The Lightnings

The Lightnings

Yazı Dizisi: 5
 

Erdinç Gündüz

Ben kendi başıma gitar çalmaya, gitarı öğrenmeye çalışırken bir rock grubunun varlığı haberi yayıldı Lefkoşa’ya. Hiç de alışılmamış  birşey yapıyorlardı. Arada bir orada burada, ama özelikle de Lefkoşa’daki Zafer Sineması’nda, film aralarında sahneye çıkıyor, batı pop müziği çalıyorlardı. Hem alışılmamış çalgılarla, hem de alışılmamış bir gürültü (!) ile... İki gitar, bas gitar ve bateri ile dört kişiden oluşuyordu The Lightnings grubu. İki genç Ermeni ve iki genç Türk müzisyenden... Grubun bateristi Ferahzat Gürsoy’du.  Gitarlarda Yılmaz Kalfaoğlu ile Bedik Arakelyan, bas gitarda ise Cirayir Petrosyan vardı.

Bir yıl kadar sürdü The Lightnings grubunun ömrü.  Aralık 1963’de Bedik ve Cirayir, Arapahmet Mahallesindeki evlerini terkederek, Lefkoşa’nın Rum kesimine taşındılar.   Böylece The Lightnings grubu dağılmış oldu.  Yılmaz Kalfaoğlu’nun, binbir zorluklarla sahip olduğu elektro gitarı ve küçücük amfisi de, Ferahzat Gürsoy’un  3-4 parçadan oluşan baterisi de ellerinde kalmıştı.

Not: 2000’li yıllarda öğrendiğimize göre The Lightnings grubu Kıbrıs’ın bütününün ilk rock grubuydu

1963 ARALIK VE SONRASI

Aralık 1963’le ülkede herşey tersyüz olmuştu.  Yüzyılların şehri Lefkoşa, kendiliğinden Türk ve Rum kesimi olarak ikiye bölünmüştü.  Küçücük Türk bölgesi ile Rum bölgesini ayıran her noktada, kum torbaları, variller,  mevziler vardı. Ve Türklerde her erkek, mevzilerdeydi, Mücahitti.  Artık, ne Yılmaz’ın elinde gitarı ve de öğrencisi olduğu Lefkoşa Türk Lisesi’ndeki ders kitapları; ne de Ferahzat’ın önünde davulu, trampeti ve de baterisi vardı.  Dönem,  ‘silahlar’  dönemiydi.

*  *  *

1964 yılı ortalarına gelindiğinde Ferahzat, Arasta’daki bir mevzinin komutanıydı. Yılmaz da onun mangasındaki  Mücahitlerden biriydi.  Yılmaz’ın gitarı da yanındaydı. Zaman buldukça eline alır birşeyler çalar, biraz rahatlamaya çalışırdı.  Derken,  Manga Karargahındaki müzik molalarına, klarnet ve saksafonu ile Ersin Örek de katılmaya başladı.  Bir müzik grubu kurmak fikri de ilk kez bu Manga Karargahı’nda ortaya atılmıştı.

Ben bu sıralarda, Yılmaz, Ferahzat ve Ersin’den habersiz, evimde,  kendi başıma gitarla iyice içiçe olmuştum. Mahallemdeki yakın  arkadaşlarımdan Gürel Safa  da devamlı dinleyicilerimdendi.  Gürel, Yılmaz Kalfaoğlu’nun LTL’deki sınıf arkadaşlarındandı. Ona benden söz etmişti.

Tanışma ve tanıştırma, Arasta’daki Manga Karargahı’nda oldu. Güneye bakan duvarı kum torbaları ile örtülü bir odada. Oraya vardığımda Yılmaz ve Ferahzat, küçücük  amplifier’a gitarı bağlamış beni bekliyorlardı. Beni denemeye karar vermişlerdi. Beraberce üç-dört parça çaldık. Hangi parçalar olduğunu hatırlamıyorum. Hatırladığım  tek parça Shadows’un ünlü  Apache’siydi...

Beğenmişlerdi. Sınavı (!) geçmiştim.  O gün, haftanın belirli gün ve saatlerinde biraraya gelmeye ve çalışmaya karar verdik.  Birkaç hafta sonraki çalışmalara, klarnet ve saksafonu ile Ersin Örek ve bas gitarıyla Süleyman İbrahim de katılmaya başladı. Beş-on çalışma sonrasında 10-15 parçalık bir repertuar oluşmuştu.

Not: Süleyman, Yılmaz’ın mahalle arkadaşıydı. Müziğe çok meraklıydı. Gruba bas gitarıyla katılması kararlaştırıldığında, ne yapıp etmiş, kaçak yollarla Rum tarafından bir bas gitar getirtmişti. (Türk bölgesi Rum ambargosu altındaydı. Sadece çimento, demir v.s değil, elektronik malzeme dahil çok şeyin Lefkoşa’nın Türk kesimine sokulması yasaktı.)

 

Dergiler Haberleri