Türkiye Cumhuriyeti (TC) ile KKTC arasında imzalanan 25 yıllık fiber optik protokolü bugün Cumhuriyet Meclisi Hukuk Komitesi'nde ele alındı. Komite toplantısına katılmak üzere Meclise giden 5 sendika yetkilisi sürece ilişkin eleştirilerde bulundu; komitede protokole onay verilmemesini istedi.
Sendikalar protokolün onaylanmasının olumsuz sonuçlar doğuracağını; kamunun bilerek ve isteyerek zarara uğratılacağını öne sürdü. Tel-Sen "25 yıllık fiber optik protokolü tutsaklık mahkûmiyetidir" vurgusunda bulundu.
Kıbrıs Türk Kamu, Ulaştırma, Haberleşme, Bilişim Teknolojileri ve Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen) Başkanı Hakan Üredi, Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen) Genel Başkanı Aslan Bıçaklı, Bilgisayar Mühendisleri Odası (BMO) Genel Sekreteri Esat Gürhan ve İnternet Servis Sağlayıcıları Birliği (İSSB) Başkanı Olgu Tansuğ komite toplantısı öncesinde basına açıklamalarda bulundu.
Tel-Sen Başkanı Hakan Üredi:
“Telekominikasyon Dairesi stratejik bir kurum, mağdur edilmeye çalışılıyor”
Tel-Sen Başkanı Hakan Üredi konuşmasında protokolü “tutsaklık mahkûmiyeti” olarak değerlendirdi; protokolün uygulanmasının "yanlış olduğunu", sendikanın bunu defalarca dile getirdiğini ve getirmeye devam edeceğini söyledi.
"Hiçbir ülkenin ve Başbakanın fiber optik altyapısını 25 yıllığına başka ülkeye devretme lüksü olmadığını" belirten Üredi, "Anladığımız netice, usul doğruysa esasın eğri olmasının hiçbir önemi yoktur.” dedi. Üredi, Hukuk Komitesi toplantısından bugün muhtemelen bir onay çıkarılacağını, dolayısıyla tünelin ucuna gelindiğini kaydetti.
Üredi, bazı bakan ve milletvekillerinin siyasi baskı altında olduklarını açıkça ifade ettiklerini de ileri sürdü.
Telekominikasyon Dairesi’nin stratejik bir kurum olduğunu hatırlatan Üredi, hem dairenin hem de 1500 çalışanın yer aldığı internet servis sağlayıcılarının mağdur edilmeye çalışıldığını savundu. Üredi, bu sürecin yanlış olduğunu defalarca dile getirdiklerini vurgulayarak, bunu bugün yine komitede dile getireceklerini yineledi.
Ülkenin “gelirlerinin, kurum kuruluşlarının 25 yıllığına bir tekele devredilmeye çabalandığı" iddiasında bulunan Üredi, sendika olarak bu çabanın önünde durmaya çalıştıklarını belirtti. Bu "yanlıştan" dönülmesi gerektiğini, büyük negatif sonuçlar doğuracağını da belirten Üredi, kamunun bilerek ve isteyerek zarara uğratılacağını öne sürdü.
Hukuk Komitesi’nde protokole onay verilmesi durumunda, karara onay verenleri halk meclisinde ifşa edeceklerini de kaydeden Üredi, her seçimde, her dönemde onay verenlerin neler yaptığını, nelere onay verdiklerini açık açık paylaşacaklarını belirtti.
Türk-Sen Genel Başkanı Aslan Bıçaklı:
“Böyle bir yetkiniz yok”
Türk-Sen Genel Başkanı Aslan Bıçaklı da hükümette yer alan partilerin ülkenin malı olan değerleri satma ya da kiralama yetkileri olmadığını savunarak, “İddiamdır ki şu anda hükümette bulunan partilerin ülkenin malı olan değerleri satma ya da kendi süreleri dışındaki bir sürede kiralama yetkileri yoktur.” dedi.
Bıçaklı, hükümetin tüm memleketi “parselleyip sattığını” savunarak, “Memlekette ne havaalanı, ne liman, ne eğitim, ne sağlık bıraktılar. Enerjinin yarısı yok.” iddiasında bulundu. Bıçaklı, şimdi sıranın telefona geldiğini belirterek, söz konusu anlaşma ile haberleşme sektörünün “teslim edildiğini” söyledi.
Üç-beş aylık süresi olduğunu savunduğu hükümetin Telekominikasyon Dairesi’ni 25 yıllığına Türk Telekom'a teslim edemeyeceğini söyleyen Bıçaklı, “Böyle bir yetkiniz yok.” dedi.
Süreçle ilgili olarak kimsenin haberi ve bilgisi olmadığını da söyleyen Bıçaklı, “Ben yaparım olur” anlayışıyla hareket edildiğini savundu.
Bıçaklı, Ulusal Birlik Partisi ve milletvekillerine de seslenerek, ne bugünkü komitede ne de Genel Kurul’a gelmesi halinde söz konusu yasaya onay verilmemesini istedi ve bunun siyasi hesabının sorulacağını söyledi.
Bıçaklı, “Ben bu ülkenin bir çocuğu ve 5 bin üyeli bir federasyonun başkanı olarak size bu ülkenin insanlarının malı olan Telekominikasyon Dairesi’ni kiralama veya satma yetkisi vermiyorum.” diyerek, siyasilerin halk adına Meclis’te oturdukları hatırlatmasında bulundu.
BMO Genel Sekreteri Esat Gürhan:
“Hala fizibilite raporunu görmedik”
BMO Genel Sekreteri Esat Gürhan da, sürecin başından bu yana olayın teknik tarafında yer aldıklarını belirterek, hala Maliye Bakanlığı’nın elinde olduğu söylenen fizibilite raporunu görmediklerini söyledi.
Kendilerinin önceki komisyon toplantısında teknik olarak nelerin sıkıntılı olduğunu ve çözümleriyle ilgili detaylı bir rapor paylaştıklarını aktaran Gürhan, komitede ve omazsa Genel Kurul'da bu "yanlıştan" dönülmesini umut ettiğini belirtti. Gürhan, “Bu ülkenin bir evladı olarak en son ihtimal de Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman'a kalıyor.” şeklinde konuştu.
Gürhan, protokolün Anayasa’ya aykırı olduğu noktalar bulunduğunu da savunarak “Protokolün Anayasa Mahkemesi’ne sevki umarım gerçekleşir ve bizlerin de desteğiyle revize edilir, düzenlenir. Bu sayede ülkemiz 2026 yılına geldiğimiz bu dönemde fiber altyapıya kavuşur.” dedi
Süreçle ilgili olumlu düşmek istediklerini de kaydeden Gürhan, “İnşallah sesimiz duyuluyordur.” şeklinde konuştu.
İSSB Başkanı Olgu Tansuğ:
“Bugün sadece siyasi bir karar üretmeyecekler, vicdani bir karar üretecekler”
İSSB Başkanı Olgu Tansuğ ise açıklamasında, defalarca konuyla ilgili görüşme yaptıklarını ve ilgili protokolde yer alan riskli, sakıncalı maddeleri kendilerine anlattıklarını dile getirdi.
Siyasilerin bunun siyasi bir karar olduğunu söylediğini de öne süren Tansuğ, bugün siyasetçilerden ilk kez siyasi bir karar üretmemelerini beklediklerini vurguladı.
Tansuğ, bir “talimat” olduğunu ve siyasilerin bu “talimata uymak zorunda” olduklarını ifade ettiklerini de savunarak, "Dolayısıyla siyasiler bugün sadece siyasi bir karar üretmeyecekler, vicdani de bir karar üretecekler” şeklinde konuştu.
Bugün toplumun çok büyük bir bölümünü etkileyecek bir kararın oylanacağını aktaran Tansuğ, temennilerinin toplumun yararına, kamu vicdanına dokunan bir karar üretilmesi olduğunun altını çizdi.
-Haber: Gülden Hacımevlüt Alyaz
-Fotoğraf: Timuçin Yıldırım