Ahmet Okan’la Söyleşi...

"Çeşitli gazetelerde çalıştım. 1976 yılında Yenidüzen gazetesini ilk çıkaran ekipte bulundum. 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanlığı görevinde bulundum."

Özge Yorulmaz
ozgeyorulmaz12@gmail.com

 

Ahmet Okan kimdir? Kendinizden biraz bahseder misiniz?
Benim için en zor sorulardan biri budur. Gençlik yıllarımda Devrimci Gençlik hareketlerinde bulundum. Gazetecilikle uğraşıyorum. Çeşitli gazetelerde çalıştım. 1976 yılında Yenidüzen gazetesini ilk çıkaran ekipte bulundum. 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanlığı görevinde bulundum. Son yıllarda ise BRT Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. 80’li yıllardan sonra, daha profesyonel olarak gazetecilik yapmaya başladım.

Yazı yazmaya nasıl başladınız­? Eskiden gazete çıkarmak nasıldı, bahseder misiniz?
1969-70 yıllarında, ben lisedeyken Hasan Kahvecioğlu, Karnaval gazetesini çıkarıyordu. Gençliğe yönelik bir gazete idi. Benim de ilk yazı yazmaya başlamam bu yıllarda başladı. 70’li yıllarda gazete çıkarmak çok sıkıntılıydı; çok kısıtlı olanaklarla bu işi yapıyorduk.

Genelde Kıbrıs özelde Lefkoşa ile ilginiz nasıl başladı? Bu konuda uzun yıllardır yazılarınız var.
Lefkoşa sokaklarını ve insan figürlerini fotoğraflardım doğduğum kentin… Lefkoşa sokaklarını fotoğraflarken, Lefkoşa’nın antik, kültürel ve sosyal yönden ne kadar zengin bir kent olduğunu fark edince kente iki elimle sarılmaya başladım. Lefkoşa’ya karşı ilgim böyle başladı. Bende bu ilgi oluştukça kalemimi de Lefkoşa’yı anlatmak için kullanmaya başladım. Haşmet Gürkan’la Lefkoşa sokaklarını gezerdik. Gürkan, diğer fotoğrafçılar gibi benden de kendisiyle dolaşıp fotoğraf çekmemi rica ederdi. Haşmet Gürkan’la gezerken bir insanın yaşadığı yeri nasıl sevebileceğini gözlemledim. Bir insana aşık olur gibi yaşadığı yere, sokağına, kapısına nasıl olur da bu kadar bağlanır diye kendimi sorguladım. Değerli Haşmet Gürkan’ın Lefkoşa üzerine yazdığı kitapları ve kaynakları okudum. Daha da araştırmalar yaparak kendim de bu yönde kaynaklar oluşturmaya başladım.

Fotoğrafla da ilgilendiğinizi biliyoruz. Fotoğrafa olan ilginizden bahseder misiniz?
1970’li yıllarda siyah beyaz fotoğraflarla başladım. Karanlık oda çalışmasını çok sevdim. Fotoğrafçılığı meslek hayatımda çok sevdim ve kendimi geliştirmeye çalıştım. Yine söz konusu yıllarda Lefkoşa’yı fotoğraflayarak ilk fotoğraflarımı çektim. Lefkoşa üzerine yazılar yazarken, Lefkoşa ile ilgili yazdığım bir konuya uygun görsel malzeme eksikliğinin farkına vardım ve görsel bir arşiv oluşturmaya çalıştım. İlk zamanlarda, Lefkoşa’ya daha iyi anlatma kaygısı ile görsel bilgiler ve fotoğraflar bulmaya çalıştım. Daha sonra bu Kıbrıs’ın geneline yayıldı. 1800’lü yıllardan başlayarak günümüze uzanan oldukça zengin bir arşiv toparladım. Bunu gelecek nesillere bırakma ve insanlarla paylaşma isteği içerisindeyim. Kitap ve CD ile bunları yaymak bu teknolojik ortamda çok da olanaklı değil, ben bir enstitü kurmayı düşünüyorum. Bunun için de bazı girişimlerim oldu. Ama henüz bir sonuç alamadım.

Fotoğraflarla eski Lefkoşa’yı konuşalım şimdi de…
2000 yıllık geçmişine baktığımızda Lefkoşa’nın sosyal yaşantısı için; çok dilli ve çok kültürlü bir şehir diyebiliriz. Gelip giden medeniyetler, sosyo-kültürel alışkanlıklarını ve fiziki yapılarını bırakmıştır adaya... Üç kültürün birarada olduğu mekanlar var. Bunları yok etmemek gerekir. Bu yaşanmışlıkları nasıl yaşatacağımızı düşünmeliyiz. Halbuki biz bu değerlerimizin pek de kıymetini bilmiyoruz. Bu çok ızdırap vericidir. Arşivimdeki fotoğraflara baktığımda Lefkoşa’nın ana caddesi Ledra’nın (uzun yol) bir görüntüsü ile karşılaşıyorum. Fotoğraf   1920’li yıllara aittir. Diğer fotoğraf, Girne’den Boğaz’a doğru gelen bir yoldur (Ciklos Mevki). Bir kare bazen bize o dönemdeki yaşanmışlıklar hakkında bilgi veriyor. Yol asfaltsızdır. Lefkoşa’da çekilmiş cumbalı hanayın bir fotoğrafı var. Bugün hala bu cumbalı hanayı bulmak mümkündür. Ben, bazen bu görüntüyü yenisiyle kıyaslamak için gidip bu noktadan Lefkoşa’ya tekrar bakarım. Bandabulya’nın yan sokağı olan Ermo Sokağı’nın fotoğrafı 1950’li yıllarda çekilmiştir. Sokağın canlı ve tertemiz olduğunu söyleyebiliriz. İnsanlar işinde, gücünde ve yüzleri gülmektedir. Aynı sokağa bugün giderseniz her bir dükkanı harabe halindedir. Bir diğer fotoğraf ise Kumarcılar Hanı’dır.  

Son olarak neler söylemek istersiniz.
Lefkoşa çok güzel sosyal dokusu olan bir kenttir. 2000 yıldır var olan… Bu kenti korumalı ve geliştirmeliyiz. Geliştirirken de tarihi doku ve yapısına zarar vermemeliyiz. Geleceğe bir kültürel birikim bırakmak zorundadır her insan. Konusu, alanı ne olursa olsun. Bunu unutmayalım!

 

 

 

Dergiler Haberleri