Dayanışma, ara bölgedeki Kayıp Şahıslar Komitesi’ne ait Antropoloji Laboratuvarı’na iki toplumlu bir ziyaret gerçekleştirdi.
Ziyarette barış kültürünün oluşturulması için her iki tarafın da yüzleşme sürecinden geçmesi gerekliliği vurgulanırken, “tüm tarafların samimi bir şekilde “özür dilemesinin” önünün açılmasını da yüzleşme sürecinin önemli parçalarından birisi olarak görmekteyiz. Özür Diliyoruz” denildi!
Dayanışma aktivistleri, Kıbrıs’ın güneyinde de gerçekleşen barış aktivistlerinin katılımıyla ara bölgede bulunan Antropoloji Laboratuvarı’na iki toplumlu ziyaret gerçekleştirdi.
Ziyarette komite üyeleri Gülden Plümer Küçük, Nestoras Nestoros ve Paul-Henri Arni yanında bilim insanları ile de görüşme gerçekleştirildi. Görüşmenin ardından ise basına Türkçe ve Rumca açıklama yapıldı.
Ziyaretin amacının Ada’nın bölünmüşlüğünün yıl dönümünde ‘yüzleşme’ olgusunu ön plana çıkartmak maksadıyla gerçekleştirildiğini açıklayan Dayanışma, ancak kapsamlı bir yüzleşme sürecinin yıllardır yok sayılan acıların aydınlatılmasına yardımcı olacağını ve demokrasi, eşitlik, adalet ve insan hakları temeline dayanan bir siyasi kültürün barışı inşa edebileceğini vurguladı.
Dayanışma tarafından ziyarette okunan iki dilli açıklamada “ülkemizin karanlık geçmişi ile bir kez daha yüzleşmiş bulunmaktayız” ifadelerine yer verilerek, Laboratuar’daki görüntülerin barışa bu ülkenin ne kadar çok ihtiyacı olduğunu açıkça gösterdiğini vurgulandı.
Basın açıklamasını Türkçe olarak Dayanışma aktivisti Fezel Nizam ile Rumca olarak barış aktivisti ve çevirmen Maria Saikalli okudu.
“Kendini mağdur gösteren, çatışmacı ve karşılıklı suçlama kültürüne dayalı geleneksel anlayış yerine barış kültürünü, yakınlaşmayı, işbirliğini, dayanışmayı, karşılıklı anlayış ve empatiyi hedefleyen toplumsal dönüşüm gereklidir” ifadelerinin yer verildiği açıklamada, “yaşananların bir daha yaşanmaması ve acılarımızın bir kez daha tekrar etmemesi, adamızın kalıcı federal bir çözüme ulaşabilmesi ile mümkün olacaktır. Verdiğimiz mücadeleyi, barış ve federasyon yönünde güçlendireceğimizi bir kez daha vurgularız” denildi.
Yüzleşerek barışacağız
Ziyaretin amacının geçmiş ile yüzleşme ihtiyacından kaynaklandığını belirten Dayanışma, açıklamada şunları vurguladı: “Geçmişle yüzleşmek, yüzleşebilmek için çeşitli alanlar ve imkanlar yaratmak; temelleri sağlam bir geleceği kurmak, toplumsal barışı yerinden oluşturabilmek için gerekli ve önemlidir. Yaşananların görmezden gelinmesiyle ya da acıları suistimal ederek oluşturulacak politikaların bu ülkeye faydası olmayacaktır”
Tarihe tanıklık edenlere açık çağrı
1963-64 ve 1974 olaylarında hayatlarını kaybetmiş tüm Kıbrıslıları saygı ile andıklarını ifade ettikleri açıklamada Dayanışma, “hala kayıp olan insanlarımızın kalıntılarına ulaşabilmek, ailelerin acılarını ve yaslarını bir nebze olsun azaltabilmek ve kayıp yakınlarının yarım asırdır süren acılı bekleyişlerinin son bulmasını sağlamak bizler için oldukça önemlidir. Bu sebeple o döneme tanıklık etmiş herkese buradan çağrımızdır. Lütfen kayıpların gömü yerleri ile ilgili bilgilerinizi Kayıp Şahıslar Komitesi ile paylaşın” diyerek, açık çağrı yaptı.
Özür dilenmeli
Açıklamada ayrıca her iki tarafın da yaşananlardan dolayı özür dilenmesi gerektiği ifade edilerek, “tüm tarafların samimi bir şekilde “özür dilemesinin” önünün açılmasını da yüzleşme sürecinin önemli parçalarından birisi olarak görmekteyiz. Özür Diliyoruz” denildi.
Dayanışma tarafından ziyarette Türkçe ve Rumca olarak okunan açıklamanın tam metni:
Adamızın tarihinin şiddetle şekillendiği dönüm noktalarından biri olan 20 Temmuz 1974’ün 42. Yıl dönümünden bir gün uzaktayız. 42 yıl sonra bugünü provokatif nutuklar ile yaşanılan acıları sömürerek kutlamak değil, acılarımızla yüzleşerek hatırlamak istiyoruz. Yaşanılan acıların karşılıklı olduğunu vurgulayıp, barış ve birlikteliği kucaklayacak bir neslin yetişeceği bir Kıbrıs’ı arzu ediyoruz.
Kayıp Şahıslar Komitesi’ne ait Antropoloji Laboratuvarı’nı ziyaret ederek ülkemizin karanlık geçmişi ile bir kez daha yüzleşmiş bulunmaktayız. Bugün laboratuvarda görmüş olduğumuz kayıp hayatlara ait kalıntılar, ülkemizde çözüme ve barışa ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu bizlere tüm çıplaklığıyla yeniden ve daha da güçlü bir şekilde göstermiştir.
Ada geçmişinin cinayetler, göçler, işgaller, tecavüzler ve çok büyük acılar içinden geçmiş olduğunu görüyoruz. Kendini mağdur gösteren, çatışmacı ve karşılıklı suçlama kültürüne dayalı geleneksel anlayış yerine barış kültürünü, yakınlaşmayı, işbirliğini, dayanışmayı, karşılıklı anlayış ve empatiyi hedefleyen toplumsal dönüşüm gereklidir. Yaşananların bir daha yaşanmaması ve acılarımızın bir kez daha tekrar etmemesi, adamızın kalıcı federal bir çözüme ulaşabilmesi ile mümkün olacaktır. Verdiğimiz mücadeleyi, barış ve federasyon yönünde güçlendireceğimizi bir kez daha vurgularız.
Geçmişle yüzleşmek, yüzleşebilmek için çeşitli alanlar ve imkanlar yaratmak; temelleri sağlam bir geleceği kurmak, toplumsal barışı yerinden oluşturabilmek için gerekli ve önemlidir. Yaşananların görmezden gelinmesiyle ya da acıları suistimal ederek oluşturulacak politikaların bu ülkeye faydası olmayacaktır.
1963-64 ve 1974 olaylarında hayatlarını kaybetmiş tüm Kıbrıslıları saygı ile anarken, hala kayıp olan insanlarımızın kalıntılarına ulaşabilmek, ailelerin acılarını ve yaslarını bir nebze olsun azlatabilmek ve kayıp yakınlarının yarım asırdır süren acılı bekleyişlerinin son bulmasını sağlamak bizler için oldukça önemlidir. Bu sebeple o döneme tanıklık etmiş herkese buradan çağrımızdır. Lütfen kayıpların gömü yerleri ile ilgili bilgilerinizi Kayıp Şahıslar Komitesi ile paylaşın.
Bu anlamda konuya dahil olmuş tüm tarafların samimi bir şekilde “özür dilemesinin” önünün açılmasını da yüzleşme sürecinin önemli parçalarından birisi olarak görmekteyiz.
Özür Diliyoruz.