Hüseyin Sevay: KKTC - Bir Trafik Güvensizliği Diyarı

KKTC trafiği denince akla gelen tek şey cezadır. Kısmi olumlu katkıları olsa da salt cezalarla trafik güvenliğini sağlamanın mümkün olmadığı ise aşikârdır.

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Sevay
hsevay@gmail.com

KKTC: Bir Trafik Güvensizliği Diyarı

Kıbrıs'ın kuzeyi her geçen gün artarak kötüleşen bir trafik güvensizliği diyarı olmaya devam etmektedir. 1974 sonrası Kıbrıs'ın kuzeyini yönettiği iddiasında olanların tümü trafik güvenliği fikrini benimsemek istemediler ve trafik güvenliği için toplum adına kayda değer bir mücadele vermediler. Böyle bir mücadele vermedikleri gibi bu mücadeleyi vermeye çalışanları da bilinçli olarak "çok başarılı" biçimde yok sayıp engellediler. Bu sebeple, ağızlarına "trafik güvenliği" deyimini almaktan bile imtina edenler yıllardır bu topluma sadece zarar vermektedirler. Bu zararın sonuçları ise yaşanmakta olan derin acılardır.

Eğer yollarınız ve bu yollar üzerinde seyahat eden insanlarınız varsa, sizin en başta devlet olarak bir trafik güvenliği sistemi oluşturmanız bir seçenek değil, bir gerekliliktir. Böyle bir sistemi yeniden icat etmeniz gerekmez. Dünya örneklerinden de yararlanarak trafikte hayat kurtaracak ve ciddi yaralanmaları önleyecek bir sistem geliştirir ve hizmet olarak bu sistemi halkınıza sunarsınız. Bu sistemi eğitim, denetim ve trafik mühendisliği temelleri yanında yasal düzenlemeler ve diğer tüm alt öğeleri ile bir bütün olarak ele alır ve zaman içinde sürekli olarak iyileştirirsiniz; trafik ortamının vahim ötesi bir kaosa dönüşmesine kayıtsız kalmazsınız.

Dünden bugüne vardığımız bu hazin noktada giderek derinleşen trafik güvensizliği ve diğer tüm toplumsal sorunlarımızın çözümü için elimizde tek bir seçenek dışında başka bir şey kaldığını söylemek güçtür. Kıbrıs'ı birleştirecek bir anlaşma gerçekleşirse, belki toplum olarak düzelir ve hak ettiğimize inandığımız bir yaşama kavuşabiliriz. Her ne kadar Kıbrıs'ta bir anlaşma kendi başına bir garanti teşkil etmese de bize ümit besleme lüksünü sunması açısından yine de kritiktir.  Aksi halde, kendimizi var olan sistem içine hapsettiğimiz sürece, toplumsal sorunlarımızın çözülmesinin pratik olarak imkânsız olduğunu anlamak için çok geç kalmış olacağız. Son 50 küsur yıllık toplum tarihimiz bu gerçeğe ayna tutmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde 40 yılı aşkın süre profesyonel lisans sahibi bir inşaat ve trafik mühendisi olarak çalışmış Taner Aksu babasını küçük yaşta trafiğe kurban vermiş bir büyüğümüz. Taner Aksu babasını kaybettikten sonra çocukluk yıllarını Lefkoşa'nın Samanbahçe semtinde dede evinde geçirir. Çocuk sayılacak yaşta beş yıl mücahitlik yapar. Sonrasında ise Yıldız Teknik Üniversitesi’nden inşaat mühendisi olarak mezun olur. Kader onu İstanbul'dan sonra ABD’ye taşır ve eğitiminin ardından yıllarca trafik ve ulaştırma mühendisi olarak çalışır.

ABD’de master yaptığı hocalarının örneğini kılavuz edinen Taner Aksu doğup büyüdüğü topraklara bir şeyler katmak için bir zaman sonra bir mücadeleye girer. Bu mücadele rahmetli Denktaş'ın onu özel olarak Kıbrıs'a çağırması ve ondan trafiği düzeltmesi için yardım talep etmesi ile başlar. Tarih 1990 yılının başlarıdır—yazının devamından da anlaşılacağı üzere, bu girişim de toplum adına kalıcı bir netice vermemiştir.

Bu tarihten sonra Taner Aksu yaklaşık 20 yıl yaşadığı ABD'de iken uzaktan, Kıbrıs'ı ziyarete geldiği zamanlar ise yakından ait olduğu toplumuna bir şeyler vermek için didinir. Ancak bu uzun süreç içinde anlamak zorunda kalır ki bireysel uğraşlar ilerleme sağlamak için hep yetersiz kalmaktadır. Dolayısı ile, 2010 yılı sonunda "Trafikte Kazasız Yaşam Derneği" (TRAKAYAD) kurulur ve böylelikle trafik güvenliği için örgütlü bir mücadele başlatılır. Derneğin temel amacı devletin ana hedeflerinde olması gereken—ama olmayan—trafikte hayat kurtarma ve ciddi yaralanmaları önleme amacına katkı koymaktır.

Taner Aksu bireysel olarak uğraştığı yıllarda bile her şeye rağmen etkin adımlar atar. Polis memurlarına gönüllü olarak farkındalık eğitimi vermek yanında belediyelerdeki mimar ve mühendislere de trafik mühendisliği dersleri verir. Nitekim, yeni kurulan derneğin teknik ekibi ders verdiği bazı mimar ve mühendislerden oluşur. Derneğin bel kemiğini oluşturan mimar ve mühendis grubuna da uzunca süre trafik mühendisliğinin temel kitabını kullanarak ayrıca dersler verir.

Devlet bünyesinde olmasa da, Taner Aksu'nun bu bilinçli yatırımlarından dolayı artık hemen hemen tümü belediyelerde görevli küçük mimar ve mühendis takım gerçek bir trafik mühendisinin gözetiminde proje üretebilecek seviyeye gelmiştir. Bu takım teknik çalışmalar yaparken bilgi edinmek yanında fikir ve çözüm üretebilecektir.

Taner Aksu'nun trafik güvenliği mücadelesinin dernekçilik evresi, katkı koymak için çaba sarf ettiği yaklaşık otuz yılın son on yılını oluşturur. Bu on yılda derneğin mimar ve mühendislerden oluşan teknik ekibi dünya standartlarını göz önünde tutarak örnek projeler üretir. Bu projeleri meclisteki vekillerden ilgili belediye başkanlarına kadar ilgili herkes ile hem yazılı, hem de sözlü olarak paylaşır. Bu aşamaya gelinmesi 2011 yılının Kasım ayı başına denk gelir.

Dernek 2015 yılına gelindiğinde okullarımızdaki trafik güvenliği eğitimine de bizzat el atar. Öğretmen sendikaları ile birliktelik oluşturur. Avustralya sisteminde kullanılan kitapların çevirisi yapılıp yine Taner Aksu'nun uğraşları ile bulunan sponsor sayesinde kitaplar binlerce renkli nüsha olarak basılır ve Eğitim Bakanlığına okullara dağıtılmak üzere teslim edilir. Ayrıca, Eğitim Bakanlığının desteği ile dört dernek gönüllüsü beş kentimizde ilgili sınıf öğretmenlerimize hizmet içi eğitimler de verir.

2017 yılı yazında derneğin uğraşları sayesinde KKTC Cumhuriyet Meclisi ilk kez "Kıbrıs Sorunu"ndan farklı bir başlıkla—“trafik güvenliği”—"olağanüstü" statüde bir birleşim gerçekleştirir. Bu birleşimin ardından meclis bünyesinde süre kısıtlaması olmayan bir "trafik güvenliği" komitesi oluşturulur. Taner Aksu bu komitenin alt komitesinde iki akademisyen arkadaşı ile birlikte gönüllü olarak görev alır. Ancak aylarca süren toplantıların ardından 2018 yılı başında "Dörtlü Hükümet" yönetime gelir ve komitenin çalışmaları bir daha canlandırılmamak üzere durdurulur.

Yeni hükümetin Ulaştırma Bakanı göreve geldiği ilk gün dernekten yardım talep eder. Derneğin teknik takımındaki bazı üyeler derneğin Taner Aksu'nun gözetiminde sürdürdüğü çalışmaları bakanlık ile koordineli yürütülür. Taner Aksu ABD'de iken bakanlık ile başladığı görüşmelerine Kıbrıs'ta bulunduğu zamanlarda da devam eder. Bakanlık bünyesinde Taner Aksu ile birlikte yakinen çalışacak bir takım oluşturulur ve bu takım bakanlık bünyesinde dokuz ay çok yoğun çalışarak somut fikir ve projeler üretir, raporlar hazırlar.

2019 yılına gelindiğinde dernek, misyonunun dernek isminde daha iyi temsil edilmesi için adını "Trafikte Güvenli Yaşam Derneği" (TGYD) olarak değiştirir. Dernek tarafından verilen tüm çaba insan üstüdür. Toplum tarihimizde hiçbir birey veya oluşum bu denli bilinçli, iyi niyetli ve inançlı bir trafik güvenliği mücadelesi vermemiştir. Devlete ait örgüt ve kurumlar ise derneğin vermiş olduğu mücadeleyi yok saymak ve engellemek dışında başka bir şey yapmamışlardır. Bazı siyasi ve yetkililerce atılan çok az sayıdaki doğru adımların ise arkası gelmemiştir.

Çocuklarını trafiğe kurban vermiş anne ve babaların kurulmasında önayak olduğu derneğin gönüllüleri 2019 yılına gelindiğinde var olan sistem içinde toplum adına başarılabilecek bir şey kalmadığına kanaat getirip zaman ve enerjilerini daha faydalı olabileceklerine inandıkları alanlarda harcamak üzere dernek faaliyetlerini dondururlar. Bu çok üzücü aşamadan sonra Taner Aksu kendine yıllar içinde üst düzeyde değer verilen ABD’ye döner ve Kıbrıs’a yaptığı o ümit dolu ziyaretler sona erer. Bu aşamaya gelinmesi çok acıdır, ama gerçeklerimizle yüzleşmek de kaçınılmaz bir hal almıştır.

Sistemde iyiye doğru değişen hiçbir şey olmadığı için trafikteki ölüm ve ciddi yaralanmalar ne yazık ki hız kesmeden devam eder. Örneğin, 22 Ocak 2014'te Güzelyurt Yolu Faciası 4 genç akademisyen kadınımızın hayatına mal olur. 29 Kasım 2016'da Girne-Değirmenlik Dağ Yolu Faciası ve 5 Aralık 2018'de Ciklos felaketi yaşanır. Bu olaylar ve bunlar gibi binlerce ciddi kayıp yaşanmış olaydan her zaman olduğu gibi sistem adına hiçbir bir ders çıkarılmaz. Suçlu, bir olayı yaşamışların arasından hemen bulunur ve vaka dosyaları bir daha açılmamak üzere kapatılır. Ancak suçlu veya sorumlu hiçbir zaman trafik güvenliği hizmeti vermeyen devlet veya ona bağlı örgütler değildir! Suçlular her zaman olayları yaşamış insanlarımız arasından seçilenler olur. Tasarımsız yol ve kavşak inşa edenler, eğitim vermeyenler veya vermekte aciz olanlar ve koruma amaçlı denetim yapmayı inatla reddedenler asla suçlu veya sorumlu görülmezler. KKTC trafiği denince akla gelen tek şey cezadır. Kısmi olumlu katkıları olsa da salt cezalarla trafik güvenliğini sağlamanın mümkün olmadığı ise aşikârdır.

Düşünün ki, var olan sistem bu küçücük toplumun bağrından çıkmış gerçek trafik mühendisini yaklaşık 30 yıl bilinçli olarak yok saymayı ve engellemeyi becerebilmiştir. Dolayısı ile, bazılarının ifade ettiği gibi sorun "sistemsizlik" değildir—Asla! Sistemsizlik bir şeylerin eksikliğine işaret eder. Öyle ki, o eksikler tamamlandığında sistem topluma hizmet eder hale gelir. Ayrıca “sistemsizlik” masumiyet çağrıştıran bir sözcüktür. Ancak, bilenlere karşı sistemin gösterdiği müthiş direnç bir eksiklikten dolayı gerçekleşmiş olamaz, çünkü bu direnci gösteren varlık topluma hizmet verme derdi olmayan sistemin ta kendisidir. Sistem hiç de “masum” değildir. Özetle, sistem tam da budur.

Bu açıdan bakıldığında, yerleşik zihniyetin yarattığı bu sistem kendine göre oldukça "başarılıdır:" Hiçbir trafik güvenliği hizmeti sunmamasına rağmen, sistem birilerine büyük faydalar sağlamaya gelince tıkır tıkır işlemektedir. Oysa Taner Aksu veya "Trafikte Güvenli Yaşam Derneği" dünyanın herhangi bir başka yerinde faaliyet göstermiş olsaydı bu denli bilim ve etik dışı bir muamele görmeyecekti. Nitekim, Taner Aksu trafik güvenliği ile yakından alakalı ABD devleti bünyesindeki bazı kurumlar açısından başka ülkelere o ülkelerdeki ulaştırma ve trafik güvenliği ile uygulamalarla ilgili gözlem yapmak ve de rapor sunmak üzere birçok kez bizzat görevlendirilmiş çok değerli bir mühendisidir. Ama ne fayda! Kıbrıs’ın kuzeyinde bilene değer vermek ölümcül günahtır.

Pek tabii ki, böylesine bir mühendisin katkı koymasını engellemeyi marifetten sayan yönetim zihniyeti sayesinde kaybeden her zaman olduğu gibi yine toplum olmuştur. Göz göre göre kaçırılmış fırsatların haddi hesabı yoktur. Çocuklarımızın doğru trafik güvenliği eğitimi almamaları, denetim sisteminin çağın gerisinde kalması, trafik mühendisliğinin yok sayılması ve yasal düzenlemelerin bir trafik güvenliği sistemini destekleyecek şekilde güncellenmemesi değişmemeye yeminli bu sistemden dolayıdır.

Diğer yandan, tüm sorumluluğu sadece yol kullananların omuzlarına yüklemek işin kolayıdır. Pek tabii ki, sunulan "hizmet" trafik güvenliğinin tüm ana unsurlarından yoksundur. Kötü bir sistemde insanların kusursuz davranmalarını beklemek ise gerçekçi değildir. Ayrıca, teknolojiyi para ile satın alarak sorun çözeceği ve “teneke polislerin” kendi başlarına otomatik denetim yaparak ölüm ve ciddi yaralanmaları önleyeceği algısını yaratmaya çalışmak ise toplumun kolektif aklı ile alay etmekle eşdeğerdir.

Derneğin kurulduğu ilk zamanlar dernek gönüllüleri teknik alanda yol gösterici ve yardımcı olunduğu takdirde yetkili birilerinin onları dinleyeceğine ve değişim için çaba sarf edeceğine çok inanmıştı. Teknik işlerin siyaset ile alakası olmadığını sanmışlardı. En başta, kendilerine ve mücadelelerine inanmışlardı. Çok uğraşlar verip toplum adına bir ümit doğurabileceklerini düşünmüşlerdi. Ama meğer kendileri dışında sistem tarafında çalışan kimsenin kayda değer ne bir çabası, ne de trafikte hayat kurtaracak ve ciddi yaralanmaları önleyecek bir sistem oluşturmaya cesareti olacaktı.

İsveç Parlamentosu’nun 1997 yılında ortaya koyduğu "Vizyon Sıfır" trafik güvenliği felsefesini ilk kez TRAKAYAD/TGYD toplum sathına yaydı. Okullarımızda bilinçli olarak trafik güvenliği eğitimi verilmesi gerektiğini ilk kez TRAKAYAD/TGYD ortaya koydu. İlk kez bir dernek örnek teşkil etsin diye sorunlu bazı kavşakların güvenli ve yüksek kapasiteli hale getirilmesi için somut projeler üretti. İlk kez bir dernek polis, meclis, yargı, sigorta ve sürüş eğitiminden sorumluların tümünü bir araya getirmeye çalıştı. Toplum tarihimizde ilk kez bir dernek "trafik güvenliği" deyimini topluma tanıttı ve topluma bu anlayışı benimsetmek için çok çalıştı.

Ama maalesef olmadı. Ne "Vizyon Sıfır" mesajına zaman zaman da olsa destek çıkan siyasilerin kısıtlı girişimleri, ne bu mesaja hassasiyet gösteren çok az sayıda basın emekçisi ile kurulan birliktelikler, ne de dernek gönüllülerinin yıllarca televizyon ve radyolarda hazırladıkları ve ayrıca katıldıkları programlar kalıcı bir sonuç verdi.

Zaten son yaşadığımız Gemi Faciası güvenlik anlayışının yönetici koltuklarını işgal edenler açısından hiçbir önem arz etmediğini bir kez daha ispatlamış oldu. Sorumlular sadece siyasilerle sınırlı kalmasa da, bugüne dek meclis çatısı altına girmeyi kabullenmiş ve özellikle yönetime gelmiş tüm kişiler Kıbrıs'ın kuzeyinde trafik ve diğer alanlarda yaşanan bütün felaketlerin baş sorumlularıdır. Onlara "Bugüne dek trafik güvenliği için ne gibi bir mücadele verdiniz?" sorusunu sormaya dahi gerek yoktur. Çünkü orada kayda değer bir mücadele yoktur.

Konu ettiğimiz trafik güvenliği sistemini oluşturabilseydik, kaybettiklerimizin belki de yarıdan çok fazlası bugün hayatta olacak ve sakat kalanlar ise sağlıklı olarak hayatlarına devam edecekti. Dolayısı ile, “Vizyon Sıfır” bugünkü yönetim zihniyeti açısından trafik güvensizliğinin daha da derinleşmesi için hiçbir adımın atılmaması anlamı taşır.

Bu sebeple, trafik ortamı kaosa dönen bu sistemden kurtulmak için her yetişkin bireyin daha ne kadar kurban vermemiz gerektiğini düşünmesi, başını iki elinin arasına alıp en başta kendini sorgulaması ve yetkili olduğunu iddia edenlerden hesap sormayı öğrenmesi gerekir.


NOT: Bu yazının hazırlanmasında öneriler sunan değerli büyüğüm Taner Aksu’ya çok teşekkür ederim. Yazının içeriğinin tüm sorumluluğu bana aittir.

Dergiler Haberleri