“2030 sonrası ortak hareket etmeye zorlanacağımız bir dönem olacak”

Yerbilim Mühendisleri Odası Eski Başkanı Oğuz Vadilili, Kıbrıs’ta doğalgaz kullanımının önemine işaret ederek, bu bağlamda Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine boru hattıyla doğalgaz getirilmesi projesini değerli bulduğunu söyledi.

Ödül AŞIK ÜLKER

Yerbilim Mühendisleri Odası Eski Başkanı Oğuz Vadilili, Kıbrıs’ta doğalgaz kullanımının önemine işaret ederek, bu bağlamda Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine boru hattıyla doğalgaz getirilmesi projesini değerli bulduğunu söyledi.

“Projeye dahil olup, ülkemizin ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda şekil almasını sağlamalıyız” diyen Vadilili, “Planlanan deniz boru hattı en iyi ihtimalle 2030 yılında bitse, gerekli hazırlık için en az 4 yılımız vardır. Hazırlık yapmadığımız takdirde, doğanın boşluk kabul etmeyeceği gerçeğiyle, bizim adımıza bunu yapmaya talip olacak olanlar elbette olacaktır. Hatta belki de belirlenmişlerdir bile” diye konuştu.

Vadilili, Vahşi sermayenin projeye olabilecek etkilerini aklımızdan çıkarmamalıyız. Elektrikte AKSA örneğinin milyar dolar ile ifade edilen maddi bedelini, hala bu toplum ödemektedir. Projenin kurumlarımızı hiçe sayarak, kuralsız ve denetimsiz bir şekilde, vahşi sermaye tarafından kar maksimizasyonunu hedefleyen ekonomik anlayış içerisine çekilmesine karşı tedbirli, bilgili ve devlet olarak hazır olmalıyız” diye konuştu.

Vadilili, Kıbrıs’ın kuzeyine doğalgaz getirmek istendiği söylense de, yatırım maliyeti ve boru çaplarına bakıldığında, söz konusu projenin sadece Kıbrıs’ın kuzeyine doğalgaz getirmek için ekonomik bir yatırım olmadığını söyledi.

Vadilili “Esas amaç orta vadede, TC devletinin, Doğu Akdeniz gazını, Türkiye ana karasına taşımak istemesidir. Belki de, oradan da, Avrupa’ya taşınması için altyapı hazır edilmek isteniyor” diye konuştu.

Doğu Akdeniz gazının olası, bir boru hattıyla, Avrupa’ya taşınması için en ekonomik ve güvenli güzergahın Türkiye üzerinden olduğunu herkesin kabul ettiğine dikkat çeken Oğuz Vadilili, Kıbrıs’ın kuzeyine döşenecek boru hattının hazır hale getirilmesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin söz konusu güzergahı arzuladığının güçlü bir irade beyanı olarak algılanması gerektiğini belirtti.

Vadilili şu ifadeleri kullandı:

“TPAO, daha önce yaptığı gibi, Doğu Akdeniz’de kazdığı kuyularda gaz bulsa dahi, bu gaz Rumların ve Türklerin ortak malıdır. Her ikisinin de onayı olmaksızın kullanılamayacağı gerçeği vardır. Yani boru hattı, TPAO’nun kazacağı ve bulacağı gazı nakletmek için değildir. Sonuç olarak, döşenecek boru hattına Doğu Akdeniz gazı doldurulup, Türkiye Cumhuriyeti’ne aktarılması bölgede bir uzlaşıya bağlıdır. Öyle görünüyor ki, 2030 ve sonrası Kıbrıs’ın hem kuzeyi, hem de güneyinin ortak hareket etmeye zorlanacağı bir dönem olacaktır.”

“Projenin ülkemizin ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda şekil almasını sağlamalıyız”

Soru: TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kıbrıs’a doğalgaz boru hattı çekmek üzere bir çalışma başlattıklarını açıkladı. Bu projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vadilili: Doğalgaz kullanmak ülkemiz için önemlidir. Bu bağlamda bunu değerli buluyorum. Projeye dahil olup, ülkemizin ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda şekil almasını sağlamalıyız. Projenin ana sebepleri, Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-İran savaşı, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi ve ticarete kapanması, bunlardan kaynaklı Avrupa’nın doğalgaz tedarikini çeşitlendirme arzusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin de son dönemde gelişen Kıbrıs Cumhuriyeti-Yunanistan-İsrail yakınlaşmasına karşı bir satranç hamlesi ihtiyacı olarak görülmektedir.

Soru: Bu gaz Kıbrıs’ta hangi amaçla ve nasıl kullanılabilir?

Vadilili: Kıbrıs adasında doğalgaz, öncelikli olarak elektrik üretiminde kullanılabilir. Sonraki aşamalarda, doğalgazın sanayi ve evsel kullanımı da planlanabilir. Elektrik üretimi dışındaki kullanım, direk doğalgaz tüketimi şeklinde olabileceği gibi, gazın elektrik enerjisine dönüştürülerek, şimdiki şekliyle kullanımı da olabilir. Ayrıca, doğalgazın direk evsel ve sanayi amaçlı kullanılması, sektörel bir değişim de getirecektir. Örneğin, LNG yani sıvılaştırılmış doğalgaz kullanan otobüslerde, ısınma ve ocaklarda kullandığımız LPG yani sıvılaştırılmış petrol gazı yerine doğalgaz tüketimi, satışın gerçekleştirilmesi bir sektörel değişime neden olacaktır.

“Fizibilite çalışması başlatılmalı”

Soru: İhtiyaç duyulacak doğalgaz miktarı nedir?

Vadilili: Doğalgazı, elektrik enerjisinde kullanmaya başlayacağımız tarihi 2030 olarak kabul edersek, Kıbrıs’ın kuzeyinde üretilen elektriğin tamamı için, yaklaşık yılda 600 milyon metreküp gaza ihtiyaç olacağı tahmin edilmektedir. Bu miktarı baz kabul edip, yaklaşık %5-7’lik artışla ilerisi için de projeksiyon yapabilirsiniz. Yine 2030 için, Kıbrıs’ın güneyinin de 1.3-1.5 milyar metreküp doğalgaz tüketmesi gerekir.

Doğalgaz ile elektrik üretiminin, fuel oile göre ekonomik olabilmesi için, gazı kaça aldığınızın yanında, enerjiyi hangi tip santralle ürettiğiniz de çok önemli. Mesela, 1 MWh enerji için KIB-TEK buhar türbini yaklaşık 290 metreküplük gaza ihtiyaç duyacakken, dizel santral yaklaşık 210, kombine çevrim doğalgaz santrali ise yaklaşık 160 metreküp gaza ihtiyaç duyacaktır. Bunun için de, şimdiden ilgili meslek sahibi ve yetkili kişiler tarafından ülkemizde bir fizibilite çalışması başlatılması gerekmektedir.

“Esas amaç, Doğu Akdeniz gazını Türkiye ana karasına taşımak”

Soru: Projenin detaylarına dair bilginiz var mı?

Vadilili: Sadece kuzeyin değil, tüm adanın ihtiyacını karşılayabilmek için 16-18 inç çapında tek bir boru, fazlasıyla yeterlidir. Anlaşılan, 28-32 inç çapında iki boru projelendirilmektedir. Örneğin, Türk Akım Doğalgaz Boru Hattı projesinde kullanılan boruların çapı da 32 inç (810 mm)’dir. Deniz geçişi, toplam 31.5 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine sahip iki hattan oluşmaktadır. Bizim adamızın tamamının elektrik üretimi için ihtiyacı 2030’da toplamda 2 milyar metreküptür. Yatırım maliyeti, en büyük yatırım kalemi olan deniz boru mesafesiyle doğrudan orantılıdır, mesela piyasada 1 km’lik deniz geçişi için 1.5-2 milyon dolarlık maliyet söz konusudur. Yakın zamanda Kıbrıs’ın kuzeyine doğalgaz getirmek istendiği söylense de, yatırım maliyeti ve boru çapları dikkate alındığında, sadece Kıbrıs’ın kuzeyine doğalgaz getirmek ekonomik bir yatırım değildir. Esas amaç, orta vadede TC devletinin, Doğu Akdeniz gazını, Türkiye ana karasına taşımak istemesidir. Belki de, oradan da, Avrupa’ya taşınması için altyapı hazır edilmek isteniyor.

“TC, kendi satın aldığı gazı verecek”

Doğalgaz muhtemelen, Türkiye Hatay Dörtyol’da bulunan BOTAŞ Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma (FSRU) Terminali’nden karşılanacaktır. Bu tesislerde, başta Amerikan LNG’si olmak üzere, birçok ülkeden tedarik edilen LNG doğalgaza dönüştürülmektedir. Bu bölge, Bakü-Tiflis-Ceyhan Doğalgaz Boru Hattı ve İran-Türkiye Boru Hattı ile de bağlantılıdır. Eğer Kıbrıs adasına daha yakın bir yerden boru hattı döşenecekse, Türkiye karasında da boru hattı döşenmek zorunda kalınacaktır. Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti doğalgazda dışa bağımlı bir ülkedir. Bize de, kendi satın aldığı gazı verecektir.

Fiyatlandırma...

Soru: Fiyatlandırma nasıl olabilir?

Vadilili: Doğal gaz alım anlaşmaları, tek ve sabit bir fiyat üzerinden yapılmıyor. Kimi zaman petrol fiyatlarına, kimi zaman TTF, HENRY HUB gibi vadeli işlemler piyasasındaki fiyatlara bağlı formüller üzerinden ve kısa-orta-uzun vadeli olarak yapılabiliyor. Kimi zaman, hem petrole, hem gaza bağlı fiyat formüllerinde de anlaşılıyor. Örneğin İran ile anlaşma %100 Brent fiyatına endeksli formülle, Rus ve Azerbaycan anlaşmaları %30 petrol, %70 TTF’ye bağlı fiyat formülleri üzerinden yürüyor. Ya da anlık bir açık varsa, spot piyasadan alınıyor. Ayrıca TC, çeşitli ülkelerden LNG alıyor. Çoğu zaman spot piyasa üzerinden alıyor. 2024’de imzalanan anlaşmayla, Amerikan devi Exxon Mobil’den 10 yıl süreyle, her yıl yaklaşık 2.5 milyon tona kadar LNG tedarik etmeye başladı. Bu gazların hangisi veya hangileri için başka ülkeye ihraç etme hakkı yani re-export var? Örneğin, TANAP ve Türk Akım’dan gelen gazla, birer paralel hat aracılığıyla, Doğu Avrupa besleniyor. Azerbaycan-Güney Kafkasya Gaz Boru Hattı’ndan gelen gazın bir kısmı Yunanistan’a re-export ediliyor. Şimdi esas soru şu; biz kimden alınan, hangi formülle fiyatlandırılan gazı, hangi formülle fiyatlandırıp alacağız? Kullanacağımız elektrik fiyatlarını öngörebilmek için, bunun çalışılması ve ülkemizin de çıkarına olacak bir anlaşmayla kayıt altına alınması gerekir.

“2030 ve sonrası, Kıbrıs’ın hem kuzeyi, hem de güneyinin ortak hareket etmeye zorlanacağı bir dönem olacak”

Soru: Projenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin son dönemde gelişen Kıbrıs Cumhuriyeti-Yunanistan-İsrail yakınlaşmasına karşı bir satranç hamlesi ihtiyacı olarak görüldüğünü söylediniz. Kıbrıs açısından bu ne anlama geliyor?

Vadilili: Taraflı tarafsız herkes kabul ediyor ki, Doğu Akdeniz gazının olası bir boru hattıyla Avrupa’ya taşınması için en ekonomik ve güvenli güzergah Türkiye üzerindendir. Kuzeye döşenecek boru hattının hazır hale getirilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu güzergahı arzuladığının güçlü bir irade beyanı olarak algılanmalıdır. TPAO’nun daha önce yaptığı gibi, Doğu Akdeniz’de kazdığı kuyularda gaz bulsa dahi, bu gaz Rumların ve Türklerin ortak malıdır. Her ikisinin de onayı olmaksızın kullanılamayacağı gerçeği vardır. Yani boru hattı, TPAO’nun kazacağı ve bulacağı gazı nakletmek için değildir. Sonuç olarak, döşenecek boru hattına Doğu Akdeniz gazı doldurulup, Türkiye Cumhuriyeti’ne aktarılması bölgede bir uzlaşıya bağlıdır. Öyle görünüyor ki, 2030 ve sonrası Kıbrıs’ın hem kuzeyi, hem de güneyinin ortak hareket etmeye zorlanacağı bir dönem olacaktır. Türkiye’nin son dönemdeki “değerli yalnızlık politikası” sonucu ortaya çıkan Kıbrıs Cumhuriyeti-Yunanistan-İsrail yakınlaşması ürünü Eastmed Projesi ise hayali bir projeden öteye geçemeyecektir.

“Doğalgaz, fuel oil ile kıyaslandığında çok daha çevreci”

Soru: Kıbrıs’ın kuzeyinde, mevcut elektrik üretimi sırasında ortaya çıkan doğa kirliliği aşikar. Doğalgaz kullanımının çevre açısından ne gibi artıları olur?

Vadilili: Elektrik üretimi için fuel oil yakılmasından kaynaklanan ana emisyonlar kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (NOx), partiküler madde (PM, toz) ve karbonmonoksit’tir (CO). Bunların ülkemizde, ne yazık ki limit değerlerin çok üzerinde salgılandığını artık herkes biliyor. Doğalgaz yandığında, ihmal edilebilir yani önemsiz miktarda kükürt oksitler (SOx) ve partiküler madde (PM10) üretir. Doğal gaza geçişle, kükürt oksit (SOx) konsantrasyonu belirgin şekilde düşecek, toz ise oluşmayacaktır. Dolayısıyla, fuel oil kullanımında gereksinim duyulan De-SOX ve PM arıtma sistemlerine de ihtiyaç duyulmayacaktır. Ayrıca, fuel oil kullanımından kaynaklı yakıt altı atık (slaç) da oluşmayacaktır. Doğalgaz, fuel oil ile kıyaslandığında çok daha çevreci bir yakıt türüdür.

“Yenilenebilir enerji, yerli enerji kaynağı olarak önemini artıracaktır”

Soru: Doğalgaza tam geçiş mi, yoksa hibrit bir model mi olmalı? Olası bir tedarik kesintisi durumuna karşı, ne gibi hazırlıkların yapılması gerekir?

Vadilili: Boru hattı ile doğalgaz tedariki, LNG’ye göre daha güvenlidir. Boru hatlarında mekanik bir problem çok düşük ihtimaldir. Doğalgaz tedariki ise, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki havuzdan aktarılacağı için gazı kesme riski de düşüktür. Elektrik enerjisi üretiminde, belirli bir miktar çift yakıtlı santraller, arz güvenliğini sağlamak adına, tercih edilmelidir. Yine, yenilenebilir enerji bu bağlamda yerli enerji kaynağı olarak önemini artıracaktır. Alt yapı organizasyonu kısa sürede yapılabilecek şeyler değildir. Tabii bunlar ilgili ve yetkili kişiler tarafından şimdiden düşünülmesi gereken şeylerdir.

“Gerekli hazırlık için en az 4 yılımız vardır”

Soru: Getirilmesi planlanan doğalgazla ilgili süreçler nasıl yönetilmeli?

Vadilili: Devletin, Türkiye’nin enerji alanındaki en büyük kamu iktisadi teşebbüslerinden biri olan Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) benzeri bir yapılanmaya gitmesi, doğalgazı ülkemizde yönetmek adına elzemdir. Ayrıca, doğalgazın karada boru hatlarıyla taşınması katı emniyet kurallarına bağlıdır. İstimlak ve emniyet kuralları ada ülkeleri için zorlayıcı olabilir. BOTAŞ “Ham Petrol ve Doğal Gaz Boru Hattı Tesislerinin Yapımı ve İşletilmesine Dair Teknik Emniyet ve Çevre Yönetmeliği” kullanıyor. Örneğin bu yönetmelik, boru hattı güvenliği için 30 metreye kadar elle kazı dışındaki işlemleri kısıtlar, 50 metre yakınında yapılaşmayı sınırlar ve korozyon/yangın önlemlerini zorunlu kılar. Ülkemiz içinde böyle bir tüzük gerekli olacaktır.

Planlanan deniz boru hattı en iyi ihtimalle 2030 yılında bitse, gerekli hazırlık için en az 4 yılımız vardır. Hazırlık yapmadığımız takdirde doğanın boşluk kabul etmeyeceği gerçeğiyle, bizim adımıza bunu yapmaya talip olacak olanlar elbette olacaktır. Hatta belki de belirlenmişlerdir bile...

“Vahşi sermayenin etkilerini aklımızdan çıkarmamalıyız”

Emeği ve doğayı korumak görevimizdir. Vahşi sermayenin projeye olabilecek etkilerini aklımızdan çıkarmamalıyız. Elektrikte AKSA örneğinin milyar dolar ile ifade edilen maddi bedelini hala bu toplum ödemektedir. Projenin kurumlarımızı hiçe sayarak, kuralsız ve denetimsiz bir şekilde, vahşi sermaye tarafından kar maksimizasyonunu hedefleyen ekonomik anlayış içerisine çekilmesine karşı tedbirli, bilgili ve devlet olarak hazır olmalıyız.

(Fotoğraflar: ARŞİV)

Haberler Haberleri