Muhabir: Sonay Demirpençe
Kendimi tek kelimeyle tanımlayacak olsam.. “Anormal” derdim. Çünkü, içinde bulunduğumuz düzende bize dayatılan bugünde değil, gelecekte yaşamak. Bedenimiz an’da olsa da zihinsel olarak bir dakika sonrasında, bir ay sonrasında, bir sene sonrasında yaşıyoruz. Oldum olası bu beceriyi edinemedim. Yakın bir zamanda da bu beceriyi edinmeye çalışmaktan vazgeçtim. Söylediklerim yeterince içime sinmedi, o yüzden detaylandırmak istiyorum. Özellikle bir siyaset bilimci olarak anormal olmak veya anda kalmak ne demek biraz bundan bahsedeyim. Siyaset bir bilim olarak örüntüleri belirlemek ve bunun neticesinde geleceğe dönük öneriler sunarak topluma fayda sağlar. Anda kalmak aktivistin işidir. Bir hakkın varlığı ya da yokluğu nedeniyle o anda hareket eder ve layıkı olanı hemen almaya çalışır. Tam da bu nedenle, ait olmak istediğim “siyaset bilimci” kimliğiyle çelişiyorum. Çünkü benim için de, tıpkı bir aktivist gibi, “Tehdit” ya da bir hakkın yokluğu gelecekten gelmiyor, ya da gelecekte meydana gelmeyecek, o tehdit veya yoksunluk içinde bulunduğumuz bu anın ta kendisidir. O nedenle, bu “anormallik” benim için dürtüselliktir, ya hep ya hiçtir. Yatırım tavsiyesi değildir.
Şu an yaptığım işi yapmasaydım.. Kesinlikle fizik ve matematik okurdum ve de kimya... En büyük pişmanlığım da bu. Doğanın kendi düzenini anlamaya çalışmak türümüzün yaratmaya çalıştığı düzeni anlamaya çalışmaktan katbekat heyecan verici. Bak şu anda şüpheye düştüm, acaba koyuverip fizik mi okusam?…. Sonay.. Çok sıkıntılı sorular soran… Ezberci KKTC eğitim sisteminin bir başka mağduriyeti olarak bu alanların “ne olduğunu” çok geç öğrendim. O nedenle pişmanlık duygusu yaşamamak için bu alanlara dair ne varsa dikkatimi geri çekerek koşarak uzaklaşıyorum. Şimdi de koşarak uzaklaşalım lütfen.
Benim gündemimi en fazla meşgul eden şey... İinsana dair her şey. Örüntüler, inançlar ve insan doğası. Benim için bunları gözlemlemek puzzle gibi. Ancak bazı ahlaksızlıklar bazen çok fazla geliyor. Örneğin kayıtsız kalamadığım şeyi sormuştun, haksızlık. Haksızlık bana çok fazla geliyor.
En büyük sevincim.. Sevdiklerimin varlığını hissetmek. Yine bir KKTC mağduriyeti sonucu sevdiklerimin varlığını hissetme sevinciyle yetiniyorum.
Hayatımın dönüm noktası.. Benim için her günüm hayatımın dönüm noktasıdır. Her günümü son günümmüş gibi yaşıyorum ve elimden geleni yapıyorum.
Beni en çok etkileyen yazar.. Yok. Hayatta her şeyden eşit derecede bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. İlla ki birine işaret etmek gerekirse “korkularım” ve "yenilgilerim". “Halil Cibran: Defeat”
Başucumdaki kitap: Marcus Aurelius - Kendime Düşünceler
En keyif aldığım müzik: Boney M- Rasputin
En son izlediğim film: Catch me if you can
Kendim için son aldığım şey: Gözlük. Kırık kullanma ayıptır dediler.
Dolabımdaki en gereksiz şey: Dikiş yaparken arta kalan 5-6 santimlik, asla kullanılamayacak boyuttaki kesik kumaşlar.
Benim için alınabilecek en güzel hediye: Yemek
Kendimle ilgili değiştirmek istediğim şey: Dürtüselliğim
Kendimde beğendiğim özellik: Unutkanlık
Olmasa da olur: KKTC olacaksa aklım olmasın, aklım olacaksa KKTC olmasın.
Olmazsa olmaz: Ailem
En iyi yaptığım yemek: Dolma
Aşk benim için.. Hayranlıktır. Çağın’a her gün yeniden hayran oluyorum. Kamera nerede acaba? Selam canım.
Onunla tanışmayı çok isterdim: Einstein
Görmek istediğim yer.. Yok sanırım.
Hayalimdeki dünya.. “Hayalimdeki dünya” to-do-list:
- 7 büyük günahın (Kibir, Açgözlülük, Şehvet, Kıskançlık, Oburluk, Öfke ve Tembellik) şartsız koşulsuz cezalandırılması . Adına “yargı” diyebiliriz.
- Eğitim sisteminin kaldırılarak her bireyin sorduğu sorular neticesiyle kendini yönlendirdiği bir öğrenim sistemi.
- Eşit emeğe eşit ücret
Mutlaka yapmak istediğim şey.. Her gün dilediğim gibi yaşayarak o gün geldiğinde “Yaşşa be Melis” demek.
Son olarak söylemek istediklerim.. İyi olun, afiyetle kalın.