Av sürdürülebilir değildir!-2-

Avın hukuki boyutuna bir bakış ve yeni öneriler…

Mert Özdağ

 

Avrupa Parlamentosu ve konsey kuş koruma direktifi açısından aykırılıklar

2.  Yaz Avı, Avrupa Parlamentosu ve Konsey Kuş Koruma Direktifi’ne aykırıdır… Şöyle ki:

  • Bir kuş türünün avlanması ancak, “yüksek popülasyon düzeyi, yaygın coğrafi dağılımı ve yüksek üreme oranı dikkate alınarak mümkündür. (Dikkate alınan hususlar bölümü Madde: 10)    

     Ülkemizdeki avcılık yüksek popülasyon, yaygın coğrafi dağılım ve yüksek üreme oranları dikkate alınarak yapılmıyor… Doğada tek bir av hayvanı kalmaması pahasına yapılıyor… “Ben vurmazsam başkası vuracak. İyisi mi ben vurayım” anlayışıyla yapılıyor.  Göçmen türler için durum daha da kötüdür. Bakanlar Kurulu av izni verirken, “doğada av hayvanı var mı acaba” diye hiçbir gözlem yaptırmıyor. Merkezi Av Komisyonu ve Avcılık Federasyonu da doğada avlayabilecek sayıda hayvan var mı diye hiç düşünmüyor.  Her şey otomatiğe bağlandı.. “Doğa bu yükü çekebilir mi, bu sömürüye dayanabilir mi” diye hiçbir makam düşünmüyor. Düşünse bile gereğini yapmıyor…

  • Avına izin verilen kuşlar için mutlaka limit konulmalı ve bunlara uyulması sağlanmalıdır.  (Dikkate alınan hususlar bölümü madde: 10)

    Ülkemizde Büyük Av ve Yaz Avı (2. İnce Av) için limitler vardır. Ancak 1. İnce Av (Cikla Avı) için limit yoktur. Bir kişi ülkedeki tüm fassaları, yaban güvercinlerini, çullukları ve ciklaları, bir günde vurabilir.. . Mevcut yasa buna engel değildir. Ülkemizde hiç sülün yoktur ama; yasa bir günde 30 sülün vurulmasına da izin verir.  Ayrıca, Büyük Av ve Yaz Avı için verilen limitler çok yüksektir. İngiliz döneminde de keklik limiti 5 idi, şimdi de 5’tir… Ama İngiliz dönemindeki keklik popülasyonu artık yoktur… Doğanın bu yükü kaldıracak gücü kalmamıştır.  Yaz avında bir günde 40 adet üveyik vurmaya izin vardır ama, bir günde değil 40, bir üveyik bile görmek oldukça zordur. Üstelik bu kuşlar göçmendir ve sayıları çok azalmıştır…

    Limitlere uyulmasını denetleme de yok denecek düzeydedir. Limitleri aşanlar sosyal medyada “yaptıklarını” gururla göstererek övünmekten hiç çekinmemektedir…      

  • Bir kuş türünün avlanmasının devamına, ancak popülasyon düzeyinin yeterli oranda kalması koşuluyla izin verilebilir. (Dikkate alınan hususlar bölümü: madde 10)

   Ülkemizde herkes, av hayvanlarının sayısında kaygı verici düzeyde azalma olduğunu söylüyor, bunu gözleriyle görüyor ama, doğayı iliklerine kadar sömüren açgözlü ve düşüncesiz avcılık da devam ediyor. Av izinleri otomatiğe bağlanmış durumdadır. Hiçbir kriter de dikkate alınmıyor…

   Çok sayıda avcı bu kötü durum nedeniyle avı bırakmıştır. Toplum, bu nedenle avın kapatılmasını, en azından birkaç yıl doğanın dinlendirilmesini istemektedir. Toplum vicdanının bu sesini dinleyen yoktur ama…

  • Kuşların kitlesel biçimde öldürüldüğü yöntemlerle av yapılamaz (Dikkate  alınan hususlar  bölümü madde: 11)

    1. İnce Av’da ciklalar  ve Yaz Avı’nda fassa ve üveyikler  -su başları ve geçit  noktalarında pusu kurma yöntemiyle-  kitlesel şekilde öldürülmektedir.  Kuşların su ve beslenme ihtiyaçları onları öldürme amacıyla istismar edilmektedir…

  • Göçmen kuş türleri, dağılım bölgelerinde, yaşamlarını sürdürmeleri ve üremelerini güvenceye alacak özel koruma önlemlerine tabidir.  (Madde 4, paragraf 2) Not:  Türkçe metinde paragraf (1) olarak yanlış yazıldı.  Doğrusu paragraf (2)’dir… 

     Ülkemizde, son kalan yerli av kuşunu gözünü kırpmadan vuracak bir avcılık anlayışı egemendir.  Bu anlayış, göçmen kuşlar için çok daha serttir: “Başka ülkelerden gelirler zaten.. Biz vurmazsak onlar vuracak…”  Ancak AB Kuş Direktifi, göçmen türlerin Avrupa halklarının ortak mirası olduğunu ve EK I’deki türler gibi özel tedbirlerle korunmaları gerektiğini emreder… EK I’de belirtilen kuş türlerinin avlanması AB ülkelerinde yasaktır. Bu listedeki kuşlar,  dağılım bölgelerinde yaşamlarını sürdürmelerini ve üremelerini güvence altına alacak özel koruma önlemlerine tabi olurlar…

  • Kuluçka ve yumurtadan çıkma döneminde kuşların kasıtlı olarak rahatsız edilmesi yasaktır… (Madde 4, paragraf 4/bend d)

      Yaz avında, kuşların kasıtlı olarak rahatsız edilmesi değil, kasıtlı olarak öldürülmesi söz konusudur. Yumurtada oturan veya yavru büyüten fassalar ve yaban güvercinleri av kastıyla rahatsız edilmiyor, öldürülüyor… Ayrıca, henüz yeterince kendini koruma becerisi edinememiş yavrular da katlediliyor… 1. İnce Av’da ise Mart ortasına kadar av yapılıyor ve üreme dönemindeki kuşlar rahatsız ediliyor, yuvalarından ucutuluyor… Kuşlar, erken günlerde rahatsız edilirlerse, yuvalarını ve yumurtalarını terk ederler. Ancak yumurtaları çıkmak üzereyse veya yavruları var ise yuvalarını terk etmezler…

  • AB Kuş Direktifi, avına izin verilen kuşların üreme döneminde avlanmasını yasaklar.    (Madde 7 Paragraf 4)

    Ülkemizde cikla avı ve yaz avı kuşların üreme döneminde yapılıyor. Çok sayıda yavru ve yumurta telef oluyor…

  • AB Kuş Direktifi, göçmen türlerin “yumurtadan çıkma alanlarına dönüşte” (ülkemiz için anaç üveyiklerin Afrika’ya dönüşü, Ağustos ve Eylül ayları) avlanmasını yasaklar. (Madde 7 paragraf 4)

    Yaz avı, anaç üveyiklerin yumurtadan çıktıkları orta ve güney Afrika’ya dönüş zamanı yapılır…  

  • AB direktifi, kuşların kitlesel veya bir bölgede tümüyle yok olacak yöntemlerle öldürülmesini yasaklar. (Madde 8 paragraf 1)

 Yaz avı, pınarlar ve her türlü su kaynağında pusu kurup su içmeye gelen kuşları öldürme yöntemiyle yapılır… Bu av ülkemizde 2010 yılında başlamıştı… Birçok pınarın artık fassa ve üveyikleri yoktur… Birçok bölgede artık fassa ve üveyik görmek de mümkün değildir…  

                                                          *  *  *

 Çok uzun yıllardır hep avcıların istediği oldu… Fassaları, üveyikleri, keklikleri, turaçları, ciklaları, çullukları, yaban güvercinlerini, tavşanları doğada canlı görmek isteyen, doğadaki hayvanların “av” diye öldürülmesine karşı çıkan insanlar hep görmezden gelindi.

Doğa avcılara sanki de babalarından miras kalmış gibi davranıldı... Doğa her türlü açgözlülük, düşüncesizlik ve sömürüyü kaldırabilirmiş gibi hareket edildi.  Doğa tabi ki sadece avcıların değildir.  Toplumdaki herkesin, hatta tüm insanlığındır…

Av bir ayrıcalıktı. En üst düzeyde titizlik ve bilinçle kullanılmalıydı. Böyle olmadı ama…  

Bu şekildeki avın artık bir gün değil, bir dakika dahi devam etmesi kabul edilemez.  Buna göz yumulamaz.  Sessiz kalınamaz. Görmezden gelinemez…

                                                           *  *  *

Avlanmak bir insan hakkı değildir… En üst düzeyde titizlik, bilinç ve sorumlulukla kullanılması gereken bir ayrıcalıktır…

  • Bir hayvanın avlanmasına ancak yüksek popülasyon, yaygın coğrafi dağılım ve yüksek üreme oranı dikkate alınarak, uluslararası hukuk kuralları, sınırlar ve bunların etkili şekilde uygulanması halinde izin verilebilir…
  • Yapılan av, o hayvanın doğadaki sayısında azalmaya neden olmamalıdır… Türler arasındaki dengeyi bozmamalı, biyolojik çeşitliliği olumsuz etkilememelidir. Toplum vicdanını sızlatmamalıdır… Bir düzeyi, saygınlığı, kabul edilebilirliği olmalıdır. Av ve avın devamı, ancak böyle bir durumda kabul edilebilirdir. Av ancak böyle bir durumda hukuka, yani akla ve vicdana uygundur. Sürdürülebilirdir…
  • Ülkemizde yapılan avcılık (özellikle yaz avı) ve yürürlükte olan Av ve Avla İlgili Yaban Hayatını Düzenleme Yasası, Birleşmiş Milletler Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ile Avrupa Parlamentosu ve Konsey Kuş Koruma Direktifi’ne, aykırıdır… Bir örnek:  

    Cikla Avı diye bilinen 1. İnce Av’da bir günde ülkedeki tüm ciklaları, tüm fassaları, tüm yaban güvercinlerini ve tüm çullukları vurmak, yasaldır… Büyük Av’da bir günde 30 adet sülün de vurulabilir ki; sülün ülkemiz doğasından tükeneli 40 yıl oluyor… Av yasamızın durumu işte budur…  Tabii avcılığımızın da…

 

 


Ne yapmalı? Neleri öneriyor?

  • İlk aşamada bu yıl için Yaz Avı verilmesin,
  • Bakanlar kurulu, 3 yıl süreyle av izni verilmeyeceği kararı alsın,
  • Av ve Avla İlgili Yaban Hayatını Düzenleme Yasası, Birleşmiş  
    Milletler Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ve AB Parlamentosu ve
     Konsey Kuş Koruma Direktifi kurallarına göre yeniden düzenlensin
  • Avın bir hak değil bir ayrıcalık olduğundan hareketle, avın kapalı
    olacağı 3 yılda, avcı olmak isteyenler için ciddi eğitim programları
    açılsın. Yarışma sınavları yapılsın ve örneğin sadece ilk  500 kişiye
    av ruhsatı verilsin… Doğamız üzerindeki avcı yoğunluğu ve av baskısı
    kabul edilebilir düzeye çekilsin
  • Özel av çiftliklerinin açılmasına izin verilsin.  Avcılık sınavlarında  
  •  geçer not alanlar gidip bu av çiftliklerinde avlansın…    
  • Doğanın ve bu çerçevede av hayvanlarının korunması, sürdürülebilir
    kalkınmanın bir gereği olarak görülsün…

 

 

 

İlgili Haberler

Dergiler Haberleri