Berna Numan: Parrhesia’dan Zenger’e, COINTELPRO’dan Gazze’ye: İfade Özgürlüğü Bir “Çaresiz Strateji” olarak görülmeli mi?

Herkesin eşit olduğu, paylaşımların doğruluğunun profesyonellerce kontrol edildiği bir bilgi agorasından çıkıp ismi sadece Space X’e benzediği için değil küresel halk meclisine dönüşen Twitter’in ölümünün gerçekleştiğini de sembolize eden X’e dönüşmüştür.

Berna Numan
berna.numan@icloud.com

Taktığın takıdan söylediğin şarkıya, hapishanedeki evladına anadilinde onu çok özlediğini söylemekten rejim eleştirisi yapan bir gazete yazısına kadar geniş bir yelpazesi vardır ifade özgürlüğü kavramının. İfade özgürlüğünden ümit edilenle gerçekte olan arasında da benzer bir uçurum vardır. Baudrillardcı bir bakış açısı ile bu hatalı umudun kaynağı ayırt edilebilir ve ifade özgürlüğüne nihilist değil ama derin bir eleştiri getirilebilir. Bu yazı ifade özgürlüğünü kendi kendini hiçleştirmekten nasıl koruyabileceğimiz ile ilgili bir deneme olarak yazılmıştır. Yazı, ifade özgürlüğünü sonuç değil de sebep olarak ele almayı öngörmüş ve sonuçta ulaşacağımızı varsaydıklarımıza sadık kalıp aynı zamanda bir yapısökümü gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.

Konudaki alanyazın Batı odaklı olduğundan, kavramın ortaya çıkışı Klasik Yunan ve Aydınlanma dönemi felsefe metinlerine yoğunlaşmaktadır. Bir fikir olarak değil de savunucuları tarafından talep edilen bir özgürlük olarak ete kemiğe bürünmesi on sekizinci yüzyılın başında günümüz Londra’sı Fleet Street’te bulunan yayıncılık ve gazetecilik çıkar çevrelerinin girişimi ile olur.[i] 1618-1648 arası mezhep savaşları döneminde talep edilen ibadet özgürlüğü günümüzde anladığımız ifade özgürlüğü ile uyumlu olsa da ve ayrıca buna benzer farklı tarihi evrelerde yapılan hak talepleri geriye dönük ifade özgürlüğü hareketleri olarak değerlendirilse de, günümüzde var olan ve hukuki temellere bürünen kavramın tarihi çizgisel gelişimine ithaf edilmemelidir.

İfade özgürlüğü ile ilgili felsefik temellerin Antik Yunan döneminde özellikle ‘parrhesia’  yani açıkca fikir beyan etme, doğruya işaret etme, kendini sakınmadan ifade etme olarak anıldığı ve kardeş kavram ‘isegoria’ ile birlikte kullanıldığı birçok kaynakta mevcuttur. Michel Foucault parrhesia kavramına önem verip aynı zamanda derslerinde kullandığı için bu kavram günümüzde daha fazla bilinen bir kavram olmuştur. İfade özgürlüğünün Batı odaklı felsefik temelinin başka zaman ve mekan dilimlerinde farklı şekillerde vuku bulduğunu tespit etmek kavramın özellikle bireysellik temelli gelişmesinin nasıl gerçekleştiğini anlamak açısından gereklidir. Avrupa dışında karşımıza çıkan ifade özgürlüğü kavramını ve kullanılış biçimini ele aldığımızda, oydaşma temelli, sözel anlatıya dayalı ve aynı zamanda ifade özgürlüğünün toplumsal ödevlerle dengede tutulmaya özen gösterildiği, ve sonuçta toplumsal huzuru dengeleyecek şekilde kurgulanması gerektiği ile ilgili bir anlayış görürüz. Bu anlayış hem Batı odaklı ifade özgürlüğü ekseninden uzakta bulunmakta, hem de bireyselliği ve zümre çıkarlarını öne çıkarmamaktadır.

Batı odaklı ifade özgürlüğü kavramının Anayasal ve Hukuki temele oturmasında 1791’de ABD Anayasası’nda gerçekleşen Birinci Değişiklik (First Amendment)[ii] ve Fransız Devrimi sonrası 1789’da yayınlanan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi önem arz eder. Her ne kadar birçok kaynağın İngiliz Şanlı Devrimi, yani 1689’da Parlamento’nun egemen üstünlüğünün hanedana karşı İnsan Hakları Bildirgesi ile kazanıldığı, babası II. Charles’ın 1649’da kellesinin alındığı, II. James’in tahdından edildiği ve önemli sivil ve siyasi hakların parlamentodaki erkek bireylere verildiği saptansa da, bu kodifikasyonlar ifade özgürlüğü kavramının bireysellik boyutunu resmetmekte eksik kalmaktadır. İngiliz İnsan Hakları Bildirgesi güç odakları arasında bir dengeleme çalışmasıdır. İfade özgürlüğünü kimin, hangi amaçla kullanılacağı, metinin kendisi de incelendiğinde, bir İnsan Hakları kaygısı hissedilmez. Bireysel değil ancak belli bir zümreye hitap eden ifade özgürlüğü hedefi olduğunu söylemek daha doğru bir tespit olur. Ancak, on sekizinci yüzyılda, İngiliz Koloni Yönetimi altında, New York’ta görülen bir dava bireysellik boyutuna ışık tutmaktadır. John Peter Zenger 1735’te dönemin Amerika koloni valisinin yolsuzluklarını ortaya çıkarınca, hakkında Zem ve Kadih davası açılır.[iii] Bu dava kendi başına içtihat yaratmasa da, ileriki yüzyıllarda yasalara kodifiye edilecek bir savunmayı içerecektir. ‘Defense of Truth’ yani şikayete konu malzemenin gerçekleri yansıtmasının bir savunma olarak kullanılması, malzeme karşı tarafı kötü etkilese bile bir haksız fiilin gerçekleşmemiş olması mevhumunu ortaya atıp ilk kez bir davada bir savunma olarak kullanılır ve Zenger beraat eder. Bu dava ileriki yüzyıllarda önemli bir basın özgürlüğü davası olarak da görülmeye başlanır.

Süfrajet ve Sivil Haklar Hareketleri Neden İfade Özgürlüğü Zaferleri Değildir

Ders kitapları, internet tarama araçları ve Yapay Zeka’ya sorsanız İfade Özgürlüğü zaferleri listesi uzundur. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından, ki bundan Komünizm’in yıkılması olarak da bahsediliyor, Panama Kağıtları ve Paradise Kağıtları’na kadar birçok dönüm noktası, kalkışma, rejim değişikliği ve yasal önlemler, ifade özgürlüğü zaferi olarak gösterilmektedir. Öncül hareketlerden biri Süfrajet Hareketi’dir. Bu hareket, kadınların temel siyasal haklar kazanmasını hedef alan Kadınlara Oy Hakkı Hareketi olarak da bilinir ve  sayısız kadının polis şiddeti gördüğü, hapse atıldığı, işsizlik tehditi altında bastırılmaya çalışılmasına rağmen onyıllarca direnmeye devam ettiği  örgütlü bir direniştir. Bunun ifade özgürlüğüne indirgenmesi en masum değerlendirme ile yanılgıdır. Buna benzer olarak Martin Luther King Jr. ile özdeşleşen Sivil Haklar Hareketi de iki onyılı aşkın örgütlü ve çok bedel ödenilen bir harekettir. Bu iki hareketin de ifade özgürlüğü kısıtlamalarına rağman başarılı oldukları yönünde bir değerlendirilme daha doğru olacaktır. Sivil Haklar Hareketi’nin temel kadrosunun aralarına komunistlerin sızdığı iddia edilerek FBI’ın COINTELPRO programı tarafından hedef alınması 1970 sonrası Amerikan Kongresi tarafından bile eleştirilmiştir. İfade özgürlüğü sayesinde değil de ifade özgürlüğü kısıtlamalarına rağmen bu başarılar elde edilmiştir.

Yeni Başarılar? Me Too, BLM ve Free Palestine.

George Floyd’un pandemi döneminde polis siddeti görerek, müdahale etmeye çalışan vatandaşların gözleri önünde, öldürülmesi ile alevlenen Black Lives Matter hareketi yine örgütlü olduğu için, ama bir o kadar da feminist kuramın ışığında ‘kesişimsellik’ kavramını hareketin söylemlerinde temel taş olarak kullandığı için başarılı olmuştur.[iv] Burada başarıdan kastımız bir boyutu ile geri püskürtme yaşamadan kazanılan hakların sürdürülebilir şekilde kullanılmasıdır. Million Woman March ve Me Too hareketleri ise cinsel şiddet ve kadına yönelik toplumsal baskının ne kadar yaygın olduğunu ve bunun nelere sebebiyet verdiğinin kamuoyu tarafından anlaşılması açısından etkin olmuştur. Fakat bu iki konuda,ama özellikle kadın hakları konusunda ciddi bir geri taarruz yaşandığını görmekteyiz. Ülkemizde kadına yönelik şiddet suçundan hüküm giymiş bireylerin sınır dışı (deport) kararları geri alınırken, ABD’de Roe v. Wade’in yürürlükten kaldırılması ile doğurganlık haklarının federal seviyede korunması geçmişte kalmış, Birleşik Krallık’ta tecavüz davalarının görülmesi en az 3 yıl geciktiğinden bir anlamda tecavüz suç olmaktan fiili olarak çıkmıştır.

Irkçılıkla mücadelede ise siyasi bir karşı taarruz ile Trump ve MAGA kampı “All lives matter” kisvesi altında kaybetmekte oldukları beyaz imtiyazlarına kulp bularak sahip çıkmış, bir sonraki kazandıkları cephede ise açıkca Ortadoğu’da gözlerimiz önünde Gazze Soykırımı’nı gerçekleştirmişlerdir. Siz bu satırları okurken ABD’de sayısız göçmen ICE tarafından alıkonulmaktadır ve buna itiraz eden beyaz Amerikalılar da kameralar karşısında öldürülmektedir.[v]

İfade Özgürlüğü Baudrillard’ın Çaresiz Stratejiler’de Anlattığı Gibi Kendi Kendini Bitiren Bir Kavram mıdır?

1981’de yayınlanan Simülakrlar ve Simülasyon kitabı ile bir kült haline dönüşen Jean Baudrillard’ın belki de en çok ümit içeren çalışması Çaresiz Stratejiler kitabıdır. Baudrillard burada sistemin kendi stratejilerini kullanarak ve o stratejilerin kendi üzerine yıkılmasını sağlayarak bir direniş alanı açılabileceğinden bahseder.

İfade Özgürlüğü, özellikle pandemi dönemi sonrası içerik moderasyonu ve sosyal medya platformlarının hangi içeriğe izin vereceği, algoritmaları ile hangi paylaşımı öne çıkaracağı veya engelleyeceği ile ilgili tartışmalar sayesinde öne çıkmıştır. Pandeminin hemen sonrasında, Twitter,  küresel bir halk meclisine dönüşmüşken Elon Musk tarafından satın alınmıştır ve anonim şirket olmaktan çıkarılmıştır. Bu sadece kar amacı güden bir hamle değildir. Herkesin eşit olduğu, paylaşımların doğruluğunun profesyoneller tarafından kontrol edildiği bir bilgi agorasından çıkıp ismi sadece Space X’e benzediği için değil küresel halk meclisine dönüşen Twitter’in ölümünün gerçekleştiğini de sembolize eden X’e dönüşmüştür. X bugün Beyaz İmtiyazı ve Beyaz Cehaleti değerlerini özellikle Musk’ın kendi hesabı üzerinden öne çıkaran Manosphere denemesine dönüşmektedir.  Bu ve benzeri platformlarda, ‘ifade özgürlüğü’ adı altında ne tür söylemlerin, simgelerin, görsellerin meşru ve zararsız olduğuna karar veren sistemler bulunur ve yakın zamanda profesyonellerin elinden alınıp ‘halka’/’güruha’ devredilmiştir. Üçüncü parti uzmanlar tarafından hangi söylemlerin zararlı veya gerçek dışı olduğu kontrol edilirken Twitter’in X’e dönüşmesi ile crowdsourced yani kitle-kaynaklı bilgi denetimine geçilmiştir. Buradaki temel sakınca kitlelere hangi bilgilerin hangi yoğunlukla ulaşacağının temel algoritma tarafından belirlenmesidir. Yani bu kendi içerisinda bir çelişkidir. İngiltere’de geçen hafta içerisinde görülen bir dava yine Musk’ın sayesinde viral olmuş ve Reform Partisi lideri Nigel Farage’ın da söylemleri sayesinde ayaklanmalara sebebiyet vermiştir. Henry Nowak’ın Vickrum Digwa tarafından bıçaklanması ve polisin Nowak’a inanmak yerine Nowak kelepçeli yerde yatırken Digwa’nın ırkçılığa uğradığı konusunda iddialarını dinlemesi ve bu arada Nowak’ın hayatını kaybetmesini Elon Musk kendi X hesabı üzerinden tam da yukarıda aktarıldığı şekli ile bir karşı taarruz aracı olarak kullanmıştır.[vi] Elon Musk ve Nigel Farage gibi politik girişimcilerin elinde bir silaha dönüşen ifade özgürlüğü kendi içine patlamış bir bombayı andırmaktadır. Bu bir yönü ile Çaresiz Strateji kavramına uysa da bir diğer yönü ile sistemin devamını da sağlamaktadır.

Son ve belki de en önemli örnek Federal Almanya Cumhuriyeti’nde Gazze Soykırımı sırasında ve sonrasında Filistinlilerin yaşama haklarını savunan ‘Free Palestine’ sloganının Anti-Semitik yani Yahudi düşmanlığı içerdiği gerekçesi ile sistematik şekilde polis müdahalesi ve güç kullanımı  ile engellenmesidir. Yakın tarihimizde gerçekleşen diğer sistematik engellemelere, yukarıda anlatılan ve başarılı oldukları işlenen diğer direniş ve hareketlere baktığımızda geleneksel aktivizmin ne kadar gelişmeye sebebiyet verdiğini tekrar düşünmemiz gerektiği ve belki de Baudrillard’ın anlattığı gibi sistemin kendi içerisinde barındırdığı kendi kendini yok etme tohumlarına yoğunlaşmalıyız. Bunun için ütopyalardan medet ummak yerine belki de kendimizin de idealize ettiği kavramları tekrardan incelemeliyiz. Bunu özellikle içinde bulunduğumuz hareketler için de yapmalıyız.

Bir sonraki yazının başlığı: "Kıbrıs’ın kuzeyinde Beyaz İmtiyazının El Değiştirmesi: Sahip kim? Sahibinin Sesi Kim?"


[i] Dabhoiwala, F. (2025). What is free speech?: the history of a dangerous idea. In What Is Free Speech?. Harvard University Press.

[ii] First Amendment ve geriye kalan diğer 9 değişiklik Amerikan İnsan Hakları Bildirgesini oluşturmaktadır.

[iii] Burada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görülen Zem ve Kadih davalarıyla kıyas yapma veya yasama organının gündeminde olan herhangi bir tasarıyı okuyucunun gündemine getirme gibi bir amaç güdülmemektedir. Okuyucu bu tercihi tüm yazıyı okuduktan sonra kendisi yapabilir.

[iv] Bonilla, T., & Tillery Jr, A. B. (2020). Which identity frames boost support for and mobilization in the# BlackLivesMatter movement? An experimental test. American Political Science Review114(4), 947-962.

[v] Musa, A. (2026, January 8). Mother of 3 who loved to sing and write poetry shot and killed by ICE in Minneapolis. CNN. https://edition.cnn.com/2026/01/08/us/renee-nicole-good-minneapolis-ice-shooting-hnk

[vi] Rust, S. (2026, June 9). Henry Nowak case: What happened and why has it caused national outrage? BBC News. https://www.bbc.com/news/articles/cpvpv2xylgeo

Dergiler Haberleri