“Schengen üyeliği kapsamlı çözüme kadar bekletilmeli”

Geçişlerden ekonomiye kadar birçok alanı etkileyebilecek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Schengen üyeliği sürecini, CTP Dış İlişkiler Sekreteri, Milletvekili Fikri Toros YENİDÜZEN'e değerlendirdi...

Serap ŞAHİN

Avrupa Birliği ülkelerinin büyük bölümünde pasaport kontrolü olmadan serbest dolaşımı sağlayan Schengen sistemi, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üyelik süreciyle birlikte adanın kuzeyini de yakından ilgilendiren bir başlık haline geldi.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Schengen Bölgesi’ne katılım süreci, teknik bir üyelik başlığının çok ötesinde, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanların günlük hayatını doğrudan etkileyebilecek kritik soruları da beraberinde getirdi.

Yeşil Hat’taki geçişlerin nasıl düzenleneceği, AB vatandaşı olmayanlara yönelik yeni kontrollerin gündeme gelip gelmeyeceği, karma evliliklerden doğan çocukların durumu, ticaretin ve kuzey turizminin nasıl etkileneceği kamuoyunda en çok merak edilen başlıklar arasında yer alıyor. Teknik değerlendirmelerin tamamlandığı ve siyasi boyutların ele alınacağı aşamaya gelindiği süreçte, geçişlere ilişkin kesinleşmiş ve ilan edilmiş yeni bir uygulama ise henüz bulunmuyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Schengen üyeliğinin Yeşil Hat geçişlerine, karma evliliklerden doğan çocuklara, üçüncü ülke vatandaşlarına, ticarete, turizme ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki günlük yaşama olası etkilerini CTP Dış İlişkiler Sekreteri, Girne Milletvekili Fikri Toros ile konuştuk. Toros, sürecin doğru yönetilmemesi halinde dolaşımda, ekonomik ilişkilerde ve Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği haklarına erişiminde yeni engeller ortaya çıkabileceğine işaret ederek, Schengen üyeliğinin kapsamlı çözüm sonrasına kadar bekletilmesinin en doğru yaklaşım olacağını vurguladı.

“Siyasi boyutların ele alınacağı aşamaya gelindi”

SORU: Öncelikle Schengen süreci şu anda hangi aşamada? Bundan sonra nasıl bir yol izlenecek?

“Schengen, Avrupa ülkeleri arasında iç sınır kontrollerinin kaldırıldığı ve kişilerin serbest dolaşımını sağlayan ortak bir alandır. Schengen’in temel amacı, bölge içinde insanların, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımını kolaylaştırmak, sınır güvenliği ve yönetimi koşulları sayesinde düzensiz göçe karşı mücadelede iş birliğini güçlendirmektir.

Schengen’e katılmak isteyen ülkelerin, AB’nin Schengen müktesebatını eksiksiz uygulayabilecek kapasiteye sahip olduklarını kanıtlamaları gerekir. Bunun için de dış sınırların AB standartlarına uygun şekilde korunması ve yönetilmesi, ayrıca Avrupa Birliği hukukunun ülke genelinde tam uyumunu da gerektiren kapsamlı bir entegrasyon sürecidir.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Schengen üyeliği sürecine ilişkin teknik değerlendirmeler tamamlanmış olup, Ada’da devam eden siyasi sorun kaynaklı sebeplerden dolayı süregelen koşulların siyasi boyutlarının ele alınacağı aşamaya gelmiştir. İlgili Avrupa Birliği kurumları ve üye devletlerle yürütülen çalışmalar devam etmektedir. Nihai karar ise, gerekli teknik kriterlerin tamamlanmasının ardından Avrupa Birliği Konseyi tarafından alınacaktır.

Schengen üyeliği süreci, Kıbrıs sorunu kaynaklı sebeplerin oluşturduğu kendine özgü koşullar nedeniyle, Ada’nın bütünü üzerindeki olası etkilerinin de dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, yeşil hattın bir “AB sınırına” dönüşmesi ve BM Genel Sekreteri’nin kapsamlı çözüm hedefli yeni inisiyatifinin zorlaştırılması olasılıkları ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle, sürecin Avrupa Birliği’nin temel ilkeleri doğrultusunda, Kıbrıslı Türklerin haklarını ve Yeşil Hat Tüzüğü kapsamındaki mevcut düzenlemeleri olumsuz etkilemeyecek şekilde yönetilmesi büyük önem taşımaktadır.”

"En önemli konu Yeşil Hat'taki dolaşımın nasıl uyumlaştırılacağıdır"

SORU: Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Schengen'e katılması Kıbrıs'ın kuzeyini neden ilgilendiriyor? En önemli etkisi ne olacak?

“Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Schengen Bölgesi’ne katılması, adadaki fiili bölünmüşlük nedeniyle Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan herkesi de doğrudan ilgilendirmektedir. En önemli etkisi, Yeşil Hat üzerinden gerçekleşen insan, mal ve hizmet dolaşımının Schengen koşullarıyla nasıl uyumlaştırılacağıdır. Bu süreç doğru yönetilmezse, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği haklarına erişiminde, yeşil hat geçişlerinde ve iki toplum arasındaki temaslarda potansiyel engeller ortaya çıkabilir. Bu nedenle doğru yaklaşım, Avrupa Birliği Konseyi’nin, Kıbrıs’ın özel koşullarını dikkate alan, kapsamlı çözüm perspektifini önceleyen ve güçlendiren şekilde, Schengen üyeliğini kapsamlı çözüme kadar bekletmektir. Buna rağmen süreç ilerletilecekse, mevcut koşullardaki dolaşımı mağdur etmeyen düzenlemeler geliştirmesi gereklidir.”

"Geçişlerin nasıl değişeceğine ilişkin kesinleşmiş yeni bir uygulama yok"

SORU: Vatandaşın en çok merak ettiği konu geçişler. Schengen üyeliği Yeşil Hat'taki geçişleri nasıl etkileyebilir? Özellikle AB vatandaşı olmayanlar açısından yeni uygulamalar gündeme gelebilir mi?

“Vatandaş açısından en önemli konu, günlük yaşamı doğrudan etkileyen Yeşil Hat geçişlerinin nasıl şekilleneceğidir. Burada altı çizilmesi gereken husus, Schengen üyeliğinin Kıbrıs’ta devam eden Yeşil Hattın AB’nin dış sınırına dönüşme riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Bunun için, Yeşil Hattın hukuki içeriği ve statüsü, Schengen koşullarıyla uyumlaştırılmalı ve mevcut geçişlerin hiçbir şekilde etkilenmemesi güvence altına alınmalıdır.

Bununla birlikte, Schengen kuralları nedeniyle özellikle AB vatandaşı olmayan üçüncü ülke vatandaşları bakımından bazı yeni uygulamalar gündeme gelebilir. Güney Kıbrıs makamlarının, Schengen’in güvenlik ve düzensiz göç yönetimi yükümlülükleri doğrultusunda kimlik ve seyahat belgelerine ilişkin kontrolleri sıkılaştırması, belirli kategorilerde ilave belge veya geçerlilik kontrolleri uygulaması ihtimal dahilindedir. Bu konudaki teknik çalışmaların önemli bir bölümünün, Yeşil Hat’ta bu kontrollerin nasıl yürütüleceği üzerinde yoğunlaştığı da bilinmektedir.

Ancak bugün itibarıyla, geçişlerin nasıl değişeceğine ilişkin kesinleşmiş ve ilan edilmiş yeni bir uygulama bulunmamaktadır. Bu nedenle, kamuoyunda dile getirilen birçok senaryo henüz tahmin niteliğinden ibarettir.

Bu belirsizlikler nedeniyle, Avrupa Birliği ile Kıbrıs Türk tarafı arasında teknik düzeyde anlamlı bir diyalog yürütülmesi özel bir önem taşımaktadır. Amaç, bir yandan Schengen’in sınır güvenliği ve yönetimi yükümlülüklerinin karşılanmasını sağlamakken, diğer yandan Kıbrıslı Türklerin günlük yaşamını, ekonomik faaliyetlerini, iki toplum arasındaki temasları ve kapsamlı çözüm çabalarını olumsuz etkileyecek yeni engellerin ortaya çıkmasını önlemektir.”

"Schengen üyeliği sorunun etkilerini daha ağır hale getirebilir"

SORU: “Karma evliliklerden doğan çocuklar ve Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alamayan kişilerin bu süreçten etkilenme ihtimali var mı? Schengen bu sorunu daha da büyütebilir mi?

“Evet, bu konu Schengen sürecinin en hassas boyutlarından birini oluşturmaktadır.

Karma evliliklerden doğan ve çeşitli gerekçelerle Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alamayan kişilerin önemli bir bölümü bugün Yeşil Hat üzerinden geçiş yapabilmektedir. Ancak Schengen rejiminin uygulanmaya başlamasıyla birlikte, AB vatandaşı olmayan üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin kuralların daha sistematik biçimde uygulanması bu statüdeki kişilerin durumunu daha karmaşık hale getirebilir.

Bununla birlikte, Schengen’in kendisi bu sorunun kaynağı değildir. Esas sorun, uzun yıllardır devam eden ve özellikle karma evliliklerden doğan bazı çocuklara Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığının verilmemiş olmasıdır. Kıbrıs sorunu çözümsüz kaldığı müddetçe, Schengen üyeliği sorunun günlük yaşamdaki etkilerini daha görünür ve daha ağır hale getirebilecektir.

Bu nedenle, vatandaşlık meselesinin uluslararası hukukla desteklenen, insan hakları, eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkeleri temelinde çözüme kavuşturulması artık daha da acil bir ihtiyaçtır. Avrupa Birliği ve Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerinin, Schengen’e geçiş sürecinde karma evliliklerden doğan çocukların mağduriyet yaşamaması için gerekli hukuki ve idari düzenlemeleri önceden planlamaları büyük önem taşımaktadır.

Siyasi açıdan kalıcı çözüm, Kıbrıs’ın kuzeyinin Avrupa Birliği hukukuna tam ve eşit şekilde entegre edilmesini sağlayacak kapsamlı bir siyasi çözümün hayata geçirilmesidir.”

“Kuzey turizmi olası kısıtlamalardan doğrudan etkilenebilir”

SORU: Ekonomik açıdan baktığımızda, Schengen üyeliği Yeşil Hat Tüzüğü kapsamındaki ticareti, turizmi ve kuzey ekonomisini nasıl etkileyebilir?

“Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde, Schengen üyeliğinin etkisi büyük ölçüde uygulamanın nasıl şekilleneceğine bağlı olacaktır. Ancak şunu söylemeliyim; AB Yeşil Hat Tüzüğü tahtında gerçekleşen insan ve mal dolaşımının herhangi bir şekilde olumsuz etkilenmesi kesinlikle önlenmelidir. Dolayısıyla bu dolaşımın yavaşlaması veya ilave idari zorluklarla karşılaşması, mal ve hizmet ticaretinin yanısıra turizm üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Özellikle Yeşil Hat Tüzüğü tahtında yapılan ticaretin, Schengen’in sınır güvenliği ve gümrük uygulamalarıyla uyumlu şekilde sürdürülmesi kritik önem taşımaktadır. Avrupa Birliği’nin temel sorumluluğu, Schengen müktesebatını uygularken bir AB hukuki zemini olan Yeşil Hat Tüzüğü’nün işlerliğini korumaktır. Aksi takdirde, uygulamada ortaya çıkabilecek yeni prosedürler, denetimler veya gecikmeler, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için maliyet artışı ve rekabet edebilirliğin risk altına girebileceği anlamına gelebilir.

Turizm açısından da benzer bir tablo söz konusudur. Güney üzerinden adaya gelen üçüncü ülke vatandaşlarının kuzeye geçişlerinde yaşanabilecek olası kısıtlamalar veya belirsizlikler, kuzey turizmini doğrudan etkileyebilir. Benzer şekilde, her gün Yeşil Hat’tan geçerek Güney’de çalışan, alışveriş yapan veya hizmet alan binlerce kişinin dolaşımında yaşanabilecek herhangi bir aksama, iki taraf arasındaki ekonomik etkileşimi de zayıflatabilecektir.

Bu nedenle, Kıbrıs özelinde Schengen süreci sadece bir sınır güvenliği ve yönetimi meselesi olarak görülmemelidir. Aynı zamanda, çözüm çabaları, ekonomik ve sosyal etkileri dikkatle yönetilmesi gereken bir dönüşüm sürecidir. Avrupa Birliği, Kıbrıs Rum tarafı ve Kıbrıs Türk tarafı arasında yürütülecek teknik ve siyasi istişarelerin amacı da Yeşil Hat Tüzüğü’nün Schengen koşullarıyla uyumlaştırılması olmalıdır.”

“Schengen üyeliği kapsamlı çözüme kadar bekletilmeli”

SORU: Schengen üyeliği, Kıbrıs sorununun çözümünü kolaylaştıracak bir gelişme mi, yoksa çözümsüzlüğü daha da derinleştirebilir mi?

“Ada’da devam eden siyasi sorun ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuzeyde etkin kontrolu olmaması, Schengen üyeliğinin amacına ulaşabilmesinin önünde engeldir. Bu yüzden, Schengen üyeliğinin kapsamlı çözüm sonrasına kadar bekletilmesi en doğru yaklaşım olacaktır. Avrupa Birliği ve Kıbrıslı toplumlar bu sürece kapsayıcı bir anlayışla müdahil olur, Yeşil Hat’ın işlevselliği korunur, Kıbrıslı Türklerin olası mağduriyetleri önlenir ve güven artırıcı önlemleri güçlendirecek adımlar atılırsa, Schengen süreci çözüm yönünde teşvik edici bir unsur da olabilir.

Bu gerçeklerden hareketle, Schengen üyeliğini standart teknik prosedürün ötesinde, Kıbrıs sorununun Avrupa entegrasyonu üzerindeki etkilerini görünür kılan yeni bir eşik olarak değerlendirmek gerekir. Kalıcı çözüm, Birleşmiş Milletler kararları ve parametreleri çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu ve siyasi eşitliğe dayalı federal bir uzlaşının sağlanmasıdır. Böyle bir çözüm hem Schengen’in hem de Avrupa Birliği müktesebatının Ada’mızın bütününde eksiksiz ve ihtilafsız olarak uygulanmasını mümkün kılacak, Kıbrıslı Türklerin de Avrupa vatandaşlığı haklarından tam ve eşit şekilde yararlanmasını mümkün kılacaktır.”

“Teknik diyalog mekanizmaları etkin işletilmeli”

SORU: Kıbrıs Türk tarafının bu süreçte atması gereken adımlar neler? Sizce geç kalındı mı?

“Kıbrıs Türk tarafının, bu süreci yukarıda ortaya koymaya çalıştığım risklere karşı doğru şekillendirmeye çalışan bir anlayışla yönetmesi gerekir. Maalesef, bugüne kadar bu konuda yeterli girişimin yapıldığını söylemek zordur. Schengen süreci 2019 yılından bu yana bilinen ve öngörülebilen bir gelişmeydi. Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz belirsizliklerin önemli bir kısmı, zamanında başlatılması gereken teknik ve diplomatik çalışmaların eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Bundan sonra öncelikle yapılması gereken, Avrupa Birliği kurumları ve Kıbrıs Rum liderliğiyle doğrudan teknik diyalog mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesidir. Amaç, Yeşil Hat geçişleri, ticaret, karma evliliklerden doğan çocukların durumu, öğrenciler, çalışanlar ve üçüncü ülke vatandaşları gibi tüm başlıklarda ortaya çıkabilecek sorunları önceden tespit ederek ortak çözümler geliştirmektir.

Aynı zamanda Kıbrıs Türk toplumunun bu sürece hazırlanması da büyük önem taşımaktadır. Vatandaşların hangi haklara sahip oldukları, hangi değişikliklerin gündeme gelebileceği ve hangi tedbirlerin alınacağı konusunda şeffaf ve düzenli bilgilendirme yapılmalıdır. Belirsizlik, en az olası düzenlemeler kadar zarar vericidir.

Bunun ötesinde, Kıbrıs Türk tarafı bu süreci Avrupa Birliği ile ilişkilerini güçlendirmek için bir fırsat olarak da değerlendirmelidir. Çözüm iradesini, AB ile uyum hedefini ve toplumun Avrupa’daki meşru yerini güçlendirecek siyasi yaklaşım, teknik sorunların çözümünü de kolaylaştıracaktır.

Geç kalınmış bazı alanlar olduğu doğrudur. Ancak hala çok geç değildir. Schengen uygulamaya tam olarak geçmeden önce yürütülecek etkin diplomasi ve teknik iş birliği sayesinde, olası olumsuz etkiler önemli ölçüde azaltılabilir. Önemli olan, bu süreci iç siyasi polemiklerin konusu yapmak yerine, toplumun ortak çıkarlarını önceleyen, öngörülü ve çözüm odaklı bir anlayışla yönetebilmektir.”

“İlk hissedilecek değişiklikler dolaşım ve erişim alanında olacak”

SORU: Son olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti Schengen'e katılırsa Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşayan insanların günlük hayatında ilk hissedilecek değişiklikler neler olacak?

“İlk hissedilecek değişikliklerin, siyasi düzeyden çok günlük yaşamda ortaya çıkması muhtemeldir. Özellikle Yeşil Hat’tan düzenli olarak geçen çalışanlar, öğrenciler, ticaretle uğraşanlar ve iki toplum arasında sosyal veya ekonomik bağları bulunan kişiler, uygulamadaki her değişikliği doğrudan hissedeceklerdir.

Eğer geçişlerde ilave belge kontrolleri, yeni doğrulama prosedürleri veya bekleme süreleri gündeme gelirse, bunun günlük hayat üzerindeki etkisi kısa sürede görülecektir. Özellikle AB vatandaşı olmayan üçüncü ülke vatandaşları ile karma evlilik çocukları gibi hassas gruplar, yeni düzenlemelerden en fazla etkilenebilecek kesimler arasında yer almaktadır.

Ekonomik açıdan ise, Yeşil Hat üzerinden alışveriş yapan, hizmet alan veya ticaret gerçekleştiren binlerce kişinin hareketliliğinde yaşanabilecek en küçük aksama dahi, çözüm sürecinin en önemli temellerinden biri olan iki toplum arasındaki ekonomik etkileşimi etkileyebilir. Dolayısıyla ilk hissedilecek değişiklikler, büyük ölçüde dolaşım ve erişim alanında olacaktır.

Sonuç olarak Schengen, Kıbrıslı Türkler açısından sadece teknik bir sınır güvenliği ve yönetimi meselesi değildir. Aynı zamanda, Avrupa ile teması, günlük yaşamı ve ekonomik ilişkileri doğrudan etkileyebilecek önemli bir gelişmedir. Bu nedenle sürecin şeffaf yürütülmesi, olası mağduriyetlerin önlenmesi ve Kıbrıs Türk toplumunun hak ve çıkarlarının etkin biçimde gözetilmesi hayati önem taşımaktadır. En sağlıklısı, Schengen üyeliğinin Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde ulaşılacak kapsamlı çözümle ve Avrupa Birliği muktesebatının Ada’nın tamamında uygulanmasına kadar bekletilmesidir.”

Özel Haber Haberleri