63 yıl geçti, geriye utanç kaldı

Çevrede boş boş duran yüzlerce insan vardı.Birden paltolarının altından kalın sopalar çıkardılar..Cadde boyunca dağılıp, önce vitrinlere sonra da öfkeyle dışarıya fırlayan dükkan sahiplerine vurmaya başladılar.

Yıl 1955'di.
Eylül'ün 6'sı.
İstanbul'da serin bir sonbahar akşamıydı.
Vural Öger henüz 13 yaşındaydı.
Dayısının elini tutmuş, İstiklal'de yürüyordu.
Rebul Eczanesi'nden limon kolonyası alacaklardı.
Ana cadde ve ara sokaklar o gün çok kalabalıktı.
Çevrede boş boş duran yüzlerce insan vardı.
Birden paltolarının altından kalın sopalar çıkardılar..
Cadde boyunca dağılıp, önce vitrinlere sonra da öfkeyle dışarıya fırlayan dükkan sahiplerine vurmaya başladılar.
Bir Rum başına aldığı darbeyle kan revan içinde çığlıklar atıyordu.
Sonrasını Vural Öger anlatıyor.
"Taksim’den Tünel’e kadar bütün dükkanlar tarumar olmuştu. Bir buçuk metre boyunda kumaşlar, buzdolapları, ev aletleri, çoraplar, sandviçler… Sopalarla dükkanlara giriyorlar, ne varsa kırıyorlar sonra da ‘Rum nerede Rum nerede’ diye dolanıyorlardı. Arkadaşlar anlattı, Taksim’deki kilisenin papazını tutmuşlar sünnet etmişler. Bütün Rum kiliselerine taaruz edildi. 17-18 papaz linç edildi.. Binlerce serseri ellerinde sopalarla Rumlar’ı dövmeye kalktı."


Olaylar iki gün sürdü..
Azınlıkların yaşadığı tüm mahalle ve semtler talan edildi.
Saldırganların hepsinde aynı tornadan çıkmış sopalar vardı..
Saldırılacak yerlere otobüslerle getirilmişlerdi..
Organize idiler..
Asker ve polis iki gün boyunca saldırganlara hiç müdahale etmedi..
Sonrası.. 
15 gayri müslüm öldürüldü..
300 kişi yaralandı..
30'dan fazla kadına tecavüz edildi..
4214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile fabrika, otel, bar gibi 5317 mekan talan edildi..
Kiliselerin içindeki kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal eşyalar tahrip edildi..
İstanbul'da bulunan 73 Rum Ortodoks kilisesinin tamamı ateşe verildi.
Rum ,Yahudi ve Ermeni mezarlıkları saldırıya uğradı..
Yıkılan, yağmalanan işyerlerinin yüzde 59'u Rumlar'a, yüzde 17'si Ermenilere, yüzde 12'si ise Yahudilere aitti..

Yıl 2018.
Aradan tam 63 yıl geçti..
1955 yılında İstanbul'da sayıları 100 bini bulan Rum nüfusu, şimdi sadece yüzlerle ifade ediliyor..
O dönem Özel Harp Dairesi'nde (Seferberlik Tetkik Kurulu) görevli olan, daha sonra dairenin başkanlığına getirilen ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekterliği yapan Tuğgeneral Sabri Yirmibeşoğlu'nun yıllar sonra yaptığı şu açıklama ise hiç unutulmadı.
"6-7 Eylül bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı."



| Sedat Kaya | Kefere’nin sessiz çığlıkları |

(* Yirmibeşoğlu’nun Kıbrıs’a dair şu sözleri de arşivlerde yerini aldı:
“Özel Harp'te bir kural vardır: Halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs'ta cami yaktık biz. Cami yakılır mesela...")