“Sorumluluğu olan herkes yargılansın”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta yaşanan gemi faciası, geride yarım kalan hayatlar, bekleyen aileler ve cevabı aranan sorular bıraktı...

Serap ŞAHİN

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta yaşanan gemi faciası, geride yarım kalan hayatlar, bekleyen aileler ve cevabı aranan sorular bıraktı. 14 kişinin hayatını kaybettiği faciada 14 kişi için arama çalışmaları sürerken, kimi ardında bir evlat, kimi bir anne, kimi tamamlanmamış hayaller bıraktı. Limanda yakınlarından gelecek bir haberi bekleyenlerin umudu sürerken, evladını toprağa veren ailelerin bekleyişi ise artık başka bir yere, adalet arayışına dönüştü.

O ailelerden biri de İsmail Kurt’un ailesi… Dördüncü evre kanser hastası ağabeyini ziyaret etmek için Türkiye’ye gitmek üzere gemiye binen Kurt, faciadan sağ çıkamadı. Enkazdan çıkarılan ve Lefkoşa’da toprağa verilen Kurt’un annesi Meryem Kurt’un kulağında oğluyla yaptığı son telefon konuşması, yüreğinde ise cevabını beklediği sorular kaldı.

YENİDÜZEN’e konuşan acılı anne, oğlunun ve diğer yolcuların ölümünü “kaza” olarak görmediğini söyledi. Polise şikâyet dilekçesi verdiklerini belirten Kurt, sorumluluğu bulunan herkesin yargılanmasını istedi. Yetkililere “Bu işin peşini bırakmasınlar” diye seslenen Kurt, “Sonuna kadar davacıyım. Adalet yerini bulsun, sorumluluğu olan herkes yargılansın” dedi.

 

“Abisini ziyarete gidiyordu”

İsmail Kurt’un dördüncü evre kanser hastası olan ağabeyini ziyaret etmek amacıyla Türkiye’ye gitmek üzere yola çıktığını anlatan anne Meryem Kurt, oğlunun sık sık ağabeyinin yanına gidip geldiğini söyledi.

Kendisinin Hatay’da, diğer çocuklarının ise Mersin’de yaşadığını anlatan Kurt, İsmail Kurt’un Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşadığını ve güvenlik amiri olarak çalıştığını belirtti.

Oğlunu “çok hatırlı, çok sabırlı, çok iyi bir insan” sözleriyle anlatan Kurt, “Melek gibi bir insandı. Oğlum bu ölümü hak etmedi. Üç yaşında babası öldü, çok acı çekti” diye konuştu.

 

“Bu kadarcık sesi kaldı kulağımda”

Oğluyla son kez gemiye binmeden önce telefonda konuştuğunu anlatan Meryem Kurt, o konuşmayı şöyle aktardı:

“Aradım. ‘Ne yapıyorsun İsmail, neredesin yavrum?’ dedim. ‘Anne limandayım, Türkiye’ye geliyorum’ dedi. ‘İyi yavrum, Allah yolunu açık etsin, işin rast gelsin. Allah’a emanet ol’ dedim. ‘Sağ olasın anne’ dedi. Bu kadar konuştum. Keşke daha çok konuşsaydım. Bu kadarcık sesi kaldı kulağımda.”

Bu konuşmanın üzerinden henüz bir saat geçmeden kızı Sibel’in kendisini aradığını ve oğluna ulaşamadığını belirtiğini aktaran anne Meryem Kurt,  ‘Anne, gemi batmış’ dedi. Neye uğradığımı bilmedim” ifadelerini kullandı.

Haberi aldıktan sonra komşularının ve yakınlarının seferber olduğunu anlatan Kurt, oğlunu hastanelerde ve morgda aradıklarını anlattı.

Ertesi gün bulabildiği ilk uçakla adaya geldiğini anlatan Kurt, Girne Limanı’na giderek oğlundan gelecek haberi beklediğini söyledi.

“Gittim limanın orada oturdum. Belki bulurum diye bekledim. ‘Bulacağız teyze’ dediler. Bulamadılar, yavrumu bulamadılar. En sonunda enkazdan ilk çıkarılan oğlum oldu.”

“Birini kurtarmaya döndüğünü düşünüyorum”

Faciaya ilişkin görüntüleri izlediğini anlatan Meryem Kurt, görüntülerde “İsmail” diye seslenen bir kişinin duyulduğunu ve gemideki yolcu listesinde oğlundan başka İsmail isimli kimse bulunmadığının kendisine söylendiğini aktardı.

Oğlunun son anlarında bir başkasına yardım etmeye çalışmış olabileceğine inandığını söyleyen Kurt, “Belki de birini kurtarmak için döndü. O kadar iyilikseverdi. Ben öyle düşünüyorum. Yavrum, nasıl çırpındın da başkasının canını düşünürken kendi canından oldun” dedi.

 

“Kaza değil; sorumluların hepsi cezasını çeksin”

Ailenin adalet arayışına ilişkin konuşan Meryem Kurt, polise şikâyet dilekçesi verdiklerini ve sorumluluğu bulunan herkesin yargılanmasını istediklerini söyledi.

“Sorumluların hepsinin cezasını çekmesini istiyoruz. Kaza değil ki bu. Benim oğlumun ve bütün bu insanların ölümü kaza değil” diyen Kurt, gemide yaşananlara ilişkin kurtulanların anlatımlarının da dikkate alınmasını istedi.

“Sonuna kadar davacıyım” diyen Kurt, soruşturmanın takipçisi olunacağına inandığını belirterek şöyle devam etti:

“Çocuklarımızın hakkının aranacağından, kanlarının yerde kalmayacağından eminim. Bu acının tarifi yok. Yargılansalar, cezaevinde yatsalar ne olursa olsun bu acıyı kapatamazlar. Yüreğimizdeki acıyı örtemezler. Acımız büyük.”

“Bu işin peşini bırakmasınlar”

Yetkililere çağrıda bulunan Kurt, faciada halen yakınlarından haber bekleyen aileleri hatırlatarak, “Bu işin peşini bırakmasınlar. İnsanlar limanda bekleyip ağlıyor. Rabbim onlara da sabır versin, tez günde ailelerine kavuşsunlar. Onların da gidecek bir toprakları olsun” dedi.

Adalet talebini yineleyen Kurt, “Adalet yerini bulsun, sorumluluğu olan herkes yargılansın. O içimizi soğutmaz ama en azından bir teselli olur. Adalet yerini bulursa, bir su içersin de yüreğin serinler ya, öyle bir serinlik olur içimizde” ifadelerini kullandı.

Soruşturmanın üzerinin örtülmemesi gerektiğini vurgulayan Kurt, “Suistimal edilip göz yumulursa, bu kadar insan acısıyla bırakılırsa olmaz. Hatırdır, gönüldür denilip suistimal edilirse, bu kadar insanın vebalini almak kolay bir şey değil” diye konuştu.

“Bir evladımı kaybettim; iki evladını kaybedenler var. Anasını, babasını kaybedenler var. Nice insanlar yetim kaldı, öksüz kaldı” diyen Kurt, devletin soruşturmanın peşini bırakmayacağına inandığını söyledi.

“Bayramdan beri oğlumu görmemiştim”

İsmail Kurt’un 19 yaşında, üniversitede okuyan bir oğlu olduğunu anlatan Meryem Kurt, “Yavrum bize bir hediye bıraktı. 19 yaşında üniversiteye giden bir oğlu var” dedi.

Oğlunu bayramdan beri görmediğini söyleyen Kurt, depremde Hatay’daki evinin yıkıldığını, İsmail Kurt’un kendisine yeni bir ev aldığını anlattı.

Oğlundan geriye kalan eşyalarından birinin de saati olduğunu belirten Kurt, “Morgdan saatini yolladılar. Saat de kırılmış” dedi.

Meryem Kurt, “Melek gibi bir insandı. Elinin dokunmadığı, iyilik yapmadığı kimse yoktu. Bu şekilde ölmeyi hak etmiyordu” sözleriyle anlattı.

Röportaj Haberleri