Türkiye'nin 1974'teki Kıbrıs'a yönelik askeri müdahalesi öncesinde, ABD Başkanı Richard Nixon tarafından Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit’e 'harekatı gerçekleştirmemesini' talep eden bir mektup yazdığı ve mektubun Ecevit'e iletilmediği iddia ediliyor...
Philenews’in haberine göre, gazeteciler Michalis Ignatiou ve Costas Venizelos tarafından kaleme alınan "Guilty" (Suçlu) adlı yeni kitap, Türkiye'nin 1974'teki askeri müdahalesi öncesindeki döneme ve dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın rolüne dair önemli iddiaları gün yüzüne çıkarıyor.
Kitap, o dönemde ABD Başkanı Richard Nixon tarafından Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit’e gönderilen ve askeri müdahaleyi gerçekleştirmemeyi talep eden oldukça sert bir üsluba sahip olan mektubun, bizzat sahada görevli diplomatlar tarafından, "görünmez bir elin" müdahalesiyle iletilmediğini öne sürüyor.
Mektup neden teslim edilmedi?
Kitaba göre, kariyeri, 1974 harekatıyla özdeşleşen ABD'li diplomat James W. Spain, dönemin ABD Başkanı Richard Nixon'dan gelen bir mektubun 19 Temmuz 1974 Cuma gecesi Ankara'ya ulaştığını söylüyor.
Nixon o sırada Kaliforniya, San Clemente'de bulunurken, Spain Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'nde iki numaralı yetkili olarak görev yapıyordu.
Spain, mektubun ton ve içerik açısından, Lyndon Johnson'ın 5 Haziran 1964'te Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı İsmet İnönü'ye gönderdiği mektuptan çok daha sert olduğunu belirtti.
Mektup ayrıca, Türkiye'nin Washington'ın talimatlarına uymaması halinde karşılaşacağı sonuçlara dair tehditler de içeriyordu.
Spain, ABD Büyükelçisi William B. Macomber Jr. ile birlikte Ecevit’in ofisine gitti.
Spain, Nixon’ın mektubunu bizzat yanında taşıyordu.
İçeri girdiklerinde Ecevit, o günlerde aynı anda birden fazla cepheyi yönetmeye çalışan ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile telefonda konuşuyordu.
Kissinger'ın Türk yetkililerle görüştüğü en ciddi konu, Washington'ın NATO'nun güney kanadındaki iki müttefiki olan Yunanistan ve Türkiye arasında savaşa yol açmayacak, sınırlı bir Kıbrıs harekatıydı.
Kitaba göre Ecevit ile yapılan telefon görüşmesinin konusu da buydu.
Ecevit'in daveti üzerine Spain ve Macomber odada kaldılar ve diyalogların büyük bir kısmına şahit oldular.
Yunanistan ile yaşanabilecek olası bir savaşa atıfta bulunan Spain, o anları şöyle aktardı: "Konuşmanın sadece tek bir tarafını duyduk, ancak Henry’nin, 'Bülent dostum, bunu yapmamalısın. Sana başka bir yolla yardım etmeye çalışacağız ama bu savaşı başlatmamalısın' dediği çok açıktı."
Ecevit ise, "Pozisyonunuzu anlıyorum ancak Tanrının izniyle yapabileceğimiz başka bir şey yok. Sizi temin ederim ki Kıbrıs’ı fethetmeye çalışmıyoruz; sadece bir çözüm için müzakere edebileceğimiz bir köprübaşı (bridgehead) oluşturmaya çalışıyoruz" karşılığını verdi.
Kullanılan "köprübaşı" ifadesi oldukça önemliydi, zira bu terim harekat öncesinde Yunan askeri cuntasının lideri Dimitrios İoannidis tarafından da kullanılmıştı.
Konuşmanın sonunda Ecevit'in, "Evet, anlıyorum. Elbette bize 'hayır' demen gerektiğini biliyorum Henry, ancak konumumuzu anladığın için memnunum" dediği aktarıldı.
Spain anlatımına şöyle devam etti:
"Macomber bana baktı, ben de ona. Mektubu cebimde tutmam için bana işaret etti."
"Ecevit telefonu kapattığında bize, 'Sizin için ne yapabilirim beyefendiler?' diye sordu. Biz ise özel bir şey söylemedik. Türk Başbakanı’na sadece durumun ne olduğunu görmeye geldiğimizi belirttik."
"'O ise bize, 'Eh, Henry'ye de söylediğim gibi, yarın sabah gidiyoruz' yanıtını verdi' diyen Spain, bunun 20 Temmuz'daki Kıbrıs harekatına atıf olduğunu belirtti. 'Ama siz Amerikalıların bu konuda endişelenmesine gerek yok.'"
"Kissinger harekatı yönetti" iddiası
Kitapta, Henry Kissinger’ın o dönemde hem ABD Başkanı Nixon’ın istifa süreciyle meşgul olması hem de Dışişleri Bakanlığı üzerindeki mutlak kontrolü sayesinde, Kıbrıs’taki olayların "bir numaralı sorumlusu" olduğu savunuluyor.
Yazarlar, Kissinger’ın Başpiskopos Makarios’tan nefret ettiğini ve onu "Akdeniz'in Castro'su" olarak gördüğünü öne sürüyor.
CIA ve Gus Avrakotos
Dönemin CIA istasyonunda görevli Gus Avrakotos'un, dönemin Yunan cunta lideri Dimitrios İoannidis'e darbe emrini veren kişi olduğu iddia ediliyor. Avrakotos'un bu talimatı kendi başına almadığı, Kissinger'ın onayıyla hareket ettiği belirtiliyor.
Kissinger ve Ecevit
Ecevit ile Kissinger arasındaki telefon görüşmesinde, Kissinger'ın Kıbrıs'ın bölünmesine yol açacak bir "sınırlı harekat" ve "köprübaşı" kurulması fikrine onay vermiş olabileceği, bu terimin o dönemde hem İoannidis hem de Ecevit tarafından kullanıldığına dikkat çekiliyor.
Philenews'in haberine göre, bu yeni kanıtlar, 1974 trajedisinin sadece birbiriyle çatışan bölgesel güçlerin bir sonucu olmadığını, aynı zamanda dönemin ABD yönetiminin jeopolitik çıkarları doğrultusunda planlanmış bir "kurgunun" parçası olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.