“Kıbrıslı Türk ya da Rum olmanın hiçbir farkı yoktu”

“Kıbrıslı Türk ya da Rum olmanın hiçbir farkı yoktu”

1948 yılında, Kıbrıslı Türk ve Rum maden işçiler tarafından yaşanan direnişin öyküsü

BELGESEL’in Yönetmeni Paschalis Papapetrou, ADRES KIBRIS’a konuştu

 

Simge ÇERKEZOĞLU

Kıbrıs tarihinin unutulmaz ‘direnişleri’ arasında yer alan, maden işçilerinin adeta destan yazdığı grev, “Maden İşçileri’nin Anıları” isimli belgeselle ölümsüzleşti.
İlk gösterimi 2008 yılında gerçekleştirilen “Maden İşçileri’nin Anıları” isimli belgesel, unutulmaz direniş hareketinin yıl dönümü olan Ocak ayında yeniden gündeme geldi.
Kıbrıslı Rum Yönetmen Paschalis Papapetrou tarafından çekilen filimde 13 Ocak 1948 yılında, Kıbrıslı Türk ve Rum maden işçiler tarafından aylarca yaşanan direniş öyküsü konu ediliyor. Görgü tanıklarının anlatımı ile CMC madeni kalıntıları arasında Lefke bölgesinde çekilen belgesel, umuda en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde içimizi aydınlatıyor.
Yönetmen Paschalis Papapetrou röportaj teklifimizi memnuniyetle kabul etti, hatta projesine gösterdiğimiz ilgi için teşekkür de etti. Oysa teşekkür etmesi gereken taraf asıl bizleriz. Hem iki toplumun bir araya gelince neler başarabildiğini hatırlattığı hem de birlikte yaşama bu denli inandığı için. Teşekkürler Paschalis Papapetrou…


Öncelikle şunu sormak istiyorum Kıbrıslı Türk ve Rum maden işçileri tarafından yapılan ve aylarca süren bu grev çok uzun zaman önce 1948 yılında yaşanı. Bunca yıl aradan böyle bir belgesel çekme fikri nasıl oluştu?

2005 yılında birisi bana Katidata ile ilgili kısa bir belgesel yapma teklifi ile geldi. Katidata Skouriotissa’nın ’un yanında küçük bir köydü.  Bende bu küçük projeyi yapıp yapmamayı düşünürken Pandelis Parnabas ile tanıştım. Pantelis Varnava, PEO (Tüm Kıbrıs İşçi Sendikası) sendikasında çalışıyordu. Kendisi de on dokuz yaşından otuzlu yaşlarının ilk yıllarına kadar madende çalışan işçilerden biriydi. Bizim de Katidata’da hem rehberimiz oldu hem de bize röportaj verenlerden biri. Onunla bu konuda yaptığımız röportaj ve küçük çalışmanın tamamlanmasının ardından Pantelis benden ne yaptığımızı ona da  göstermemi istedi. DVD ‘yi ona verdikten sonra bana madene dair bildiği ne varsa anlatacağını söyledi. Pantelis madende de çalışan ve PEO ‘nun en bilinen üyelerinden biriyi ve 1948 yılında Skouriotissa köyündeki eyleme de öncülük etmişti. Böylece onun sayesinde filme başlamış olduk. Filme gazeteleri taramakla başladım. Daha sonra Patelis Varnava’nın rehberliğinde Kıbrıslı Türk ve Rumlarla röportajlar yaptım. Film için sponsor ararken, PEO’ya da sordum ve filmin tüm masraflarını karşılamayı kabul ettiler.


Belgeseli çekmekteki amacınız neydi?

Filmi yapmaktaki amacımız her şeyden önce Kıbrıs’ın tarihini maden işçileri  açısından anlatmak ve genç nesillere bilmediği yada unuttuğu şeyleri hatırlatmaktı. Madenin Kıbrıs için dikkate değer yanı eski zanlardan bu güne
Kıbrıslı Rum ve Türkler arasındaki dayanışmayı anlatıyor oluşudur.
Biz o günler ile anlatırken onların nasıl daha iyi bir hayata ve çalışma koşullarına ulaşmak amacı ile çalıştıklarını da anlatmış olduk. 

Sizin de söylediğiniz gibi CMC madeninde çoğunlukla Kıbrıslı Türk ve Rumlar çalışıyordu. Filimde kullandığınız dil Yunanca öyle değil mi?

Evet, Yunanca konuşuldu ne yazık ki ben Türkçe bilmiyorum. Lefke’de ve Skouriotissa’da yaşayan yaşını almış Kıbrıslı Türklerin çoğu zaten çok iyi Yunanca konuşuyorlar. Bana Kıbrıslı Rumlarla yaşadıkları hayata ve madende ilişkin çok güzel bilgiler verdiler. Şunu söylemeliyim ki Pandelis Pandabas yanında o günleri çok iyi bilen Jeolog ve Doktor arkadaşım Giergos  Constantinou da bana  Kıbrıs’taki madene dair önemli bilgiler verdi ve çok yardımcı oldu.


Kaç Kıbrıslı Türk ve Rum’la konuştuğunuzu hatırlıyor musunuz?

Sayı veremem ama sanırım on Kıbrıslı Rum ve beş ya da altı Kıbrıslı Türk ile konuştum.  Ben çok az Türkçe biliyorum ve bu bilgimle araştırma yapmam mümkün değildi. Tercüman da kullanmadım benim için sorun buydu aslında çünkü sadece Rumca anlatabilen, konuşabilen insanlara yoğunlaştım. Hep Yunanca konuşabilecek birilerini aradım.

Madende yaşanan olayların Kıbrıslı Türk ve Rumlar açısından o zaman dilimindeki önemi neydi size göre?

O zaman birlikte çalışan bu insanlar birlikte grev yapmayı ve daha iyi koşullarda çalışmayı amaçladılar ve temel hedeflerine de ulaşmayı başardılar. Çocuklarına süt ve ekmek alacak parayı sağladılar. O günlerde CMS karşı verilen ortak mücadelede Kıbrıslı Türk ya da Rum olmanın hiçbir farkı yoktu. Çünkü konuştuğum herkesin söylediği şuydu; onlar birlikte çalışan, birlikte yaşayan, birlikte kazanan, birlikte kutlamalar yapan insanlardı. Ben bunları o günleri yaşayan ve konuştuğum bu insanlardan öğrendim.

İnsanlara bu ortak mücadeleyi hatırlatmak aslında her iki taraf için de birlikte çalışma veya yaşamanın mümkün olduğunu zihinlerde canlandırabilir mi?

Tabii ki. Eğer o günlerde insanlar birlikte yaşayıp çalışabiliyorlar saydı neden bu gün ya da şimdi de olmasın?


-------------------------------

 

‘Beşparmak’taki ortak yaşamı çekmek isterim’

Kıbrıslı Türk ve Rumlara ortak geçmişi anlatmak adına yeni projeleriniz var mı?

Evet, aklımda bir şeyler var ama sorun her zamanki gibi para. Çünkü ne zaman büyük projeler ya da belgeseller yapacak olsam ki bu büyük prodüksiyonlu,  
en az bir saatlik projelerdir bunun için ciddi para gerekir. Aksi taktirde ne kameraman, ne de ses mühendisi bulmak mümkün olmaz. Yapmak istediğim proje Pendadaktilos, Beşparmak ile ilgili. Burada Kıbrıslı Türk ve Rumların birlikte yaşadığı bir köy vardı. Eğer gider ve arasanız Pendadaktilos’ta size Kıbrıslı Rumlarla nasıl birlikte yaşadıklarını anlatacak ve konuşacak pek çok insan bulursunuz. Ayrıca Pendadaktilos ‘la ilgili 2010 yılında Trodos’ta bir proje yaptım. Pendadaktilos sonuçta adada bulunan yüzyılda bir oluşan önemli bir dağdır ve Kuzey Kıbrıs’taki jeolojik yapıya dair önemli bilgiler verir. Ayrıca insanlara ne gibi kaynaklar sağladığı ve Kıbrıslı Tük ve Rumların nasıl bu kayaklar sayesinde birlikte yaşadığını anlatabilir.

Belgesel zaman içinde farklı etkinliklerle izleyicilere ulaştı. Belgesel izleyiciler üzerinde nasıl etkiler yarattı?

Filmin ilk gösterimi 2008 yılında PEO binasında oldu. Sanırım o gün orada bin kişiden fazla Kıbrıslı Rum ve Türk vardı. Sadece yönetmen olarak ben değil filmin yaratıcısı olarak hepimiz, kameramanından tüm guruba kadar, hepimiz çok gururlandık. İnsanlara sadece filmi izlemeleri için çağrıda bulunmuştuk. Ne izleyeceklerini ve filimden neler alabileceklerini bilmiyorduk. Sanırım Kıbrıslı Rum ve Türkler arasında film hakkında istediğimiz ilk etkiyi yaratmıştık. Film insanların kalbiyle konuştu. Ayrıca o günlerde o insanların nasıl yaşadıklarını nasıl çalıştıklarını bilmek ve aynı zamanda Kıbrıs’ın tarihinin unutulmuş bir bölümünü görmek Kıbrıs’a kulak vermek çok duyusaldı.

Son olarak iki taraf arasında devam eden görüşmelerden bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz bu görüşmeler çok uzun zamandır devam ediyor. Ancak henüz bir anlaşmaya varılamadı. Sizce bir gün Kıbrıs’ta anlaşma mümkün olacak mı?

Olsa daha iyi olur olmazsa ne yapacağız. Eminim kimse partizan değildir, ne Kıbrıslı Rum ne de Türkler. Ben Lefkoşa’da Ömeriye yakınlarında doğdum. Burası Kıbrıslı Rum ve Türklerin birlikte yaşadığı bir bölgede. Hep annemden ve babamdan Kıbrıslı Rum ve Türklerin nasıl birlikte yaşadıklarını dinleyerek büyüdüm. Eğer bu sorunu çözmesek, ben adada bir gelecek göremiyorum. Tüm Avrupa bir ülke olma fikrine dayanıyor. Kıbrıs gibi küçük bir adanın bölünmüş olması geleceğe ne gibi katkı sağlayabilir. Kırk yıl bunun için yeterli bir zamandı. Artık sona ermeli.

Dergiler Haberleri