldatma her zaman sekse ve cinselliğe indirgeniyor ama bence aldatmak sadece fiziksel bir şey değil.

Sence aldatan suçlu mudur?

Bir ilişkide aldatan taraf tek suçlu değil. Ya da sadece aldatılan tek mağdur değil. İlişki öyle bir şey değil ki. Yeterince birbirinden beslenemeyince birbirine yalan söylemeye ve ilişkide daha az kendin olmaya başladığında ilişkinin içinde böyle yerlere çekiliyorsun. “Daha ziyade ilişkide neden buraya gelindi” sorusu sorulmalı. O yüzden asla aldatmanın tek bir suçlusu yoktur diye düşünüyorum.

Sen hiç aldattın mı?

Hayır.

Peki, aldatıldın mı?

Bilmiyorum, belki de aldatılmışımdır eskiden, bunu hiç düşünmemiştim (gülüyor).

Karakterin iki erkek arasında kalıyor. Bir insan iki kişiye birden âşık olabilir mi?

Farklı insanlarda farklı şeyleri sevdiği için, evet olabilir.

Sen yaşadın mı böyle bir şey?

Hayır, zaten şimdiye kadar çok ilişkisi olmuş biri değilim. Bir sürü şeyi düz yaşarım. İlk defa gerçek manada uzun bir ilişki yaşıyorum.

Dizinin adı ‘Saklı’. Senin hayatta sakladıkların var mı?

Hepimizin bastırılmış sırları ve saklı tuttukları var, ama bunlar bizi biz yapan şeyler, bunlardan kaçamayız. Ben de minimumda tutmaya çalışıyorum. Sürekli üzerine gidiyorum bir yandan kaçmaya çalıştığım her şeyin.

ORASI BİR İŞYERİ

Dizinin fragmanları dönmeye başladığı andan itibaren sevişme sahneleriniz gündem oldu. Zor mudur sevişme sahnesi çekmek?

Öncelikle şunu söyleyeyim, insanların gerçekte yaşadıkları sevişmeyle bir sette sevişme sahnesi çekmenin alakası yok. Çünkü orası bir işyeri ve biz de sahnenin gerektirdiklerini yani işimizi yapıyoruz. Başka bir sahne çekmekten gerçekten pek farkı yok. Sadece herkes biraz daha dikkatli, daha profesyonel olmaya çalışıyor. Yani her şeyin gereken standartta olması için doğal olarak biraz daha özen gösteriliyor, o kadar.

Sen bu sahneleri görünce hiç tereddüt ettin mi?

Hayır, işin duygusunun etkisinde o kadar kaldım ki... Aklımda kalan sevişme sahneleri değildi. Duygusu çok daha yoğundu, teknik anlamda yetersiz kalır mıyım diye korktuğum çok daha ağır sahneler oldu.

Sana göre cinselliği ve bu tip sahnelerin olabileceğini ne zaman olağanlaştırırız?

Hiçbir zaman.

 

BENİ DELİRTECEK HER ŞEY ADAMDA MEVCUT

Yönetmen Onur Ünlü’yle birlikteliğinizde 4’üncü senenize giriyorsunuz. Ondan ne öğrendin bu ilişkide?

Çok şey öğrendim. Kendim olmayı, kendimden utanmamayı... Birisini sevmeyi öğrendim. Sevgi göstermek, bildiğiniz bir şey değilse, zordur.

Nasıl yapıyorsun bunu?

Güzel bir şey gördüğümde kaçmayarak, biri güzel bir şey söylediğinde “Belki gerçekten beğenmiştir, doğru söylüyordur, sırf beni incitmek için kinaye yapmıyordur” diye düşünerek...

Bir röportajında birbirinizden çok zıt karakterler olduğunuzu söylemişsin. Sizinki zıtların çekimi miydi?

Büyük ihtimalle. Çünkü beni delirtecek her şey adamda mevcut (gülüyor).

O halde hayat birlikte nasıl geçiyor?

Çok eğlenceli. Çok eğlendiğim ve her gün bir yenisiyle sınandığım manyaklıkla karşıma geliyor. Birlikte çok gülüyoruz.

Evlilik planınız var mı?

Olabilir, neden olmasın? Vakit bulursak.

HİÇ GÖRMEMEMİZ GEREKEN ŞEYLERE MARUZ KALIYORUZ

İlişkisindeki yaş farkı yüzünden sosyal medya ve magazin şiddetine en çok uğrayan isimlerdensin. Bu durumu aranızda nasıl çözdünüz?

İnsanların fikirleriyle ilgilenmememiz gerektiğini hep biliyorduk. Hiçbir zaman da ilgilenmedik... İlgilenmeyeceğim de... Benim hakkımda hiçbir fikri olmayan birinin özel hayatım hakkında söylediği şeyler neden bu kadar önemli olsun ki?

Ama sosyal medyada herkes, herkesin hakkında konuşuyor...

Üzülüyorum. Yalnızlık ve mutsuzluk biraz bunun sebebi. Orası çok karışık ve negatif bir ortam. İnsanlar da iyi değil malum. Tatminsizlik yaşıyor birçok kişi... Ve bir yandan böyleyken Instagram’da aslında hiç görmememiz gereken şeylere maruz kalıyoruz. Birinin gittiği tatili, diğerinin yediği yemeği... Bunlar normal şartlarda akıllı telefon falan olmasaydı, hiç haberimizin olmayacağı şeylerdi. Sadece oturduğumuz koltukta kendimizle, kendi hayatımızla ilgilenecektik. Ama artık kendimizi başkalarıyla daha da çok kıyaslayacağımız bir dünya oluştu. Bu korkunç ve yetersiz hissettiren bir şey. Bu yüzden manevi olarak aç olan insanlar için daha kalp kırıcı ve zarar verici bir yer haline dönüşebiliyor sosyal medya.

Sosyal medyada dayatılan bir de beden algısı var. Buna ne diyorsun?

Onaylanma meselesiyle ilgili bütün insanlarda birazcık boşluk var. Oyuncu olmak isteyen ve o boşluğu olan herkese biraz değiyor bu mesele. Ben de bir süredir kendimi kötü hissediyorum mesela. Biraz kas kaybettiğimi, spor yapmam gerektiğini düşünüyorum. Ama tabii ki bunun beni alt etmesine izin vermiyorum. Sağlıklı olmak için evet spor yapmalıyım, beğenilmek için değil.

SETİN ORTASINDA ALAY ETTİKLERİ ZAMANLAR OLDU

“Herkesin bana yakıştırdığı persona dahilinde bir prototipe boyun eğsem mutsuz olurdum” demişsin. Hayatta çok başkaldırıları olan biri misin?

Ya anlaşılıyor işte bu cümle, sadece birkaç saniye fazla düşünmek gerekiyor üzerine, hepsi bu (gülüyor). Gereksiz yere korku dolu biriyim. Her şeyden endişelenirim, çok kaygılanırım ama aynı zamanda bunların da üstüne giderim. Hiçbir zaman başkalarının istediği gibi biri olmam, olamam ama baskısını hissederim.

11 sene boyunca hiç boyun eğdiğin oldu mu?

Eğmedim, eğseydim Onur’la birlikte olmaya devam etmezdim.

Dışarıdan göründüğü kadar güzel, pırıltılı bir dünyada mı çalışıp yaşıyorsunuz?

Bunu diyenler gelip kendi gözleriyle öyle mi değil mi görebilir. Pırıltılı yanları var şüphesiz. Onun dışında ağır çalışma şartları, sözleşmeler, sorumluluklar... Bunlar da ağır yükler, demek. Ne kadar şahane insanlarla çalışsanız da üzerinizde psikolojik olarak o yükümlülükler oluyor. Bir de oyunculuk mental olarak da ağır. Kayıt anksiyetesi de zor bir durum.

Nedir o?

Kameranın önüne geçip bir şeyler yapma cesareti... Ama bir süre sonra somut bir sonuç veren, insanların beğenisi ya da kurduğun ilişkilerle ilgisi olmayan, tek başına yapabileceğin şeylere ihtiyaç duyuyorsun.

Bu işin içinde bir de kadın olmak nasıl?

Kadın olmak ekstra zor. 11 sene önce genç bir kız olarak sektöre girdim. Setin ortasında alay ettikleri zamanlar oldu. Hiç sesini çıkarabilen biri değildim. Bedenim ya da başka herhangi bir özelliğimle alay edilirken ses çıkaramadığım zamanlar oldu. ‘Şaka yapıyorlar’ dediğin anda devamı geliyor. Sonradan zulme maruz kaldığımı fark ettim. Çok öfkelendim. Keşke şimdiki aklım olsaydı, o zaman bana ‘şaka’ yapmayı bırak, o insanlar selam bile veremezlerdi. Bunun taciz olduğunu anladığımda çok öfkelendim. Oralarda kalmanın yolunu bir şekilde bu yaptıklarına ‘şaka yapıyorlar’ diyerek bulmuştum. Çoğu kadın böyle yapıyor. Bak sosyal medyanın iyi tarafı işte tam da burada karşımıza çıkıyor. Haklarını, neyin taciz olduğunu ve bu konuda ne yapman ve nasıl tepki vermen gerektiğini öğrenebiliyorsun sosyal medyadan. Sadece başkalarının hayatlarını görmekten ibaret değil.

NE ÖĞRENDİYSEM DİZİLERDEN ÖĞRENDİM

Bir yandan izlenen diziler, bir yandan iyi yönetmenlerin bağımsız filmleri... ‘Sanat filminden zevk alıyorum, diğer işlerimden para kazanayım’ diye mi bakıyorsun?

Bu iki şey birbirinden o kadar farklı ki, kıyas bile kabul etmez. İkisini de sadece çok sevdiğim için yapıyorum. Sinema filmleri bu hayatta yapmayı en çok sevdiğim şey olabilir. Ama şunu söyleyebilirim, ne öğrendiysem dizilerden öğrendim. Eğer diziler olmasaydı ne yapmamam gerektiğini hiçbir zaman bilemeyecektim (gülüyor). Dizide oynamayı seviyorum. İnsanlar izledikleri üzerinden yargılıyor olabilir ama başarısız diye görünen dizilerde bile olmaktan o kadar çok şey öğreniyorsunuz ki...

 

Röportaj Haberleri