“Alınan karar aslında ‘herkes istediği gibi Kur’an kursu veremez’ anlamına geliyor”

Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı, geçmişte de Kur’an kurslarıyla ilgili yaptığı bazı açıklamalarının alınan kararla örtüştüğünü anımsatarak “Zaten bu olması gerekendi, bunu göreve geldiğim ilk günden beridir söylüyorum” dedi.

Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı, geçmişte de Kur’an kurslarıyla ilgili yaptığı bazı açıklamalarının alınan kararla örtüştüğünü anımsatarak “Zaten bu olması gerekendi, bunu göreve geldiğim ilk günden beridir söylüyorum” dedi.

Alınan kararın aslında ‘herkes istediği gibi Kur’an kursu veremez’ anlamına geldiğini dile getiren Dizdarlı, bu kursların eğitim Bakanlığı tarafından denetlenerek, gözetim altında ve bilirkişiler tarafından yapılabileceğine dikkat çekti. Kararla, yetkinin tamamen Eğitim Bakanlığı’na verildiğini kaydeden Dizdarlı, çeşitli yorumlarda kararın laiklikle örtüşmeyen farklı boyutlara çekildiğini de kaydetti.  

Bunun çok yanlış olduğunun altını çizdi.

Söz konusu yanlış yönlendirici yorumların ve yaşanılan bu tartışmaların önüne geçilmesi için devlet yetkilileri ve basına büyük sorumluluk düştüğüne de değindi.

Dizdarlı, Milli Eğitim Yasası’na göre okuma ve yazma kursları için dahi Eğitim Bakanlığı’ndan izin alınması gerektiğini, Kur’an kurslarının bakanlığın iznine tabi olarak verilmesinin şart olduğunu birçok açıklamasında vurgulayarak, eğitim bakanlığı izni ve denetimi dahilinde olmayan kurslarla suç işlendiğini birçok kez açıklamıştı.

Dizdarlı, Anayasa Mahkemesi’nde söz konusu kurslarla ilgili alınan kararın yerinde olduğunu belirterek, “Bu karar kamu yararı güdüyor” mesajı verdi.

Dizdarlı, “Pedagoji bilmeyen, bu kurslar üzerine eğitim almayan kişilerin kurs vermesi, aslında dinin istismar edilmesi veya tarikatların önüne geçmek için bu karar alındı.” ifadelerini kullandı.

Yayınlanan kararların iyice anlaşılması ve toplumla doğru bilgilerin paylaşılması gerektiğine vurgu yaptı.


AVUKATLAR NE DEDİ?

Barolar Birliği Başkanı, söz konusu davayı yürüten Avukat Hasan Esendağlı:

“Karar manipüle edildi, doğru zeminde tartışılmadı”

Kararın doğru zeminde tartışılmadığını ifade eden Barolar Birliği Başkanı, söz konusu davayı yürüten Avukat Hasan Esendağlı ise önceki günkü açıklamasında yer alan kararın manipüle edildiğini belirtti.

Esendağlı, “Ortaya laiklikle ilgili yasal zemine oturmayan, kararla bağlantısı bulunmayan iddialar atıldı ve bunun üzerinden yola çıkıldı.” dedi.

Çıkan kararla devletin gözetimi ve denetimi olmadan Din İşleri Dairesi’nde Hafızlık -‘Kur’an- kursu yapılamayacağına’ karar verildiği ifadesini yineleyen Esendağlı, Kur’an kurslarıyla ilgili yetkinin sadece devlet himayesinde yapılabileceğine karar verildiğini kaydetti.

Esendağlı, “Kararda Din İşleri Dairesi’nin Vakıflar Örgütü’nün tüzel kişiliği altında yer almadığı belirtildi. Bu nedenle de Din İşleri Dairesi nezdinde oluşacak bir komisyon tarafından yapılacak denetimin devletin gözetim ve denetimi olarak kabul edilmesi mümkün olmadığına vurgu yapıldı.” ifadelerini kullandı. 


Avukat Mustafa Asena:

“Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı devletin bağımsız yargısına dil uzatılmasına karşı çıkmaya davet ediyorum”

Laik bir ülkede yaşadığımızı ifade eden Avukat Mustafa Asena, “Laiklik anlayışı da Anayasa mahkemesinin söylediği gibidir.” dedi.

Kararla ilgili yapılan bazı açıklamaları da sert bir dille eleştiren Asena, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı devletin bağımsız yargısına dil uzatılmasına karşı çıkmaya davet etti.

Ülkede Yüksek Mahkeme’nin işleyişiyle ilgili de yorum yapan Asena, “Son kalemiz, sahip çıkmalıyız” dedi. 

Asena, “Yüksek Mahkeme çalışmasın diye Türkiye yıllardır uğraşıyor. Eline geçiremedi. Bu mahkeme bize lazım, ona sahip çıkmalıyız, bu tarz eleştiriler doğru değil. Toplumsal varlığımız için bu mahkeme bize lazım, son kalemiz budur. Bu mahkeme komutanlara dahi karşı gelmiş bir kaledir, ona sahip çıkmalıyız” şeklinde konuştu.


Avukat Abdurrahman Şeref:

“Ülkenin öpüp de alnına koyacağı bir karar”

Avukat Abdurrahman Şeref, ise Anayasa Mahkemesi kararını “Ülkenin öpüp de alnına koyacağı bir karar” olarak yorumladı. Şeref, “Bu karar; hem iç hukuk hem de uluslar arası hukuk yönünden dünya tarafından tartışmasız kabul edilmiş olan, çok açık ve samimiyetle tüm dünyanın benimsediği bir laiklik ilkesinin mahkememiz tarafından verilmesinden ibrettir.” dedi.

Karar üzerine yapılan tartışmaları çok ‘anomali’ karşıladığını da dile getiren Şeref, “Bunu tartışan her kim ise garipserim. Bu konunun bu çağda tartışılabilecek bir konu olduğu kanısında değilim.” yorumunda bulundu.  


Avukat Erdaş Erbilen: 

“Çok farklı yorumlanıyor, çok üzücü”

Türkiye’den gelen açıklamaların ‘yenilir yutulur gibi’ olmadığını dile getiren Avukat Erdaş Erbilen ise “İnsanlar üşenmeyip de açıklanan kararı oturup okursa bunun kursların kapatılması anlamı taşımadığını anlayacak” yorumunda bulundu.

Mahkemenin verdiği kararda kurslarla ilgili yetkinin eğitim bakanlığının görevi olduğunu ifade ettiğini, bunun kapanması anlamı taşımadığını belirtti.

Kararın farklı yerlere çekildiği, manipüle edildiğini kaydeden Erbilen, “Kursların laik devlet ilkelerinde eğitim bakanlığı denetim ve gözetiminde düzenlenmesi gerektiği belirtildi. Kuran kurslarını kapatın denmedi. Bu bağlamda hükümet yasal düzenlemelerini yapmalı. TC’den gelen açıklamalar yenilir yutulur gibi değil, çok farklı yorumlanıyor. Çok üzücü” yorumunda bulundu.


Avukat Süleyman Dolmacı:

“Alınan kararları bütünüyle okumalıyız”

Alınan kararlarda sakıncalı hiçbir durum bulunmadığının altını çizen Avukat Süleyman Dolmacı, tartışılanların aksine çok olumlu gelişmelere de yer verildiğinin altını çizdi.

Dolmacı, özetle şu yorumda bulundu:

“Din işleri yasasında olan bir maddenin Anayasaya aykırı olduğu söylendi. Yetkinin devlet yönetiminde olması gerektiği belirtildi. Ülkede dini eğitim olmayacak diye bir şey söz konusu olamaz, buna karşı çıkan yok. Ancak bizde din eğitimini de Anayasa maddesine göre devletin denetimi ve gözetimi altında yapıldığını söylüyor. Bu aslında merdiven altı kursların, çeşitli yanlış eğitimlerin önüne geçilmesini sağlıyor. Her türlü eğitim ve öğretimin devlet denetimi ve gözetiminde olacağı belirtiliyor. Yapılan bir diğer maddedeki değişiklikle de aslına ‘keyfi görevlendirmeleri’ de ortadan kaldırıldı. Yapılan değişikliklerde din ve hürriyet işlerinin bir birinden ayrı olması ifade edildi. Bu açıklamaları yapanların detaylı olmadığına inanırsınız. İsteyen istediği maddeyi seçip alacaksa o zaman ‘dinsizler hafızlığı yasakladı’ yorumunda bulunabiliriz. Ama altını, üstüne her şeyini, alınan kararları bütünüyle okumalıyız.”

Özel Haber Haberleri