AKEL Prestij Kaybına Uğradı

AKEL Prestij Kaybına Uğradı

Niyazi Kızılyürek

niyazi@ucy.ac.cy

AKEL’in izlediği politikalar nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, düne kadar bir konuda herkes hemfikirdi: AKEL, yolsuzluklardan uzak duran bir partidir ya da parti idi. Bu görüş, partinin uzun tarihi boyunca izlediği titiz politikalar sonucunda hâkim görüş haline gelmişti. AKEL’i beğenen de beğenmeyen de bu konuda benzer şeyler söylüyordu. Herkesin gözünde AKEL “dürüst” parti idi ve bu özelliğiyle takdir ediliyordu. Bu imaj Hristofyas’ın cumhurbaşkanlığı döneminde epeyce sarsılmışa benziyor. Peşi sıra yapılan beceriksizlikler bir yana, -günün sonunda “siyasi beceriksizlik” yoruma göre değişebilen bir kavramdır- rüşvet ve yolsuzluk partiye epeyce zarar verdi. En büyük yolsuzluk dosyası ise şu günlerde açılıyor. Kıbrıs Rum Telefon Dairesi CYTA’nın emekli sandığının parasını kullanarak Dromolaça/Mornenekşe’de bulunan bir Türk malını satın alması, CYTA yönetim kurulu başkanı, kuruluşun sendika temsilcisi, pazarlama bölümü başkanı ve kardeşinin tutuklanmasına yol açarken, AKEL’i de ciddi şekilde töhmet altında bıraktı. Tutukluların sayısı her gün artıyor. Dromolaça/Mornenekşede 20 Milyon Euro değerinde bir arazi için mal sahibi Kıbrıslı Türk’e bu miktarın çok altında para ödeyerek arazisini “arazi” eden CYTA, bu operasyonda işadamı ve AKEL’e yakın futbol kulübü ALKİS’in başkanı Nikos Lillis’ten yararlandı. Lillis, işi kotarma ve örtbas etme görevini üstlendi ve bunun için sağa sola 1 Milyon Euro rüşvet ödediğini söylüyor. Lillis’in dağıttığı paralardan 234 bin Euro AKEL’in Larnaka örgütünün hesabına yatırıldı. Bu da AKEL’i zor durumda bıraktı. Durum şöyle izah ediliyor: “Efendim, futbol kulübüne destek olmak için bazı AKEL yöneticileri bankadan kendi adlarına kredi almışlar ve bu paraları kulübe vermişiler. Kulüp başkanı Lillis, kulübün borçlarını ödeyeceğine söz verdiği için 234 bin Euro’luk bir çeki kulübün hesabına yatırmış. Bu tür şeyleri bütün kulüp başkanları yapıyormuş…” Fakat sorun “yardımsever” kulüp başkanının kulübe yardım etmesi değil, Lillis’in ödediği paraların kaynağıdır. İşte bu noktada büyük bir yolsuzluk hikâyesi ile karşılaşıyoruz. Kıbrıslı Türk’ün malını ucuza kapatıp CYTA’ya kaptırma operasyonunu gerçekleştirebilmek için sağa sola rüşvet dağıtmak Lillis’in ve diğer “iş ortaklarının” başını yaktığı kadar, AKEL’i de çok zor duruma düşürdü. Bir kere, söz konusu Kıbrıslı Türk’ün malını satma hakkına sahip olup olmadığı tartışma konusudur. Mevcut uygulamalara göre bir Kıbrıslı Türk’ün malını satabilmesi için ya sürekli olarak en az altı ay Güney’de yaşaması, ya da 1974 20 Temmuz’undan önce yurt dışına çıkmış olması ve orada yaşaması gerekiyor. İddialara göre, söz konusu Kıbrıslı Türk bu kategorilerden hiç birine girmiyor. Bu yüzden, malını satabilmesi için Kıbrıs Rum İstihbarat Örgütü KİP’e bağlı iki memur Kıbrıslı Türk’ün Güney’de yaşadığına dair raporlar hazırlamışlar. Böyle bir işi kotarmak Lillis’i çok aştığından, işin içine doğrudan Hristofyas hükümeti giriyor. Bürokrasi içinde bazılarına rüşvet vermek kadar, bu alış verişi tamamlamak için siyasilerin de onay vermesi gerekiyordu. Açıkçası, yolsuzluğun ucu AKEL üyelerine de uzanıyor. Bu yazı yazılırken henüz siyasilerin tutuklanması gündeme gelmiş değil ama böyle bir gelişme her an beklenebilir. (Nitekim tutuklama haberleri gelmeye başladıö 2 AKEL politbüro üyesi tutuklandı.) Gerçi perde arkasındaki siyasetçilerin gün ışığına çıkarılması hiç kolay değil. Çünkü siyasette hiç kimse diğerinin pisliklerini ortaya çıkaracak kadar temiz değil. Fakat ne olursa olsun, AKEL şimdiden büyük yara aldı. Nitekim partinin Genel Sekreteri Andros Kiprianou kameraların önüne geçip, “gün ışığına çıkan bu olaylar AKEL’in etik benliğine zarar vermiştir” dedi. Fakat Kiprianou yine de savunmacı tepkiler göstermekten kendini alamıyor. Yapılan CYTA “yatırımının” çok karlı olduğunu belirterek, bundan herkesin kazançlı çıktığını ileri sürüyor ve “yatırımın başarısı başka, yolsuzluk başka” diyecek kadar şaşkın demeçler veriyor. Bu “yatırımla” herkesin yolsuzluğa bulaşarak kazançlı çıktığı doğrudur, malı ucuza kapatılan Kıbrıslı Türk hariç… Bu, nedense Andros Kiprianou’nu aklına gelmiyor. Olay mahkemeye intikal etmiş durumda. Önümüzdeki günler AKEL açısından hiç de kolay olmayacağa benziyor…

Dergiler Haberleri