Asıl amaç “sessiz toplum”

Ceza Yasası ile Bilişim Suçları Yasası’nda yapılmaya çalışılan değişiklikle bazı maddelerin kapsamı genişletildi, ifade özgürlüğü tehlikeye girdi, suç teşkil edecek ihtimaller artırıldı. Sadece gazeteciler değil, muhalif düşünen herkes tehlike altında…

Recep DAL

UBP-DP-YDP Hükümeti’nin Ceza Yasası ile Bilişim Suçları Yasası’nda yapmaya çalıştığı değişiklikler, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından ciddi riskler barındırıyor. Kapsamı genişletilen ve yeni suç tanımları getirilen düzenlemeler, eleştirel düşünceyi doğrudan etkileyebilme potansiyeli taşırken, “suç olarak görülen” içerikleri kendi hesabında paylaşanlar dahi cezalandırılacak.

Söz konusu değişikliklerle birlikte Ceza Yasası’nda yer alan birçok maddenin kapsamı genişletilirken, suç tanımlarının daha muğlak hale getirildiği görülüyor. Hukuki belirlilik ilkesinin zayıfladığı bu yeni düzenlemede, yorum farklılıklarının uygulamada keyfiliğe yol açabilecek. Özellikle “organize dezenformasyon”, “itibar zedeleme” ve “kamu düzeni” gibi kavramların ilgili maddeler olan 4., 50., 68., 194., 195. ve 197. Maddelerde geniş yorumlanabilecek şekilde düzenlenmesi, eleştirinin suç sayılmasının önünü açabileceği yönünde kaygı yaratıyor.

Yasa değişikliğinin bu haliyle yasallaşması durumunda yalnızca gazeteciler değil, sosyal medya kullanıcıları ve yurttaşlar da doğrudan etkilenebilir. Eleştirel bir paylaşımın, haberin ya da yorumun şikayet konusu yapılması ve cezai süreçlere dönüşmesi, toplumda oto-sansür riskini artırabilir ve hatta yurttaşın mahkeme koridorlarında sürünmesine sebep olacak.

Bahse konu düzenlemeler, kamu yararı taşıyan araştırma haberleri ve yolsuzluk iddiaları gibi konuların da cezai baskı altına alınmasına yol açabilir. İfşaat niteliği taşıyan içeriklerin “itibar zedeleme” ya da “yanıltıcı bilgi” kapsamında değerlendirilerek yurttaşların bildiğini söyleyemeyecek ve konuşamayacak noktaya gelmesi hedefleniyor.

Öte yandan UBP’nin ilgili yasa değişikliğinin görüşüldüğü Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’ndeki üyeleri Hasan Taçoy ve Hasan Küçük’ün yerine başka vekillerin atanması da tesadüf değil. Katıldıkları TV programlarında yasadaki değişikliklere karşı olduklarını açıkça beyan eden Taçoy ve Küçük, kabinedeki bakanların kabalık şekilde dahil olduğu toplantıların ardından bu göreve devam etmek istemedi. Bahse konu vekiller, bu tasarının mevcut haliyle Genel Kurul’a gelmesi halinde ret vereceklerini de açıkladı.

Konuyla ilgili YENİDÜZEN’e konuşan CTP Milletvekili Ürün Solyalı, ceza yasalarının açık ve öngörülebilir olması gerektiğine dikkat çekerek, mevcut tasarının bu ilkelere aykırı olduğunu vurguladı. “Ceza yasaları, herkesin hangi eylemin suç olduğunu anlayabileceği şekilde yazılmalıdır. Ancak bu tasarıda muğlak ve yoruma açık ifadeler yer alıyor” diyen Solyalı, düzenlemenin hukuki güvenliği zedelediğine vurgu yaptı.

Solyalı, söz konusu değişikliklerin yürürlüğe girmesi halinde eleştirel görüşlerin kolaylıkla suç kapsamına alınabileceğini belirterek, “Polis, bu muğlak ifadeler üzerinden kendi yorumunu yaparak bir paylaşımı suç sayabilir. Bu da insanların soruşturma ve cezai yaptırım korkusuyla eleştiriden kaçınmasına yol açar. Toplumun sessizleşmesi hedefleniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanan Türk Ceza Kanunu’nun bazı maddelerini Kıbrıs’ın kuzeyine uyarlanmaya çalışıldığına dikkat çeken Solyalı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin uygulamaları ifade ve düşünce özgürlüğü noktasında özgürlükçü değil. Orada daha otoriter bir rejim kurgusu var. Bu Kıbrıs Türk toplumuna uymaz” dedi.

Solyalı, asıl amaçlarının, sorgulamaya açık ve olumsuzları da toplumun önüne serebilecek bir alan yaratmak olması gerektiğine işaret etti; “Bu yasa değişikliği hükümete mensup milletvekillerinin oylarıyla Meclis’ten geçerse, CTP döneminde kaldırılacak” ifadelerini kullandı.

İfade özgürlüğü tehlikede

Ulusal Birlik Partisi (UBP) – Demokrat Parti (DP) – Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Hükümeti tarafından 2025 yılının sonunda “sessiz sedasız” Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza (Değişiklik) Yasa Tasarısı, Cumhuriyet Meclisi Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde görüşülmeye devam ediyor. Sosyal medyaya müdahalenin de önünü açabilecek Bilişim Suçları (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile birlikte ele alınan düzenlemeler kapsamında bugüne kadar üç ayrı toplantı gerçekleştirildi.

İfade özgürlüğünü doğrudan etkileyen değişikliklere karşı başta Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) ve Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) olmak üzere birçok örgüt, parti ve sivil toplum kuruluşu tepki gösterirken, söz konusu düzenlemelerin yasalaşıp yasalaşmayacağı önümüzdeki haftalarda netlik kazanacak.

Öte yandan Gazeteciler Birliği, yasa tasarısı ile ilgili birçok sendika ve örgütle birlikte büyük bir eylem planı hazırlığı içinde.

Komitede dikkat çeken değişiklik: “Tesadüf değil”

Yasa tasarısına yönelik tartışmalar sürerken, komitedeki UBP’li üyelerde yapılan ani değişiklik de dikkat çekti. Uzun süredir komitede görev yapan Hasan Taçoy ve Hasan Küçük’ün yerine Sadık Gardiyanoğlu ve Alişan Şan atanı.

Taçoy ve Küçük’ün daha önce katıldıkları televizyon programlarında tasarının mevcut halini eleştirdikleri ve Genel Kurul’a gelmesi halinde ret oyu vereceklerini açıklamaları, bunun neden yapıldığını özetler nitelikte. Hükümet, kendi milletvekillerinin dahi destek vermediği düzenlemeyi geçirmek konusunda ısrarcı.

CTP Milletvekili Ürün Solyalı:

“Ceza yasası muğlaklık kaldırmaz”

Komite üyesi, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Avukat Ürün Solyalı, konuyla ilgili YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada tasarının yaratabileceği tehlikelere dikkat çekti. Ceza yasalarının açık, öngörülebilir ve herkes tarafından anlaşılabilir olması gerektiğini vurgulayan Solyalı, mevcut değişikliklerin bu ilkelere aykırı olduğunu belirtti.

Solyalı, “Ceza yasaları, kişinin hangi eylemin suç olduğunu açıkça bileceği şekilde düzenlenmelidir. Ancak bu tasarıda muğlak, yoruma açık ve niyet okumaya dayalı ifadeler var” diyerek, düzenlemenin hukuki güvenliği zedelediğini ifade etti.

Tasarıda yer alan bazı maddelerin düşünce ve ifade özgürlüğünü daralttığına dikkat çeken Solyalı, bu durumun eleştirel görüşlerin suç kapsamına alınmasına zemin hazırlayabileceğini söyledi.

“Polis yorumuyla suç yaratılabilecek”

Solyalı, yasa değişikliğinin en tehlikeli yönlerinden birinin uygulamada doğurabileceği sonuçlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Örneğin hükümeti eleştiren sert bir yorum yaptığınızda, bu yorum şikayet konusu olabilir. Tasarı yasallaşırsa, polis bu muğlak ifadeler üzerinden kendi yorumunu yaparak bunu suç sayabilir. Telefonunuza el konulabilir, hakkınızda soruşturma başlatılabilir.”

Bu süreçte nihai kararın mahkemeye ait olduğunu hatırlatan Solyalı, ancak bireyin bu aşamaya gelene kadar ciddi hak kayıpları yaşayabileceğini vurguladı. Solyalı, yurt dışına çıkış yasağı, teminat şartları ve uzun süren yargı süreçlerinin bireyler üzerinde baskı yaratacağını belirtti.

 “Toplumun sessizleşmesi hedefleniyor”

Solyalı, insanların soruşturma veya cezai yaptırım korkusuyla eleştiri yapmaktan kaçınabileceğini ifade ederek, “Bu, toplumun sessizleşmesine yol açar. Asıl hedef de budur” dedi.

Yolsuzluk, rüşvet ve benzeri iddiaların kamuoyunda tartışılmasının önüne geçilmek istendiğini vurgulayan Solyalı, “Düşünceyi ve ifadeyi Ceza Mahkemesi önüne götürmenin yolu açılıyor” ifadelerini kullandı.

“Bakanlar komitede baskı kurdu”

Komite toplantılarına birden fazla bakanın katılmasını da eleştiren Solyalı, bunun UBP’li vekiller üzerinde baskı kurma amacı taşıdığına dikkat çekti. “Kendi üyelerini baskılayan bir anlayışın, eleştirel düşünenlere karşı daha sert davranacağı açıktır” diyen Solyalı, yaşananların siyasi müdahale niteliği taşıdığını belirtti.

Komitedeki üye değişikliklerinin de bu sürecin bir parçası olduğunu kaydeden Solyalı, bazı milletvekillerinin tasarıya onay vermemek için geri çekildiğine vurgu yaptı.

Solyalı, “Hasan Taçoy ve Hasan Küçük’ün, komite toplantılarında değindiğimiz hususlardan etkilendiğini görebiliyoruz. İşin özüne indikçe ve meseleyi daha fazla anladıkça bu değişikliklerle amaçlananın Kıbrıs kültürüne uygun olmadığını onlar da gördü” diye konuştu. 

Yeni atananlardan Sadık Gardaiyanoğlu’nun da yapılanı doğru bulmadığı için geri çekilmek istediğini söylediğini hatırlatan Solyalı, “Başbakan Ünal Üstel ve onun bakanları, Ceza Yasası değişikliğinin bu şekilde geçmesini istiyorsa başka bir parmakçı bulmak zorunda kalacak. Direktiflere uyan ve kendi söylediklerine harfiyen uyan birilerini atamak isteyeceklerdir” açıklamasında bulundu.

“BTHK’nın yetkileri genişletilecek”

Bilişim Suçları (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın da ifade özgürlüğü açısından ciddi riskler içerdiğini belirten Solyalı, bu düzenlemeyle Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu’nun (BTHK) yetkilerinin genişletileceğini söyledi.

Ancak yetki sınırlarının net olmamasının yeni sorunlara yol açabileceğini belirten Solyalı, “Hangi içeriklere nasıl müdahale edileceği belirsiz. Bu da keyfi uygulamaların önünü açabilir” diye konuştu.

“Bu haliyle geçerse zor günler bizi bekliyor”

Tasarıya karşı net bir duruş sergilediklerini belirten Solyalı, düzenlemenin bu haliyle yasalaşması durumunda ciddi hak ihlalleri yaşanacağını ifade etti.

“Gazeteciler, yurttaşlar, sosyal medya kullanıcıları yaptıkları paylaşımlar nedeniyle polisle muhatap olabilir. İnsanlar korku nedeniyle eleştiri yapmaktan kaçınabilir. Daha içine kapanık bir toplum yapısı oluşturulmak isteniyor” diyen Solyalı, bunun demokratik toplum yapısına zarar vereceğini vurguladı.

Solyalı, Türkiye’deki bazı ceza hukuku uygulamalarının örnek alındığını belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti’nin uygulamaları ifade ve düşünce özgürlüğü noktasında özgürlükçü değil. Orada daha otoriter bir rejim kurgusu var. Bu Kıbrıs Türk toplumuna uymaz” dedi.

 “CTP döneminde kaldırılacak”

Solyalı, tasarının Meclis’ten geçmesi halinde dahi mücadeleye devam edeceklerini belirterek, “Bu yasa bu şekilde geçerse, CTP iktidarında kaldırılacak. Bu konuda çok netiz” ifadelerini kullandı.

İşte madde madde genişleyen o suç tanımları!

YENİDÜZEN’in incelediği yasa tasarısında, Ceza Yasası’nın ifade ve basın özgürlüğüyle doğrudan veya dolaylı bağlantılı birçok maddesinde kapsamın genişletildiği ve suç tanımlarının daha muğlak hale getirildiği görülüyor:

-4. madde:

Yasa metnine “Bilişim Sistemi”, “İleti”, “Kitle İletişim Araçları” ve özellikle “Organize Dezenformasyon” gibi yeni kavramlar eklenmek isteniyor. Hukukçulara göre bu tanımların büyük bölümü, zem ve kadih nitelikli suçların kapsamını genişletmeye hizmet ediyor.

“Organize Dezenformasyon” tanımında yer alan “gerçeğe aykırı olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği bir bilgiyi kamu barışını bozmak, toplumu yanıltmak ve kamu düzeni bakımından açık ve yakın bir tehlike yaratmak” ifadesi ise oldukça tartışmalı. Bu ifadenin muğlaklığı nedeniyle, herhangi bir eleştirinin bu kapsamda değerlendirilerek yurttaşların polisle karşı karşıya kalabileceği değerlendiriliyor.

-50. madde:

Halk arasında korku ve endişe yaratmak niyetiyle “gerçek dışı haber yayma” suçuna yapılan eklemelerle kapsam ciddi şekilde genişletiliyor. Özellikle kamu yararı taşıyan araştırma haberleri, yolsuzluk, rüşvet, görevi kötüye kullanma, insan ticareti, kara para ve benzeri konularda yapılan yayınlar, “gerçek dışı” olduğu iddiasıyla cezai soruşturma konusu yapılabilecek.

Ayrıca maddeye eklenen “kamusal etki yaratacak şekilde, belirli bir kişi, kamu görevlisi veya devlet kurumunun şeref ve itibarını zedelemek veya kamuoyunda güven sarsmak amacıyla” ifadesi, kamu yararı gözetilerek yapılan ifşaatların dahi suç kapsamına alınabileceği yönünde kaygı yaratıyor.

-68. madde:

Mevcutta da tartışmalı olan zem ve kadih suçları kapsamında yer alan bu madde, kaldırılması gerekirken daha da genişletiliyor. Hedef alınabilecek kişiler listesine yabancı devlet başkanları, başbakanlar, bakanlar, diplomatik temsilciler ve elçiler ekleniyor.

Bunun yanı sıra suçun işlenme biçimi de genişletilerek “sosyal medya, internet medyası veya bilişim sistemi aracılığıyla” ifadeleri ekleniyor. Böylece yalnızca içeriği üretmek değil, paylaşmak veya yaymak da suç kapsamına girebilecek.

Ayrıca “ikili ilişkilerde gerilim yaratma” gibi bir motivasyonun da suç unsuru haline getirilmesi, kapsamın daha da genişlediğine işaret ediyor.

-194. madde:

Zem ve kadih suçunun tanımının yapıldığı bu maddeye eklenen yeni fıkra ile suçun işlenme biçimi genişletiliyor. “İnternet medyası, sosyal medya veya bilişim sistemi aracılığıyla” işlenmesi açıkça düzenlenirken, başkasına ait bir içeriğin, haberin veya beyanın paylaşılması da suç kapsamına alınıyor.

Bu düzenleme, özellikle sosyal medya kullanıcıları ve gazeteciler açısından ciddi riskler içeriyor.

Ayrıca maddeye eklenen cezai yaptırımla birlikte, mahkumiyet halinde asgari ücretin 6 katına kadar para cezası veya 6 aya kadar hapis cezası öngörülüyor. Para cezasının ödenmemesi halinde ise hapis cezası gündeme gelebilecek.

-195. madde:

Zemmedici malzemenin tanımında yapılan dolaylı değişiklikle birlikte suç kapsamı genişliyor. Önceki düzenlemede ağır suç isnadı için 5 yıl ve üzeri hapis cezası öngörülen suçlar dikkate alınırken, bu sınırın düşmesiyle birlikte 3 yıl ve üzeri ceza gerektiren suç isnatları da kapsam içine giriyor.

Bu değişiklikle sahtekarlık, hırsızlık ve yaralama gibi suç isnatlarının da zem ve kadih kapsamında değerlendirilmesinin önü açılıyor.

-197. madde:

Maddeye eklenen “konuşma veya konuşmayı yazıya dökme” ifadesiyle birlikte, sözlü ifadelerin yazılı hale getirilmesi de suç kapsamına dahil ediliyor. Bu durum özellikle gazeteciler açısından dikkat çekici bulunuyor.

Ayrıca yayımlamanın tanımı genişletilerek basın, yayın, internet medyası ve sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar açıkça kapsama alınıyor. Yalnızca içeriği üretmek değil, paylaşmak veya yayılmasına sebep olmak da suç unsuru haline getiriliyor.

Özel Haber Haberleri