Cazın disiplinlerarası yolculuğu

Lefkoşa’nın önemli kültür-sanat duraklarından Rüstem Kitapevi tarafından gerçekleştirilen Paneller Serisi Caz teması ile devam etti.

Murat OBENLER

Lefkoşa’nın önemli kültür-sanat duraklarından Rüstem Kitapevi tarafından gerçekleştirilen Paneller Serisi Caz teması ile devam etti. 26 Aralık Salı gecesi saat 18.00’da başlayan ve Rüstem’s Literary Club altında gerçekleştirilen panellerin yedincisi olan “Tema: Caz” gecesinde Okan Ersan-Jazz Fusion, Mete Hatay-Caz Sineması, Zeki Ali-Şiir ve Caz ve Bulut Ünvan-Roman ve Caz konulu sunumlar yaptılar. Salamis Ayşegül Şentuğ tarafından organize edilen, Melisa Karanlık’ın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte katılımcılar caz müziğinin tarihiyle ilgili bilgiler verirken caz müziğinin şiir, roman ve sinema ile ilişkisi ve cazın fusion türüyle olan etkileşimine değindiler.
 

Ersan: “Özgürlükçü, deneysel, farklı bir lezzet yaratan, sınırları zorlayan bir müzik türü”
Melisa Karanlık tarafından katılımcıların özgeçmişlerini de okuduğu gecede ilk sözü alan gitarist, besteci ve kayıt sanatçısı Okan Ersan fusion caz müziği üzerine yaptığı konuşmada bu müziğin doğaçlama, farklı türlerin karışımı ve özgürlük kavramı ile açıklanabileceğini kaydederek fusıon cazın hem caz tabanlı hem özgürlük tabanlı ama kendi içinde de kuralları olan deneysel, farklı bir lezzet yaratan, sınırları zorlayan bir müzik türü olduğunu ifade etti. Sorulan bir soru üzerine günümüzde cazın kendi limitlerini zorlamak için, hayal gücü ve vizyonla yapılan bir tarza dönüştüğünü ifade eden Ersan hiçbir zaman caz müziğinin popüler olacağını sanmadığını belirtti.
 

Ali: “Şiir ile caz aslında bir araya gelmedi, adeta birlikte doğdu”
Şair Zeki Ali şiir ile cazın aslında bir araya gelmediğini, adeta birlikte doğduğunu söyleyerek bu birlikte doğumun gelişim süreçlerini sanatseverlerle paylaştı. Dünyada, Türkiye’de ve Kıbrıs’ta şiirlerinde caz tamalarını kullanan şairleri de sıralayan Ali, ülkemizde şairlerle cazın bir araya gelmesini sağlayacak caz festivalleri olmasını talep etti.
 

Hatay: “Irkçılık Amerika’da siyah müzisyenlerin sinemada yer almalarının önünde hep büyük bir engel olarak durdu”

Araştırmacı yazar, müzisyen, ressam Mete Hatay caz ve sinemanın beraber, paralel ve içi çe ortaya çıktığını söyleyerek ABD’deki ırkçı yaklaşımlardan dolayı siyahların caz müziği icra etmeleri yoluyla sinemada yer almalarının çok zorlu süreçlerden geçtiğini kaydetti. Harlem Rönesansı döneminden ve Caz Age döneminden örneklerle bahseden Hatay, o dönemlerde siyahlara karşı stereotiplerin gerek filmlerde gerek çizgi sinemada yaşanmaya devam ettiğini ve siyah müzisyenlerin önünde hep bir engel olarak durduğunu vurguladı. İlk siyah film müziğinin Fransa’da yapıldığını ve bu sürecin de French Noır filmlerinin değişmez sesi olduğunu belirten Hatay, ünlü trompetçi Miles Davis’in 1958’deki Fransız yapımı Ölüm Asansörü(İdam Sehpası) filmini izleyerek üzerine 90 dk. doğaçlama müzik yapması ile ilk kez siyah müzisyenlerin sinemaya girdiğini vurguladı. Daha sonra Amerikan Noır sinemasının da caz müziğini bol bol kullandığını ve 1970’lerde fusıon türünün keşfiyle beraber sinemada daha çok deneysel film müziği üretilmeye başlandığının altını çizen Hatay, bu ivmenin bugün de devam ettiğini de sözlerine ekledi.
 

Ünvan: “Hayatın insansızlaştırıldığı 21.y.y.’da bir insanın kendiyle kalarak bir müzik yapması, bir kitap okuması, mesela Duke Ellington dinlemesi oldukça politiktir”

Yazar, radyo programcısı, internet dergisi editörü Bulut Ünvan ise edebiyat ile caz müziğinin ilişkisine değinerek dünya edebiyatından ve caz müziğinden kişilerle örnekler verdi. Hiçbir sanat eserinin toplumsal mesaj veren bir şey olmaması gerektiğini dile getiren Ünvan, ev ödevi gibi yapılan sanat olmaması gerektiğini söyledi. Ne cazın sadece caz ne de edebiyatın sadece edebiyat olduğunu vurgulayan Ünvan, “Hayatın insansızlaştırıldığı 21.yüzyılda bir insanın kendiyle kalarak bir müzik yapması, bir kitap okuması, mesela Duke Ellington dinlemesi oldukça politiktir.” dedi.

Kültür & Sanat Haberleri