Rodin’den ‘Asil Köylü Heykeli’ne

Heykelin içeriği, biçimi, estetiği, konumu, doğanın korunması gibi tüm detaylar üzerinde geniş bir konsensüs sağlanabilirse, ikonik bir eser fena fikir değil… Uzlaşı önemli elbette… Biliyorum, bu ülkede zor, ancak, imkansız değil.

“Heykele Hayır” diye kampanya var, görmüşsünüzdür.

İşadamı Erbil Arkın, Girne için devasa bir anıtsal heykel projesi ön görmüş, bir teklifte bulunmuş, şimdi hiddetle tartışılıyor.

Bu ülkeye “sembol bir eser” yapılması ilginç olabilir, peşinen “hayır” demem, içeriğine bakmak isterim, hem heykelin, hem de yerinin…

***

Başkentte, Kermiya yolunda, şahlanmış at üzerinde elinde kılıç Atatürk heykeline karşı çıkmıştım.

Çünkü “yurtta barış dünyada barış” diyen bir lideri salt “düşmanlık” dürtüsüne alet etmişlerdi.

O dönem ada içerisinde geçişler başlamıştı ve o yoldan Kıbrıslı Rumlar geliyordu ya…
“Özel Harp” devreye girdi.
O çemberi anında bayrakla, heykelle, tahrikle donattı.

Dağdaki bayrak da öyle!

Bayrak sevgisi değil “kışkırtmak” için boyandı.

Ne turist var ziyaretine giden, ne de hiç!
Doğal bitki örtüsüne yönelik çevresel etkisini tartışmam dahi…

Keşke bunlara yönelik barış kültürüyle toplumsal bir tepki ortaya çıkabilseydi.

***

Dünya kentlerinde sembol yapılar vardır, Fransa’nın Eiffel Kulesi, Amerika’nın Özgürlük Anıtı gibi… Önlerinde fotoğraf çekmeye can atarız.

Eifell Kulesi örneğin, bildiğin heyula bir demir yığını!

Senede 7 milyon ziyaretçisi var.

Mesela Brüksel’de “Manneken Pis”, anladığımız dilde “işeyen çocuk” heykeli var.

Her gün binlerce insan gidip bakıyor.

Big Ben saat kulesi var İngiliz’in, İtalyan’ın eğri Pisa Kulesi…

***

Girne’ye de “Köylü Heykeli” olur mu?

Kentin dokusu falan göçtü zaten, yüz senede kendine gelmez, yeni bir planlı şehir için yıkılması gereken onlarca yapı var. Girne kaybedildi resmen…
Çevre duyarlılığına gerçekten sahip ilericileri tenzih ederim ancak havuzlu villasında ayaklarını serinleterek ahkam kesenleri de fazlaca samimiyetsiz bulduğumu söylemek isterim.

***

Avrupa’nın en gösterişli heykelini Girne’ye kondurmak adına birinin sponsor olmasını önemsemek gerekiyor. Adam cebinden dünya parası verecek, özel bir menfaati de olmayacak.

İyi de “cebinde her parası olan canının çektiğini yapacak, tepemize heykel mi dikecek” derseniz de haklısınız.


Rodin Koleksiyonu’nu gezerken, sanatçılarla bunu da konuşuyoruz.
Dünyanın en önemli sanat eserlerine ve kültürel vizyonuna sahip birisi, “Asil Köylü Heykeli” için de ısrar ediyor.

Peki, kişisel olarak ne düşünüyorum?

Orman arazisi olmasın derim, ağaçlar ve doğa korunsun; hedeflenen tepenin tam karşısında çok daha yüksek bir yer var, şimdi üzerine bayrak diktikleri, Atatürk’ün Kocatepe silueti de yerleştirilmiş. Örneğin orası çok daha uygun bence…

Ülkemizin önemli sanatçılarından birine fikrini soruyorum, “Başını her kaldırdığında, böyle bir heykel görmek ister misin” diye soruya soruyla karşılık veriyor… Kendisi heykelin estetik görünümünden çok mutlu değil. “Bence Girne’de referandum yapsınlar” diye de öneriyor.

Başında mendili, ayağında dizliğiyle bir Kıbrıs insanı sembolize edilmiş, bronz heykel olduğu için detaylar çok fazla algılanmıyor, beni, en fazla da yüz ifadesi rahatsız ediyor. Hani baktığım zaman çok “yakın” bulmuyorum kendime… Yine de işin estetik boyutuyla ilgili söz söyleyecek yetkinliğim de yok. Heykeli, uluslararası üne sahip bir heykeltıraş olan Hollandalı Lotta Blokker'in tasarladığını öğreniyorum.

Heykelin içeriği, biçimi, estetiği, konumu, doğanın korunması gibi tüm detaylar üzerinde geniş bir konsensüs sağlanabilirse, ikonik bir eser fena fikir değil… Uzlaşı önemli elbette… Biliyorum, bu ülkede zor, ancak, imkansız değil.

Yeter ki baktığımız zaman Kıbrıs’a özgü, hepimizin gönlünü alan güzel bir sembol olsun; havuzlu onlarca villa, çirkin mi çirkin çok katlı apartmanlar yerine…

 

 

Kültür & Sanat Haberleri