Nur Çetiner
nrctnr@gmail.com
Kıbrıs’ın Kuzeyi Gençlik Araştırması Mart 2024 raporuna göre 15-24 yaş grubundaki gençlerin %71’i gelecekte başka bir ülkeye yerleşmeyi yani Kıbrıs’tan göç etmeyi planlıyormuş. Bu yaş grubundan oldukça büyük ve başka bir ülkeye yerleşmiş biri olarak ben de bu konu ile ilgili bir iki kelam etmek istedim. Neden bu kadar çok genç başka bir ülkeye gitmek istiyor? Yıllar önce benim jenerasyonum için de böyle bir araştırma yapılsa muhtemelen benzer bir yüzdelik ortaya çıkacaktı. Biz göç ettik, ben ve birçok arkadaşım ya Türkiye’de ya da Avrupa’nın çeşitli yerlerinde hayat mücadelesi veriyor. Göç etmek zorunda kalmak ya da okumaya gidip bir şekilde geri dönememek birçoğumuzu tatmin etmiyor diye düşünüyorum çünkü birçok göç etmiş insandan geri dönme planları duymaya devam ediyorum. Peki neden geri dönemiyoruz? Geri döndüğümüzde bulacağımız şartlar çoğumuza çekici gelmiyor. İş bulmak zaten başlı başına bir problem ama peki alt yapı sorunları, elektrik, internet vs. Yani aslında birçoğumuz için durum göç etmek değil geri dönecek bir yer bulamamak. Daha iyi iş imkanları veya sosyal imkanlar sebebiyle gittiğimiz yerde kalıyoruz ama aslında buralarda hep bir eğretilik hali de devam ediyor. Aynı dili konuştuğunuz başka bir ülkede olsanız da aslında konuştuğunuz karşı tarafa hiçbir zaman tam anlamıyla geçmiyor. “Ay ne tatlı ya” gibi tepkilerle ciddi bir konu da konuşsanız anında değeri sıfırla çarpılabiliyor. O zaman onlar gibi konuşmaya başlıyorsunuz bu sefer de hiçbir zaman kendinizi tam olarak ifade edemiyorsunuz, bazen kendinizi anlamsız cümleler kurarken bulabiliyorsunuz. Kendi dilimizin, aksanımızın sevimlilik parantezine alındığı yerlerde, kimliğimizden de ödün vermeye başlıyoruz. Rapora göre gençlerin %60’ı kendini Kıbrıslı Türk olarak tanımlarken %36’sı da Kıbrıslı olarak tanımlıyor. Başka bir deyişle, %96 kimliğini doğrudan Kıbrıs üzerinden tanımlarken gençlerin sadece %0,9’u Dünya vatandaşı, %1,2’i ise kendini Avrupalı olarak tanımlıyor. Ama yazının başında da belirttiğim gibi gençlerin %71’i kendi benliğini tanımladığı yerde değil başka bir ülkede yaşamayı planlıyor. Belki de bu yüzden bir şekilde adadan göç etmiş olanların geri dönme planları hiç bitmiyor; çünkü sadece evimize değil, kendimize dönmek istiyoruz. Olduğumuz yerde sanki hep bir misafirlik halinde hissetme durumu hiç bitmiyor. Biz gurbette misafir gibi hissederken, adadaki gençler de kendi ülkelerinde yolcu gibi hissediyorlar. Raporda gördüğümüz o yüksek göç arzusu, aslında adanın bir bekleme salonuna dönüştüğünün kanıtı. Öte yandan, geri dönmemek sadece elektrik kesintisi korkusu değil, bir adalet ve liyakat korkusu. Raporda gençlerin siyasete duyduğu devasa güvensizlik, bizim neden orada değil de burada tutunmaya çalıştığımızın da cevabı aslında.
Bu araştırmanın bir diğer bulgusu da yeşil hattı geçme oranı. Kıbrıslı Türk gençlerin 15 ila 24 yaş grubunun %70’i yeşil hattan hiç geçmemiş. Bu inanılmaz yüksek bir rakam. 2002 yılında Çağla Güngör, Metis Yayınları’ndan çıkan Kıbrıslı Türk Gençleri Konuşuyor adlı kitabında 1974 harekatının hemen öncesinde ve sonrasında doğan o zaman 20’li yaşlarının sonunda olan gençlerle Kıbrıs sorununa ve Kıbrıslı Rumlara olan bakış açılarına dair bir çalışma yapmıştı. Ben bu kitabı ilk defa muhtemelen 2015 yılında okuduğumda çok etkilenmiştim; çünkü benim için Rum tarafına geçmek veya Rumlarla bir şekilde etkileşimde bulunmak garip bir durum değilken bizden önceki jenerasyon karşı tarafa sadece tellerin ardından bakıyor ve kulaktan duyma hikayelerle diğer tarafla ilgili kurgularını kendileri oluşturuyordu. Fakat kapıların açılışından geçen yirmi yılı aşkın seneye rağmen gençlerin sadece %30’u adanın diğer yarısına geçiyormuş. Yani aslında günümüz gençliği için de Kıbrıslı Rumlar kafalarında oluşturdukları veya duydukları hikayelerdeki kişilerden ibaret. Öte yandan, kendi adasının diğer yarısına adım atmayan bir nesil, binlerce kilometre ötedeki ülkelerde gelecek arıyor. Bu bir çeşit yanı başındakine yabancılaşma hali. Kapılar fiziksel olarak açıldı ama zihinlerdeki o tel örgüler hala yerli yerinde duruyor. Raporun bir diğer çarpıcı verisi olan Kıbrıslı Rum toplumuna duyulan %74’lük güvensizlik, bu geçmeme halinin sadece bir tercihten ibaret olmadığını, köklü bir ötekileştirme ikliminin devam ettiğini de gösteriyor. Kendi yanı başındakine bu kadar yabancılaşmış, kendi evinde yolcu gibi hisseden bir gençlik için gitmek, belki de sadece bir mekân değişikliği değil, bu “aşılmaz” sınırların dışına çıkma arzusudur. Sonuç olarak; (hâlihazırda göç etmiş biri olarak bunu söylemek artık bana düşmese de) asıl mesele bu adayı bir bekleme salonu olmaktan çıkarıp, gençlerin hem kendisi olabileceği hem de kök salabileceği bir ev haline getirebilmektir.
Yazıda Kullanılan Kaynaklar:
Kıbrıs’ın Kuzeyi Gençlik Araştırması, Sivil Alan – AB Sivil Toplum Teknik Destek Birimi, 2024.
Güngör, Çağla. Kıbrıslı Türk Gençleri Konuşuyor. İstanbul: Metis, 2002.