“Üvey evlat bile değiliz”

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası eğitim sorunları ve eğitimin niteliğinin geliştirilmesiyle ilgili önerilerini basın toplantısıyla paylaştı.

 Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Eğitim Sekreteri Burak Maviş, ilkokullarda öğrencilere rehberlik hizmeti verilemediğini, bazı okullarda okul idarelerinin çocukların üzerinden kesici alet topladığını, bu çocukların daha çok sevgiye ve ilgiye ihtiyacı olduğunu söyledi.

Maviş, hem Kuzey hem de Güney Kıbrıs’taki eğitim sisteminin ele alınması gerektiğini kaydederek, “Yasalar ve eğitim programları da ellenmeli” dedi.

Koleje giriş sınav yönetimin değiştirilmesi gerektiğini belirten Maviş, “Çocukları rekabet sistemi içine çekmeden, ailelerin cebinden kolej sınavları, diğer özel dersler ve üniversite sınavlarına hazırlık için 60 milyon TL almadan bu eğitimin herkese eşit şekilde verilmesini sağlayabiliriz” dedi.

Kıbrıslı Türklerin toleranslı ve hoşgörülü olduğunu söyleyen Maviş, “Atatürk ilke ve inkılaplarını benimsedik. Hayat düzenimizi laiklik etrafında kurduk. Devletin dini olamaz, bütün dinlere eşit olması gerekir. Bu alanda eğitim verilecekse her dine ve mezhebe uygun olarak ve seçmeli eğitim verilmeli” diye konuştu.

Maviş, KTÖS’ün eğitim sorunları ve eğitimin niteliğinin geliştirilmesiyle ilgili önerilerini basın toplantısıyla paylaştı. 7 ana başlık, 40 alt başlıkta birçok konuda değerlendirme ve talebe yer veren Maviş, tam gün eğitim konusuna da değindi, “Tam gün değil tam eğitim olsun istiyoruz. Sendika olarak okulların tam zamanlı çalışmasını, öğleden sonra etkinliklere açılmasını istiyoruz” dedi.

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil de konuşmasında, onlarca hükümet geldi geçti, herkes bir şeyler yapmaya çalıştı ama eğitim hep siyasi bir argüman, manipülasyon aracı oldu. Sorunlar bu nedenle çözülemiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Özel Eğitim Uzmanı Emirali Evcimen ise kamudaki özel eğitim kurumlarının yeterli desteği görmediğini ifade ederek, “Üvey evlat bile değiliz. Devlet özel özel eğitim merkezlerine ayırdığı bütçenin dörtte birini kamu özel eğitim merkezlerine ayırmıyor” dedi.

MAVİŞ:  (İLAHİYAT KOLEJİ ) “SÖYLEDİKLERİMİZ ARKASINDAYIZ… BU OKUL AYRICALIKLI”

İlahiyat Koleji konusunda da konuşan Burak Maviş, “Biz söylediklerimizin arkasındayız. Okul ayrıcalıklıdır. Diğer devlet okullarına sağlanmayan tüm ayrıcalıklar bu okula sağlanıyor. Öğleden sonra da bu okulda farklı bir eğitim politikası izleniyor ve okula girişimize izin verilmediğinden bu eğitimin ne olduğunu bilemiyoruz.  Yakın zamanda ve seçime günler kala bu okulda bile bile bir diploma krizi yaratıldı. Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda çalışma yapması ve aynı sorunu yaşamaması için önlem alması gerektiğini düşünüyoruz” görüşüne yer verdi.

Maviş, iki öğretmen sendikasının İlahiyat Koleji’yle ilgili davasının sürdüğünü belirtti.

Öğrenci, öğretmen, şube sayılarıyla ilgili de bilgi veren Maviş, “Bazı sınıflarda öğrenci sayısı 35’i geçiyor. Bazı sınıflarda sayı daha az. Her okulun öğrenci kotası olmalı ve öğrenci nüfusu sınıfın metrekare alanı ve okulun metrekare alanına göre yeniden yapılandırılmalı. Girne 23 Nisan İlkokulu’nda öğrenci sayısı 1100’e yaklaştı. Her öğrenciye sınıfta düşen metre kare 2-2.5 metrekare olmalısı gerekirken Girne’deki bazı okullarda bu alan 1.1 metrekareye düştü. 40 kişilik sınıflarda eğitim verilmesi de mümkün değil” dedi.

İlkokullarda öğrencilere rehberlik hizmeti verilemediğini anımsatan Maviş, Girne’de bir okulda, öğrencilerin yüzde 12.5’inin anne ve babasının boşanmış, yüzde 35’inin de ebeveynlerinden birinin akşam çalıştığıyla ilgili bilgi vererek, “Bu çocukların daha çok sevgiye ve ilgiye ihtiyacı var. Okul idareleri bu çocukların üzerinden kesici alet topluyor. Okulda çeteleşme oluyor. Çocuklar okuldan sonra zamanlarını internet kafelerde ve farklı yerlerde geçiriyorlar. Okula döndüklerinde hem arkadaşlarına hem öğretmenlerine şiddet eğilimi gösteriyorlar. Bu çocukları dinleyecek, yönlendirecek rehber öğretmenler yok. Bu kadroların oluşturulması acil” uyarısında bulundu.

Ailelerin belirli zamanlarda eğitimden geçirilmesi üzerinde duran Maviş, “Çoğu zaman çocuğun davranışlarının okulda değişeceği düşünülüyor ama çocuğun okulda geçirdiği saat 4, evdeki geçirdiği saat 20. O nedenle aileye düşen sorumluluk da büyük. Okulla aileler arasında bir sözleşme imzalanmalı. Eğer aile bu sözleşmedekilerin gereğini yapmazsa bu çocuk hakları ihlali olmalı. Sosyal Hizmet Dairesi ile iş birliğine geçilmeli ve aileye yaptırım uygulanmalı. Biz bunu istiyoruz” diye konuştu.

Ülkedeki eğitim için Türkiye’den gönderilen değil burada hazırlanan kitapların kullanılması gerektiğini belirten Maviş, “İlkokul için kitap yazma becerimiz olduğunu gösterdik. Yerel kaynaklarla bu kitapların basılmasını da sağlayabilir” dedi.

GİRNE’DE OKUL İHTİYACI… “EYLÜL AYINDA YİNE CİDDİ BİR KRİZ YAŞAYACAĞIZ”

Maviş, 10 yeni okul ihtiyacı olduğunu belirterek, “Girne en acil olandır. Sabah yaptığımız toplantı neticesinde ne ortaokulun ne de ilkokulun yetiştirilemeyeceğini öğrendik. Eylül ayında yine ciddi bir kriz yaşayacağız. Dövizin yükselmesiyle özelden devlet okullarına ciddi bir geçiş vardır. Bu hizmeti verebilecek şekilde kendimizi programlamalıyız. Şu an idareten bir eğitim dönemine gireceğiz gibi görünüyor” dedi.

816 ÇOCUĞUN ANA DİLİ TÜRKÇE DEĞİL

Okullara devam eden 816 çocuğun ana dilinin Türkçe olmadığını, bu çocukların yabancı dil konuştuğunu belirten ve bu öğrenciler için okullarda oryantasyon sınıflarının oluşturulması gerektiğini söyleyen Maviş, “Okul güvenliği, taşımacılık, inşaatlar, kantinler ve gıda denetimi ile ilgili okul yönetim kurullarının da aktif görev alacağı yasal mevzuat oluşturulması da gerek” diye konuştu.

Maviş, öğretmen ve kadrolu hademe ihtiyaçları konusunda da detaylı bilgi vererek, hizmet alımı yöntemine gidildiği için çoğu okulda yazları hademe kalmadığına işaret etti.

Dört yaş için okula giden öğrenci oranının gerilediğini de işaret eden Maviş, “Okulöncesi öğretmen yardımcısı kadrolarının açılması, okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılması, okul öncesi birimin kurulması, okul öncesi eğitim yasasının çıkarılması lazım. 100 olan öğretmen yardımcıları kadrosunun ilk 25’i kullanılsın” şeklinde aktardı.

Maviş, Londra Türk Okulları ile ilgili içerisinde Toplum Merkezi, Konsorsiyum, Temsilcilik, Eğitim Bakanlığı ve sendikalarında olacağı bir konferans düzenlenmesi gerektiğini de belirtti.

Örgün eğitimde çocukların öğretim gördüğü sürenin dünya standartları üzerinde olduğunu kaydeden Maviş, “Eğitime ayrılan süre tartışılmalı, çalışma hayatının değişmesiyle birlikte çocukların güvenli, nitelikli ve ücretsiz eğitim alacağı ortamlar için devlet ve yerel yönetimler tüm vatandaşların erişeceği projeler üretmelidir” dedi.

Okullara bütçe oluşturulması üzerinde duran Maviş, “Döner sermaye tüzüğünün hazırlanması ve öğrenci, öğretmen, okul alanına göre okullara bütçe ayrılması gerek” önerisini paylaştı.

Yasalara da değinen Maviş, Öğretmenler Yasası’nın, Öğretmen Yükselme Tüzüğü’nün, Öğretmen Nakil Tüzüğü Milli Eğitim Denetleme, Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu (MEDDYK) Yasası’nın güncellenmesi gerektiğini söyledi.

Maviş, Öğretmen Yetiştirme Sistemi ile Atatürk Öğretmen Akademisi’nin (AÖA) yeniden yapılandırılması gerektiğini de belirtti.  Burak Maviş, Mayıs 2017’de görüşülmesi için ivediliği alınan Kamu Çalışanlarının Aylık (maaş-ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın yeniden Meclis’in gündemine taşınmasını talep etti.

Maviş, Eğitim Bakanlığı teşkilat yapısının yeniden düzenlenmesi, bakanlık çatısı altında “Özel Eğitim Dairesi, Okulöncesi Birimi, Araştırma Geliştirme Birimi, Ölçme Değerlendirme Birimi ve Çocuk Hakları ve Çocuk Koruma Birimi” oluşturulması gerektiğini belirtti.

Maviş, “Eğitim politikasının, eğitim ortamlarının, okulların, ders kitabı ve eğitim programlarının evrensel ilkelere göre yeniden düzenlenmesi” önerisini de dile getirdi. 

ELCİL: “NÜFUSU BİLMİYORSANIZ EĞİTİMİ, SAĞLIĞI, SOSYAL HAYATI PLANLAYAMAZSINIZ”

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil de basın toplantısında söz alarak, “1997’de sendikaya eğitim sekteri oldum. Eğitimin sorunlarını 13 maddede toplamıştım. Genç arkadaşlarım aynı sorunları tekrarlıyor. Geçen sürede çok da yol kat edemedik” dedi.

“Bir ülkede nüfusu bilmiyorsanız, eğitimi de sağlığı da sosyal hayatı da planlayamazsınız” diyen Elcil, “Siyasi irade ve kararlılık yoksa sorunlara çözüm bulunamayacağına inanmıyorum. Eğitimle ilgili sorunlarımız başında sistem geliyor. Onlarca hükümet geldi geçti, herkes bir şeyler yapmaya çalıştı ama eğitim hep siyasi bir argüman, manipülasyon aracı oldu” şeklinde konuştu.

Çanakkale kampına da değinen Elcil, “Bu gezinin masrafları eğitime ayrılan bütçeden alınıyor. Bu konuda Eğitim Bakanlığı ile projeyi düzenleyen kesimler çelişkiye düştü. Yapılan ilk iş Türkiye’nin kitap basımı ve tamirat için verdiği katkıyı kısmak oldu. Kendi toplumumuza uygun eğitim yapılanmasına izin verilmiyor. Bize dindar ve kindar nesiller yetiştirmek için bir vazife yüklemeye çalışıyorlar. Buna karşı çıkmaya devam edeceğiz, parasız, demokratik ve bilimsel eğitim ilkelerimizden taviz vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

EVCİMEN: “DİLENİYORUZ. SPONSORLARLA GÖRÜŞÜYORUZ”

Gazimağusa Özel Eğitim Merkezi’nden Özel Eğitim Uzmanı Emirali Evcimen ise kamudaki özel eğitim kurumlarının devletten yeterli desteği görmediğini ifade ederek, “Üvey evlat bile değiliz” dedi.

Ülkede ilk kez 1976’da özel eğitim merkezi kurulduğunu belirten Evcimen, “Özel gereksinimli bireylere nasıl, ne şekilde, kimlerin, hangi içerikte, hangi tarz ortamlarda eğitim verileceği belirten bir yasa yok. Bu bizler için oldukça zorlayıcı” dedi.

Özel gereksinimli bireyin doğduğu andan itibaren eğitim ortamına alınması gerektiğini vurgulayan Evcimen, İlköğretim Yasası’yla çalıştıklarından böyle çocuklara ancak 4 yaş itibarıyla eğitim vermeye başladıklarını kaydetti.

Evcimen, “Özel eğitim zaten çok yavaş ilerleyen bir süreç. Çok zaman kaybediliyor” dedi.

Geçmiş yıllarda 30 küsur öğrencinin 3 yıl boyunca özel eğitimi alabilmek için sırada beklediğini söyleyen Evcimen, “Mezun vardı ama özel eğitim ataması yoktu” şeklinde konuştu.

Özel gereksinimli bireyler için yasanın bir an önce geçmesi, öğretmen eksikliğinin giderilmesi gerektiğini ifade eden Evcimen, yaşanan maddi sorunlara da değindi ve şunu ekledi:

“Devlet özel özel eğitim merkezlerine ayırdığı bütçenin 4’te birini kamu özel eğitim merkezlerine ayırmıyor. Bu yıl bir özel eğitim merkezine 2 milyon TL ayrıldı. Taşımacılığı da devlet tarafından yapılıyor, özel eğitim merkezi çocuklardan para da alıyor.”

“İşlerimizi nasıl mı yürütüyoruz?” ifadelerine yer veren Evcimen, “Dileniyoruz. Sponsorlarla görüşüyoruz. Katkı bulursak özel gereksinimli bireyin eğitim ortamını, olması gerektiği gibi düzenliyor, bulamıyorsak olduğu gibi bırakıyoruz” dedi.

Özel eğitim pahalı bir süreç olduğunu da kaydeden Emirali Evcimen, “Devlet bu çocuklara yaşam boyu eğitim vermeli, anne babaya psikolojik destek de vermeli. Psikolojik destek bizim ülkemizde olmayan bir boyut. Çocuk engelli tanısı alıyor, yönlendiriliyor ama anne babanın nasıl bir psikolojik çöküntü yaşadığı sorgulanmıyor, destek verilmiyor” şeklinde konuştu.

Bazı özel özel eğitim merkezlerine devlet tarafından haftada bir ergen psikiyatri uzmanı görevlendirildiğini da belirten Evcimen, “Kamu özel eğitim merkezlerine bu destek sunulmuyor. 3 ay boyunca hastanede sıramızın gelmesini bekliyoruz. Özellikle de Mağusa’da. Devlet kurumları özel eğitimde üvey evlat bile değil. Bu yıl biraz daha şanslıyız. Özel eğitimden yararlanamayan 30 öğrenci ilk kez öğleden sonra eğitim almaya başladı” dedi.

Özel Eğitim Uzmanı Emirali Evcimen, basına, “Özel eğitimi ve sorunlarını sürekli gündeme alın” diyerek de seslendi.

Haberler Haberleri