“Kültürel miras tüm Kıbrıslıların ortak değeridir”

Kıbrıs'taki siyasi müzakereler yıllardır bir ileri iki geri giderken, iki toplumun birlikte çalışmayı sürdürdüğü alanlardan biri de kültürel miras oldu.

Kıbrıs'taki siyasi müzakereler yıllardır bir ileri iki geri giderken, iki toplumun birlikte çalışmayı sürdürdüğü alanlardan biri de kültürel miras oldu. Kiliselerden camilere, manastırlardan mezarlıklara kadar adanın ortak geçmişini yansıtan yüzlerce yapının korunması için var gücüyle çalışan Kültürel Miras Teknik Komitesi, bugün iki toplumlu iş birliğinin en görünür örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

2022 yılından bu yana komitenin Kıbrıslı Rum Eş Başkanı olarak görev yapan akademisyen ve araştırmacı Sotos Ktoris ile kültürel mirasın korunmasını, komitenin başarı hikâyesini, iki toplum arasındaki güven inşasına katkısını ve gelecekte hayata geçirilmesi planlanan projeleri konuştuk.

Doktorasını Kıbrıs Türklerinin koloni dönemindeki siyasi ve tarihsel gelişimi üzerine yapan Sotos Ktoris, kariyerini doğrudan siyaset yerine kültürel miras alanında şekillendirmeyi seçmiş bir isim. Röportajımızın başında kendisine bu tercihin nedenini soruyorum.

“Çok ilginç bir soru. Pek çok kişi Teknik Komite'nin yalnızca restorasyon ve koruma çalışmalarıyla ilgilendiğini düşünüyor. Oysa gerçekte yaptığımız iş bunun çok ötesine geçiyor. Kültürel Miras Teknik Komitesi'nin adadaki siyasi çekişmelerin bir parçası haline gelmesini hiçbir zaman istemedik. Geçmişte tarafların birbirini suçlayan yaklaşımları yerine, tarihi eserleri ortak bir miras olarak ele almaya çalıştık. Böylece anıtların siyasi rekabetin ve bölünmenin sembolleri haline gelmesinin önüne geçmeyi hedefledik. Kültürel mirasın korunmasına yaptığımız katkıların yanı sıra, yürüttüğümüz çalışmalarla iki toplum arasında güveni, uzlaşıyı ve iş birliğini teşvik ettiğimize inanıyorum. Aynı zamanda toplumlar arasında köprüler kurmayı başardığımızı düşünüyorum. Bu nedenle çalışmalarımızın önemli bir siyasi ve sembolik değer taşıdığı kanaatindeyim. Şunu da unutmamak gerekir ki Kıbrıs'ta ilk kez Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar aynı masa etrafında bir araya gelerek birlikte çalıştı; ortak çaba gösterdi, ortak bakış açıları geliştirdi ve kültürel mirasın nasıl korunabileceği üzerine birlikte düşündü. Son altmış yılda yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen bu iş birliğini başarıyla sürdürebildik. Ben de tüm bu nedenlerle bu ekibin bir parçası olmayı tercih ettim. İlk olarak 2014 yılında, Takis Hadjidemetriou'nun başkanlığı döneminde komitede çalışmaya başladım. Beni bu ekibe dahil ettiği için kendisine minnettarım. 2022 yılından bu yana ise komitede Kıbrıslı Rum eş başkan olarak görev yapıyorum.”

“Komitenin başarısı aramızda oluşan güvene dayanıyor”

Bugün iki toplumlu teknik komiteler arasında en görünür ve en başarılı yapılardan biri olarak gösterilen Kültürel Miras Teknik Komitesi'nin bu noktaya nasıl geldiğini de Ktoris ile konuştuk.

“Bu komitenin başarısı, ilk günden bu yana aramızda oluşan güvene dayanıyor. Birbirimize saygı göstermemiz, karşılıklı hassasiyetleri gözetmemiz, somut ve elle tutulur sonuçlar üretmemiz, kültürel iş birliğini geliştirmemiz ve gerektiğinde karşılıklı tavizler vererek uzlaşabilmemiz bu başarının temelini oluşturdu. Hiç kimse diğerine bir kararı empoze etmeye çalışmadı. Bunun yerine birlikte kararlar üreterek Kıbrıs’ın kültürel ve anıtsal değerlerini nasıl koruyabileceğimizi düşündük. Uzlaşının yalnızca siyasi söylemlerde yer alan soyut bir kavram olmadığının altını çizmek gerekiyor. Bizim açımızdan uzlaşı, iki toplumun her gün birlikte çalışabilmesi, iş birliği yapabilmesi ve bir arada yaşayabilmesidir. Biz de yıllar boyunca ortak bir vizyon doğrultusunda çalışmayı sürdürdük. Kıbrıs’ın kültürel mirası, anıtları, tarihi eserleri ve dini mekânları bizim için yalnızca bir topluma ait değerler değil, tüm Kıbrıslıların ortak mirasıdır. Diğer teknik komitelerin de son derece değerli çalışmalar yürüttüğüne inanıyorum. Ancak bizim başarımız, güvenin zaman içinde kademeli olarak gelişmesine, uyum içinde çalışabilmemize, ortak bir zemin oluşturabilmemize ve her iki toplumun yararına somut sonuçlar elde edebilmemize olanak sağladı.”

“Tarihi eserler ortak tarihsel hafızanın yaşayan tanıklarıdır”

Bazı eleştirilere baktığımızda kültürel miras üzerine yapılan çalışmaların sadece sembolik anlamda gelişmeler sağladığı ve politik anlamda sürece bir katkı sağlamadığı yönünde. Bu tip eleştirilere Ktoris’in yanıtı ise etkileyici.

“Bu tür eleştirileri kesinlikle kabul etmiyorum. Kültürel mirasın korunması ve yaşatılması, Kıbrıs meselesi içinde önemsiz ya da tali bir başlık olarak görülemez. Bizim yaptığımız çalışma çok önemli bir gerçeği görünür kılıyor. Altmış yılı aşkın süren ayrılığın ardından, toplumsal hafızayı yeni kuşaklara aktarmaya katkı sağlıyoruz. Çok kültürlü geçmişimizi ve toplumlar arasındaki tarihsel bağları görünür kılarken, milliyetçi söylemlerin öne sürdüğü tek taraflı tarih anlatılarına da karşı çıkıyoruz. Koruduğumuz yapılar, Kıbrıs tarihinin yalnızca Rumlardan ya da yalnızca Türklerden oluşmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Tarihi eserler, yüzyıllar boyunca süren birlikte yaşamın, karşılıklı etkileşimin ve ortak tarihsel hafızanın yaşayan tanıklarıdır. Bu nedenle yaptığımız iş yalnızca yapıların korunmasıyla sınırlı değildir; aynı zamanda geçmişimizle, kimliğimizle ve ortak tarihimizle kurduğumuz ilişkinin de bir parçasıdır.”

“Toplumlar komiteyi anlıyor ve yaptıklarımızı takdir ediyor”

Komitenin çalışmaları yıllar içinde yalnızca restore edilen eserlerle değil, toplumların söz konusu çalışmalara bakışındaki değişimle de ölçülüyor. Kültürel Miras Teknik Komitesi'ne karşı bugün tamamen olumlu bir algı söz konusu diye düşünüyorum.

“Bu komite çalışmaya başladığında çok fazla eleştiri almıştı ancak zaman içinde toplumların düşünceleri tamamen değişti. Günümüze geldiğimizde Kıbrıslı Rum ve Türk toplumunun çoğunluğu komiteyi anlıyor ve yaptıklarımızı takdir ediyor. Bu eserleri korumamızın önemini kavramış görünüyorlar. Gururla söylemeliyim ki adanın her yanından olumlu geri dönüşler alıyoruz. İnsanlar yalnızca çalışmalarımızı desteklemekle kalmıyor, eserlerin tespit edilmesi ve korunması yönünde de katkıda bulunuyorlar. Bu değişimin, komitenin yıllar boyunca ortaya koyduğu somut çalışmalarla doğrudan bağlantılı olduğuna inanıyorum. Kıbrıs müzakerelerinin durma noktasına geldiği dönemlerde bile komitenin çalışmalarının önemli faydalarını gördük. Güven artırıcı önlemler çerçevesinde en zorlu koşullarda dahi çalışmalarımızı sürdürdük ve hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadık. Her zaman olumlu sonuçlar üretmeye, siyasi sürece ve müzakerelere katkı sağlamaya çalıştık. Bununla birlikte, kalıcı ilerleme sağlanabilmesi için her iki toplumun da ihtiyaç duyduğu şeyin siyasi irade ve kapsamlı müzakerelerin yeniden canlandırılması olduğuna inanıyorum. Kültürel Miras Teknik Komitesi önemli katkılar sunabilir, ancak nihayetinde siyasi sürecin ilerlemesi siyasi aktörlerin atacağı adımlara bağlıdır.”

Komitenin üzerinde çalıştığı projeleri ve bu çalışmalar sırasında karşılaştıkları zorlukları da konuşuyoruz. Ktoris, adanın farklı bölgelerinde yürütülen restorasyon projelerini anlatırken, kültürel mirasın korunması için ihtiyaç duyulan finansmanın her zaman en önemli konulardan biri olmaya devam ettiğini söylüyor.

“Üzerinde çalıştığımız projeler arasında Aytuma, Cilani, Anafotya (Akkor) ve Pirga camileri ile Apostolos Andreas Manastırı, Mormenekşe Geleneksel Evi, Kalecik Panagia Kilisesi, Alsancak/Karava Ayios Georgios Kilisesi, Lefke Panagia Kilisesi ve Sınırüstü/Sıngrasi Ayios Prokopios Kilisesi bulunuyor. Elbette bu yapıların korunması ve restorasyonu kolay değil. Zaman zaman finansman konusunda ciddi zorluklarla karşılaşıyoruz. Uzun yıllardır Avrupa Birliği'nden önemli destekler alıyoruz. Ancak ihtiyaçlar düşünüldüğünde bu kaynaklar hiçbir zaman yeterli olmuyor. Çünkü adanın dört bir yanında hâlâ restorasyon bekleyen çok sayıda tarihi ve kültürel miras niteliğindeki yapı bulunuyor. Bunun yanında farklı kaynaklardan da destek aldığımız dönemler oluyor.

“Surp Magar Manastırı da bizim için son derece önemli bir yapı”

Uzun yıllardır kaderine terk edilmiş görüntüsüyle dikkat çeken Surp Magar Manastırı'nın geleceğini de merak ediyorum. Birçok kişinin yıkılmasından endişe duyduğu bu önemli kültürel miras alanının korunması için hangi çalışmaların yürütüldüğünü Ktoris ile konuşuyoruz.

“Surp Magar Manastırı da bizim için son derece önemli bir yapı. Bu eserle ilgili çalışmalar yürüttük ve projenin hazırlık ile tasarım aşaması tamamlandı. Ancak oldukça kapsamlı bir proje olduğu için ciddi bir bütçeye ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle Kıbrıs Ermeni toplumu ile de iş birliği içerisindeyiz. Önümüzdeki aylarda, en geç ise 2027 yılı içerisinde bu konuda somut adımlar atabileceğimizi umut ediyoruz. Şunu özellikle belirtmek isterim ki biz çalışmalarımızda herhangi bir ayrım gözetmiyoruz. Yalnızca belirli bir topluma ait eserler üzerinde çalışmıyoruz. Bizim için her yapının anlamı ve değeri eşittir. Bunların tamamı Kıbrıs'ın kültürel mirasının bir parçasıdır ve tüm Kıbrıslılar için önem taşımaktadır. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz projeler olmasaydı, bugün ayakta duran ve bakımlı durumda gördüğümüz pek çok yapı büyük olasılıkla yok olmuş ya da ciddi şekilde tahrip olmuş olacaktı. Bu eserler yalnızca taş ve duvardan ibaret değildir; aynı zamanda tarihimizin ve ortak hafızamızın da bir parçasıdır. Bu nedenle komitenin çalışmalarına verilecek her türlü destek, Kıbrıs'ın tarihine ve kültürüne yapılmış bir katkı anlamına gelecektir.”

Röportaj Haberleri

“Ben kadın gitarist değilim, ben gitaristim”