“Türkiye ile AB ilişkilerindeki iyileşme arayışı, Kıbrıs dosyasından bağımsız yürütülemez”

CTP Milletvekili Fikri Toros, “Türkiye ile AB ilişkilerinde karşılıklı ve kademeli iyileşme arayışı, Kıbrıs dosyasından tamamen bağımsız yürütülemez” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fikri Toros, Meclis Genel Kurulu’nda “Doğu Akdeniz’de Denge Arayışı” konulu güncel konuşma yaptı.

Kıbrıs sorunu kapsamında yaşanan gelişmelere değinen Toros, Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un Ankara ziyaretinin, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşmesinin, Münih Güvenlik Konferansı’nda dile getirilen tezlerin, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres ile görüşmesinin ve Kıbrıslı Rum Lider Nikos Hristodulidis ile ilk defa baş başa gerçekleştirdiği görüşmenin, tümüyle okunduğunda uluslararası zeminde Kıbrıs dosyasının yeni bir hareket alanı kazandığı anlamanın mümkün olduğunu kaydetti.

Jeopolitik bağlamda ele alınması gereken bahse konu tablonun, Doğu Akdeniz’de güvenlik ve enerji, AB-Türkiye ilişkileri, Türkiye’nin transatlantik ilişkileri, NATO içi dengeler ve bölgesel istikrar anlayışlarını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdığına dikkat çeken Toros, “Türkiye ile AB ilişkilerinde karşılıklı ve kademeli iyileşme arayışı, Kıbrıs dosyasından tamamen bağımsız yürütülemez” dedi.

Toros, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın BM Genel Sekreteri Guterres ile görüşmesine ayrı bir parantez açarak, “Bu görüşme çözüm perspektifinin uluslararası hukuk ve BM parametreleri çerçevesinde canlı tutulduğunun, ayrıca görev süresi dolmadan önce Guterres’in Kıbrıs barış tesisi sürecine kararlı olduğunun göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Sonuç itibarıyla ortada bir arayış iklimi olduğuna vurgu yapan Toros, konuyla ilgili açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Doğu Akdeniz enerji havzası olmanın ötesinde jeopolitik rekabetin güvenlik mimarisi arayışlarının ve kırılgan diplomatik dengelerin merkezi konumundadır. Bu konjonktürde Kıbrıslı Türkler için mesele münhasır ekonomik bölge sınırlamaları ve askeri dengelerin ötesindedir. Asıl mesele Kıbrıs Türk toplumunun bu yeni jeopolitik nasıl bir konum alacağıdır. Kriz üreten bir coğrafyanın pasif unsuru değil siyasi eşitlik ve mutlak güvenlik temelinde bir kapsamlı çözüm çatısı altında denge kuran, köprü inşa eden ve diplomatik akıl üreten aktif bir özne olmasıdır. Uluslararası aktörler Kıbrıs’ı yeniden konuşuyor olsa da, çözüm iradesinin belirleyici unsuru adamızdaki iki toplumun siyasi liderliği ve Ankara-Atina hattındaki stratejik tercih olacaktır. Doğru değerlendirilmesi halinde bu jeopolitik tablo, Kıbrıs’ta takriben 9 yıldan bu yana kilitlenmiş olan çözüm sürecine yeni bir ivme kazandırma potansiyeli sunuyor.”

Haberler Haberleri