‘Ben’ olmak & değişimi başlatmak

‘Ben’ olmak & değişimi başlatmak

Filiz Uzun

Yaklaşık 4 ay önce kendim için değişim kararı aldım. Ve uyguluyorum. Daha önceleri de bu gibi kararlar alsam da birçok nedenden ötürü uygulamaya koyamıyordum. Kadınlar beni daha iyi anlayacaktır. Değişimi başlatamamamın nedenleri arasında;  ataerkil toplumun biz kadınlara dayattığı ve adını ahlak kuralları olarak koyduğu bazı sebepleri sayabilirim.

Örneğin; 40’lı yaşlarında olan bir kadın bunları yapmaz, Kadın dediğin böyle giyinmez, kadın  dediğin etrafına şefkat dağıtır, derdi olana yardım eder, bu tür sporlar yapmaz, çocuğuna iyi anne olur ……. Ve daha neler neler. Öncelikle değişime kendimle yüzleşerek ve bol bol kendimle vakit geçirerek başladım. İç dünyama daldım. Ben kimim? Bu hayatta yaşam amacım ne? Neler yapmak istiyorum? Önceliklerim nedir? gibi sorular sordum kendime. Tüm sorularımın cevabını henüz bulduğumu söyleyemem ancak ne yazık ki kendimle kaldığım zamanlarda gördüm ki kendim için hiçbir şey istemiyormuşum. Önceliğim hiç ben olmamış. Kendimi hep ertelemişim. Ne yazık değil mi? Oysa ne kadar değerlidir “BEN”. Ben olmak. Bir çoğuna göre bunun adı “BENCİLLİK” olsa da aslında “BENLİK” tir anlatmak istediğim.

TATİL HEDİYESİ

Neler mi yaptım bu geçen 4 ayda. Önce kendime bir tatil hediye ettim. 40 yılı aşkındır kendimi bu kadar hırpaladığım için ödül olarak. Tek başıma. Sonra aldığım ve hiç memnun olmadığım kilolarımdan kurtuldum. Hem sağlığım hem de daha güzel görünmek için kendime. Daha az yemek yedim, daha çok hareket ettim. Ben ne güzel bir kadınmışım oysa. Fizikselden çok ruhsal anlamda. Korkularım nedeniyle ne kadar hırpalamışım kendimi. Korkularımı da bıraktım tıpkı kilolarım ve kaygılarım gibi. Geçmişi kapattım. Gelecek ise umurumda bile değil. Şimdinin tadını çıkarıyorum.  Daha az uyuyor, daha da çok okuyorum. Televizyon karşısında çok az vakit geçiren biri olsam da şimdi hiç açmıyorum televizyonu. Müzik dinliyorum bol bol. Haftanın en az 3 günü spor yapıyorum. Enerjimin artması ve seratonin hormonunun salgılanması için. Fiziksel bedenim için yani. Ruhumu dinlendirmek ve gereksiz yere koşturan zihnimi durdurmak için ise meditasyon ve yoga yapıyorum. Başkalarını daha az dinliyorum artık. Çok fazla düşünmüyorum. Daha az kalabalık ortamlar, az ve öz dostlar. Kimseye kendimi beğendirtmeye çalışmıyorum mesela. Beğenen ve bu halimle beni seven buyursun gelsin. En başta da dostluğum için emek harcasın. Huzurumu bozanları ayıklıyorum hayatımdan kim olursa olsun.

DENGELER

Sadece vermenin dengeleri bozduğunu öğrendim bu son aylarda. Almak da en az vermek kadar önemli. Ying&Yang yani. Her şeyin dengede olması gerekir. Eğlence&sakinlik, keder&sevinç, hareket&dinlenme, almak&vermek, yalnızlık&birliktelik.
Ben artık kendimi sevmeye başladım. “Mutlu olmak için”  başkasının beni sevmesine ihtiyacım yok.  Ben kendimle mutluyum. Elbette inişlerim, çıkışlarım var. Bazen derinlere inerken bazen yükseklere çıkıyorum. Ancak kabuldeyim, bu dengedir aslında. Hep iyi olmak ya da hep kötü olmak mümkün değildir. Farkındayım!
Kendimi güzel hissediyorum.  Doğayı, taşı, toprağı denizi seviyorum. Her zaman sevdim. Doğadaki tüm canlılara değer veriyorum. Kızımı da böyle yetiştiriyorum. Haftanın bir günü mutlaka doğadayım bisikletimle. Bol bol NEFES alıyorum. Doğal nefes. Sinirlenmiyorum kimseye ve hiçbir şeye eskisi kadar. Kendime başkalarına ayırdığımdan daha çok vakit ayırıyorum. Çünkü ben herkesten daha değerliyim.

DEĞİŞİM

Bu değişimimi ölümsüzleştirmek ve açıkçası biraz da kendimi şımartmak için bir plan yaptım. Bunun için dostum Kıbrıs’ın değerli fotoğraf sanatçısı Harun Uçar’ı aradım.  Ondan aldığım olur cevabıyla Yarim Ltd.’in sahibi Sevgili Sema Köse’nin kapısını çaldım. 15 dakika içerisinde benim bedenime uygun ve fotoğraf çekiminin konseptine uygun 4 tane kostüm seçtik birlikte. İşinde profesyonel kadın ne de olsa. Cuk diye oturdu bedenime dört kostüm de. Kuaför ve makyöz için de LOA beauty&Nail salonunu ayarladık benim için. Kıyafetleri değişmem için sevgili yeğenim Aysın Anılır’ın dükkanını da önceden ayarladık.
Çekimin yapılacağı günün sabahı erken uyandım yüzümde şımarık bir tebessümle. Kendime güzel bir kahvaltı hazırladım. Öyle aceleyle değil keyifle yudumladım kahvemi balkonumda. Köpeğimiz Tango bile şaşırdı sakinliğime. Her sabah alelacele mamasını koyup ayrılıyorum evden çünkü.  Önceden planladığım günüme keyifle başlamış oldum.

“EN ÇOK KENDİMİ SEVİYORUM”

Saat 9:00‘da kuaför randevum vardı. Saç ve makyaj için. Ardından Harun ile birlikte fotoğraf çekimini yapmak üzere Büyük Hana gittik. Tek tek seçtiğim kıyafetlerle harika fotoğraflar çektik. Turistlerin ve Han’dakilerin de ilgi odağı olarak. Birçok turistin fotoğraf makinelerinde de yer aldım. Ne kadar zorlansam da sıcak ve kostümlerden ötürü, çok keyif aldım. Çekilen fotoğrafların birkaçını büyütüp evimin en görünen yerine asmayı düşünüyorum. Hem ne kadar güzel bir kadın olduğumu her an hatırlamak, hem de ara sıra kendini şımartmam gerektiğini hatırlamam için. Bence her kadın yapmalı bunu. Kendi seveceği bir plan yapıp o günü kendine ayırmalı. Başkasının yapmasını beklemeden, kendini şımartmalı. Öyle düğün, dernek, parti için değil sadece kendiniz için gidin kuaföre, kendiniz için bir kıyafet alın ve o anı ölümsüzleştirin. İnanılmaz mutlu olacaksınız benden tavsiye size. Sizi seviyorum ama en çok da kendimi seviyorum….. Siz de öyle yapın 

 

 

NOT: Fotoğraflar için; Harun Uçar’a, kıyafetler için; Yarim Ltd.in sahibi Sema Köse’ye, kuaför; LOA Beauty sahibi  Bülent Keskingöz’e, Makyöz;  Maysa’ya ve dükkanını bize açan ve kıyafet değişimlerinde bana yardım eden sevgili Aysın Anılır’a teşekkür ederim.

Dergiler Haberleri